Ahmet Külahçı
Türkiye’deki darbe girişimini protesto etmek için
Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları ve Türk kökenli Alman vatandaşları bu
pazar günü Köln’de bir gösteri düzenlemek için izin aldı. Başta sağ popülist
Pro NRW (Kuzey Ren Vestfalya İçin) olmak üzere Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD),
Yeşiller’in, Hür Demokrat Parti’nin (FDP) ve Sol Parti’nin gençlik örgütleri de
karşı bir gösteri düzenlemek için harekete geçti. Aslında bundan daha doğal bir
şey olamaz. Ama ne yazık ki, bazı Alman politikacılar demokrasi, özgürlük ve
demokratlıkla bağdaşmayan bir tutum sergiledi. “Erdoğan yanlılarının” Köln’de darbe girişimini protesto
gösterisi düzenlenmelerinin Türkiye’nin iç politikasını Almanya’ya taşımak
anlamına geleceğini ileri sürerek, buna karşı çıktılar. Hıristiyan Sosyal
Birlik Partisi (CDU) Genel Sekreteri Andreas Scheuer, “Kim Türkiye’nin
içpolitikasında angajman göstermek istiyorsa, ülkemizi memnuniyetle terk edip,
Türkiye’ye geri dönebilir” diye bir açıklamada bulundu. Tıpkı Avusturya
Dışişleri Bakanı Kurz gibi.
***
Genelde “Şu ‘Bizim Almanlar’ı anlamak kolay değil” diye
yazarım hep. Değiştiriyorum. Şu ‘Bizim Avrupalılar’ı anlamak kolay değil. Hem
de hiç kolay değil. Hatta zor.
Sevsinler böyle demokratları
Zaman zaman ise imkansız.
Avrupalılar haklı olarak “Demokrasi, herkese eşit hak”
diye basbas bağırırlar.
Haklı olarak “Düşünceyi ifade özgürlüğü” diye basbas
bağırırlar.
Haklı olarak “Din özgürlüğü” diye basbas bağırırlar.
Haklı olarak “Herkese toplantı, gösteri düzenleme,
gösteriye katılma ve protesto hakkı” diye basbas bağırırlar.
Ama kendilerinden görmedikleri bu özgürlüklerden
yararlandıklarında veya yararlanmak istediklerinde nedense farklı düşünürler.
İşte bunun en bariz örneğini Türkiye’deki son darbe
girişiminden sonra gördük.
*
Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Türkiye’deki darbe
girişimi başkent Viyana’da Avusturya’da yaşayan Türk vatandaşları ve Türk
kökenli Avusturya vatandaşları tarafından da protesto edildi.
Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, darbe girişimini
protesto etmek için sokaklara dökülen, demokrasiye sahip çıkan bu demokratlara
sahip çıkma yerine “Türkiye’nin iç politikasında angajman göstermek isteyen
herkes ülkemizi terk edebilir” diye kendisi gibi çağdaş bir politikacıya hiç de
yakışmayan şaşırtıcı bir açıklama yaptı.
Türkiye’deki darbe girişimini protesto etmek için
Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları ve Türk kökenli Alman vatandaşları bu
pazar günü Köln’de bir gösteri düzenlemek için izin aldı.
Başta sağ popülist Pro NRW (Kuzey Ren Vestfalya İçin)
olmak üzere Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD), Yeşiller’in, Hür Demokrat
Parti’nin (FDP) ve Sol Parti’nin gençlik örgütleri de karşı bir gösteri
düzenlemek için harekete geçti.
Aslında bundan daha doğal bir şey olamaz.
Ama ne yazık ki, bazı Alman politikacılar demokrasi,
özgürlük ve demokratlıkla bağdaşmayan bir tutum sergiledi.
“Erdoğan yanlılarının” Köln’de darbe girişimini protesto
gösterisi düzenlenmelerinin Türkiye’nin içpolitikasını Almanya’ya taşımak
anlamına geleceğini ileri sürerek, buna karşı çıktılar.
*
Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CDU) Genel Sekreteri
Andreas Scheuer, “Kim Türkiye’nin içpolitikasında angajman göstermek istiyorsa,
ülkemizi memnuniyetle terk edip, Türkiye’ye geri dönebilir” diye bir açıklamada
bulundu.
Tıpkı Avusturya Dışişleri Bakanı Kurz gibi.
Oysa ki, bu gösteriye katılacakların önemli bir bölümünün
Alman vatandaşı olduğunu, onların çoğunun bu ülkede doğduğunu, başka bir
ülkeden gelmeyenin o ülkeye geri dönemesinin müküm olmayacağını Andreas
Scheuer’in de bilmesi gerekir.
Fransa’da, Belçika’da, Türkiye’de, Almanya’da ve dünyanın
neresinde olursa olsun ister aşırı İslamcılar ister başka teöristlerce
girişilen terör saldırıları sağduyu herkes tarafından kararlı bir biçimde
kınınmalıdır.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ama 2008-2012 yılları arasında Fransa Devlet Başkanı
olarak görev yapan ve gelcek yıl yapılacak seçimlerde yeniden aday olan Nicolas
Sarkozy, potansiyel İslamcı teröristlerin belirli yerlerde toplu olarak gözetim
altında tutulmasını gündeme getirdi.
Yani bir yerde Çağdaş Toplama Kampları önerdi.
Kimin potansiyel terörist olduğuna kimler ve nasıl karar
verecektir?
Demokratik hukuk devletlerinde böyle bir şey mümkün
müdür?
Bu nasıl demokratlıktır?
Bu ve benzer yaklaşımları duyunca insanın içinden
“sevsinler böyle demokratları (!)” demek geliyor.
İşte bu yüzden de “Şu ‘Bizim Avrupalılar’ı anlamak kolay
değil” diyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.