"Bu ülkede Kürtler Türkleşmediler ama
Türkiyelileştiler. Devlet de, Türkler de Türkiyelileşmeli." En önemli
nokta şu: Kürtlerin Türkiyelileşmesine itiraz eden Kürtlerin olabileceği gibi,
Türklerin Türkiyelileşmesine itirazı olanlar da olabilir. Mühim olan devletin
Türkiyelileşmesi. Etnik kökeni ile böbürlenenlere veya etnik kökenini yegâne
siyasî kimlik aracı olarak görenlere eşit mesafede duran bir devletin
mevcudiyeti, çözümün gerçek anahtarı. Bunu sağlayacak olan ise eşit vatandaşlık
hukukunun, devlet marifetiyle herkese aynı ölçülerde uygulanması.Türkler buna
isterlerse yeniden Türkleşme diyebilirler.
**********
"Bu ülkede Kürtler Türkleşmediler ama
Türkiyelileştiler. Devlet de, Türkler de Türkiyelileşmeli."
Abdurrahman Kurt'un Taraf'ta Neşe Düzel'in bu haftaki
röportajında yer alan kritik cümlesi böyle. Eski AK Parti Diyarbakır
Milletvekili Kurt, bu önerisini "normalleşme" olarak kavramlaştırıyor.
Özellikle "devletin Türkiyelileşmesi" kısmı, Kürt sorununun çözümü
için çok makul bir öneri olarak duruyor. Peki, ya "Türklerin
Türkiyelileşmesi?" Ana akım Türk milliyetçiliğine bu ibare, keşke canlı
bir tartışma konusu olarak girse!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir ulus-devlet. Ulus devlet
tabirini, tek ulusa dayanan devlet olarak anlamalıyız. Devletin beşeri
unsurunun tek bir ulus olduğu varsayımı üzerine inşa edilen devlete bu ismi
veriyoruz. "Tek ulus" tabiri, "tek bir etnik topluluk"
anlamına gelmiyor. Ancak ulus devletler etnik farklılıkları "tek dil"
etrafında bir ulusa dönüştürmek için kimi zorlayıcı, kimi teşvik edici çabalar
harcıyor. Bizde "ulusal" veya "ulus devlete özgü" olan
sorunun somut karşılığı Türkler-Kürtler ve devlet üçgeninde, "Kürt
sorunu" olarak devam ediyor.
Devlet Kürtleri Türkleştirmeyi denedi; ama başarılı
olamadı. Genel olarak başarı sağladığı bir sonuç ise gözden kaçıyor. Devlet
Türkleri de Türkleştirmeye çalıştı. Ortak paydası Türkçe olan rengârenk bir
topluluğu bir ulusa dönüştürme projesi büyük ölçüde başarılı oldu. Ama hâlâ
eksikleri var. Aleviler, bu ulus-devletin ulusunun bir parçası değiller. Türkçe
dediğimiz de İstanbul Türkçesi. Türklerin Türkleşmesi, etnik aidiyetten
uzaklaşarak bir vatandaşlar topluluğu olarak devletin ulusu haline gelme
süreci. Türk olarak "çalışkan, zeki, cesur..." nitelikler kazanmak ve
"mutlu olmak" bu sürecin sembolleri. Devlet Kürtleri, aynı ulusun
parçası olan vatandaşlar haline getirmekte kendi iç çelişkisinin ürünü bir
zorluğu aşamadı; anadillerine dair vatandaşlık haklarını tanımayarak, eşit
vatandaşlık hukukuna Kürtleri dâhil etmedi.
Türkiye her anlamda değişiyor. 23 Mart'ta Harp
Akademileri'nde kurmay adayı subaylara ve üst komuta kademesine hitap eden
Başbakan'ın, hukuk ile Türkiye'nin güvenliği arasında kurduğu ilişki askerî
olarak ikna edici. Türkiye demokrasisi ve insan haklarına dayalı bir hukuk
devleti olarak bölgesinde güç ve itibar sahibi. Demek ki askeri olarak
önceliğimiz, demokratik rejimi tesviye etmek. Darbe peşinde koşmak sadece
demokrasiyi değil, bu en değerli stratejik üstünlüğümüzü yok ederek
güvenliğimizi de yaralayacak. Pazar günü Suriye'nin Dostları Konferansı'nda
Başbakan, Esed rejimine karşı en sert önlemleri savunurken bu ahlakî ve insanî
gücüyle diplomasi yürütüyor. Türkiye, içinde laiklik bulunmayan bir demokrasiyi
ve hukuku bölge ülkelerine ihraç edemeyeceğine göre, içerdeki ideolojik
endişeler de boşalmış olmalı. Hukuku ve istikrarlı demokrasisi ile yükselişe
geçen Türkiye'nin "ulus-devlet" niteliğine de yeni bir şekil vermesi
gerekiyor. Genel tablo içinde çözüm: Demokrasiye ve hukuka göre yeniden tanzim
edilmiş bir ulus-devlet anlayışı.
Bir imparatorluk bakiyesi olarak Türkiye'nin bu konuda
zengin tecrübeleri var. Osmanlı İmparatorluğu, Türkçeyi her dönemde resmî
devlet politikası olarak destekledi; ama başka dilleri yasaklamadı. Dün etnik
kimliklerin dışında bir Osmanlı kimliğini referans aldı. Bugün vatandaşlıktaki
"vatan" yani Türkiye ortak paydayı oluşturuyor.
En önemli nokta şu: Kürtlerin Türkiyelileşmesine itiraz
eden Kürtlerin olabileceği gibi, Türklerin Türkiyelileşmesine itirazı olanlar
da olabilir. Mühim olan devletin Türkiyelileşmesi. Etnik kökeni ile
böbürlenenlere veya etnik kökenini yegâne siyasî kimlik aracı olarak görenlere
eşit mesafede duran bir devletin mevcudiyeti, çözümün gerçek anahtarı. Bunu
sağlayacak olan ise eşit vatandaşlık hukukunun, devlet marifetiyle herkese aynı
ölçülerde uygulanması.
Türkler buna isterlerse yeniden Türkleşme diyebilirler.
Dar ve kısır bir ulus devletin Türkleri olmaktan çıkıp, ortak paydalara kendini
hasreden ve bunun için sorumluluk üstlenen ve feragatte bulunan Türkler.
m.turkone@zaman.com.tr
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.