Markar Esayan / markar.esayan@aksam.com.tr
Özgürlük vurgusu merkezde. Serbest yaşam çok önemli.
Tüketim toplumunun ana omurgası onlar. Bu arada finans piyasası ve özgürlük
söylemi üreten yapılarda (medya/STK/çevrecilik/sendikalar/kadın
hareketleri/LGBT vs) ya anlam/kimlik peşindeler ya da doğrudan onların çalışanı
durumundalar. Habitatları bu şekilde oluştuğu, bunun dünyadaki en mükemmel
yaşam biçimi olduğuna iman ettikleri için (onların metafiziği de bu) asla başka
türlüsünü düşünebilecek esnekliğe sahip değiller. Kibirleri buradan geliyor. Dinin
dönüşü tüm bunların yitirilmesi demek. Sosyalist gruplar ve etnik özerklik
peşindeki yapılar bunların silahlı gücüne dönüşmüş durumda. PKK’ya olan
sempatileri bundan. Fazlaca konformist oldukları için hayatta ödeyebilecekleri
bedelin sınırı polis gazı yemek. Oradan sonrasını terör örgütleri üstelenmek
durumunda ve buradaki işbölümünde onlara düşen görev, bu terör örgütlerine
medya ve STK’ları ile meşruiyet/koruma sağlamak.
***
ABD’de Trump’ın seçilişiyle birlikte başlayan sokak
protestolarının, açığa çıkan nefretin ve şiddet eğiliminin bazı nedenleri
üzerinde durduk dün.
Evet, algılarımızla oynanmaktadır. Bu modern zamanda
demokrasinin gelişimiyle paradoksal biçimde ortaya çıkan bir durum. İletişim
devrimiyle çok karmaşık katmanların altına gizlenen bir meşruiyet ihtiyacını
giderme yöntemidir algı mühendisliği. Çünkü dünyamızda artık toplumsal
meşruiyeti olmayan bir şeyi yapmak mümkün değildir.
Demokrasiler geliştikçe otoritenin kaynağının millet
olduğu tezi kabul görmüştür.
Halkın hilafına açıkça hareket edenler ise
meşruiyetlerini yitirir, etkili olamazlar. O zaman, halkın onların istediği
gibi düşünmesini sağlayacak mekanizmalara ihtiyaç ortaya çıkmıştır.
Sanayi devrimi, endüstri toplumu ve finans piyasalarının
gelişmesiyle birlikte de dünyada bulunan hammaddelerin ve bu hammadelerin
mamule dönüştürülüp satılmasıyla açığa çıkan para miktarının belirli
merkezlerde toplanması için amansız bir mücadele başladı. Bu noktada devletlere
büyük miktarlarda borç verecek duruma gelen bankerler, bugünün finans
oligarşini kurdular ve ulus devletlerle rekabet etmeye başladılar.
Evet, medya ve sivil toplum kuruluşlarını kuruyor,
güdülüyor ve bugünün kadife devrimlerini yapacak toplumsallık üretiyorlardı.
Ancak, Mısır, Brezilya, Ukrayna, Gezi ve şimdi ABD’de ortaya çıkan küçük
burjuva “isyan”ının birbirine bu kadar çok benzemesinden çıkaracağımız bir
sonuç yok mu?
Özellikle sol eğilimli, kadın, yüksek eğitimli ve
ekonomik olarak daha rahat maaşlı kesimler, bunlara eklemlenen özerklik isteyen
etnik gruplar, eşcinseller vs…
Çözmesi zor, demokrasi söylemleri kullanan, ortalığa epey
miktarda dolar süren bir algı operasyonu söz konusu; ancak bu algıya hazır
durumda bekleyen bir kitle de var.
Bunlar genel olarak Aydınlanma/Modernite’nin beden ve ruh
olarak parçaldığı İNSAN’ın beden kısmında kalan ve tamamen devşirilmiş olan
kesimler. Cemaatten, geleneksel değerlerden, üst anlam ufuklarından ve dinden
kopmuş vaziyetteler. Çoğu atomize olmuş bireyler. Özgürlük vurgusu merkezde.
Serbest yaşam çok önemli. Tüketim toplumunun ana omurgası onlar. Bu arada
finsans piyasası ve özgürlük söylemi üreten yapılarda
(medya/STK/çevrecilik/sendikalar/kadın hareketleri/LGBT vs) ya anlam/kimlik
peşindeler ya da doğrudan onların çalışanı durumundalar. Habitatları bu şekilde
oluştuğu, bunun dünyadaki en mükemmel yaşam biçimi olduğuna iman ettikleri için
(onların metafiziği de bu) asla başka türlüsünü düşünebilecek esnekliğe sahip
değiller. Kibirleri buradan geliyor.
Dinin dönüşü tüm bunların yitirilmesi demek. Sosyalist
gruplar ve etnik özerklik peşindeki yapılar bunların silahlı gücüne dönüşmüş
durumda. PKK’ya olan sempatileri bundan. Fazlaca konformist oldukları için
hayatta ödeyebilecekleri bedelin sınırı polis gazı yemek. Oradan sonrasını
terör örgütleri üstelenmek durumunda ve buradaki işbölümünde onlara düşen
görev, bu terör örgütlerine medya ve STK’ları ile meşruiyet/koruma sağlamak.
Son olarak, tepkinin bu kadar şiddetli olması,
algı/iktidar mekanizmalarının dezavantajlı geniş kesimleri susturmaya artık
yetmiyor olması. Değişimi hissediyor ve korkuyorlar. Çürümüş bir sistem olduğu
için büyük liderler artık oradan değil, ahlaki üstünlüğü ele geçiren beriki
taraftan çıkıyor. Burada en çok dikkati çeken küresel lider Erdoğan.
Bu nörotik ruh durumu nedeniyle bir paratoner gibi tüm
nefreti üzerine çekiyor.4http://www.aksam.com.tr/yazarlar/elinde-tuzluk-acur-bekleyenlerin-sosyolojik-analizi--c2-c2/haber-566665

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.