Hüseyin Çelik’ in önceki gün Radikal Gazetesi’ ne verdiği
demeci okudunuz mu? Nihayet, biri çıktı ve doğruları anlattı. Ruhban okulunu kapılı tutmanın hiç bir anlamı
olmadığını söyledi. Peki, ne bekliyoruz hala? Kendi vatandaşlarımıza neden
eziyet ediyoruz? Ben şimdiye kadar Ruhban Okulu konusunda bir iktidar partisi
mensubundan böylesine net ve açık bir yaklaşım görmedim. Bravo Hüseyin Çelik’e... “ Kapatılması da hataydı, şimdi
açılmaması da...” dedikten sonra bakın nelere dikkat çekti. Üstelik konuşan
kişi, Milli Eğitim Eski Bakanı, bugünün AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan
Yardımcısı:
“...Açılması önünde hiçbir yasal engel yok... İstenirse
24 saatte faaliyete başlayabilir... Bu okul Lozan Anlaşması’yla verilmiş bir
haktır... Açılmaması için ileri sürülen gerekçelerin de geçerliliği
yoktur...Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı orta öğretim kurulması isteniyor....
Her yönüyle makuldur... Karar alınması yeterlidir...”
Doğruları anlatmış...
En önemlisi, Hüseyin Çelik, Ankara’daki bürokratların
yıllardır tutturdukları “Karşılıklılık” yaklaşımına da karşı çıkıyor. “Biz
Ruhban Okulu’ nu açalım, siz de Atina’ ya cami yapın veya Batı Trakya’ da müftü
şeçiminin yöntemini değiştirin” derdik. Oysa Ruhban Okulu bizim kurumumuzdur.
Bizim vatandaşlarımıza hizmet vermekle yükümlüdür. Patrik bizim vatandaşımız,
bizim insanımızdır.
Hüseyin Çelik bunları ilk defa söylemiyor. Defalarca
tekrarladı. Ancak bir türlü çarkları çeviremiyor olacak ki, “Artık yetti” diye
haykırıyor.
Hadi artık, harekete geçin. İstediği zaman iki günde yasa
çıkaran iktidar neyi bekliyor? Herkes “Evet açılmalıdır” diyor, ancak kimse
kılını kıpırdatmıyor.
Bu ayıptan kurtulmanın zamanı çoktan gelmiş ve
geçmektedir.
Not: Yazının devamı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.