Sara Kohen
Büyükada tarihte Megale, Prinkipos, Demonissia, Prinkepo,
Kızılada, Prens Adası olarak birçok isimle anılmıştır. Büyükada’nın
trajedilerle dolu hikayesi 4. yüzyılda Konstantinopolis yani İstanbul’un Doğu
Roma’nın başkenti ilan edilmesi ile Adalarda kalıcı yerleşimle başlamıştır. Büyükada
Splendid Oteli 1911 yılında Osmanlı Müşiri Sakızlı Kazım Paşa tarafından
yaptırılmış, mimarılığını Kaludi Laskaris Kalfa yapmıştı.
Bizans döneminde Adalarda birçok manastır ve kiliseler inşa
edilmiş, ancak genelde, kraliyet ailesi mensupları da dahil olmak üzere, sürgün
hatta suçluların infaz edildiği bölge olarak kullanılmıştır. O yıllarda
ulaşımın günümüzdeki kadar kolay ve kısa olmaması bu amaca hizmet etmişti.
18. yüzyıl sonundan itibaren Müslümanlar, Yahudiler, Rumlar
ve Ermeniler ile varlıklı Avrupalılar, Adaları bir sayfiye mekanı olarak
keşfetti. Eski ahşap iskelelere 1846 yılında düzenli seferlerin başlaması ve
Adaları İstanbul’a bağlaması vesilesiyle ile nüfusta artış yaşandı.
Varlıklı ve kültürlü Osmanlıların, Adalara gelmesiyle konut
ve bahçe kültürleri, mimari eğilimleri buralarda yeni bir üslubun egemen
olmasını sağladı.
19. yüzyıldan itibaren Adalar sosyal yaşamda çekim merkezi
olarak önem kazandı. Yörükali, Değirmen, Prenses, Naki Bey ve Kumsal bölgesi
plajları geniş kesimlerin kullandığı mekanlara dönüştü. 1940’ların başında lokantalar, gazinolar ve pastaneler çoğaldı,
İstanbullular eğlence yerlerini doldurmaya başladı.
1915 yılında Mimar Miharan Azaryan tarafından tasarlanan
Büyükada Vapur İskelesi inşa edildi. İskelenin zemin katı bekleme salonu ve
bilet gişeleri, üst katı 1920’li yıllarda Prinkipo gazinosu, 1950’lerde kışlık
sinema, 2000’lerin başında lokanta ve kafe olarak kullanıldı.
1974’e kadar vapurların baş tarafı 2. mevkii, kıç tarafı
lüks mevkii olup, içki ve meze servisi yapılırdı. Kalan yerler 1. mevkii olarak
kullanılırdı. Akşam en son Büyükada seferini yapan vapur geri dönmez, ertesi
sabah ilk seferini yapmak için Büyükada İskelesinde beklerdi.
20. yüzyıl başlarına kadar Büyükada’da yazlığa gelen
Yahudiler dua etmek için evlerde toplanırlardı. Kalıcı bir sinagog yapmaya
karar verildiğinde Avraam Fresko Efendi, Kumsal tarafındaki arsasını bağışladı.
Sinagoga Hesed Le Avraam (Avramın İyiliği) adı verildi. II. Abdülhamid
döneminde yapılan sinagog Büyükada’da tektir.
Büyükada’da yaşayan yazar ve şairler bazı eserlerini burada
yazdı. Mehmed Celal (1867-1912), Tahsin Nahid (1887-1918), Halikarnas Balıkçısı
- Cevat Şaki Kabaağaçlı (1890-1973), Ziya Gökalp (1876-1924), Melih Cevdet
Anday, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974), Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958),
Reşat Nuri Güntekin(1889-1956)…
6-7 Eylül 1955’te akşam teknelere doluşan kalabalık Adalara
gelmiş, birçok yeri yıkıp ev ve iş yerlerini yağmamıştı. 1964 Kararnamesi
Kıbrıs’ta bozulan dengeler Yunan uyrukluların ülkeyi terk etmesi istenmesi,
1974 Türkiye - Yunanistan gerginliği maalesef kaygılara yol açmış, birçok Rum
ve Ermeni’nin ülkeden göç etmesine sebep olmuştu. Rum toplumunun yoğun göçünün
çok kültürlü ve renkli Adalarda büyük bir boşluk yarattığı bir
gerçektir. Büyükada’nın börekçisinden balıkçısına, tatlıcısından eğlence
mekanlarına Rum vatandaşların yaptığı katkı eşsizdir.
Kışın nispeten sakin olan Büyükada yazın günübirlik
ziyaretler ve yazlığa gelenlerle kalabalıklaşır. Adada otomobil yasağı olduğu
için buraya gelenler fayton ya da bisiklet kullanarak istedikleri yerlere
giderler. Her evde bulunan bisiklet bugün yerini elektrikli bisikletlere ya da
motorsuz taşıtlara bırakmak üzere.
Büyükada’nın bilhassa Türk Yahudi Toplumu üzerinde önemli
etkileri bulunur. Öğrencilerin yaz tatili gelse de bir an evvel gitsek dediği,
birçoğumuzun bisiklete binmeyi, misket oynamayı öğrendiği, şehirde yapamadığımız
şekilde günümüzü sokakta geçirdiğimiz, gittiğimiz ilk gece kulübünün, en iyi
dostlarımızı edindiğimiz, ilk aşkımızı yaşadığımız, muhtemelen hayat
arkadaşlarımızla tanıştığımız yer Büyükada.
Günümüz Büyükada’sı her ne kadar geçmişini hasretle anmakta
ise de, hayatımızdaki önemini hâlâ koruyor.
Paylaştığım bilgiler için Aya Nikola’da bulunan Büyükada
Müzesine teşekkür ederim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.