Von Can Dündar*
Geçen yıl Jürgen Gottschlich, Almanya’nın 1915’teki rolü
üzerine bir kitap yayımladı ("Beihilfe zum Völkermord. Deutschlands Rolle
bei der Vernichtung der Armenier", Christoph Links Verlag, 2015). Yazar,
tartışma yaratan kitabını bir röportajında şu cümleyle özetliyordu: "Almanlar, Ermenilerin katledileceğini
biliyordu; ama bir şey yapmadılar."
Köşe yazısının redakte edilmiş Almanca versiyonu için
tıklayınız.
http://www.zeit.de/2016/39/armenien-resolution-deutsche-botschaft-tuerkei
Bu tavrın pek çok nedeni var: Kayzer Wilhelm ve Sultan Abdülhamid’in
temellerini attığı çıkara dayalı ittifak, 1915’te de sürüyordu. Parçalanmaktan
korkan Osmanlı, Rusya’ya karşı Almanya’nın kollarına sığınıyordu. Almanya,
Osmanlı üzerinden Ortadoğu’ya hâkim olmaya çalışıyordu. Osmanlı ordusunun
modernizasyonuna destek oldular. Bazı komutanlıkları bizzat üstlendiler. Silah
getirttiler. Bağdat Demiryolu’nun inşasını başlattılar. Sonunda bazı
Ermenilerin Ruslara yanaştığını fark edince de "tehcirin planlanmasında
bizzat rol aldılar."
Gottschlich’e göre tehcir sırasında dönemin Alman
Büyükelçisi Metternich, Şansölye Hollweg’e mektup yazıp Türk Savunma Bakanı
Enver Paşa’ya "Katliamları durdurmazsanız, yardımı keseriz" demesini
istemişti. Gelen cevap, "Hayır, Türklere ihtiyacımız var" oldu.
Büyükelçi bir süre sonra merkeze çekilip emekliye sevk edildi. Berlin, olup
biteni uzaktan seyretti.
Geçen hafta Ankara-Berlin arasında yaşanan İncirlik
gerginliği, bu tarihçeyi hatırlattı. Almanya’nın İncirlik üssünde savaş
uçakları ve 250 askeri var. Berlin, 58 milyon Euro’luk bir ek yatırımla
İncirlik’e yeni askeri tesislerin inşasını başlatma niyetinde... Eğitim
programlarıyla, ortak tatbikatlarla Türk ordusunun modernizasyonuna destek
oluyorlar. Ve elbette diğer Batılı müttefikleriyle birlikte Ortadoğu’da söz
sahibi olmak istiyorlar.
Haziran’da, tam da İncirlik anlaşması imza aşamasındayken
asırlık kanlı dosya açıldı ve Alman Parlamentosu, "Ermeni
Soykırımı"nı kayda geçiren kararı imzaladı. Ankara hemen anlaşmayı askıya
aldı. İncirlik’i ziyarete hazırlanan Savunma müsteşarı ile milletvekillerine
giriş izin verilmedi. Gerilim büyüyünce Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier,
"Girişe izin verilmezse Alman birliklerinin İncirlik’ten çekileceğini,
NATO’nun göndereceği Awacs keşif uçaklarına engel olunacağını" söyledi.
Türk meslektaşı Çavuşoğlu ise "Almanya gerekli adımları atarsa ziyareti
sağlarız" karşılığını verdi.
Şansölye Merkel, yine arada sıkışmıştı: Bir yanda kendi
kamuoyu ve meclisi… Öte yanda "Almanya ile Türkiye’nin çıkara dayalı
ittifak"ı... İkincisini seçti. Erdoğan’la görüşeceği Çin’deki G20
zirvesine gitmeden hemen önce RTL’de, "Meclis’in kararının hukuki
bağlayıcılığı olmadığını" açıkladı. Hükümet Sözcüsü Seibert de, "Bu
hassas konu parlamentoların insafına bırakılamaz. Soykırımı ancak mahkemeler
tespit eder" dedi. Zaten Türkiye’nin tezi de buydu. Türk Dışişleri Bakanı
Çavuşoğlu, "Almanya şartımızı yerine getirdi" diyerek müjdeyi verdi.
Kriz böylece çözüldü. Gelecek ay, Alman heyeti
İncirlik’te olacak. Bu arada Türkiye, Suriye operasyonunda IŞİD’den çok,
Kürtleri hedef almakla suçlanırken, Ankara da kendisine saldıran PYD’nin elinde
Alman tanksavar füzeleri olduğunu söylüyor.
Bugünlerde içerde Olağanüstü Hal’in baskı
politikalarıyla, dışarda Suriye operasyonuyla sarsılan Türkiye’deki Alman
büyükelçisinin merkeze ne yazdığını tahmin edebiliyorum. Tabii Berlin’in
cevabını da: "Türklere ihtiyacımız var."
(*) CAN DÜNDAR
Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni’ydi. Türkiye’nin güncel durumu ile ilgili haftada bir Die ZEIT gazetemizdeki köşesinde yazı yazıyor. Bu kez Tutuklandık kitabının “Tecrit” isimli bölümünü basıyoruz. Kitabın Almancası 8 Eylül 2016 tarihinde çıkacak (Lebenslang für die Wahrheit. Aufzeichnungen aus dem Gefängnis / Hoffmann und Campe Yayınevi).
Not:
Bu yazıdaki bilgiler, yazıda söz edilen kitabın yazarıyla
yapılan iki söyleşiden derlenmiştir:
https://tr.boell.org/tr/2015/11/06/ermeni-soykiriminda-almanyanin-rolu-acik-ittifak-ortuk-sorumluluk
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.