Banu Tuna btuna@hurriyet.com.tr
Burçin Gerçek’in titiz bir çalışmayla yazdığı ‘Akıntıya
Karşı’ 1915’te vicdanlı tavır sergileyenlerin öykülerini aktarıyor. Tehciri,
hayatları pahasına can kurtarmaya çalışanların şahitliğinde okuyacaksınız. 1915’te
akıntıya karşı duranlar30-40 bin Ermeni'yi kurtarmayı başaran Halep ve Konya
Valisi Celal Bey.
“Sevgili Ömer Efendi,
Arkadaşın Tateos Efendi’ye yaptığın paha biçilmez jest
olmasaydı bu kitap var olamazdı. İnsana saygılı gerçek bir dindar ve Müslüman
olarak bunu hayatını tehlikeye atarak yaptın. Tanımadığım sana, olduğun yerde,
Allah’ın cennetinde, hürmetlerimi sunuyor ve teşekkür ediyorum. Sen olmasaydın
Tateos büyük ihtimalle hayatta kalamazdı. Karısı ve çocuklarının hali o zaman
ne olurdu? Sen günümüzdeki Türk toplumunun küçük bir kısmının esinlenmeye
başladığı vicdanlı adamların bir örneğisin. Bugün, 95 yıl sonra, gelişmiş büyük
ülkelerin yöneticileri Ermenileri ve Türkleri barıştırmak istiyor. Ama gerçek
bir uzlaşı olabilmesi için samimi eylemler ve merhamet gerekli: Kötü olayları
kabul etmek, özür dilemek ve mümkün olanları telafi etmek. Türk toplumunun,
entelektüel ya da değil, birkaç ileri gelen üyesi bu süreci başlattıysa da
devlet kurumları ve toplumun çoğunluğu ile aralarında hâlâ devasa bir uçurum
var. Bir gün gerçek bir uzlaşıyı mümkün kılacak şekilde bu ülkeyi haysiyetli
bir tavıra taşıyacak mucizevi bir Ömer bulunacak mı dersin?”
Yukarıdaki mektup, 1915’te tehcir sırasında, Kayserili Ömer
Efendi’nin yardımlarıyla hayatta kalan Keskinli Ermeni Tateos Minassian’ın
torunu, Jean-Jacques Karagueuzian tarafından 1957’de kaleme alınır. Ömer
Efendi, Minassian’ı üç yıl boyunca saklar, korur. Her şeye rağmen toprağından
ayrılmak istemeyen Minassian, ancak İzmir Yangını’ndan sonra, 1924’te Fransa’ya
göç eder, 1957’de anılarını yazar. Mektup, kitaplaştırılan bu anıların
önsözünde bulunuyor.
***
Burçin Gerçek’in titiz bir çalışma ve yoğun emekle
yazdığı ‘Akıntıya Karşı / Ermeni Soykırımında Emirlere Karşı Gelenler,
Kurtaranlar, Direnenler’ isimli kitap, 1915’te vicdanlı tavır sergileyenlerin
öykülerini aktarıyor.
Bu isimlerin en önemlisi, kuşkusuz, emirlere karşı gelen
devlet görevlilerinin sembolü haline gelen, yaklaşık 30-40 bin Ermeni’yi kurtarmayı
başaran, yıllar sonra İstanbul’daki cenaze törenine binlerce kişinin katıldığı
Halep ve Konya Valisi Celal Bey. Celal Bey, 1918’de Vakit Gazetesi’nde
yayınlanan anılarında “Benim Konya’daki halim, elinde hiçbir kurtarma aracı
olmadığı halde bir nehir sahilinde duran adamın haline benziyordu. Nehirde su
yerine kan akıyor ve binlerce masum çocuklar, kabahatsiz ihtiyarlar, aciz
kadınlar, kuvvetli gençler bu kan cereyanı içinde yokluğa doğru akıp
gidiyorlardı. Ellerimle, tırnaklarımla tutabildiklerimi tahlis ettim ve
diğerleri zannederim bir daha dönmemek üzere akıp gittiler” diyecekti.
Midyat, İdil, Dargeçit ve Nusaybin’deki Ermenileri
koruması altına alan Heverki aşireti lideri Ali Batte, İttihat ve Terakki’nin
tehcir emrine karşı çıkışını hayatlarıyla ödeyen Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi
ile Beşiri Kaymakam Vekili Sabit Es Süveydi, Midyat Halah köylüleri, Sivas’ta
Ermenileri çalışanı gibi göstererek, evinde saklayarak kurtaran, Akdağ’a
sığınan Ermeni erkeklerini kendilerini korusunlar diye silahlandıran Emir Paşa,
“Yanımdaki Ermenilerin saçının bir telini dahi teslim etmem” diyen Dersimli
Beko Ağa, evine aldığı 200 Ermeni kadın ve çocuğa sahip çıkan, Hamidiye
Alaylarına “Beni öldürün, size onları vermem” diyen Van Ercişli Murat Ağa...
Kitapta böylesi onlarca olaya şahit olacak, vicdan sahibi insanların hikâyeleri
okuyacaksınız.
Ancak kitabı elinize aldığınızda tehcirde ve katliamlarda
ölenler yerine kurtulanların öyküsünü okuyarak meseleye yürek hafifleten bir
yerden bakabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Vicdanlıların sesinden,
hayatları pahasına harekete geçmesine neden olan koşulları duyacaksınız çünkü.
Günlerce kan kırmızı akan derelerden, yüzlerce Ermeniye taşsız mezar olacak
ovalardan, anasız babasız kalan çocuklardan bahsedecekler size.
Yazar Burçin Gerçek de kitabın başında konu Ermeni
tehciri olduğunda, vicdanlılardan bahsetmenin içerdiği tuzaklardan bahsediyor:
“Bu tuzaklardan ilkini -sanki soykırım kurbanları bilinmeyen bir doğal felaket
ya da uzaylı istilası sonucu buharlaşmışlar gibi- olayları ve sorumluları
örtbas ederek sadece kurtarıcılara yoğunlaşmak teşkil ediyor...”
Kitapta, kurtarıcıların hikâyeleri vilayetlere göre
sınıflandırılmış. Bunlar, Konya, Diyarbekir, Kastamonu, Sivas, Ankara,
Mamuretül Aziz (Dersim), Erzurum, Kütahya, Van, Bitlis ve ‘diğer vilayetler’
başlığı altında toplanan sekiz bölge daha. Bazıları bugün Türkiye toprakları
dahilinde bulunmayan Halep, Der Zor, Musul gibi bölgeler.
Devlet kayıtlarında, kitaplaştırılmış anılarda,
mektuplarda, arşivlerde geçen her ismin peşine düşülmüş. Bazılarının tam
hikâyelerine, torunlarının torunlarına ulaşılmış, bazılarını ise yaşadıkları
yerlerde bugün hatırlayan tek bir kişi bile kalmamış. Bazı aileler, dedelerinin
çabasını gururla aktarırken bazıları unutmayı, konuşmamayı seçmiş.
Dolayısıyla eser, bu unutulmuş kahramanlara bir saygı
duruşu, o koşullarda devlet düşmanı olarak mimlenenlere iade-i itibar çabası
olma özelliği de taşıyor.
Ermeni tehcirini, soğuk rakamlar ve resmi tezlerden
farklı bir açıyla öğrenmek isteyenler ‘Akıntıya Karşı’yı mutlaka okumalı.
AKINTIYA KARŞI
ERMENİ SOYKIRIMINDA
EMİRLERE KARŞI GELENLER,
KURTARANLAR, DİRENENLER
Burçin Gerçek
İletişim Yayınları, 2016
272 sayfa, 24 TL.
1 yorum:
Bu insanlara kendi dini tabirleriyile Allah rahmet eylesin,bizim tabirimizle Asdvatz hokin lusavore.Bu saygi deger kisiler insan olabilmenin dinle,irkla bir baglantisi olmadigini bir kez daha gösterdiler.Bu insanlarin aile ve cocuklarinin,dedelerinin yaptiklarinda bahs edememeleri,halen Türkiyede,ermenilere ve onlari kendilerinden farkli bir insan olarak görmiyenlere karsi sürülen bir politikanin neticesidir.
Saygilar
Not:Son iki yorumumun yayinlanmama sebebini bilmiyorum,sayet sansüre takildi ise,insanlari öldürebilirsiniz,fikir ve düsüncelerini asla.Bu cümleyi kimin söyledigini maalesef hatirliyamadim.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.