Merrill Lynch, Türkiye'nin en riskli üç piyasadan biri
olduğunu açıkladı. Merrill Lynch, Türkiye'nin en riskli üç piyasadan biri
olduğunu açıklayarak, 2017 gelişen piyasalar raporunda Türkiye için karamsar
değerlendirmelerde bulundu. BofA Merrill Lynch, 2017 gelişen piyasalar raporunda
Güney Kore'yi sağlıklı büyüme trendiyle öne çıkarırken Türkiye ile birlikte
Güney Afrika ve Brezilya'yı en riskli üç gelişen piyasa arasında sıraladı.
BofA Merrill Lynch'e göre bu üç ülke 2017'de stagflasyon
ve borç pozisyonu nedeniyle zorluklar yaşayacak.
Busness HT'nin akratdığına göre, Merrill Lynch'in
Türkiye'nin 'kırılgan üçlü' arasında olduğunu ifade ettiği raporda şu satırlar
yer aldı:
"Brezilya, Türkiye ve Güney Afrika halen 'kırılgan
üçlüyü' oluşturuyor. Güney Afrika, stagflasyon nedeniyle GEM-10 ülkeleri
arasında en dipte. Güney Afrika ekonomisi yüksek borçlu şirketler ve 'ikiz
açık' taşıyor. Türkiye ise dış açığı ve net uluslararası yatırım pozisyonu/GSYH
rasyosunda 56 piyasa arasında 55. sırada olmasıyla en zayıf ikinci. Macaristan
sadece iki yıl önce bu rasyoda Türkiye ile benzer seviyedeydi. Mali dengesi ve
kamu borcu ise Türkiye'nin görece güçlü noktaları olmaya devam ediyor. Diğer
taraftan Brezilya ise makro göstergelerini iyileştirerek Türkiye ve Güney
Afrika ile farkı açmayı başardı. Brezilya, gelişen piyasalardaki en iyi rezerv
karşılama oranlarından birine sahip".
E-mailTweetLike13+1Telegram
İLGİLİ HABERLER
Velilerden imam hatip anketi tepkisi!
Veliler imam hatip anketine tepki gösterdi.
26-12-2016 21:35
Kuşadası Atatürk Ortaokulu'nde geçen cuma günü
öğrencilere velileri tarafından cevaplanmak üzere dağıtılan anketler tepki
çekti.
Okul planlaması amacıyla dağıtıldığı iddia edilen ve
üzerinde 'evet' ve 'hayır' şıklarının bulunduğu ankette, "Okulumuz bünyesinde
imam hatip ortaokulu açılırsa çocuğumu o okula gönderirim. İlçemiz sınırları
içerisinde yeni bir imam hatip ortaokulu açılırsa çocuğumu o okula gönderirim.
İlçemiz sınırları içinde pansiyonlu (ücretsiz) imam hatip ortaokulu açılırsa
çocuğumu o okula gönderirim. İlçemiz sınırları dışında pansiyonlu (ücretsiz)
imam hatip ortaokulu açılırsa çocuğumu o okula gönderirim" sorularına yer
verildi.
VELİLER TEPKİ
GÖSTERDİ
Anket velilerin tepkilerine neden oldu.
DHA'nın haberine göre, Veliler, Kuşadası'nda planlama ve
yeni okullara yönelik anket yapılacaksa eksik tüm branşların yazılması
gerektiği görüşünde birleşti.
İsimlerinin açıklanmasını istemeyen veliler, "Sanki
tüm meslek dallarına yönelik okullar var ve sadece imam hatip yokmuş gibi
anketi sadece o yönde hazırlamışlar. Neden kimse fen, konservatuvar, sosyal
bilimler, turizm, yabancı dil okullarını isteyip, istemediğimizi sormuyor? Bu
imam hatip dayatmasıdır. Başka hiçbir seçenek olmadığı için binlerce öğrenci
velisi içinde 10 kişi bile anketi olumlu yanıtlasa 'Veliler istedi, açtık'
denilecek" diyerek, tepkilerini dile getirdi.
İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ: ART NİYET YOK
Aydın İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre ise, ankette art
niyet aranmaması gerektiğini belirterek, "Birçok veli dilekçe vererek
çocuklarının dini eğitimlerinin devlet tarafından verilmesini talep ediyor. Biz
de bunu planlamak ve gerçek talebi görmek, il ve ilçelerdeki okul
yatırımlarımızı planlamak için anket düzenledik. Bu anket ortaokul düzeyi,
puansız girilen okullarla ilgili ankettir. Puan ile girilen okulların
planlamasını ise biz yapmıyoruz. Örneğin, Çine ve Didim'den fen, Söke'den
sosyal bilimler lisesi talebi geldi, o talepleri bakanlığa ilettik. Puansız
girilen ortaokul için ise planlamayı biz yapıyoruz. Talep varsa yatırım olur,
talep yoksa yatırım olmaz. Art niyetimiz yok" dedi.
Büyükelçi suikastının soruşturmasına yayın yasağı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Suçlar Soruşturma
Bürosu, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un suikastı ile ilgili
soruşturma kapsamında yayın yasağı talebinde bulundu. Ankara 7. Sulh Ceza
Hakimliği talebi kabul etti.
26-12-2016 20:47
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Suçlar Soruşturma
Bürosu, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un suikastı ile ilgili
soruşturma kapsamında yayın yasağı talebinde bulundu. Ankara 7. Sulh Ceza
Hakimliği talebi kabul etti.
Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ’ın twitterdan
yaptığı paylaşıma göre mahkeme kararı şu şekilde;
Merrill Lynch: Türkiye en riskli üç piyasadan biri
Merrill Lynch, Türkiye'nin en riskli üç piyasadan biri
olduğunu açıkladı.
26-12-2016 20:02
Merrill Lynch, Türkiye'nin en riskli üç piyasadan biri
olduğunu açıklayarak, 2017 gelişen piyasalar raporunda Türkiye için karamsar
değerlendirmelerde bulundu.
BofA Merrill Lynch, 2017 gelişen piyasalar raporunda
Güney Kore'yi sağlıklı büyüme trendiyle öne çıkarırken Türkiye ile birlikte
Güney Afrika ve Brezilya'yı en riskli üç gelişen piyasa arasında sıraladı.
BofA Merrill Lynch'e göre bu üç ülke 2017'de stagflasyon
ve borç pozisyonu nedeniyle zorluklar yaşayacak.
Busness HT'nin akratdığına göre, Merrill Lynch'in
Türkiye'nin 'kırılgan üçlü' arasında olduğunu ifade ettiği raporda şu satırlar
yer aldı:
"Brezilya, Türkiye ve Güney Afrika halen 'kırılgan
üçlüyü' oluşturuyor. Güney Afrika, stagflasyon nedeniyle GEM-10 ülkeleri
arasında en dipte. Güney Afrika ekonomisi yüksek borçlu şirketler ve 'ikiz
açık' taşıyor. Türkiye ise dış açığı ve net uluslararası yatırım pozisyonu/GSYH
rasyosunda 56 piyasa arasında 55. sırada olmasıyla en zayıf ikinci. Macaristan
sadece iki yıl önce bu rasyoda Türkiye ile benzer seviyedeydi. Mali dengesi ve
kamu borcu ise Türkiye'nin görece güçlü noktaları olmaya devam ediyor. Diğer
taraftan Brezilya ise makro göstergelerini iyileştirerek Türkiye ve Güney
Afrika ile farkı açmayı başardı. Brezilya, gelişen piyasalardaki en iyi rezerv
karşılama oranlarından birine sahip".
Muğla’da Aleviler'den Maraş Katliamı anması
PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Muğla Şubesi,
bugün Maraş Katliamı’nın 38. yıldönümü nedeniyle bir anma düzenledi.
26-12-2016 19:36
İleri – Muğla
PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Muğla Şubesi,
bugün Maraş Katliamı’nın 38. yıldönümü nedeniyle basın açıklaması yaptı.
18.00’da Sınırsızlık Meydanı’nda yapılan basın
açıklamasında “Maraş’ı unutma, unutturma” “Kahrolsun şeriat, yaşasın laiklik”
“Dün Maraş’ta, bugün Sivas’ta, çözüm faşizme karşı savaşta” sloganları atıldı.
Basın açıklamasına TKP üyeleri de destek verdi.
Derneğin Muğla Şube Yönetim Kurulu üyesi Cemre Doğmuş
tarafından okunan basın açıklamasının tam metni şu şekilde:
“Katliamlarla dolu tarihimizin en karalık günlerindendir
Maraş. 18- 25 Aralık 1978 de günlerce insanlarımıza işkence edilmiş
öldürülmüş hamile kadınlar tekmelenmiş
resmi rakamlara göre 108 ama gerçekte çok daha fazla insanımızın katledildiği
ve insanlığın yok olduğu günlerdir .
Bugün dünyanın lanetlediği IŞİD çetelerinin vahşeti, 38 yıl önce Maraş ’ta
Alevilere uygulandı. Devlet güçleri günlerce bu vahşete seyirci kaldı. Belediye
hoparlörlerinde ‘Kızıllar şehrimizi bastı, kızıllar iki insanımızı öldürdü’
gibi asılsız duyurular yapılarak sıradan vatandaşlar bile birer potansiyel
katil haline getirildi. Binlerce can yerinden yurdundan oldu. Halen devlet bu
vahşetin sorumlularını açığa çıkarıp hesap sormadı, yargılamadı, yargılamak ta
istemiyor. Katliamla ilgili olarak 804 kişi hakkında dava açılmış ancak çeşitli
indirimlerle, beraatlarla, katiller serbest bırakılmış ve kanlı Maraş dosyası
sessizce kapatılmıştır. Yani katliam meşru görülmüştür. Bütün katliamların
üzerini örtmeyi ve katliama, katliam denmesini, katledilenlerin anılmasını bile
engelleyen bozuk düzenin temsilcisi siyasi iktidarlar, şu ana kadar yapılan
katliamları ağızlarına almadıkları gibi, Maraş katliamını da ağızlarına
almayarak, üzerini örtmeye çalışmaktadır.
“Aradan geçen 38 yıl içinde katliamın gerçek suçluları ve
onların arkasındaki karanlık güçler ortaya çıkarılmadığı gibi katliama karışan
birçok kişi, milletvekili ve iş adamı yapılarak adeta ödüllendirilmiştir.
Bizler katilleri tanıyoruz biliyoruz. Bugün yaşadığımız karanlığın o günlerden
günümüze kadar geldiğini biliyoruz.
“Maraş’ın acısı tıpkı Çorum gibi, tıpkı Sivas gibi, tıpkı
Dersim gibi, tıpkı Suruç gibi, tıpkı Ankara gibi tazedir. Sivas’ı, Çorum’u,
Maraş’ı, Dersim’i, Roboski’yi, Hrant’ı, Suruç’u, Ankara’yı, Tahir Elçi’yi,
unutmayacağız, unutmak ihanettir. Türkiye’nin imhacı, inkârcı ve ayrımcı
zihniyetiyle yüzleşmesini talep ediyoruz ve bunda ısrarlıyız. İnancından,
kültüründen dolayı yüzyıllardır katliamlara uğratılan bir halk olarak bizler,
katliamların hesabının sorulması ve bundan sonraki katliamların durması için
mücadele etmeye devam edeceğiz.
“Ayrımcılığa, inkara, istismara, savaşlara, sömürüye
itiraz ediyoruz. Ağıtlara sinmiş acıları Türkülere teslim olmuş gözyaşlarını
Umuda dönüşen zılgıtlarımızla Biz Kürtçe, Türkçe, Zazaca, Ermenice barış ve
kardeşlik türküsü söylemeye devam edeceğiz..
“Farklı kültürlerin bir arada kardeşçe yaşaması için
sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Maraş Katliamı Dosyası yeniden açılmalıdır.
Dava yeniden görülmelidir. Unutmak demek kabullenmek demek, unutmak demek yeni
katliamlara davetiye çıkarmak demek, unutmak demek insanlığa, kardeşçe yaşama
arzusuna ket vurmak demek. Biz bu nedenle diğer katliamları olduğu gibi
aydınlık ve onurlu yarınlarımıza sahip çıkmak için Maraş’ı da unutmuyoruz
unutturmayacağız.”
Bilal Erdoğan’a üstün zekalı diyen yazar Şahiner
çalıştığı diziden atıldı
Bilal Erdoğan’a üstün zekalı diyen yazar Seray Şahiner
çalıştığı diziden atıldı.
26-12-2016 19:23
İleri Haber
Bilal Erdoğan’a üstün zekalı diyen ve daha önce bu
gerekçeyle kaldığı otelden gözaltına alınan yazar Seray Şahiner çalıştığı
diziden de atıldı.
Seray Şahiner, olayı Twitterdan şöyle duyurdu:
"Bilal Erdoğan’a ‘üstün zekâlı’ dediğim BirGün
gazetesinde yayımlanan yazımdan dolayı açılan hakaret davasının sonucu olarak
11 Aralık’ta Bursa’da gözaltına alınmam sebebiyle; Ekim 2016’dan beri senaryo
grubunda çalıştığım; Limon Film’in çektiği, ATV’de yayınlanacak Aşk ve Gurur
adlı dizideki işimden atıldım. Projede birlikte çalıştığımız yazar Yıldırım
Türker de benim işten çıkarılmamın üzerine, duruma göz yummayarak işten
ayrıldı. Usülsüz gözaltı üzerine, adım dava ve ‘aile’ ile anıldığı için 3 bölüm
senaryosunu, 13 bölüm hikayesini yazdığımız işimden atılmam sebebiyle, Limon
Film’i kınıyorum"
Demirtaş’tan cezaevinde öykü: Halep Ezmesi
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Edirne Cezaevi’nde
bir öykü yazdı. Demirtaş’ın öyküsünü
paylaşan Sırrı Süreyya Önder
"Selahattin Demirtaş'ın sazı, sözü ve duruşu kadar bilinmeyen bir
yönü daha vardır ki o da öykücülüğüdür" ifadelerini kullandı.
26-12-2016 19:22
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Edirne
Cezaevi’nde bir öykü yazdı. Demirtaş’ın
öyküsünü paylaşan Sırrı Süreyya Önder
"Selahattin Demirtaş'ın sazı, sözü ve duruşu kadar bilinmeyen bir
yönü daha vardır ki o da öykücülüğüdür" ifadelerini kullandı.
“Halep Ezmesi” başlıklı öykü şu şekilde;
HALEP EZMESİ
“Yanılmışım, hayat çok uzun…”
Garip bir durum mu var, sanmıyorum. Her zamanki Ortadoğu
işte, bir yerlerde patlayan canlı cansız bombalar, geride bıraktığı onlarca
parçalanmış insan bedeni, darmadağın olmuş yoksul bir pazaryeri.
Ölü sayısı 68, yazıyla altmış sekiz.
Üç gün önceki patlamada 43’tü. Ölüm gerçekten sıradan ve
normal bir şeydi de acaba biz mi abarttık onu ve olağanüstü bir hale getirdik.
Ölüyor işte insanlar, bolca hem de. Halep’te öğlen patlayan bomba, aynı
saatlerde Sidney’de akşam yemeği için restoranlarda toplaşan Avusturalya
ahalisinde aynı etkiyi yapmamış gibi duruyor zaten. Toronto’da işe gitmek için
koşuşturan Kanada halkının henüz haberi bile yok. Birazdan haberleri olacak ama
çoğu okumaya bile değer bulmayacak bu ‘olağan’ patlamayı. Halep’e en yakın
şehir Hatay. Biraz dikkat kesilseler patlamayı kendi kulaklarıyla duyacak kadar
yakınlar Hataylılar Halep’e.
Hatay’ın mezeleri ünlüdür, sofraları zengin. Kadim bir
coğrafyanın birikmiş bütün kültürlerinden nasiplendiği için Hatay mutfağında
yok yoktur. Arap, Ermeni, Süryani, Türkmen, Kürt, Türk, Fars, Rum ne yemiş
içmişse tarih boyunca, Hataylılar hepsini not etmişler bir gün lazım olur diye.
Her gün lazım olmuş tabi. Hatay’a yolu düşenler bu enfes tatları denemeden
ayrılmışsa kentten, çok şey kaybetmiş sayılır.
68 kayıp.
Hatay Araplarının en iyi yaptığı yemek belki de gerçek
bir sanat eseri diyebileceğimiz Arap kebabıdır. Eski Çarşı’da salaş bir esnaf
lokantasında yemelisiniz kebabı. Hamdullah usta tam da romanlarda geçen naif
esnaf tiplemesinin canlı hali adeta. Adı sanı iyice duyulunca turistler de
rağbet etmeye başlamış Hamdullah ustaya. Bu durum ustamızı hafiften tedirgin
etmiş olsa gerek ki, dükkâna çeki düzen verme adına 4–5 tane plastik saksı
ağacı alıp yerleştirmiş mekânın sağına soluna. Bu aklı da karşıdaki berber
Sadrettin vermiş kendisine. “Abi sen de konsepti biraz değiştir, turist akmaya
başladı sokağa, her esnaf biraz çekidüzen verse dükkânına, turistik bir caddeye
dönüşürüz imanıma” demiş. Kafasına yatmış Hamdullah Usta’nın. Plastik ağaçlar
bu çerçevede intikal etmişler. Yemekler hep aynı ama artık daha yeşillik bir
ortamda ve orman ambiansı eşliğinde yiyebiliyorsunuz. Yalnız ağaçların
plastikliği fazla sırıtıyor, bildiğiniz ucuz naylon. İyice de tozlandıkları
için hedeflediği ambiansı tersine çevirmiş ama olsun, yemekler harika halen.
68 ölü can.
Lokantada bir tek garson var. Toplam 7 masaya yetişmekte
zorlanmıyor. Hamdullah Usta’nın yeğeniymiş. Çocukluğundan beri, tam 19 yıldır
burada garsonluk yapıyormuş. Adı Bereket. Bereket’in iki çocuğu var, karısı geçen
yıl trafik kazasında ölmüş. Trafik kazası dediysek öyle aşırı hız yapan
arabasıyla takla makla atmamış. Caddede halk otobüsü çarpmış, oracıkta canını
teslim etmiş kadıncağız. Bildiğin fukara işi bir trafik kazası ve fakir bir
ölüm. İşine ve ustasına çok bağlı. Şevkle yapıyor görevini Bereket.
Müşterilerin gözlerinde bir damlacık memnuniyet okuyabilmek için, sanat icra
eder gibi estetik bir maharetle sunuyor yemekleri. Her şey çok güzel ama
özellikle etler bir harika.
68 parçalanmış beden.
Fiyatlar sizi şaşırtacak kadar ucuz. Üç kişi yedik içtik
tatlısı, tuzlusu derken bir hesap geldi neredeyse itiraz edecektik hesaba,
azdır diye. Beni en çok da şaşırtan Hamdullah ustanın sakinliği oldu. Dükkân ne
kadar kalabalık olursa olsun O hiç istifini bozmadan, yüzündeki ifadeyi bir
milim değiştirmeden usulca siparişleri tabaklara doldurup Bereket’e uzatıyor
tezgâhın arkasından. Bir haftada üç defa gittim Hamdullah ustaya, bu sahneler
azıcık dahi olsa hiç değişmedi.
Hamdullah usta aslen Halepli. Dedesi Hatay’a yerleşmiş,
60 yıldan fazladır Hatay’dalar. Dededen babadan lokantacı esnafı olarak
tanınırlar Hatay’da. Tarihi Halep çarşısında kumaşçı dükkanları var
amcalarının. Savaştan önce çok sık gider gelirlermiş birbirlerine. Savaş
başlayınca Halep’teki akrabaların hepsi diğer birçokları gibi Hatay’a
kaçmışlar. Hamdullah ustanın iki katlı evinin bahçesine bir çadır kurmuş,
toplam 48 nüfus bir evde yaşamaya başlamışlar. Hamdullah usta bu durumdan
dolayı evin alt katındaki kiracıdan rica minnet evi boşaltmasını istedikten
sonra biraz daha rahat etmişler. Hiç evlenmemiş usta. Çocukken babasıyla
birlikte Halep’e ziyaretlerinde tanıyıp deliler gibi âşık olduğu teyzesinin
kızı Rukiye 16’sında evlendirilince hayata küsmüş. Sevmemiş bir daha kimseyi.
Rukiye iki çocuğu, kocasıyla birlikte ustanın alt katındaki evde bir odada
kalıyor. Onunla karşılaşmamak için her sabah neredeyse koşarak çıkıyor evden
usta. Rukiye de unutmamış unutmasına da yapacak bir şey yok artık. Halen çok
güzel, bakmaya kıyamıyor, görmeye doyamıyor. Görme dediysek de kaç günde bir
tesadüfen karşılaşmalar esnasındaki bir saniyecik bakışmalardan başka bir şey
değil zaten. ‘Hadi!’ dese birlikte her şeyi bırakıp kaçacaklarmış gibi ve sanki
bunu birlikte planlamışlar da herkesten saklıyorlarmış gibi tedirginmiş usta.
68 ölü ulan!
Eve herkes uyuduktan sonra sessizce girip usulca yatağa
uzanmak dışında evle bağını kesmiş bu yüzden. Olur da birisi ustanın bunları
içinden geçirdiğini anlar diye ödü kopuyormuş. Yıllar sonra yeniden alazlanan
Rukiye aşkının alevleri dışarıdan fark edilir korkusuyla Bereket’le olan
sınırlı konuşmalarını bile sıfıra indirmiş.
Fark edilmesin, ama bir alt kattaki oda, bir kaç
saniyelik bakışmalar da her gece büyüsün, o dilsiz dünyasını kaplayıp öyle
uyutsun. 48 nüfuslu bu arı kovanında onun nefesinin olduğunu bilmek çile mi,
mutluluk mu? Bu sorunun cevabı yokmuş işte. Gökten ne yağmışta yer kabul
etmemiş misali… Bunca yıl sonra aynı çatının altındalar ya. Hal böyle olunca da
ne yaparsan yap, o çatıya tünemiş umut kuşunu susturamazsın. Bu geveze kuşu
gündüzleri kovalamak kolay. Ama tek başına yatağa girip de gözlerini kapattığı
an gel de sustur. Uykuya dalıp kurtulmak yok. Rüyalarda daha da cüretli, daha
da arsız bir kuş bu. En kötüsü de uyanıp yeni bir güne başlama mecburiyeti.
Biraz daha oyalansa. Belki bu sabah da bir kaç saniye… Sakın!..
Halep’te pazar yeri, tezgâhlarda sadece hüznün satılan,
donup kalmış bir film sahnesi gibi. Savaş başladığından bu yana neşesi yok
pazarların, rengi yok, kokusu yok. Doymak, doyurmak için bir parça yiyeceğin
mecburen alınıp satıldığı yerler, ruhsuz hastane koğuşları gibi adeta. 68
parçalanmış insan bedeni. Rukiye de aralarında. İki gün önce çocukları Hatay’da
bırakıp kocasıyla birlikte Halep’teki evlerinden bir miktar daha eşya almaya
gelmişler. Akşam yemeği için bir şeyler almaya gitmiş pazara.Hatay’ın künefesi
de ünlüdür.
“Allahu akbar” diye bağırmış kendini patlatan pazar yeri
katili. Halep’te paramparça olurken Rukiye’nin bedeni, Hamdullah usta dükkânın
arkasında tahta namazlıkta namazını kılıyormuş. “Allahu akbar” diye rükûya
giderken göğsünde bir sızı hissetmiş, yaşlandık herhalde diye iç geçirmiş.
Künefenin özelliği peynirinden gelir. Bir de Hatay’da
pişirme tekniği farklı tabi. Ama Hamdullah usta arzu eden müşteriye künefeyi
yan taraftaki künefeci Cemil ustadan getirtiyor. Kendisi de iyi bir künefe
ustası ama komşunun kısmetine el uzatmak olur diyerek yan tarafta künefeci
açıldığından beri künefe yapmayı bırakmış dükkânda. Yok ben Hatay’ın en iyi
künefesini yiyeceğim diyorsanız o halde… çarşısında meşhur Hatay Künefecisine
gidip hakkıyla bir künefe yiyebilirsiniz.
Kocası ceset parçaları arasından elbise kumaşının
yapıştığı bir kaç parçayı tanıyıp bulup alabilmiş Rukiye’den geri kalanları.
Hamdullah usta ne cenazesine ne mezarına gitmeye dayanamamış Rukiye’nin.
Definden bir gün sonra akşam dükkânın kapısını içeriden kilitleyip ecza dolabında
ne kadar hap şurup varsa hepsini içmiş. Dükkân üç gün taziye nedeniyle kapalı
kaldı. Bereket işletiyor şimdilerde dükkânı. Bereket ustaya Rukiye’nin kocası
Cuma garsonluk yapıyor. Rukiye’nin iki çocuğu da dükkânın temizliğiyle falan
koşturuyorlar ortalıkta. Yolunuz düşerse uğrayın Bereket ustaya, yiyebilirseniz
de yiyin, Arap kebabı halen çok leziz.
Ne de olsa çok kadim bir mutfağı var Halep’in.
Selahattin Demirtaş
HDP Eş Genel Başkanı
Edirne Cezaevi
Rusya’da yas ilan edildi: Uçağın teknik arıza nedeniyle
düştüğü üzerinde duruluyor
Rusya’da aralarında Kızıl Ordu Korosu'nun 64 üyesinin de
yer aldığı 92 kişiyi taşıyan askeri Tu-154 uçağının dün Karadeniz'e düşmesi
sonrası bugün yas ilan edildi.
26-12-2016 11:34
Sputnik’in aktardığına göre, Rusya Ulaştırma Bakanı
Maksim Sokolov, Tu-154 uçağının bir terör eylemi sonucunda değil teknik bir
problem ya da pilotaj hatası sebebiyle düştüğünü tahmin ettiklerini söyledi.
Sokolov, uçağın düşmesine kesin olarak neyin neden
olduğunu soruşturma sonucunda anlayacaklarının altını çizdi.
Rus Hava Kuvvetleri Komutanı Viktor Bondarev Tu-154
uçağının kara kutularının yerinin belirlendiğini kaydetti. Fakat Bondarev kötü
durumda olmadıklarını tahmin ettiğini söylediği karakutulara henüz
ulaşılamadığını belirtti. Bondarev ayrıca uçağın teknik bakımdan bir
probleminin olmadığını ve kısa bir süre önce bakımdan geçirildiğini söyledi.
Kazada hayatını kaybedenlerin cesetlerinin bulunabilmesi
için 39 geminin ve 3.500 kişinin katıldığı bir arama operasyonu düzenleniyor.
İleri Hatırlatıyor
93 kişiyi taşıyan Rus uçağı Karadeniz'e düştü
KURTULAN OLMADI
Suriye'nin Lazkiye kentine gitmek için Moskova'dan kalkan
Tu-154 uçağı yakıt ikmali için Soçi'deki Adler Havaalanı'na iniş yapmış,
buradan kalktıktan 20 dakika sonra radardan kaybolmuştu. Daha sonra
Karadeniz'de uçağın enkazının parçaları bulunurken, Rusya Savunma Bakanlığı
kazadan kurtulan olmadığını açıklamıştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de
televizyondan halka hitap edip ulusal yas ilan ettiğini açıklamıştı. Putin,
"Kazanın nedenlerinin belirlenmesi için kapsamlı bir soruşturma yürütecek
ve hayatını kaybedenlerin yakınlarına destek için de gereken her şeyi
yapacağız" demişti. Rusya'da dün Soçi ve diğer bazı kentlerde hayatını
kaybedenler için çeşitli törenler düzenlendi. Kazanın ardından bugün Rusya'nın
pek çok kentinde hayatını kaybedenler için törenler gerçekleştiriliyor.
Hayatını kaybedenler için bugün Kızıl Meydan'da yer alan Aziz Vasiliy
Katedrali'nde de bir anma töreni düzenlenecek.
ESAD TAZİYE MESAJI GÖNDERDİ
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad uçağın düşmesinin
ardından Rusya Başkanı Vladimir Putin’e taziye mesajı gönderdi.
Esad mesajında “Suriye ve Halep halkının zafer ve bayram
kutlamalarına katılmak amacıyla dostlarımızı taşıyan uçağın düşme haberinin büyük
bir acı ve hüzünle karşılıyoruz” dedi.
Başbakan Yıldırım: Finans sektörü sapasağlam
Başbakan Binali Yıldırım, "İki ya da üç aya kalmaz
ekonomi rayına girecek. Vatandaşın desteği çok önemli. O destek sayesinde,
ekonomimize karşı yapılan algı operasyonunu geri çevirdik. Bakın bankalarımızın
standardını AB kabul etti. Finans sektörü sapasağlam. AB standartlarının da
üzerinde. 2017 yatırımların yoğunlaştığı bir yıl olacak" dedi.
26-12-2016 09:53
Doların TL karşısındaki yükselişi ve çöküşe geçen ekonomiyle
ilgili konuşan Başbakan Binali Yıldırım, "İki ya da üç aya kalmaz ekonomi
rayına girecek. Yatırımı önemsiyoruz. Vatandaşın desteği çok önemli'
ifadelerini kullandı.
Binali Yıldırım'ın ekonomi yorumlarını köşesine taşıyan
yazar Fatih Çekirge'nin Hürriyet gazetesinde yayımlanan 'Tehdidi boğduk'
başlıklı yazısından ilgili bölüm şöyle:
EKONOMİ 2-3 AYDA RAYINA OTURUR
Soruyorum:
- Bu arada ekonomiyle ilgili tartışmalar da var. Nasıl
bir takvim öngörüyorsunuz?
İki ya da üç aya kalmaz ekonomi rayına girecek. Yatırımı
önemsiyoruz. Vatandaşın desteği çok önemli. O destek sayesinde, ekonomimize
karşı yapılan algı operasyonunu geri çevirdik. Bakın bankalarımızın standardını
AB kabul etti... Not veren derecelendirme kuruluşlarının aksine. Finans sektörü
sapasağlam. AB standartlarının da üzerinde... 2017 yatırımların yoğunlaştığı
bir yıl olacak.
İRAN MESELESİ
- Rusya ve İran’la Suriye meselesinin çözümü için önemli
bir adım atıldı. Ancak İran’la aramızda soğuk rüzgârlar estiği de söyleniyor...
Ufak tefek alınganlıklar olabilir ama hiçbir zaman
İran’la ilişkilerimiz belirli bir düzeyin altına inmez. Alınganlıklar da
aşılır... Barış için çok değerleri adımları birlikte atıyoruz.
GÜLEN CEMAATİ'NİN PARASAL KAYNAĞI
- FETÖ’nün parasal kaynağıyla ilgili çok söylenti var. Bu
konuda ne diyorsunuz?
Mücadele son hızda devam ediyor. En ufak ayrıntıya dikkat
ediliyor. Tabii devletin içine sinsice yerleşmişler. Ayıklıyoruz, hasar
vermeden ayıklıyoruz. Çaldıkları üç-beş kuruş paraları kaldı. Onu da
bitiriyoruz. Yakında nefesleri tümden kesilir. Son çırpınmaları da bitecektir.
Antalya'da EXPO hüsranı: 900 milyon euro nereye gitti?
22 Nisan’da görkemli törenlerle açılan ancak 30 Ekim’de
tartışmaların gölgesinde sona eren Cumhurbaşkanlığı himayesindeki Antalya EXPO
2016 için 75 milyon euro bütçe belirlendiğini ancak 900 milyon euro harcandığı
ortaya çıktı. EXPO’da Yürütme Konseyi Üyesi ve Denetçisi olarak görev üstlenen
Orta Anadolu Süs Bitklileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Osman
Bağdatlıoğlu, “Türkiye’de bunun hesabı da verilmiyor. Hiçbir EXPO’da konser
yoktur. Ben dünya çapında 9 EXPO’da denetmeleri yaptım. Konser bir açılışta bir
kapanışta olurdu. Antalya’da 100-150 tane konser yapıldı. EXPO’lar seyirci
toplamak için değil, kültürleri birleştirmek içindir” diye konuştu.
22-12-2016 15:42
Yusuf Yavuz
Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) aylık
kahvaltılı toplantısının konuğu olan Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamulleri
İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, iş insanlarına Antalya’da
gerçekleştirilen EXPO 2016 ve kesme çiçek sektörünün durumu hakkında bilgi
verdi. Antalya Akra Barut Otel’de düzenlenen kahvaltıya, ANSİAD Başkanı
Abdullah Erdoğan, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları ve Yönetim Kurulu
Üyeleri ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan
Başkanlığında yapılan toplantıda, EXPO 2016 alanı ve projeleri konuşuldu.
‘ÜLKENİN BÜTÇESİNDEN ÇOK BÜYÜK PARALAR GİTTİ’
EXPO 2016 için 2008 yılında olaya ilk adımlarını
attıklarında bütün şehri saran bir olay haline geldiğini kaydeden Osman
Bağdatlıoğlu, “Bizim 2008 yılında bu olaya ilk adımımızı attığımız zamanki
düşüncelerimizi, neyle başladık, bütçesi neydi bu olayın ve nasıl bir hareketle
planlandı bunu anlatmak gerekiyor. Bütçesi anlamında bakıldığında son dakika
yapılan harcamaları da göz önünde bulundurarak bunu anlatma ihtiyacı
hissediyorum. Ülkenin bütçesinden çok büyük paralar gitti. Başlangıç şuydu,
2008’deki ilk konuşmam 100 ülke olacak, 8 milyon ziyaretçi olacak, 20 bin
aktivite olacak. Bu 2008 yılında söylenen bir olaydı. 2008 yılında konuşulan
olay, son dakikaya kadar aynı şekilde konuşuldu” dedi.
‘BASIN VE DEVLET ADAMLARI BAŞLARKEN BİZİ UYARMIŞLARDI’
Ulusal ve uluslararası camiadan uyarılar aldıklarını
belirten Bağdatlıoğlu, “Biz başlarken bizi uyarmıştı ulusal ve uluslararası
basın olsun, devlet adamları olsun. Bu işin bu şekilde başlayacağını fakat daha
sonra farklı boyutlara ulaşacağını. Ama biz bunları bilerek girmiştik ve
Antalya’da ortada hiçbir şey yokken bir katma değer kazandırmak istiyorduk
olaya. Burada EXPO kötü oldu demiyorum, EXPO olması gereken bir olaydı ancak
diğer ülkeler neler yapmış EXPO’da, izlenebilirliği ne olmuş, ne olup bittiğini
kimse bunu sormuyor bize” dedi.
‘İLK BÜTÇE 75 MİLYON EORU’YDU, 900 MİLYON EURO’YA ÇIKTI’
2008-2010 yıllarında ilk bütçenin 75 milyon euro olduğunu
kaydeden Bağdatlıoğlu, “Tek tek aylara kadar yapılmış, veriler ortaya koyulmuş
bir bütçeydi hazırladığımız. Yerel kaynaklardan 25 milyon euro, sponsorluktan
20 milyon, devletten de 30 milyon euroluk bir bütçeyle hazırlandık. Dünya,
EXPO’larını bu şekilde yapan bir pozisyondaydı. Ve biz bu parayı da nasıl
bulacağız diye de 1 yıl kaybettik. Çünkü o zamanki Başbakanımız,
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bize, bu paranın yarısını siz çıkartın,
biz o şekilde başlayabiliriz dedi. Bugünkü bütçeyi biliyor muyuz? Sadece iç
alanda ve aktivitelerde yapılan 800-900 milyon euro. Yani 75 milyon euroyla
başlayıp projesi kabul ettirilen bir olay, 10 katı bir pozisyonla ortaya
çıkıyor. Ve kimse de Türkiye’de şunu sormuyor, siz şu parayla bütçe koydunuz da
buna çıktı denilmiyor. Türkiye’de bunun hesabı da verilmiyor. Bir projeye
başlarken bütçeyi küçük gösterirsiniz sonra kendi kendine büyüyor Türkiye’de”
diye konuştu.
‘HOLLANDA EXPO’DAN 10 MİLYON EURO GELİR SAĞLADI’
Antalya EXPO’su için aylık analizler ve raporlar
hazırladıklarını kaydeden Bağdatlıoğlu, “Yaklaşık 500 bin kilometre yol yaptık
bu dönem içinde. 5 milyon turist gelecek, 2 milyon yabancı turist ziyaret
edecek şeklinde detaylı çalışmalar yapmıştık. Diğer EXPO’larda, örneğin
Hollanda EXPO’su, Tayland EXPO’su kar amaçlı yapılan EXPO’lardır. Bugün
Hollanda’da yapılan EXPO yaklaşık 200 milyon Euro’luk bir EXPO’dur ve 210 milyon
Euro da gelir sağlamıştır. Yani 10 milyon gelir kaynağı yaratmıştır aynı
zamanda” dedi.
‘BİZE BAKILDIĞINDA GELİR KAYNAĞI NEREDEN BİLMİYORUM’
Antalya EXPO 2016’da harcanan paranın gelirine değinen
Bağdatlıoğlu, “Bize bakıldığında, bu para harcandığı zamanda gelir kaynağı
nereden onu da biliyorum, çünkü benim uluslararası yönetim kurulunda bulunduğum
kuruluşa gelire göre bir para ödenmesi gerekiyor. Şu anda oraya 40 bin lira
gibi bir para ödeniyor. 4 milyon ziyaretçiye göre az bir gelir söz konusu”
dedi.
‘HİÇBİR EXPO’DA KONSER YOKTUR’
2008’de 6 aylık süreçte 20 bin aktivite planı
yaptıklarını belirten Osman Bağdatlıoğlu,
“20 bin aktivite yapıldı fakat hiçbir EXPO’da konser yoktur. Çünkü
EXPO’lar kültürleri birleştiren ülkelerin birlikte hareket ettiği ve yerel
halkla birlikte hareket edilen organizasyonlardır. Burada ben 9 tane dünya
çapında EXPO’nun denetlemelerini yaptım. Konser bir açılışta bir de kapanışta
olurdu, Antalya EXPO’da 100-150 tane konser yapıldı. Tabi bu da seyirci
anlamında oldu fakat EXPO’lar seyirci toplamak için değildir, aslında olay
kültürleri birleştirmektir” diye konuştu.
EXPO’NUN ISPARTA’YI DA OLUMLU ETKİLEMESİNİ HEDEFLEMİŞTİK
2008 yılında Antalya EXPO’su için 2016 hedeflerinin
olduğunu belirten Bağdatlıoğlu, “Biz 2008’de demişiz ki, 2016 yılında Türk
ekonomisine saplayacağı katkılar içerisinde, tüm bu gelişmeler hem Antalya hem
de hinterlantında bulunan Isparta ilini olumlu şekilde etkileyecek, bu
bölgelerde var olan kış turizmi büyük bir ivme kazanacak, tesisleşme ve altyapı
faaliyetleri hızlanacaktır. Herhalde kış turizmine etkisi olmamıştır diye
düşünüyorum” dedi.
‘TÜRKİYE’YE BİR EXPO DAHA GELİYOR, BUNLARI BİLMEK GEREK’
Konuşmasında, istihdam alanları oluşturma hedeflerinin
olduğuna da değinen Bağdatlıoğlu, “Bu istihdam oluştu çünkü 7 bin kişi çalıştı
Antalya EXPO’da. Aslında tam bir kriz anında, önemli bir sayı bence. Ve
yaşanılan süreç çerçevesinde bölgenin refah seviyesini bugün olduğundan daha
yüksek yerlere ulaşacaktır dedik. Bunları kötülemek anlamında söylemiyorum,
ancak bir etki analizinin de yapılması gerekiyor. Şu anda Hatay EXPO yapıyor,
onun denetlemesini yapıyoruz, 2021 yılında oylamadan geçecek, şu anda bütün hazırlıklarını
yapıyorlar. Türkiye’ye bir EXPO daha geliyor. Bunların hepsini bilmeleri
gerekiyor ki, yollarını öğrenebilmek açısından önemli görüyorum. Çünkü, Botanik
EXPO dediğimiz zaman dünyada bütün çevreleri ilgilendiren en önemli EXPO
pozisyonuna ulaşıyor” ifadelerini kullandı.
İTALYA’YA 200 MİLYON EURO GELİR
Dünya EXPO’larından örnekler de veren Bağdatlıoğlu,
“Dışarıdan bakıldığında bir Elton John geliyor şehre, bu reklam anlamında güzel
bir görüntü yarattı dışarıda. Dünyada konjonktürel pozisyonda kötü bir dönemden
geçtik, birçok krizin yaşandığı dönemde, bir farklılık yarattı şehre. İtalya,
Milano’da yapılan Word EXPO’da 40 milyonun üzerinde bir ziyaretçiyle
karşılaştılar ve beklentilerinin çok üzerinden bir gelir kaynağı sağladı
İtalya’ya. Yanılmıyorsam da 200 milyon Euro’da bir kazanç sağladılar. Milano
kış turizminde önemli bir noktada değil ve yaz döneminde daha çok turist
çekerken, çıkarttıkları istatistiklere göre, EXPO’dan sonra yüzde 25 oranında
bir turist artışı sağlamışlar ve kış turizmine yansımış bu durum. Oteller
değerlerini yüzde 25 oranında artırmışlar ve EXPO kalkmasına rağmen inanılmaz
bir katkı sağlamış. İşte EXPO bu, yani şehrinize miras bırakıyor ve adıyla
birlikte şehriniz anılır hale geliyor. Bunun üzerine de Bologna’da B1 EXPO’su
yapmaya karar veriyorlar” dedi.
‘ÇİN 45 MİLYAR DOLAR HARCADI, 70 MİLYON ZİYARETÇİ ALDI’
Bağdatlıoğlu, “Bunun bir diğer örneği Çin, Şanghay. 45
milyar dolar harcamış EXPO altyapısı için. 1 yıl içinde 420 kilometre metro
yapılmış, 70 milyon ziyaretçi almış ve 246 katılımcı sağlamış. Çin’de turist
sayısında yüzde 31 artış olmuş, EXPO sayesinde gayri safi milli hasılada yüzde
5 artış olmuş, EXPO’nun açık olduğu ilk 3 ayda yabancı yatırım yüzde 58 artmış.
Bölgenin kalkınması 5 yıl daha ileriye gitmiş” diye konuştu.
‘İSPANYA EXPO 42.5 MİLYON ZİYARETÇİYE ULAŞTI’
Dünya EXPO’larının şehre ciddi bir ivme kazandırdığını
belirten Bağdatlıoğlu, “İspanya’da 5 milyon ziyaretçi toplayabilir miyiz
denilerek yapılan bir EXPO projesiymiş Sevilla. 5 bin hedef koyduğu EXPO 42.5
milyon kişiye ulaşmış. 110 ülke, 15 uluslararası pavyonla, 74 devlet başkanı ve
2-3 bakan tarafından ziyaret edilmiş. 1 günde 625 bin kişiyle rekor katılıma
ulaşmış. 5 milyon 325 bin kişiyle en fazla ziyaretçi Japonya pavyonuna
çekilmiş, 42 bin araçlık otopark alanı oluşturulmuş daha sonrasında. 32 bin
kişi istihdam edilmiş. İspanyanın uluslararası imajı güçlenmiş ve uluslararası
bağlantılar kurulma imkanı artmış, bölgesel kalkınmaya ve turizm potansiyeline
katkı. Yeni otoyol ve tren bağlantıları oluşturulmuş, on yeni köprü yapılmış.
Son bir örnekte 3 ay süren Tayland Botanik EXPO’su. 90 hektarlık alanda yapılan
ve 3 ay süren bir EXPO. 4 milyon ziyaretçi toplamış. Tayland’ın Çiyan kentinde
yapılan organizasyon, en kuzeyde ve uçak haricinde bir araçla gidilemez bu
bölgeye. Organizasyon için harcanan160 milyon dolar ve 3 aylık süreçte 1 milyar
dolar üzerinde kazanç sağlanmış” ifadelerini kullandı.
‘ŞİMDİ DÖNÜP ORGANİZASYONUMUZA BAKMAMIZ LAZIM’
EXPO’ların ülke imajlarına katkı sağladığını belirten
Bağdatlıoğlu, “Bunun yanında sosyal anlamda, istihdam ve gelir anlamında katkı
sağlayan bir uygulama. Tabii bu işletime, uygulamaya ve şehrin içindeki
paydaşların birlikte hareket etmesiyle ilgili bir olay. Şimdi dönüp bizim
organizasyonumuza bakmak lazım, web sayfası, Facebook’u ye ya Twitter’ı kaç kez
işlendi. Bunları ileride yapmamız gereken organizasyonlarda neler yapmamız
gerektiğini görmek açısından söylüyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
SAFİYE-FAİK İKİLİSİNDEN İBRAHİM ERKAL’A KONSER PATLAMASI
EXPO alanına ziyaretçi çekmek amacıyla yapılan ve
eleştiri konusu olan konserlerde Tarkan’dan Teoman’a pek çok ünlü Türk şarkıcı
seyirci karşısında çıkarken, Mustafa Ceceli, İbrahim Erkal, Sami Özer, Yavuz
Bingöl ve Safiye-Faik ikilisi gibi isimler de konser verdi. Dünyaca ünlü grup
ve solistlerin de konserlerine sahne olan EXPO’da hedeflenen 8 milyon ziyaretçi
sayısına ulaşılamazken, bu rakam 4 milyon seviyesinde kaldı.
Commerzbank: Türkiye ekonomisi çöküyor
Commerzbank, Türkiye ekonomisine ilişkin yayınladığı
kötümser raporda 'Türkiye ekonomisi çöküyor' dedi.
22-12-2016 10:42
Commerzbank, Türkiye ekonomisine ilişkin oldukça kötümser
öngörülerin olduğu bir rapor yayınladı.
Sputnik'in aktardığına göre, 'Türkiye: Ekonomi çöküyor'
başlıklı raporda büyüme verilerinde yapılan revizyonları hatırlayan
Commerzbank, verilerde mevsimsellikten arındırılmış rakamlara yer
verilmediğini, buna karşın kendi hesaplarını yaptıklarını belirtti.
'TÜRKİYE EKONOMİSİ YÜZDE 4.5 KÜÇÜLDÜ'
Commerzbank, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK)
açıkladığı büyüme verilerini kendisi mevsimsellikten arındırdı. Ekonomistlere
göre bu hesapla Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe
göre yüzde 4.5 oranında küçüldü.
'2017'DE BÜYÜME OLDUKÇA ZOR'
TÜİK, üçüncü çeyrekte ekonominin yıllık bazda yüzde 1.8
küçüldüğünü açıklamıştı. Commerzbank'a göre yüzde 4.5 daralma ekonomi için
‘felaket' düzeyde dedi ve şu açıklamayı yaptı: "Ekonominin sonraki 3
çeyrek boyunca aynı oranda daraldığını düşünün. Bu 2017'nin ikinci çeyreğinde
yıllık yüzde 16.8 daralmaya işaret ederdi." 2017'ye baz etkisi ile düşük
büyüme ile girileceğini öngören Commerzbank, ekonominin 2017'de büyüme
kaydetmesinin oldukça zor olduğunu vurguladı.
'TAHMİNLER TAMAMEN MASAL'
"Türkiye ekonomisinin mevcut durumu oldukça kötü.
Büyüme verileri de bunu gösterdi" diyen Commerzbank, "Ancak gerçekte
durum daha kötü ve 2017'ye ilişkin bütün tahmin tamamen masal" ifadelerini
kullandı. 2017 için Bloomberg anketine katılan ekonomistlerin yüzde 3.1,
kendilerinin ise yüzde 1.9 büyüme beklediğini hatırlayan banka, önümüzdeki
aylarda çok sert aşağı yönlü revizyonların geleceğini tahmin etti. Commerbank'a
göre bu zaten baskı altında olan TL için zor dönemin devam edeceği anlamına
geliyor.
Merkez Bankası faiz kararını açıkladı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) beklenen faiz
kararını açıkladı.
20-12-2016 14:14
Merkez Bankası faizde bir değişiklik yapmadı. Merkez
Bankası politika faizini ve faiz koridorunu sabit bıraktı.
MB, politika faizini yüzde 8'de tuttu. Banka faiz
koridorunun alt bandını yüzde 7,25'te, üst bandı yüzde 8,50'de bıraktı.
Vatandaşa 'dolar bozdurun' demişlerdi: Avrasya Tüneli'nde
geçiş ücreti dolar üzerinden alınacak!
Açılışı yarın gerçekleştirilecek Avrasya Tüneli'nin geçiş
ücreti beli oldu. Her fırsatta vatandaşa 'dolar bozdurun' çağrısı yapan
hükümet, tünel geçiş ücretlerini otomobiller için 4 dolar artı KDV, minibüsler
için ise 6 dolar artı KDV olarak belirledi.
19-12-2016 14:41
İstanbul'da Anadolu yakasıyla Avrupa yakasını denizin
altında karayoluyla birleştirecek Avrasya Tüneli'nin açılışı yarın
gerçekleştirilecek. Proje otomobillerin ve minibüslerin geçeceği 2’şer şeritli
ve iki katlı tünelden oluşuyor. Tünelin en derin bölümü deniz seviyesinden 106
metre aşağıda bulunuyor.
60 BİN METREKARE DENİZ DOLGUSU YAPILDI
İstanbul Büyük Şehir Belediyesi (İBB) tarafından konuyla
ilgili yapılan açıklamada, proje kapsamında bölgeye 60 bin metrekare deniz
dolgusu yapıldığı belirtildi. Öte yandan açılış yarın gerçekleştirilecek
projenin çalışmaları ise hala sürüyor. Samatya bölgesinde asfaltlama
çalışmaları devam ediyor.
GEÇİŞ ÜCRETİ DOLARLA!
Projeyi 1 milyar 245 milyon 121 bin 188 dolarlık
maliyetle inşa eden firmalar, tüneli 24 yıl 5 ay boyunca işletecek. Tünelden
araç geçiş ücretleri açılış yılında tek yönde otomobiller için 4 dolar artı
KDV, minibüsler için ise 6 dolar artı KDV olacak. Araç geçiş ücreti alınacak
olan Avrasya Tüneli’nde otomobil içindeki yolcular için ödeme yapılmayacak.
İleri Hatırlatıyor
Avrasya Tüneli'nin adı belli oldu: Avrasya Tüneli
PROJENİN ADI TARTIŞMA KONUSU OLMUŞTU
Ulaştırma, Habercilik ve Denizcili Bakanlığı, Avrasya
Tüneli'nin adına ilişkin bir anket düzenlemiş. Ankette Atatürk adı ilk sırada
yer alırken, Abdülhamid adı ikinci sırada kalmıştı. Daha sonra yapılan
açıklamada 'değerlerin yarıştırılmasını doğru bulunmadığı' belirtildi, tüneli
adı böylece Avrasya Tüneli olarak kaldı.
KÖŞE YAZILARI

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.