İlâhî iradenin tayin ettiği coğrafî şartları kim
değiştirebilir? Türk, Arap, Kürt, Ermeni, Rum, Bulgar, Makedon, Boşnak, Yahudi,
Çingene ve daha kim varsa, Müslüman, Hırıstiyan, Musevi ve daha kim varsa. Sünnî-alevî ve daha kim varsa, katolik-protestan ve daha
kim varsa .... Onlar, bu iklimde uzun asırlar içinde birlikte yaşadılar.
Bu topraklarda inşa edilen medeniyette şu veya bu kadar herkesin payı var.
Tanzimat sonrası İstanbul’daki görkemli mimari yapının hemen tamamı Balyan
ailesinin imzasını taşır.
Bu aile Ermenidir. Çanakkale kabristanı bir
vesikadır. Orada Şamlı, Kudüslü Arap olduğu gibi gayrı Müslimler de var.
Kürtleri saymak zaten münasebetsizlik olur. Bu unsurlar iyi geçindiğinde huzur
asırları yaşandı.
Ne vakit ki devlet, harplerden bîtâb düştü işte o zaman
düveli muazzama, muazzam imparatorluğu karıştırıp fitne-fesad ateşine verdi.
Aynı mahalleyi paylaşan, aynı çarşıyı paylaşan, ramazan aylarında bugünkü
dindarlardan bile daha dikkatli gayrı müslimleri olan cemiyette bu fesaddan
sonra her şey değişti. Dostluklar, komşuluklar çatırdadı. Halbuki nice Müslüman
evine nice Ermeni, Rum vs gelin gitmişti.
Washington DC’de bir gün eşimle birlikte çok katlı büyük
bir mağazadaydık. O memlekette 75 yaşında bile tezgâhtarlar çalışabilmekte.
Bana pantolon bakıyoruz. Aramızda konuşurken işte öyle ileri yaşlarda bir hanım
geldi. Türk müsünüz? dedi, evet dedik. Benimle gelin dedi. Ayaklarını sürüyerek
zor yürüyordu. Aslı Sivaslıymış, Ermeniymiş, beş torunu varmış. Bunları
anlatırken bizi bir sıranın yanına getirdi. Buradan alın, onlar pahalı dedi.
Daha başka şeylere de baktırdı. Çok samimi şekilde bizimle meşgul oldu, paça
yaptırmak için sağa-sola telefon etti. Lüsyen Hanım’ın o nezaketini unutamayız.
Başka misaller de var. Amerika’da Türk-Ermeni ortaklığında işletmeler de
olmakta.
Bir eski kavga, yüz yıldır kan dâvâsı yapılmakta. Bin yıl
sürsün isteyenler de var.
Hadisenin meşrû müdafaa tarafı gösterilmiyor, emniyet
için vaki olan tehcir saptırılıyor. İhtilafın hallini aklı selim sahibi
tarihçilere bırakmalı. Olay, tarihçiler yerine bir takım politika
bezirgânlarıyla, tazminat komisyoncusu hukuk bürolarına kaldı. Ermeni soykırım
iddiası ABD’de bir rant kapısıdır, bazıları için adeta meslek olmuştur.
Ermeniler, dün olduğu gibi bugün de kullanılmakta.
Soykırım demek çare mi? İşte Hocalı da soykırım olarak tanınmakta. Ne var ki
Ermenistan aç, Azerbaycan’ın beşte biri hâlâ işgal altında. Yeni nesil
Ermenilerin, gerçekleri görmeleri lazım. Bu coğrafyanın ihtiyacı düşmanlık
değildir. Türk-Ermeni dostluğu niçin olmasın?
Bir yerde beyaz sayfa açılması gerekir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.