***
Musul’u kurtarma operasyonu sürerken, Erbil’e gelen ve
buradan Hazır bölgesindeki mülteci kampına yerleştirilen aileler, 2.5 yıl süren
DAEŞ işgali altındaki zulmü anlattı.
Namık Durukan / Milliyet - ’DAEŞ zulmü altında 2.5 yılı
aşkın süre yaşayan ve köylerinden kaçarak Erbil ve Dohuk’ta inşa edilen geçici
kampalara gelen aileler, kabus gibi geçen günlerini anlattı. Anılarında açlık,
sefalet ve zulüm var...
Musul’u kurtarma operasyonu sürerken, Erbil’e gelen ve
buradan Hazır bölgesindeki mülteci kampına yerleştirilen aileler, 2.5 yıl süren
DAEŞ işgali altındaki zulmü anlattı. Operasyon, Hıristiyan kasabası Bertella ve
Başika çevresinde yoğunlaşırken, çatışma bölgesindeki köylerden kaçan binlerce
aile Erbil ve Dohuk’ta inşa edilen geçici barınma merkezlerine yerleştiriliyor.
4 gün önce Bertella’ya yakın Topzava köyünden 900 aile, Hazır bölgesine ulaştı.
Hazır kampına giren Milliyet, 2.5 yıl DAEŞ işgali altında olan Topzava köyündenden
Kürt ve Arap ailelerle görüştü. 25 kişiden oluşan ailesiyle kampa yerleşmeye
çalışan 33 yaşındaki Hafız Musa, “Köyümüz Musul’a 15 kilometre mesafede. Irak
ordusu köyün sınırına dayandığında DAEŞ savunmaya çekildi. Zaten 2.5 yıldır
DAEŞ işgali altında inliyorduk. Erbil’e doğru kaçtık. Bizi bu kampa getirdiler”
dedi. “DAEŞ’in kuralları çok ağırdı” diyen Musa, şöyle devam etti:
“Sakal, bıyık kestirmek yasaktı. Sigara içenlere kırbaç
cezası veriliyordu. İkinci kez ihlal edenleri büyük cezalar bekliyordu. Peçe
takmayan kadınları yakalayıp Musul’a götürüyorlardı. Tünel kazma çalışması
yaptılar, hafriyatını çıkarmak bile iki yıl sürdü. Yapılan tüneller köyleri
birbirine bağlıyordu. Bazı tünellerin Musul’a uzandığı belirtiliyordu.”
Aileyle görüşmek yok
Adının Ayşe olduğunu söyleyen orta yaşlı bir kadınsa, en
çok peçe takıp kara çarşaf giymenin kendilerini zorladığını belirterek,
“Gözümüzün dışında bir yerimiz görüldüğünde tutukluyorlardı. Kardeşimiz,
babamız dışında erkeklerle görüşmemiz yasaktı. Amcaoğlu ile görüşmek ve önünde
normal kıyafetle dolaşmak yasaktı. Yüzük, bilezik gibi altın tokalar yasak ve
haramdı. Kadınlar çıplak ayakla, evde bile dolaşamazdı. Gelenek ve
göreneklerimiz vardı, onları bize unutturdular” dedi.
Ahmet Muhammet adlı Musullu da, bölgede Hıristiyan, Arap
ve Ezidilerin dışında Kürtlerin farklı bir kolunun yaşadığını söyledi. Şebek
Kürtlerinin yaşadığı köylerin tamamının DAEŞ tarafından işgal edildiğini
anlatan Muhammet, “Şebek Kürtleri Başika ve Bertella arasındaki 85 köyde
yaşıyorlardı. Sadece üç köyde insan kaldı. Onlar da DAEŞ zulmü altında inledi”
diye konuştu.
9 çocuğuyla Hazır kampına yerleştirilen Arap Ali Mustafa,
“DAEŞ işgalinde büyük acılar çektik. Arabamı, evimi, hayvanlarımı kaybettim.
Açlık çekiyorduk. 3 ay pirinç yiyemedik. Çok pahalıydı. İhtiyaç maddelerinin
çoğu karaborsadan satılıyordu. Musul’da halk yarı aç yarı tok yaşıyordu.
Sürekli bulgur yiyorduk. Sigara yasak olmasına rağmen, DAEŞ’liler karaborsada
satıyordu. Katı şeriat kurallarına rağmen hırsızlık almış başını gidiyordu.
Yöneticiler bile çalıyor, rüşvet yiyordu” dedi.
Papazlar da dönüşte
Hıristiyan kasabası Bertella’nın DAEŞ işgalinden
kurtarılması sonrası Hıristiyan aileler evlerine dönmeye başladı. Erbil’den
ilçeye gitmek için papazlar ve Hıristiyan din adamları akın etti. Bertellalı
Papaz Davut Süleyman Uşek, “Yüzlerce Hıristiyan, kadın çocuk, yaşlı insanımız
DAEŞ tarafından öldürüldü ve tutuklandı. Halen Musul’da 20 Hıristiyan
cezaevinde tutuluyor. DAEŞ kasabayı işgal edince ilk önce kiliseyi tahrip etti
sonrada içine dinamit koyup patlattı. Şimdi kasabada kiliseyi yapıyoruz. Artık
inancımızı rahatça yerine getireceğiz” dedi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.