Levent Gültekin / levent gultekin kelle / acikcenk@gmail.com
/ @acikcenk
İslamcıların bir ülke, dünya, medeniyet tasavvurları
vardı. Savundukları değerler, o değerler etrafında kurmayı tasarladıkları bir
yaşam şekli vardı. Yıllarca bunu gerçekleştirme hayaliyle yazdılar, konuştular,
çabaladılar. Fakat hiçbir şey hayal ettikleri gibi olmadı. Çünkü hayatın
gerçekleri farklıydı. Farklı inanan, farklı düşünen, farklı yaşayan, milyonlar
vardı bu ülkede. İslamcılar, başkalarının haklarını, fikirlerini,
düşüncelerini, yaşam tarzlarını hesaba katan, onları da hayal ettikleri yaşamın
bir parçası yapan yaklaşımı ortaya koyamadılar. Gelinen bu noktada, kendilerini
yenileyip yeni duruma göre yeni bir fikir, yeni bir yaklaşım da
geliştiremiyorlar. Sonuçta İslamcılık derin bir iflasa sürüklendi. Savundukları
bütün değerler, muhalifken ileri sürdükleri bütün fikriler büyük bir erozyona
uğradı. Şimdi İslamcıların tam olarak neyi, yani hangi değerleri savunduklarını,
neden şikayet ettiklerini, ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunlara ne tür çözüm
önerileri getirdiklerini bilmiyoruz.
Bir ideolojinin iflası anlaşılabilir bir durum.
Çünkü bu, sadece İslamcıların başına gelen bir şey değil.
Dünyada birçok ideolojik hareket iktidara geldiğinde
benzer bir iflas yaşadı.
Fakat mensuplarının bütünüyle iflas etmesi, çaresizliğe
teslim olması, kendini yenileyememesi, evrensel değerlerden hatta kendi inanç
değerlerinden bile vazgeçmesi, olacak şey değil.
Sakın yanlış anlamayın. TV ekranlarında gördüğünüz üç beş
devşirme iktidar yandaşı soytarıdan bahsetmiyorum.
Edebiyatla uğraşan, şiir, hikaye, roman yazan; sinemayla,
felsefeyle ilgilenen, düşünen, tartışan bir çok İslamcı yazar, akademisyen,
kanaat önderi vardı.
Hepsi birden ortalıktan kayboldular.
Sanki bu ülkede öyle insanlar yaşamıyor artık.
Ülkede bunca olay oluyor, yazarlar, gazeteciler, aydınlar
birer birer hapse atılıyor. Tek birinden itiraz, kınama sesi veyahut farklı bir
öneri gelmiyor.
Yıllarca dindar kesime yapılan haksızlıklara özgürlük
adına karşı durmuş, sesini yükseltmiş farklı kesimden birçok kimse bugünlerde
iktidarın hedefinde.
Ya hapisteler ya da işlerinden oldular.
Tek bir İslamcı aydın, yazar, gazeteci, akademisyen olup
bitenle alakalı tek bir satır yazı yazmıyor, bu insanlara yönelik baskılara tek
bir cümle etmiyor.
Mesela Aslı Erdoğan, Özgür Gündem gazetesinde yayın
danışmanı diye müebbet hapisle yargılanıyor.
Yayın danışmanlığı ile hapis ya da müebbet ceza isteme
arasındaki korkunç adaletsizlikten rahatsızlık duymuyorlar.
Yıllarca İslamcılara uygulanan baskıya karşı çıkmış Ahmet
Altan, Mehmet Altan, Şahin Alpay, Murat Aksoy, Ahmet Turan Alkan, Nazlı Ilıcak,
Necmiye Alpay ve diğerleri, aylardır hapis yatıyorlar. Tek bir İslamcı aydın çıkıp
da “Nedir bu insanların suçu?” diye sorma cesareti gösteremiyor.
İktidara muhalif bir gazetenin, Cumhuriyet’in
karikatüristi Musa Kart, yazarı Kadri Gürsel gibi 10 yazarı ve yöneticisi sudan
bahanelerle hapse atıldılar.
Tek bir İslamcı yazardan “Siz ne yapıyorsunuz Allah
aşkına?” sorusunu duymadık. Duymuyoruz.
İslamcı aydınlardaki bu duyarsızlık sadece farklı
kesimlerden aydınlara, yazarlara değil.
Kendi arkadaşları, “Ağabey” dedikleri Ali Bulaç aylardır
hapiste, tek bir tanesi çıkıp da Ali Bulaç hakkında tek bir cümle edecek
cesareti de gösteremedi.
Diğer yazarlara kendi mahalleleri bir şekilde sahip
çıkıyor. Fakat Ali Bulaç’a kendi arkadaşları bile sahip çıkmadığı için
bütünüyle unutuldu içeride.
Korkunç bir sinmişlik hali var.
KHK ile on binlerce suçsuz, günahsız insan işinden
atıldı. Atılmaları yetmezmiş gibi iktidar bu insanların SGK’sına KHK ile ihraç
edildiğini işlediği için, bu insanlar hiçbir yerde iş bulamıyorlar.
Bu da yetmezmiş gibi büyük bir kısmına bir de yurt dışına
çıkış yasağı konulmuş.
Onbinlerce aile alenen açlığa, yokluğa mahkum edilmiş.
Şehirler yıkılmış. İnsanlar aç, susuz çadırlarda yaşıyor.
Her gün onlarca çocuk ölüyor.
Başkanlık sistemi adı altında, kanun yapma dahil bütün
yetkilerin tek bir kişiye devredilmesi gündemde.
Bütün bu yaşananlarla ilgili tek bir İslamcı aydından
eleştiri, itiraz veyahut aklıselim yaklaşım gösteren, tek bir söz eden kimse
çıkmıyor.
Tüm bu sessizlik, korkaklık, araziye uyma tavırları
İslamcılar açısından utanç verici bir durum.
İslamcı aydınlara şunu söyleyebilirim:
Ülkede her gün onlarca haksızlık, hukuksuzluk, gaddarlık
yaşanıyor. Ülke adeta bir uçuruma sürükleniyor. Her alanda büyük bir yıkım ve
sefalet yaşanıyor.
Tüm bu olup bitenlerle alakalı tek bir itirazınız, tek
bir görüşünüz, tek bir esaslı fikriniz yok.
Bunca entelektüel çaba, bunca hikaye, roman, bunca okuma,
araştırma sonunda varacağınız yer burası mıydı?
Bugünlerde sergilediğiniz duyarsızlık, korkaklık,
vicdansızlık ne Müslümanlığa ne de aydın sorumluluğuna sığar.
Bu korkaklığınızı, bu vicdansızlığınızı, bu aydın
sorumluluğundan uzak olmayı, araziye uyarak ortadan kaybolma tavrınızı bir
utanç tabelası olarak ömür boyu boynunuzda taşıyacaksınız.
Yazdığınız şiirlerle, hikayelerle, romanlarla değil, bu
korkaklığınızla, vicdansızlığınızla anılacaksınız.
Bütün bu yaşadıklarımızı ve tüm bunlara karşı sizin
suskunluğunuzu insanlar unutmayacak. Kuşlar, kediler, ağaçlar bile unutmayacak.
Benim asıl merak ettiğim çocuklarınızın, eşlerinizin,
dostlarınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz?
Hatta aynaya baktığınızda ne hissediyorsunuz?
İçine düştüğünüz bu sefaletten bir utanç, mahcubiyet
duymuyor musunuz?
Duyuyorsanız nasıl yaşıyorsunuz peki?
Duymuyorsanız daha kötü.
Bu ülkede işlerin iyiye gitmesi, yüzlerin gülmesi, umudun
ve cesaretin yeşermesi sizin sesinizi yükseltmenize bağlı.
Bunu anlamıyor musunuz?
Sinerek, pısarak, utançla, parazitçe mi yaşayacaksınız?
Böyle bir halde yaşasanız ne olur yaşamasanız ne olur?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.