Eylem Aydoğdu
'İnsanlığın Sonbaharında' Necati Güngör’ün çeşitli
kitaplarında yer alan, içlerinde kahramanı Ermeni olan hikayelerin toplamından
oluşuyor. “Tarih” kelimesiyle günümüzden uzaklaşmadan,
yaşanmışlığına şahit olunmamasına rağmen birçok kişinin hayatında sebep-sonuç
ilişkisinin izlerini taşıyan öykülerden oluşan “İnsanlığın Sonbaharında” Necati
Güngör’ün çeşitli kitaplarında yer alan, içlerinde kahramanı Ermeni olan
hikayelerin toplamından oluşuyor.
Çağdaş öykücülükten ziyade yaşanılan hikayeler ve olay
örgüleri sebebiyle oldukça “dönem” dili (Biriyle konuşur gibi dua okuyordu
elini yüzünü yuyarken…Kolları dirseklerine dek çemirli. S.22) kullanılan
öykülerde anlatımın özellikle genç okuyucularda bilmedikleri sokaklarda
gezintiye çıkmanın hissini yaratacağa benziyor. Yabancılaşmanın yanı sıra, yeni
bir şeyi keşfetmenin verdiği hazzı birlikte yaşatan öykülerde nostaljik
dokunuşların örneğin; naftalinlenen kıyafetler, duvar ören işçiler, tavuk
sahibi olmanın zenginlik olduğunu düşünenlerin anlatılması, kitabın içinde
masalsı bir serüvene çıkarıyor.
‘İÇTİĞİNİZ ZEHRİN ETKİSİNİ ZAMANLA CAN EVİNİZDE
HİSSETMEK...’
“İnsanlığın Sonbaharında” birçok farklı karakter
içeriyor. Öykü kitabında okuyucuyu ilk karşılayan karakter, “Giden Gün Ömürden”
hikayesindeki kendini “Davit” diye tanıtan mahallenin delisi mahallenin zaman
zaman sahip çıktığı bir yalnız…
Önce huysuz biri olarak tanıtılan, “Bostan Güzeli”
öyküsünün ana karakteri olan, aslında hasretlik, annelik, beklemek, yoksulluk,
savaş, duygularıyla geçip giden ömrüne bir ermeni çocuğuna annelik yapmayı
sığdıran, kırk günlük gelinken Erzurum’a gönderilmek üzere askere alınan eşinin
ardından yasını saklayarak yaşayan Zeytin Nine.
Öldüğü zaman ardından ağlamak yerine davul zurna
çalınmasını isteyen, çocukları doğup doğup ölen, “Ermeni dönüğü” deyip
mahallenin uzak durduğu, yaşamının son yıllarında görme yetisini kaybetmesiyle
hayattan kopan ve neşesiyle birlikte gömülen “Uzaklarda Bir Kuş Sesi” öyküsünün
hüzünlü adamı Bahri Usta.
Koca avlulu evde yalnız başına yaşayan duvar örme ustası
mahallenin “gavur”lakabını isminin başına taktığı Agop Usta yakın geçmiş
tarihe, değere, hürmete, maneviyata okuyucuyu davet ediyor. Kitabın isim
sahipliğini de yapan İnsanlığın Sonbaharında bir yetişkinin çocukluğunda
yaşanan trajedinin anlatıldığı öykü; kahramanı Ermeni olan öykülerin temasını
en yalın ve en gerçekçi şekliyle yaşanılanlara ışık tutuyor. “İyi ki küçüktüm,
iyi ki olup bitene aklım ermiyordu. İnsan o yaşta her şeyi oyun sanıyor… İşin
içyüzünü büyüyünce öğrenecektim… İçtiğiniz zehrin etkisini zamanla can evinizde
hissetmek gibi bir şey bu... (S.97)”
BİR MEDDAH MİSALİ
Necati Güngör’ün kalemini okurken ben de en çok sabır
kelimesi uyandı. Dinlene dinlene, derinlemesine düşünen bir kalemin sonunda
nasıl bir eser yaratacağına şahit olduğum “İnsanlığın Sonbaharında”, yaşanmışlığın en derinine inerek, karakterini
kısacık öykülerinde bile okuyucuya birkaç kelimeyle anlatılabileceğini, onu
okuyucuya sevdirip yahut da yazarın elde etmek istediği duygu her ne ise o
duyguyu aktarabilmesi hiç şüphesiz derin analizler yaparak, araştırarak yani
sabrederek yol almasından başka çözümü olamayacağını kitabın son sayfasına
kadar hissettiriyor.
Necati Güngör, Anadolu’nun yakın tarihinde yaşanılan
insan ilişkilerini, küçük mahallelerde soy, ırk kavramlarının ne kadar
önemsendiğini, birlikte yaşıyormuş gibi görünüp yalnızlaştırılan azınlıkların
“her şeye rağmen” hayata tutunmalarına öykü kitabında yer veriyor. Yalnızlaşan
ve ötekileştirilen karakterlerin inadına hümanist yaklaşımları, aksini iddia
etme çabalarına girmeden, söylenenlere kulak asmadan, yarattıkları dünyaların
dışına taşmadan -daha doğrusu taşamadan- sürdürdükleri hayatlar, şimdiki
zamanda azınlıklara yaşatılan baskı ve susturulma çabalarının karşılarında
cesareti kırılanlara cesaret katacağa benziyor. Belki düzeni değiştirmiyorlar
ama yıkılıp kenara da çekilmiyorlar. Ne yollarından dönüyorlar, ne de yol
değiştiriyorlar. Doğduğu toprağa, verilene karşılık olarak “mecburi
değişimlere” boyun eğmiyor, böylelikle günümüze de bu duruşlarıyla örnek
oluyorlar.
İnsanlığın Sonbaharında
Necati Güngör,
Vapur Yayınları, öykü,
112 sayfa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.