Süheyla Yıldız, Avlaremoz İnternet medya
platformunda “Genç Yahudiler Anlatıyor” köşesi ile Yahudi gençlerinin seslerini
iletiyor ve “toplumdaki antisemit
önyargılarla baş etmeyi nasıl öğrendiklerini” aktarıyor bir süredir. 21 Kasım
2016’da Hrant Dink Vakfı’nda “Almanya’da Nefret Söylemi ve Antisemitizmle
Mücadele Pratikleri” adlı konferansa katıldı. Almanya’da ve özellikle
Müslüman/Türk göçmenlerde var olan Antisemitizmin nedenleri üzerinde de durulan
konferans ve Türkiye’deki boyutları konusunda, Süheyla Yıldız’ın “Antisemitizmden
Nasıl Kurtuldum?” başlıklı yazısından alıntılar:
“[…] İsrail Devleti’nin varlığı, Yahudiyi şeytanlaştırma,
nasyonal sosyalizmle İsrail’in politikalarını bir tutma, Holokostla yani
geçmişle yüzleşmede sıkıntı… Tüm bunları dinlerken Türkiye’de var olan antisemitizm
için de ne kadar geçerli alt yapılar olduğunu düşündüm.
Bana sorarsanız bugün antisemitizmden ancak gerçek bir
çoğunlukçu eğitimle kurtulabilmek mümkün olabilir. “İpek ipi tut”
heceletilirken “Eliza ipi tut” da heceletilirse belki birgün antisemitizmle bu
denli mücadele etmek zorunda kalmayız. avlar2Alman toplumunda %15 civarında
olan antisemit kitlenin, Türk toplumunda %80 civarında olduğu tahmin
edilmektedir. Son günlerde İsrail’de birçok noktada başlayan yangınlar
twitterda “Gazze’nin Ahı İsrail’i Yakıyor” gibi en çok paylaşılan etiket
üzerinden bol bol antisemit mesajlar yayınlanması bize bu yaygın antisemitizmin
boyutlarını göstermekte.
Biliyorum ki eğitim sisteminin, ülkede bugünden yarına
söz konusu köklü değişime uğraması mümkün değil. Ancak toplumun Yahudi
kimliğiyle tanışmasına olanak sunmak için Almanya’daki gibi inisiyatiflerin
çalışmalarına ihtiyaç var. Yazılarımı sizlerle paylaşmama olanak sağlayan
Avlaremoz, Antisemitizmle mücadele alanına, bu anlamda önemli bir katkı
sunmaktadır. Sağlıklı bir entegrasyonun, kimliği gizleyerek değil tanıtarak
mümkün olduğuna inanıyorum. Ben antisemitizm tehlikesinden kurtulduğum o
günlerden bu yana başkalarını da kurtarmak için Yahudilik konusunda öğrenip,
çalışırken bir yandan da öğretmeye ve aktarmaya çalışıyorum. Çalışmaya da devam
edeceğim…[…]”
Anladım ki “azınlık genci” olmak zormuş. Gençlerde
gözlemlediklerim beni de kendim ile ilgili düşünmeye itti. Çünkü aslında hele
de bugünün dünyasında “çoğunluk genci” olmak da zor! Bu yüzden müsaade ederseniz
bu hafta hikayesi dinlenecek kişi ben olmak isterim. Çoğunluktan bir gencin
hikayesini, benim hikayemi paylaşayım sizlerle.
Lise yıllarım her ne kadar Çanakkale’de geçse de ben
“doğal olarak” Yahudi kimliğinden habersiz büyüdüm(!). Ezineli damarım olduğundan
Ezine’nin kaşarını bilirdim ama koşerini bilmezdim. Çünkü öğretmezlerdi. Neden
1934’de Ezineli Yahudilerin memleketlerini terk ettiklerini kimse anlatmadı
bizlere. Bayramiç’te, Gelibolu’da neler olmuştu da Yahudiler 1934 yılında
kitlesel olarak memleketlerinden ayrıldılar? Onu da bilmedim…[…]
2003 Eylül’ünde üniversiteye başlamak için İstanbul’a
geldim. Okula başlayalı tam bir ay olmuştu ki Yahudilerin toplumsal
hafızalarında yeni bir travma oluşturan, geçtiğimiz günlerde on üçüncü yılını
andığımız Sinagog Patlamaları gerçekleşti. 1934 Trakya Olayları’nın yarattığı
travmayı genç kuşaklar deneyimlememişti belki ama bununla onlar da
öğrenmişlerdi travmayla yaşamayı… Bilmiyordum… 2003 Kasım’ında, o zamanlar
Yahudi kimliği hakkında hiçbir fikre sahip olmayan, çoğunluktan herhangi bir
gençten farksızdım. Ve Yahudi olgusuyla Sinagog saldırılarında da
ta-nış-ma-dım![…]
Siyaset Bilimi okuyorduk ya benimle birlikte 2008 yılında
Siyaset Bilimi lisansından mezun olan her ortalama genç gibi bende “tarihimizi”
iyi öğrenmiştim! Sonra ne mi oldu? Türkiye’de Yahudi varlığı ile nasıl tanıştım ve tabii öyle ya
da böyle içimize ilmek ilmek işlenen antisemitizmden nasıl mı kurtuldum?
Şanslıydım. Galatasaray Üniversitesi’nde Yüksek Lisansa başladığımda resmi
tarihin dışına çıkan yazarlarla tanıştım. İlk tanıştığım Rıfat N. Bali olsa
gerek ve tabii sonrası da geldi…
Maalesef ülkemizde genel olarak ilköğretimden yüksek
öğretime kadar okullarda verilen eğitimle antisemitizmden kurtulunmaz ancak
antisemit olunur. En iyi ihtimalle bu konuda bilinçsiz kalınır. Ancak bu
bilinçsizlik de potansiyel bir tehlikedir. Çünkü bilgisiz/bilinçsiz birinin, en
alt düzeyde bir “bilgi akışı” ve öğrenme sonucu hızla inançlı bir antisemite
dönüşmesi son derece mümkündür. Buna dönüşmek yazık ki çok kolay bu ülkede.
Çünkü Antisemit olmayı öğrenmek, “Türk olmayan” herhangi bir topluluktan haz
etmemeyi öğrenmek, antisemitizmden
kurtulmayı ya da aynı topraklar üzerinde yaşadığımız herkesi sevmeyi
öğrenmekten çok daha zahmetsizdir. Dedim ya ben şanslıydım; resmi tarih
bilgimle potansiyel bir antisemit idim ama daha öğrenememiştim. Antisemitizmin
ne olduğunun farkına varana ve bu tehlikeden kurtulana kadar bilinçsiz
kalabilmeyi başarmıştım. Yıllar geçtikçe bırakın antisemit olmayı, antisemitizm
üzerine çalışan biri olacak kadar şanslıydım…“[…] Süheyla Yıldız
“Antisemitizmden Nasıl Kurtuldum?“
Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı: Azerbaycan
uluslararası toplum tarafından cezalandırılmalı
Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı: Azerbaycan
uluslararası toplum tarafından cezalandırılmalı
Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Şavarş Koçaryan
Armenpress haber ajansınna verdeği açıklamalarda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham
Aliyev’in son açıklamalarına değinidi.
Ajans Bakan Yardımcısına “Sn. Koçaryan son günlerde
Azerbaycan Cumhurbaşkanın’nın Ermenistan’dan toprak telep etme açıklamalarını
nasıl yorumlayacaksınız” sorusunu verdi.
Koçaryan cevabında şunları söyledi:
“Azerbaycan’ın Ermenistan toprakları ilişkin olarak
yaptığı açıkça hukuğa uymayan açıklamaları bir defa da uluslararası toplum
tarafından Artsakh (Dağlık Karabağ) Cumhuriyetinin bağımsızlığının tanımasının
gerektiğini ispatlıyor. Azerbaycan ise Dağlık Karabağ Cumhuriyetine (Nisan’da)
yaptığı saldırıları ve bunuhn neticeleri için uluslarası toplum tarafından
cezalandırılmalıdır.
Kaynak:
Ermenihaber.am

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.