Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Lozan Anlaşması'na ilişkin
“Birileri de Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştı” sözleri anlaşmanın “Zafer
mi, hezimet mi?" olduğu yönündeki tartışmaları yeniden başlattı. Lozan
Barış Anlaşması konusunda araştırmalar yapan akademisyen ve gazetecilerle
konuştuk.
"Tarihte bize ne yaptılar. 1920'de bize Sevr'i
gösterdiler, 1923'te Lozan'a bizi razı ettiler. Birileri de Lozan'ı 'zafer'
diye yutturmaya çalıştı. Her şey ortada. İşte şu an Ege'yi görüyorsunuz değil
mi? Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan'da verdik. Zafer bu mu?
Oralar bizimdi. Oralarda bizim camilerimiz, mabetlerimiz var ama şu anda hâlâ
Ege'de kıta sahanlığı ne olacak, havada, denizde ne olacak bunları konuşuyoruz,
hâlâ bunun mücadelesini veriyoruz. Niye? İşte o anlaşmada masaya oturanlar
sebebiyle. O masaya oturanlar, o anlaşmanın hakkını vermediler. Veremedikleri
için şimdi onun sıkıntısını biz yaşıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Perşembe günü muhtarlara
yaptığı konuşmada, Lozan Barış Anlaşmasına katılan Türk heyetini bu sözlerle
eleştirmiş ve Lozan anlaşmasının “zafer” diye sunulmasına karşı çıkmıştı.
Lozan Barış Anlaşması hakkında 1960’lı yıllarda kitap yazan
tarihçi Kadir Mısırlıoğlu kitabının adını “Lozan, Zafer mi, Hezimet mi?”
koymuştu. Türkiye’de Lozan Barış Anlaşması daha çok bu soru üzerinden
tartışılıyor. Bu soruyu Lozan üzerine araştırmalar yapmış kişilere sorduk.
Taha Akyol: Zafer demek de, hezimet demek de siyasi
tavırdır. Araştırmak lâzım
“Bilinmeyen Lozan” kitabının yazarı ve aynı adlı belgeselin
yapımcısı Hürriyet yazarı Taha Akyol, söz konusu soruyu yanlış buluyor:
“Lozan, hezimet mi, zafer mi? sorusunu yanlış buluyorum.
Lozan’a zafer demek de hezimet demek de siyasi bir tavırdır. Lozan’ı araştırmak
lâzım.”
Akyol, Adalar konusunda ise tek cümlelik yanıt veriyor:
“Biz adaları 1911-1912 yılında İtalya ve Balkan Savaşlarında
kaybettik.”
Akyol bugün Hürriyet gazetesindeki köşe yazısında da,
"Büyük zaferi Lozan’da heba etmediler; bazı eksikler olsa da yapılabilecek
olanı yaptılar. En önemlisi de Osmanlı bütçesinin üçte ikisini alıp götüren
Düyun-u Umumiye ve kapitülasyonları kaldırarak bağımsız Türkiye’yi
kurdular" ifadelerine yer verdi.
Profesör Baskın Oran: Türk tarafı olarak alınabilecek en iyi
şey alındı
Lozan üzerine araştırmalar yapan Profesör Doktor Baskın Oran
da "Zafer mi, hezimet mi?" sorusunu sevmeyenlerden.
“Bu soru cahilce bir soru. Neden biliyor musunuz? Lozan
Barış anlaşması iki savaşı sona erdirdi. Nedir o iki tane savaş Türkiye’nin
yenildiği “1. Dünya Savaşı” ve Türkiye’nin yendiği “Kurtuluş Savaşı”.
Dolayısıyla Lozan Anlaşması bu ikisini birden sona erdirdi. 'Zafer midir,
hezimet midir?' diyenlerin bilmediği bu. Türk tarafı olarak alınabilecek en iyi
şeyin alındığına benim zırnık kadar şüphem yok.”
Baskın Oran’a göre, Türk tarafının istediğini almasındaki en
büyük etken İngiltere’nin Lozan anlaşmasını bir an önce sonlandırma isteğiydi.
"Dünya Savaşı sonrasında Lozan yapılırken dönemin dünya
gücü İngiltere’nin başı beladaydı. Ülkede insanlar 'Çocuklarımızı artık terhis
edin' baskısı yapıyorlardı. İkincisi başında İrlanda sorunu vardı. Ülke içinde
siyasi liderler arasında sert çatışmalar vardı. Özet olarak bir an önce barış
yapıp kendi iç meselelerine dönmek istiyordu. Bu arada da İngiltere ile Fransa
ve Fransa ile İtalya çatışma halindeydi. Nitekim Fransa, İngiltere’ye 1921
Ankara anlaşmasını yaparak büyük kazık atmıştı. Fransa, Gaziantep, Maraş
civarlarından çekilivermiş, İngiltere’yi iyot gibi açıkta bırakmıştı.
Müttefikler arasındaki bu kavga gürültü ortamında bir an önce anlaşma yapılması
gerekiyordu. Bu sebeple Lozan, Türkiye’nin isteklerinin büyük çoğunluğunun
kabul edilmesiyle sonuçlanmış bir anlaşmadır."
Mustafa Armağan: Lozan'ın hezimet olduğu açık
Tarihçi Mustafa Armağan ise Lozan Barış Anlaşmasının bir
hezimet olduğunu savunuyor. Armağan’a göre görüş farklılığı olabilecek tek konu
hezimetin büyüklüğü:
"Lozan’ın Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi
bir zafer değil hezimet olduğu açık fakat kaç sıfır yenildiğimiz hususu 3 sıfır
mı, 5 sıfır mı, 7 sıfır mı olduğu tartışılabilir; bu noktada görüşlerimiz
farklılaşabilir. Misak-ı Milli hedeflerine bile ulaşamamış, Batum’u,
Antakya’yı, Adaları, Batı Trakya’yı alamamış; Kıbrıs’ı, Mısır’ı Sudan’ı
İngilizlere bırakmış bir anlaşmadır. Neticede bizim canımızı dişimize takıp
kazandığımız, o kadar şehit verdiğimiz İstiklâl Harbi’mizin kazandığımız
zaferin bir karşılığı olmamıştır. Batı Trakya, o tarihte daha fazla Türk
içeriyordu. Misak-ı Milli bize Türklerin çoğunlukta yaşadığı yerler Misak-ı
Milli’ye dahildir deniyordu. Batı Trakya, Yunanistan’a bırakılıyor, Doğu Trakya
Türkiye’de kalıyor, Batı Trakya’nın Yunanistan’a kalmasının hiçbir makûl
açıklaması olamaz. Eğer bir zafere kazanmışsanız zafer kazandığınız ülkeye
nüfusu yüzde 80 Türk ve Müslüman olan bir bölgeyi bırakamazsınız bu açık bir
hezimettir. Ege adaları, İtalyanlara bırakılmıştır, Ege Adaları onların hakkı değildir.
Ege adaları İtalyanlara geçici olarak bırakılmıştır ama Lozan’da bunlar mevzu
bahis edilememiştir. Lozan’ın zafer olduğu bir yanlıştır."
Elçin Macar: Türkiye büyük oranda hedeflerini tutturmuştur
Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor
Elçin Macar da Lozan Anlaşması’nın “Hezimet” ve “Zafer” kelimeleri ile
tartışılmasını doğru bulmuyor.
"Bir kere bu iki kelimenin üzerinden tartışılmasını pek
anlamlı bulmuyorum. Çünkü bir kere uluslararası konferanslar ve onların
sonucunda oluşan uluslararası anlaşmalar birer diplomatik sürecin sonucudur.
İster istemez bir al ver sürecinin sonucudur yani hiçbir zaman da tarafları
yüzde 100 tatmin etmez. Lozan döneminde Türkiye’nin öncelikleri vardı. Birincil
olarak önem verdiği meseleler vardı, daha aşağıdaki meseleler vardı. Böyle
bakıldığında biraz acilen Osmanlı mirasını tasfiye etmek ve yeni devlet kurma
sürecinde daha çok bağımsızlığa ve sınırlara odaklanmış bir diplomasi izlemişti
Türkiye. Aslına bakarsanız da her ne kadar tam istediği gibi olmasa da büyük
oranda hedeflerini tutturmuştur. Kapitülasyonların kaldırılması ile Balkanlar
da özellikle de Yunanistan ile sınırlarını Türkiye kendi istediği biçimde
çizdirdi. Tam olarak istediğini alamasa bile öncelikleri açısından Lozan,
Türkiye açısından başarılıdır denilebilir. Adalar ise o zamanlar İtalya’daydı.
Lozan’da gündeme bile gelmedi. 2. Dünya Savaşı’nda İtalya yenildikten sonra
adalar Paris Anlaşması ile Yunanistan’a verildi."

1 yorum:
hangi hakla adalar senin oralari hep yunanistanindi osmanlinin yeri konya bile degil sen ne anlatiyorsun ...
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.