Zorunlu askerlik yaparken, Ermeni Soykırımı’nın 96.
yıldönümünde, 24 Nisan 2011’de öldürülen Sevag Balıkçı’nın ablası Lerna Balıkçı
ve diğerleri… Agos Gazetesi Ermenistan’a göç eden Türkiyeli Ermenilerin
hikayelerini paylaştı. 24 Nisan 2011’de zorunlu askerlik yaparken, Batman’ın
Kozluk ilçesinde, Ermeni Soykırımı’nın 97. yıldönümünde öldürülen Sevag
Balıkçı’nın ablası Lerna Balıkçı, Ermenistan’ın başkenti Yerevan’a yerleşerek
iki ortağı ile birlikte kardeşinin sevdiği yemekleri yapıyor.
Her ne kadar sundukları yemeklerin henüz Yerevanlıların
ilgisini çekmediğini söylese de ortaklarıyla birlikte Yerevanlılara hitap
etmekte çok kararlılar.
Agos gazetesinden Fatih Gökhan Diler, Yerevan’a giderek
son dönemde Türkiye’den Ermenistan’a göç eden Ermenilerin hikayelerini topladı.
23 Aralık tarihli Agos gazetesinde yer alan haberde Lerna
Balıkçı’nın hikayesini paylaşıyoruz.
İlk dönüm noktası
(…) Lerna’yı Ermenistan’a getiren, hayatta dönüm noktası
olan iki gün var. Bunlardan biri kardeşi Sevag’ı kaybettiği 24 Nisan 2011...
Eskiden abla-kardeş beraber bir kafe açmayı hayal
ederlermiş. Sevag kendisine “Askere gidip geleyim beraber bir kafe açalım”
demiş.
“İstanbul Ermeni mutfağını bilmiyorlar”
La Vita’da da Sevag’ın sevdiği yemekleri yapıyor,
bunların başında sufle var.
Lerna, “Burada sufleye ‘lava cake’ deniyor. Bunu
sevdirmeyi başardık, afiyetle yiyorlar. Sevag börek de çok severdi, ama burada
yufkayı bilmiyorlar. Onu da artık ikram ediyoruz, zamanla beğenirler umarım.
Zeytinyağlılar, topik, burada hiç yenilen şeyler değil, İstanbul Ermeni
mutfağını bilmiyorlar” diyor.
Ani bir kararla geldiğini söylüyor, bu ani kararın nasıl
oluştuğunu da uzun uzun anlatıyor.
Adeta “İstanbullu Ermeniler Derneği”
İstanbul’da organizasyon işinde çalışan Lerna’nın eşi
Şant da bir yatırım firmasında yöneticilik yapıyormuş, ortakları Alex
Fındıkoğlu’ysa Perşembe Pazarı’ndan.
Altı ay önce açtıkları Cosi E La Vita şehrin en gözde
caddesinde, çaprazında William Saroyan heykeli, hemen yanında da Yerevan’ın en
turistik yeri olan, katlı merdivenlerden oluşan meşhur Kaskad.
Kafe adeta İstanbullu Ermeniler Derneği gibi çalışıyor,
sadece Yerevan’dakilerin değil İstanbul’dan gelenlerin de ortak mekânı.
Bizim ilk ziyaretimizde de böyle pek çok konuk vardı.
Menüde de tahmin edebileceğiniz gibi İstanbul yemekleri ve mezeleri.
İkinci dönüm noktası
(…) Lerna İstanbul’dayken de Ermeni toplumunun içinde
olmadığını, ayrı bir yaşantısı olduğunu söylüyor.
Kardeşi Sevag Balıkçı’yı, zorunlu askerliğini yaptığı
sırada bir nefret cinayetinde kaybedince, kiliseye de gitmez olmuş, “İnancımı
kaybetmiştim, cevabını alamadığım çok soru vardı, bu bir dibe vurmaydı” diyor.
Lerna’yı Ermenistan’a getiren başka bir dönüm noktasıysa
30 Mayıs 2013...
“Sevag’ı kaybedeli yaklaşık iki hafta olmuş, bir gün
babam kalktı, ‘Benim yaşamak için bir sebebim kalmadı, ne yapacağız biz’ dedi.
O gün eşim çıktı ve ‘Dede olacaksın’ deyiverdi.”
Şant ve Lerna 2006’dan beri evli, hayattaki planları
çalışıp kazandıkları parayla gezmekmiş, çocuk sahibi olmayı da
düşünmüyorlarmış.
Lerna, “Ben eşime baktım, ‘Ne alaka’ dedim, böyle bir
şeyi ilk defa duyuyordum. Bu mümkün değildi, psikolojim sıfır, ‘Bu insanları
ayağa kaldırmak için bir çocuk şart’ dedi eşim” diye konuşuyor. 30 Mayıs 2013
de çocukları Odin’in doğum günü.
“Odin’i askere gönderemem”
Odin aile için bir rahatlama olmuş, ancak Lerna’nın
kafasında onun hayatını Ermenistan’a yönlendirecek yeni bir korkuya da yol
açmış.
“Odin büyüdükçe bu çocuğu askere gönderemem diye bir
düşünce oluştu zihnimde. Ermenistan bir kaçış olabilir dedim. Bir ay içinde
karar verip geldim” diyor.
“Böyle bir gezegen varmış”
Kendisine, gelmeden önce Ermenistan’la ilgili ne
biliyordunuz, diye soruyorum,
“Böyle bir ülke olduğunu ilk kez doğru dürüst 2012’deki
Ermeni Oyunları haberini duyunca idrak ettim. Öncesinde Ermenistan nedir,
nerededir, orada ne yaparlar bilmezdim, ilgilenmezdim” diyor ve ekliyor:
“Uçaktan indim, Ermenice yazıları görünce böyle de bir
gezegen varmış dedim. Sonra da eh be kızım neden hiç gelmedin buraya, diye
düşündüm kendi kendime. Senin dilini konuşan bir ülke var, bununla yüzleştim.
Şimdi buranın iyi günleri, ama kötü günleri de olmuş, neden gelmedim ki o zaman
diye geçirdim içimden.”
“Başta ‘topiği neden bilmiyorlar’ diye ben de kızdım”
Sevag’ın sevdiği yemekleri yapıyorsunuz, ama
Ermenistanlılar bu yemekleri sevmezse ne olacak, diye soruyorum.
Lerna, “Bu beni üzmez, Batı yemeklerini bilmiyorlar,
nereden bilecekler çünkü burası Doğu. Ben de kızdım başta topiği neden
bilmiyorlar diye, ama düşününce yargılamamak lazım” diyor. (EKN)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.