Outlook Enstitüsü Uzmanı Mehmet Fatih Öztarsu
Ermenistan konumunu itibarıyla Kafkasya ve Orta Doğu
arasında önemli bir yere sahip. Fakat Rusya’nın sağladığı askeri teçhizatları
kullanabilme kabiliyeti Ermenistan’da yoktur. Erivan bu desteği Dağlık
Karabağ’daki işgali devam ettirme aracı olarak görse de Rusya bölgede
çıkabilecek olağanüstü durumlara acilen müdahale etme durumunu gözetiyor. Bu
konuda Rusya’nın yapması gereken tek şey, Dağlık Karabağ meselesindeki tutumunu
netleştirmek ve işgalin sona erdirilmesini sağlamaktır. Bu sayede Ermenistan’a
giden Rus askeri teçhizatlarıyla ilgili ne Bakü’nün ne de Ankara’nın endişesi
kalır. Şu dönemde Rusya bölgedeki gidişatı öncelik olarak kabul ediyor. Ermenistan
ise bu silahlarla Azerbaycan’ı provoke etmek için elinden geleni yapıyor ve
yapacaktır. Çünkü Ermenistan bölgede herhangi bir dengeyi gözetmek durumunda
olan bir ülke değil. Fakat Azerbaycan sahip olduğu şartlar gereği dikkatli
olması gereken taraftır. Nisan 2016 çatışmasına benzer bir kışkırtma gelirse
Azerbaycan’ın bu defa yapması gereken tek şey, hızlı biçimde operasyon yapıp bütün harici rayonları işgalden kurtarmak ve
dünyaya kendi haklılığını göstermektir. Maalesef nisan çatışmalarında Bakü çok
yavaş davranıp, diğer devletlerin tepkisini görmeyi tercih etti.
***
İstanbul’daki Dünya Enerji Kongresi, Türkiye’nin şu anda
karşılaştığı siyasi sorunların dünyaya aktarılması için iyi bir fırsat oldu.
Buna ek olarak Rusya ile ilişkilerde yaklaşık bir yıl önce başlayan kriz süreci
tamamen sona erdirildi. Rusya lideri Vladimir Putin’in Türkiye ziyareti bu
açıdan büyük önem taşıyor. Türkiye kriz öncesinde de Rusya ile ilişkilere
gerekli önemi veriyordu. Çünkü iki devlet de bu coğrafyaya aittir ve bu
coğrafyadaki sorunlar birlikte çözülmelidir.
Putin’le yapılan görüşmeden sonra, kriz dönemine ait
sorunların acilen ortadan kaldırılması ve normalleşme sürecinin hızlı biçimde
devam etmesi yönünde niyet gösterildi. Bununla birlikte Türk Akımı’nın nihayet
karara vardırılması da çok önemli. Yeni dönemde Türkiye-Rusya işbirliği, Suriye
meselesi gibi konularda etkisini gösterecektir. Bu konuda Batı’nın yaklaşımları
değişkenlik gösterebilir. Batı’nın Rusya’ya olan sorunlu yaklaşımı Türkiye’ye
de gösteriliyor. Son dönemde ABD ile ilişkilerde geldiğimiz noktayı iyi analiz
etmek gerekir.
İlginçtir ki, Türkiye’de bazı çevreler Rusya ile ilişkiler
konusunda aşırı ümitvar olmamak gerektiği ve Putin’in ziyaretinin abartıldığı
gibi yorumlarda bulunuyorlar. Kısacası Rusya’dan herhangi bir beklentiye
girilmemesi gerektiğini vurguluyorlar. Fakat bu kriz sürecinin dahi nice
zorluklarla sona erdirildiğini anlamak için Murat Yetkin’in “Türk-Rus Krizini
Bitiren Gizli Diplomasinin Öyküsü” başlıklı yazısını okumak yeterli olur. Buna
ek olarak Azerbaycan ve Kazakistan’ın bu süreçteki gayretleri çok önemlidir.
Azerbaycan’ın kriz sürecinde gösterdiği olağanüstü
girişimler Türkiye tarafından takdirle karşılanıyor. Bilindiği üzere,
uluslararası siyasette iki sorunlu devlet arasında arabulucu olmak zordur ve
çoğunlukla devletler bu işten uzak durur.
Bakü’nün elinde değerlendirmesi gereken iyi bir fırsat var,
en ufak bir kışkırtmada hızlı davranması bölge dengelerini değiştirecektir.
Ancak Azerbaycan iki tarafa da defalarca arabuluculuk
teklifi etmiş ve zaman zaman iki ülkede kulis faaliyetlerinde bulunarak
normalleşme sürecinin başlamasını sağlamıştır. Bu sebeple Azerbaycan,
Türkiye-Rusya ilişkilerinde artık denge noktası olarak kabul edilebilir, bunun
bölge siyaseti açısından önemi büyüktür. Aynı şekilde Kazakistan da bu işte
büyük pay sahibidir.
Erivan’ın Dağlık Karabağ’ı işgali
Rusya’nın Ermenistan’a askeri desteği bilinen bir durumdur.
Ancak bunu farklı biçimde de okumak gerekir. Hem Rusya’nın hem de Ermenistan’ın
gözüyle meseleye bakarsak, iki farklı manzara çıkar karşımıza.
Ermenistan konumunu itibarıyla Kafkasya ve Orta Doğu
arasında önemli bir yere sahip. Fakat Rusya’nın sağladığı askeri teçhizatları
kullanabilme kabiliyeti Ermenistan’da yoktur. Erivan bu desteği Dağlık
Karabağ’daki işgali devam ettirme aracı olarak görse de Rusya bölgede
çıkabilecek olağanüstü durumlara acilen müdahale etme durumunu gözetiyor. Bu
konuda Rusya’nın yapması gereken tek şey, Dağlık Karabağ meselesindeki tutumunu
netleştirmek ve işgalin sona erdirilmesini sağlamaktır. Bu sayede Ermenistan’a
giden Rus askeri teçhizatlarıyla ilgili ne Bakü’nün ne de Ankara’nın endişesi
kalır. Şu dönemde Rusya bölgedeki gidişatı öncelik olarak kabul ediyor.
Azerbaycan’ın askeri bütçesi
Ermenistan ise bu silahlarla Azerbaycan’ı provoke etmek için
elinden geleni yapıyor ve yapacaktır. Çünkü Ermenistan bölgede herhangi bir
dengeyi gözetmek durumunda olan bir ülke değil. Fakat Azerbaycan sahip olduğu
şartlar gereği dikkatli olması gereken taraftır. Nisan 2016 çatışmasına benzer
bir kışkırtma gelirse Azerbaycan’ın bu defa yapması gereken tek şey, hızlı
biçimde operasyon yapıp bütün harici
rayonları işgalden kurtarmak ve dünyaya kendi haklılığını göstermektir.
Maalesef nisan çatışmalarında Bakü çok yavaş davranıp, diğer devletlerin
tepkisini görmeyi tercih etti. Buna rağmen dünyaya Dağlık Karabağ meselesindeki
haklı durumunu aktarmaya çalıştı. Ancak durum şu anda farklı. Bakü’nün elinde
değerlendirmesi gereken iyi bir fırsat var, en ufak bir kışkırtmada hızlı
davranması bölge dengelerini değiştirecektir.
Uluslararası toplantılarda şimdiye kadar sürekli
vurguladığımız ve standart hale gelen bir deyiş vardır: “Azerbaycan’ın askeri
bütçesi Ermenistan’ın toplam bütçesine eşit” diye. Azerbaycan ordusunun büyük
bütçesi, modernizasyonu ve kabiliyeti ile kıyas ettiğimizde Ermenistan’ın
durumu küçümsenebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, bugün Erivan hakimiyetinde
eski Karabağ savaşçılarının ağırlığı vardır. Bir kısmı Karabağ’da katliamlar
yapan askerlerdir ve Karabağ meselesinde moral üstünlüğüne sahiptirler.
Azerbaycan, Ankara ve Moskova ilişkilerinde artık denge
noktası olarak kabul edilebilir, bunun bölge siyaseti açısından önemi büyüktür.
Sarkisyan, Savunma Bakanlığı’nda değişikliğe gitse de
1990’lı yılların tecrübesinden faydalanmak isteyecektir. Bakanlıkta yaptığı
değişim, ordunun standartlarını biraz daha yukarı çıkarmak ve yenilik yapmak
istediğindendir. Buna rağmen sıcak çatışmanın muhatabı olan ve moral seviyesi
Nisan 2016’dan beri düşüşte olan Ermenistan ordusunun Erivan tarafından
modernize edilebilmesi zordur. Rusya’dan medet ummak ise tek çare olarak
duruyor. Burada Rusya’nın sorumluluğunda olan konuların çözüme kavuşması,
Dağlık Karabağ ile ilgili artık net tavrını göstermesi gerekiyor.
Bakü fırsata çevirebilir
Ermenistan’ın siyasi kurnazlığını dikkatle incelemek
gerekir. Gerçekten de yıllar boyu devam eden ancak bir sonuca ulaşmayan
görüşmelerde Erivan’ın tutumu belirleyici olmuştur. Görüşmelerde gülümseyerek
el sıkan ancak Erivan’a dönünce Bakü’yü savaş suçlusu gibi gösteren bir tutumla
varılacak bir nokta yoktur. Bu konuda, uluslararası kararların işlemesi için
Bakü’nün ciddi biçimde çalışması gerekir. Yine bir sonuç alınamıyorsa
başvurulacak tek çare, çatışma bölgesinde Ermenistan’ın en ufak bir
kışkırtmasını fırsata çevirmek, işgal altındaki yerleri kurtarmak ve ardından
uluslararası kararları dünyaya açıklayarak doğru olanı yaptığını duyurmaktır.
Ermenistan bölgede iki tane Ermeni devletinin olmasını
istemiyor, en azından Sarkisyan yönetimde olduğu sürece bu böyledir.
Ermenistanlı-Karabağlı klikler arasındaki siyasi çatışma bu durumda olsa da
zaman zaman Bakü’nün sözde Dağlık Karabağ yönetimini taraf olarak tanıması için
de gayret gösteriyor. Düşünelim, Erivan’ın tanımadığı ama Bakü’nün tanıdığı bir
işgal rejimi nasıl olurdu? Ermenistan için çok güzel bir durum olurdu. İşgal
haklı gerekçelere kavuşur ve Azerbaycan haklılığından vazgeçip bölgeyi Erivan’a
teslim ederdi. Gerisi de Erivan’ın bileceği iş olurdu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.