Cumhuriyet gazetesi yazarı Ayşe Yıldırım, Basın İlan
Kurumu’yla ilgili yeni yönetmelikle, tamamı Türkçe olmayan gazetelere artık
resmi ilân verilmeyeceğini belirtti… iktidar böylece azınlıklara yönelik
asimilasyon politikasının resmi ayağını başlatmış olacak. Üstelik bunu gizleme
gereği bile duymadan. Gelin Basın İlan Kurumu’nun sitesinde düzenlemeyle ilgili
yapılan açıklamada yer alan şu cümlelere göz atın: “Yönetmelikte gazetelerin
asgari yüzölçümü içinde yer alan hususu ilan ve reklamlar dışındaki her türlü
yazı metninin Türkçe yayınlanması da zorunlu kılındı. Böylece gazetelerin
kendileri için öngörülen asgari yüzölçümlerinin içeriklerinde Türkçenin dışında
başka bir dilin kullanılması nedeniyle yaşanan sorunlar da ortadan kaldırılmış
oldu.” 1920’lerde Ermenilere, Yahudilere, Rumlara karşı başlatılan ve süreç
içerisinde Kürtleri de içine alan “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası 21.
yüzyılın Türkiye’sinde yeniden hortladı. “Vatandaş Türkçe Konuş” yüz yıl sonra
“Vatandaş Türkçe Yaz”a dönüştü. (Şaşalım mı? Cemaatin din kurumlarına, eğitim
kurumlarına ve hayır kurumlarına Lozan’dan kaynaklanan hakları verilmezken
gazetelere resmi ilan verilmemesine şaşılmaz. HYETERT)
***
Ayşe Yıldırım, Rum, Ermeni, Yahudi cemaatlerinin ve
Kürtçe yayın yapan gazetelerin OHAL mağduru olduğunu ifade etti
Cumhuriyet gazetesi yazarı Ayşe Yıldırım, Basın İlan
Kurumu’yla ilgili yeni yönetmelikle, tamamı Türkçe olmayan gazetelere artık
resmi ilân verilmeyeceğini belirtti. 1920’li yıllarda yapılan “Vatandaş Türkçe
konuş” kampanyası 21. yüzyılın Türkiye’sinde yeniden hortladı” diyen Yıldırım,
Rum, Ermeni, Yahudi cemaatlerinin ve Kürtçe yayın yapan gazetelerin OHAL
mağduru olduğunu ifade etti.
Ayşe Yıldırım’ın bugün (13 Ekim 2016) yayımlanan “Vatandaş
Türkçe yaz” başlıklı yazısı şöyle:
“Ya benimsin ya kara toprağın” şiarıyla basını
“tek”leştirmeye çalışan iktidarın son hamlesi anayasanın temel ilkelerine
aykırı bir şekilde çıkardığı resmi ilan ve reklam yönetmeliği oldu. Bir taşla
birçok kuş vurmayı hedefleyen yönetmelik birkaç gündür konuşuluyor.
Tartışılıyor diyeceğim ama tartışan sadece birkaç yayın organı ne yazık ki...
Bu yönetmeliğin satır aralarında yer alan ve gözlerden
kaçan bir madde ise açık bir asimilasyon politikası güdüyor. Yönetmeliğin
Gazetelerin Genel Vasıfları’nın sıralandığı yedinci bölümündeki 39. maddenin 2.
fıkrası şöyle diyor:
“Gazetelerin asgari yüzölçümü içerisinde yer alan hususi
ilan ve reklamlar dışındaki her türlü yazı metnini Türkçe yayımlaması
zorunludur.”
Yani Türkçe yayımlanmayan gazetelere resmi ilan ve resmi
reklam verilmeyecek.
Diyeceksiniz ki “ne var bunda, zaten azınlık gazetelerine
resmi ilan verilmiyordu.”
Biraz geriye gidelim. Azınlık gazeteleri 12 Eylül 1980
darbesiyle birlikte kaybetmişti resmi ilan alma haklarını. 31 yıl sonra 28
Ağustos 2011’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, azınlık cemaat ve
vakıfları ile yaptığı bir iftar yemeğinde azınlık gazetelerine yeniden resmi
ilan verileceğini söylemişti. Hatta gerekli mevzuat değişikliği yapılana kadar
Basın İlan Kurumu’nun “zor şartlar altında yayın hayatını sürdüren 6 (azınlık)
gazeteye nakdi yardım kararı aldığını” müjdelemişti!
Bu konuşmanın ardından gerçekten de Rum, Ermeni, Yahudi
cemaatleri tarafından çıkarılan gazetelere 4 yıl boyunca küçük de olsa bir
nakdi yardım yapıldı. 2015’ten itibaren o yardım kesildiği gibi söz verilen
mevzuat değişikliği ise bir türlü gerçekleştirilmedi.
Bugün ise bu yönetmelikle birlikte “Türkçe yayımlanmayan
gazetelere resmi ilan ve reklam verilmeyeceği” resmileştirildi. Ve OHAL
mağdurları arasına azınlık gazeteleri de eklenmiş oldu.
Zaten almadıkları kamu kurumlarının icra, ihale vs gibi
ilanlarının yanına kamu kurumlarının reklamları da eklendi. Yani TOKİ, 3. köprü
ya da Basın İlan Kurumu üzerinden geçen ilanları da alamayacaklar.
Bu düzenlemeden Agos, Jamanak, Şalom, Nor Marmara, İho
gibi Rum, Ermeni, Yahudi cemaatlerine yönelik yayın yapan gazeteler “resmi” olarak
etkilenecek. İngilizce yayımlanan Hürriyet Daily News ile Daily Sabah gibi
gazeteleri de bu gruba dahil etmek gerekecek. Tabii bir de Kürtçe yayın yapan
gazeteleri ekleyelim bunlara.
Aslında Kürtçe yayın yapan gazeteler zaten ilkesel bir
tutumla Basın İlan Kurumu’ndan ilan almayı reddediyordu. Hatta bunun için zaman
zaman baskı bile görüyorlardı.
Şimdi bu düzenlemeyle Kürtçe yayın yapan Azadiya Welat
gibi gazeteler de isteseler bile Basın İlan Kurumu üzerinden geçen belediye,
dernek, vakıf gibi kurumların resmi ilanlarını alamayacak.
Başta da söylediğim gibi bir taşla birçok kuş vurmayı
hedefleyen iktidar böylece azınlıklara yönelik asimilasyon politikasının resmi
ayağını başlatmış olacak. Üstelik bunu gizleme gereği bile duymadan. Gelin
Basın İlan Kurumu’nun sitesinde düzenlemeyle ilgili yapılan açıklamada yer alan
şu cümlelere göz atın: “Yönetmelikte gazetelerin asgari yüzölçümü içinde yer
alan hususu ilan ve reklamlar dışındaki her türlü yazı metninin Türkçe
yayınlanması da zorunlu kılındı. Böylece gazetelerin kendileri için öngörülen
asgari yüzölçümlerinin içeriklerinde Türkçenin dışında başka bir dilin
kullanılması nedeniyle yaşanan sorunlar da ortadan kaldırılmış oldu.”
1920’lerde Ermenilere, Yahudilere, Rumlara karşı
başlatılan ve süreç içerisinde Kürtleri de içine alan “Vatandaş Türkçe Konuş”
kampanyası 21. yüzyılın Türkiye’sinde yeniden hortladı. “Vatandaş Türkçe Konuş”
yüz yıl sonra “Vatandaş Türkçe Yaz”a dönüştü.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.