25 Ocak 2017 Mois GABAY Köşe Yazısı
Stefan Zweig eşi ile birlikte intihar etmeden bir yıl
kadar önce kaleme aldığı ‘Dünün Dünyası’ eserinde bizlere şöyle seslenir :
“Artık tüm hayatım boyunca inandığım Avrupa’nın bir kardeş kavgasında kendini
yok etmesine dayanamayacağım. İnandığım değerleri kaybettim. Bu dünyada yaşamak
istemiyorum.” Kitlesel ölümlerin bu
kadar çok olduğu bir yerde sizce de intihar bir özgürlük değil mi? Bugünün
dünyasında geçmişten gelen hiçbir şeyden ders almadığımızı gördükçe bazı
intiharların ne kadar onurlu olabildiğini daha iyi anlıyorum. Korkarım ki, bir
gün bu topraklardaki hayatın nasıldı diye sorsalar, toplum olarak kutuplaşmadan
önce mi, yoksa sonra mı diye cevap vereceğiz…
Yakın tarihimizde birçok örneği bulunan ve bugün de bazı
kesimlerce sürdürülen linç silsilesini düşündükçe geçmişin acı dolu günlerini
hatırlayıp ümidimi yitiriyorum. Bundan tam 75 yıl evvel devletin azınlık
vatandaşlarının hak ve hukukunu yok sayarak servet ve sermayesini elinden
aldığı ve “Varlık vergisi” adı altında ödeyemeyenlerden ilk kafilenin Aşkale’ye
sürgüne gönderildiği bu günlerde, halen birilerinin azınlıkları hedef
gösterebilmesi, Hrant Dink’in anması esnasında yapılan ırkçı paylaşımlar
yaşadığımız iklimi özetlemiyor mu?
Bilmem fark ettiniz mi? Geçtiğimiz hafta Meclis kürsüsünde bir
milletvekili içerisinde maddi hatalar barındırsa da bu ülkedeki azınlık
toplumlarının yaşadığı sıkıntıları gündeme getirmeyi denedi. Hemen ardından da
ülkemize has dinamikler harekete geçti. Gerek kendi toplumu gerekse de diğer
azınlık toplumu yöneticileri, onlardan beklenildiği gibi, milletvekilinin
açıklamalarını kabul etmediklerini belirttiler. Zaten aksi bir durum bugüne
kadar gerçekleşebilseydi, belki de birçok sorunu konuşarak halledebilirdik. Siz
eğer bir azınlık toplumunun yöneticisi iseniz, toplumunuzun huzur ve güvenliği
her şeyden önce gelir. Her ne kadar son yıllarda toplumda daha çok görünür
olup, sorunlarımızı daha çok yetkililere anlatabiliyorsak da temel bakış açısı
her şeye rağmen “hoşgörmenin” ötesine geçemiyor. Garo Paylan açıklamasının
hemen ardından önce mecliste ardından da medyada üst üste linç edildi. Dönemine
göre bahanesi ve hedef aldığı kesimler değişse de, bu linç iklimine maruz
kalmak, hepimizi daha çok içimize sindiriyor, konuşmamızın, doğru
bildiklerimizi özgürce ifade edebilmemizin önünde duvarlar örüyor. Şu sıralar
bu kültürü yakından gözlemlemek isteyenlerin, anayasa değişikliği referandumu
ile ilgili yapılan sosyal medya paylaşımlarına bakması yeterli olacaktır.
“Türkiye’nin Linç Rejimi” isimli eserinde Tanıl Bora son yıllarda yaşanan linç
girişimlerini şu sözlerle özetler. “Linç, en aşikâr medeniyet kaybıdır. Linçin
sıradanlaştığı, kolektif bir utanç yaratmadığı, infial uyandırmadığı bir
toplum, toplum olma vasfını yitirir.” Nitekim açıklamalarının tümüne
katılmasanız bile milletvekiline had bildirmeye kadar giden tutum, bu ülkede
ifade özgürlüğünün azınlıklar için tehlikeli bir zemin olduğunu bize
hatırlatmaktadır.
Bugün birileri belki de bir zamanlar Yahudi toplumunu
hedef göstermeseydi, ne Trakya Olayları ne Varlık Vergisi’ni, ne de Yirmi Kura
Askerlik’i konuşuyor olurduk. Peki ya, 6-7 Eylül? Tam olarak bu linç kültürünün
bir sonucu değil mi? Hrant Dink kimilerince açıkça hedef gösterilip linç
edilmeseydi belki bugün aramızda olmaz mıydı?
Daha kaç acı yaşamamız gerekiyor birbirimizi sevmeyi öğrenebilmek için?
İşte bu linç kültürüne karşı bir dur diyebilmek adına her yıl Ermeni toplumu
ile el ele Hrant Dink’in anmasında daha da kalabalık olmalı, dayanışmamızı
göstermeliyiz. Toplumdaki her türlü linç vakasına aynı kararlılıkla ses
vermeli, kimsenin düşüncelerinden dolayı hayatının tehlikeye girmesine sessiz
kalmamalıyız. İnandığımız değerlere karşı verdiğimiz mücadelede
kaybettiklerimize olan borcumuz en azından bundan sonra bu linç kültürüne son
vermek, yaşanan her haksızlıkta ucu bize dokunmasını beklemeden tepki vermek
olmalıdır.
**********
- See more at: http://www.salom.com.tr/haber-101855-linc_kulturu__ve_azinliklar.html#sthash.HX5Ik8Aw.dpuf
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.