Elif Akgül
Hrant Dink davasının yedinci celsesi dönemin İstanbul
İstihbarat Şube Müdürü olan Ahmet İlhan Güler'in savunmasıyla başladı. Agos
Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin yeniden
görülen davanın yedinci celsesinin ilk duruşması bugün görülüyor. İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklardan Ramazan Akyürek,
tutuksuz sanıklardan Ogün Samast, Reşat Altay, Ahmet İlhan Güler, Sabri Uzun ve
Celalettin Cerrah katıldı.
Duruşmaya, Yasin Hayal, Hamdi Egbatan, Osman Gülbel, Ali
Poyraz, Şükrü Yıldız, Mehmet Ali Özkılınç SEGBİS aracılığıyla görüntülü ve
sesli olarak katıldı.
Duruşmayı izleyenler arasında Halkların Demokratik
Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Garo Paylan da yer aldı.
Özkan Mumcu yine tutuklandı
Duruşmada SEGBİS üzerinden söz alan Mumcu, tahliye
edildikten sonra Ağustos ayında Muş Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandığını,
silahlı örgüt üyesi olduğu iddiasıyla yargılandığını ve aynı suçtan ikinci bir
yargılama yapıldığını söyledi.
Yılmazer gözaltında
Tutuklu sanık Akyürek ise, "Ben ve Ali Fuat
Yılmazer, örgüt yöneticiliğiyle yargılanıyoruz. Ali Fuat Yılmazer 15 gündür
gözaltında, henüz ifadesini alınmadı. Duruşmaya getirilmesi için yazı
yazılmasını talep ediyorum" dedi. Mahkeme talebin değerlendirileceğini
söyledi.
Ahmet İlhan Güler'in savunması
Duruşmanın ilk yarısında cinayet döneminde İstanbul
İstihbarat Şube Müdürü olan Ahmet İlhan Güler'in savunması alındı, çapraz
sorgusuna geçildi.
Güler “Benim koruma görevim yoktu” diyerek görevi ihmal
ettiği iddialarını reddetti.
"Bana düşen görev yok"
Güler'in savunması özetle şöyle:
* Yönetmelik istihbaratı alan birime koruma yükümlülüğü
getiriyor, başka bir istihbarat şube talep olmadan koruma kararı vermez. Bana
düşen görev yok. Görevimi ihmal etmedim.
* Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü'nün merkeze yazarak
koruma istemesi gerekirdi.
"Koruma sürecini Trabzon başlatmalıydı"
* Trabzon İstihbarat Şubesi, bizi araya katmadan, Daire
Başkanlığıyla beraber koruma sürecini başlatmalıydı. Yönetmelikler Trabzon
İstihbarat Şubesine bu yükümlüğü vermektedir.
* Trabzon'dan İstanbul'a yani bize gelen yazı, Yasin
Hayal'le ilgilidir. Osman Hayal sorulmaktadır. Ses getirici eylem ibaresi
açıkça öldürüleceği anlamına gelmez.
* Trabzon'dan gelen yazının gereği yapılmıştır. Bunun
yapılmadığını söyleyen müfettişler şu anda tutuklu. Benim görevi ihmal
etmediğime dair yargı kararları var. Trabzon'dan bizden isteneni yaptık. Başka
işlem yapamazdık. İstihbarat faaliyeti hassas bir süreçtir.
* [Cinayete ilişkin] F4 raporu cinayetten üç yıl sonra
ortaya çıktı. Engin Dinç [Dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü] 2008'daki
Meclis Komisyonu'na ifadesinde “Ses getirecek eylem” ifadesinde neden
öldürüleceği belirtilmedi sorusuna “Böyle bilgi gelmedi, eylemin ne olacağı
belli değil, ekleyemezdik” demişti. Meclis raporunda da öldürme olayı
gizlenmeye devam etti.
"Savcı ya da Koruma Şubesi koruma kararı
çıkarabilirdi"
* Dink'e yönelik kampanya ve protesto gösterileriyle
tehditler aleniyete kavuştuğundan istihbaratın konusu değil.
* İddianamede önemli bilgilerin İstanbul'dan saklandığı
belirtiliyor ama koruma sürecini başlatmamakla suçlanıyor. Vali Yardımcısı ve
MİT'in Dink ile görüşmesi, Bursa'dan gelen tehdit mektubu, Agos'a gelen tehdit
telefonu İstihbarat Şube'nin konusu değil. Dink'in Agos'taki son yazısını
üzerine Savcılık ya da Koruma Şubesi resen koruma verebilirdi. Konulara muhatap
Vali, MİT, basın savcılığı koruma prosedürü için görevli ve yetkili olmasına
karşın onlara dava açılmadı.
"Fail değil, mağdurum"
* Benim üzerimden devlet mahkum ettiriliyor. Ben hem
kendimi hem de devletin içine sızan bir komplocu gruba karşı devleti
savunuyorum. Hedef seçildim, fail değil mağdurum. Davaya katılmak istiyorum.
Savunmanın ardından Güler'in çapraz sorgusuna geçildi.
Güler sorguda Trabzon'dan gelen yazıyla ilgili başka bir
işlem yapmalarının mümkün olmadığını belirterek "Dink'in öldürüceği
konusunda İstanbul İstihbarat Şubesine herhangi bilgi gelmemiştir. Herhangi bir
yazı gelmedi. Çalıştığım elemanlara da sordum bilgi gelmemiştir" dedi.
Ahmet İlhan Güler hakkında
Mart 2003’te İstanbul İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürü
olarak atandı ve Dink’in öldürülmesinden kısa bir süre sonra görev yeri
değiştirildi.
Güler, ifadesinde, Dink hakkında açılan TCK 301 (Türklüğe
hakaret) davasıyla ilgili, genel bilgi mahiyetinde haberdar olduğunu
söylemişti. Oysa, soruşturma kapsamında, Güler’in Dink hakkında hazırlanan pek
çok evrakta imzası olduğu ortaya çıkmıştı.
Cerrah’ın ifadesinde sözünü ettiği, Dink’e yönelik
eylemlerin konuşulduğu “il asayiş toplantıları”na, Ahmet İlhan Güler de
katılmıştı.
Hayal'in Dink'e yönelik eylem yapacağına dair yazı da
İlhan Güler’in başında olduğu İstanbul İstihbarat Daire Başkanlığı’na
gönderilmişti. Soruşturma sürecinde, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü
Engin Dinç’in İstanbul’a yazı gönderilmeden hemen önce Güler’i telefonla
aradığı ortaya çıktı.
İddianamede, Dink’e yönelik gelen tehditlerden Ahmet
İlhan Güler’in haberdar olduğu ve bazı tehditlerin ise koruma tedbirlerinin
alınmasını zorunlu kıldığı belirtildi.
Güler’in Hrant Dink’in korunması için gerekli tedbirlerin
alınmasını sağlamak amacıyla yazışma yapmasının zorunlu olduğu ancak Güler’in bu
yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilen iddianamede Güler hakkında, “Hrant
Dink cinayetinde kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi suçundan sorumlu
olan kamu görevlisidir” ifadelerine yer verildi.
Güler hakkında "kasten öldürmenin ihmali davranışla
işlenmesi, görevi kötüye kullanma" suçlarından 15 yıl 6 aydan 22 yıla
hapis isteniyor. (EA)
Elif Akgül
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon bölümü
mezunu. Daha önce İMC TV'de muhabir olarak çalıştı. bianet'in İfade Özgürlüğü
haberleri editörlüğünü yapıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.