Türkolog Ardak Şakaryan'a göre, Türkiye'nin tüm
komşularıyla sorunları var ve Türkiye toplumu ve hükümeti, kendini kandırmayı
sürdürdükçe normal ve iyi komşuluk ilişkileri kurmak mümkün değil…“Türkiye’de
Ermenilerle uzlaşı isteyip büyük şehirlerde ‘Hepimiz Ermeniyiz’, ‘Hepimiz Hrant
Dink’iz’ dövizleriyle gösteriler düzenleyenler azınlıkta. Hatta Türk
toplumundaki ezici azınlık denebilir! İşte bu yüzden Türkiye’nin önde gelen
siyasi odaklarının, partilerinin, elit tabakanın veya Ani’deki (Kars)
katedralin restorasyonu gibi sembolik adımlar atıldığında bile tarihi
değiştiren aydınların ezici çoğunluğunun uzlaşmaz tavırlarıyla ilerlemeliyiz”.
********
Türkolog Ardak Şakaryan'a göre, Türkiye'nin tüm
komşularıyla sorunları var ve Türkiye toplumu ve hükümeti, kendini kandırmayı
sürdürdükçe normal ve iyi komşuluk ilişkileri kurmak mümkün değil.
LUSİNE ISTEPANYAN Arşivi
Son birkaç yıldır Ermeni ve Türk toplumları arasında
resmi iletişime paralel farklı düzlemlerde de iletişim kuruluyor; yazarlar,
gazeteciler ve sinema yönetmenleriyle Ermenistan’daki bazı uzmanların
görüşleri, toplumsal iletişimin gelişmesinin Ermeni soykırımını tanıma
konusunda halkın ve hükümetin algılarının değişmesini mümkün kılacağı yönünde.
Özellikle son iki yılda bilhassa sanat çevreleri, Ermeni ve Türk toplumlarında
birbirlerine karşı var olan düşman kalıbını kısmen kırabildi. Sonuçta, iki
toplumun farklı kesimleri dostane ilişkiler için ortam oluşturdu.
Demokratik olup da tarihle yüzleşmemek imkânsız
Buna rağmen Ermenistan’da birçok devlet görevlisi,
Türkolog ve diplomat, iki halkta hoşgörü ilkesinin işlediği yönündeki fikirleri
paylaşmıyor. Türkolog Ardak Şakaryan’a göre, Ermenilerin Türkiye toplumundan
beklentileri hiçbir şekilde haklı değil. “Türkiye’de Ermenilerle uzlaşı isteyip
büyük şehirlerde ‘Hepimiz Ermeniyiz’, ‘Hepimiz Hrant Dink’iz’ dövizleriyle
gösteriler düzenleyenler azınlıkta. Hatta Türk toplumundaki ezici azınlık
denebilir! İşte bu yüzden Türkiye’nin önde gelen siyasi odaklarının,
partilerinin, elit tabakanın veya Ani’deki (Kars) katedralin restorasyonu gibi
sembolik adımlar atıldığında bile tarihi değiştiren aydınların ezici çoğunluğunun
uzlaşmaz tavırlarıyla ilerlemeliyiz”.
Şakaryan, Türkiye’nin gösteriş için attığı adımların
Batılı, yani demokratik kuruluşların ülkedeki reformları kabul etmesi için
olduğuna inanıyor. Fakat Şakaryan aynı zamanda, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas
Sarkozy gibi, Türkiye’de reformun, tarihindeki bütün sayfaları eşit olarak
gözden geçirmesiyle mümkün olacağına inananlardan. Demokratik bir ülke olup da
sadece Ermeni kıyımıyla sınırlı olmayan kendi tarihini kınamamak mümkün değil.
“Herhalde herkes hatırlıyordur; Süryaniler, Ermenistan
hükümetine başvurup Süryani soykırımının tanınmasını istemişti. Bu, bir tesadüf
değil. İleride Kürtler ve Osmanlı sınırları içinde yaşayıp kırılmış, yok
edilmiş ve asimile edilmiş diğer halklar da bize başvurabilir. Türkiye, Bizans
İmparatorluğu’na kadar uzanan tarihi kökleri göz önüne alındığında, çokuluslu
bir çoğrafyaydı”.
Her halükarda Şakaryan, iki ulus arasındaki farklı
kesimlerin sağladığı ilişkinin faydalı olduğu inancında. Özellikle kültür
çevrelerinin ilişkileri eskiye dayanmakta: “20 yıllık bu ilişkiler Türkiye
toplumunun ve yöneticilerinin günahlarını itiraf etmedikçe, sana güvenmelerinin
imkânsız olduğu gerçeğini anlamaları için belli ki yeterli değildi. Gerçeği ben
yaratmadım. O gerçek yerkürenin kanunu. Kendi hatalarını cesurca itiraf etmiş
farklı devletlerin tarihinde olmuş örnekleri saymaya gerek yok. O cesur
adımlara karşın Türkiye, farklı bir yol izleyip inkâr ediyor”.
Şakaryan, Türkiye’nin bütün komşularıyla sorunları
olduğunu hatırlatıp o ülkelerin Türkiye hakkında olumsuz veya çekimser
kaldıklarını söylüyor. Dolayısıyla Türkiye’nin kendini kandırma politikası
sürdükçe normal ve iyi komşuluk ilişkileri kurmak mümkün değil.
‘Türk-Ermeni diyaloğuna dair daha fazla bilgi gerek’
Ermenistan’daki bazı uzmanların görüşlerine göre, Türkiye
toplumunun davranışının bilgi sahibi olmamasından da kaynaklandığını göz önüne
alınca, iletişim teknolojileri, bilginin ulaşılır olmasında ve algıların
değişmesinde rol oynayabilir. Fakat Şakaryan, Türk toplumunun 1915’te olanlarla
ilgili bilgi sahibi olduğu düşüncesinde. “Belki Allah’ın unuttuğu bir köyde, on
yıl önce oraya gelmiş köylüler haberdar değildir, fakat Türk toplumu atalarının
gerçekleştirdiği olayları çok iyi biliyor.
İletişim teknolojilerinin, Türkleri kendi tarih sayfaları
üzerinde daha fazla düşünmeye teşvik edeceğini düşünmüyorum. Dünyadaki
teknolojik gelişmeler, Türkiye için de geçerli. Türk ve Azeri bilgisayar
korsanlarının Ermeni sitelerinin üzerine yaptıkları saldırıları hatırlayalım”.
Türklerin ruh halinin kendileri istemedikçe değişmeyeceğini söylüyor.
Şakaryan’ın Fransız Senatosu’ndaki gelişmeler hakkındaki
fikirleri, onların iki halkın ilişkilerini daha da gerginleştirdiği yönünde.
Türkolog Ardak Şakaryan, Ermeni ve Türk toplumlarının farklı kesimlerinin, özellikle
kültürel ve sosyal alanlardaki iletişimini olumlu olarak niteliyor ve onları
küldeki ateşi kor tutmak için gerekli olduğu görüşünde. Fakat o, sadece bu
görüşmelerin bir sonuca varmayacağını söylüyor. “Eğer iki ülke hükümetlerinin
ilerleme yönünde istekleri olsa ve iki ülkenin de ekonomisi işbirliğinde kâr
sağlarsa, durum değişir. Sobaya odun ve benzin konduğu zaman o görüşmelerin
kıvılcımı bütün ilişkileri ateşler. Fakat bugünün değişimi (eğer varsa) çok
yavaş ve daha hızlı ilerleyen gelişmelere paralel ilerlememekte”.
Şakaryan’a göre, her halükarda iletişim teknolojileri bu
iki devlet içinde de az da olsa hoşgörü yönünde bir ilerleme sağlamakta.
İnternet, arama motorları ve sosyal ağlar sınırları aştı. Dolayısıyla bugün
Türk toplumuyla birlikte çalışmak, onlara farklı bir görüş teklif etmek için
Ankara’yla eşgüdümlü çalışmak gerekmiyor ve bu da işleri kolaylaştırıyor.
Şakaryan’a göre, “Ermenilerin ve Türklerin, internet
imkânlarını tam anlamıyla kullandıkları söylenemez. Paylaşılan konular, genellikle
yurtiçine veya Avrupalı okuyucuya yönelik ve propaganda amaçlı. Türk-Ermeni
diyaloğu konulu daha fazla makale paylaşmak gerekir”.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.