Yunus Haydar
Son 52 yılda üçüncü kez gerçekleşen Rus Patriğinin
İngiltere ziyareti, yeni dönemde yaşanacak bazı olağanüstü olayların habercisi
olabilir mi? 18 Ekim 2016'da tarihi bir gelişme yaşandı ve Rus
Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill İngiltere'ye giderek Kraliçe Elizabeth ile
görüştü. Her ne kadar görüşmenin süresi yarım saat olsa da bu tür bir
görüşmenin son 52 yılda yalnızca iki kez gerçekleşmesi ve her iki görüşmeden
sonra bazı olağanüstü gelişmelerin yaşanması bu görüşmeyi ilginç kılıyor. 1964
ve 1991 yıllarında gerçekleşen görüşmelerin öncesine/sonrasına denk düşen
tarihi olaylara bakıldığında 18 Ekim günü yapılan görüşmenin yarım saatlik
süresinin aldatıcı olabileceği sonucu çıkıyor.
Roosevelt-Churchill-Stalin troykasının meşhur pozuyla
tarihe geçen Yalta’da “yeni dünya düzeni” kurulduktan sonraki ilk ziyaret, tüm
Sovyet vatandaşlarını Vatikan'a karşı itaatsizliğe davet eden Patrik 1.
Aleksi'nin 1964 yılında İngiltere'ye gerçekleştirdiği ziyaretti. Patrik 1.
Aleksi 1943'te sıkı din karşıtı Stalin ile görüşerek 20 yıllık yasağın ardından
kiliselerin yeniden açılması iznini alan 3 kişiden biriydi. Patriğin İngiltere
ziyareti; Sovyetleri "De-Stalinize" eden Kruşçev'in 1959-64 arasında
gerçekleştirdiği kilise kapatma faaliyetlerinin son bulduğu yıla denk gelmişti.
Bu ziyaret Eylül 1964'te gerçekleşmiş ve Ekim 1964'te Kruşçev politbüro
tarafından görevinden azledilmiş, arkasından iktidara gelen Brejnev döneminse
ise kiliseler üzerindeki baskı büyük ölçüde azalmıştı.
İkinci ziyaret ise seküler adı Aleksey Mihailoviç von
Ridiger olan ve Alman asıllı Patrik 2. Aleksi'nin gerçekleştirdiği ziyaretti ve
tarihi 1991 idi, yani Sovyetler Birliği'nin resmi olarak tarih sahnesinden
silindiği yıl. Patrik 2. Aleksi alışılagelmiş patriklere göre sıkça kamuoyu
önüne çıkan, TV'de görünürlük alan, siyasilerle sıkça görüşen bir figürdü.
Patrik 2. Aleksi'nin İngiltere ziyaretinden kısa bir süre sonra Kraliçe
Viktorya'nın torunu Rusya Büyük Düşesi Elizabeth’in azize ilan edilmesi de
enteresan bir detay olarak göze çarpıyor. 1991 yılı aynı zamanda Rus Ortodoks
Kilisesi’nin tam anlamıyla bağımsızlığını ve hükümet denetiminden muaflığını
kazandığı yıldı. Sonraki yıllarda Patrik 2. Aleksi'nin KGB ajanı olduğu yönünde
iddialar da ortaya atıldı.
Ve nihayet üçüncü ziyaret de 18 Ekim'de gerçekleşti.
Dünyanın en büyük Ortodoks cemaatinin en üst düzey manevi lideri Patrik Kirill,
Kraliçe ile yarım saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Basına fotoğraf servis
edilmeyen görüşme sonrasında Patriğin verdiği mesaj ilginçti: “Kraliçe gündelik
politik konuların üzerindedir. İngilizlerin güçlü toplumsal geleneklerine
güvenmesine izin verir.”
Görüşmede Kraliçe kendisinin ve eşinin birer portresini
Patriğe hediye ederken, Patriğin Kraliçe’ye hediyesi ise oldukça enteresan
detayları barındıran bir dinsel figürdü: Hristiyan ikonografisinde
Ortodoksların “Panagia Hodegetria”, “She who shows the Way”, “Mother of God the
Quick to Hearken”; batı Hristiyanlarının ise “Our Lady of the Way” adıyla
tanıdığı ikona. 1453'te İstanbul'un fethi ile orijinali ortadan kaybolan ikona
Bizans'tan kalan en önemli kült obje olarak kabul ediliyor. İkonanın tarihi de
oldukça enteresan. İlk kez, bugün kalıntıları Gülhane Parkı yakınlarında yer
alan Hodegon Manastırında resmedilen ikonanın hikayesi ise Hz. Meryem'in
manastıra getirerek gözlerini açtığı iki körün öyküsüne dayanıyor. İkonayı
çizen ise bugün kabul edilmiş 4 kanonik İncil'den biri olan Luka İncilini yazan
Antakyalı Müjdeci Luka.
Patrik Kirill'in en önemli icraatlarından birisi de
yaklaşık bin yıl aradan sonra Papa ile bir araya gelen ilk Rus patriği olması.
Bu yılın Şubat ayında Havana'da bir araya gelen ikili 30 maddelik bir ortak
bildiri de yayınlamıştı. Bildirideki tanıdık maddelerden birisi de “dinler
arası diyalog” meselesiydi. Bildirinin yayınlandığı görüşmeye giden yol ise
İstanbul’dan geçmişti. Patrik Bartholomeos’un daveti üzerine Kasım 2014’te
Türkiye’yi ziyaret eden Papa Francesco, İstanbul dönüşünde uçakta yaptığı
açıklamada “Moskova Patriği ile de buluşmak istiyorum. Ona (Kirill’e) ‘nerede
istiyorsan orada buluşalım’ dedim” şeklinde bir açıklama yapmış ve bu görüşme
Havana’da gerçekleşmişti.
İlk bakışta birbiriyle ilgisiz gibi görünen satır
aralarında kalmış bu gibi detaylar, aslında dünyada yeni dönemin kontur
çizgilerinin yavaş yavaş belirginleştiğinin göstergesi. Belki de saatlerle
ifade edilecek kadar kısa bir zaman diliminde art arda yaşanan Rus resmi haber
ajansı TASS'ın "Türkiye'ye istihbarat veriyoruz" açıklaması,
Economist'in "IŞİD'e yol verelim, Suriye'ye kaçsın" başlıklı analizi,
İran yarı resmi haber ajansı Fars News Agency'nin "Türkiye Suriye'de
teröristleri destekliyor" haberi geçmesi, Rusya'nın Fırat Kalkanı'na
katılan ÖSO'yu vurması gibi gelişmeler büyük bir değişimin arifesinde olduğumuz
gerçeğini işaret ediyor.
Bir meczubun arkasına takılanlar, o meczubu İslam
peygamberinin Medine'ye hicret ettiği gün (16 Temmuz) ülkeye döndürmeyi
hedefleyerek, Kudüs'ün düştüğü gün (15 Temmuz) darbe girişiminde bulundular. Ve
devlet o meczubu ısrarla koruyanlara yanıt mahiyetinde Mercidabık'ın sene-i
devriyesinde (24 Ağustos) Cerablus'a girdi. Yanıtı alanlar bir süre sonra,
donanmalarının kuruluşunun 241. yıldönümünde; Akdeniz'de özgürce
dolaşabilmelerini sağlayan Berberi Savaşı'nı anlatan ve Türk askerini düşman
olarak tasvir eden bir resmi paylaşarak karşılık verdi...
Kim bilir, belki de ilk bakışta birer çizgi, anlamsız
sayılar dizisi, gelişigüzel çizilmiş resimler gibi gözüken semboller, aslında
çok şey anlatıyordur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.