
Emre Ertani
Geçen hafta Taraf gazetesinde Van’daki Yedi Kilise’nin
Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’ya ait olduğuna yönelik haberin
çıkması üzerine “Şahsa ait kilise nasıl olur? Başka hangi kilise özel mülkte?”
sorularından hareketle bir araştırma yaptık. Anadolu’da 1915’te Ermenilerin yok
edilmesi ve mübadele sonucu Anadolu’daki Rumların gönderilmesi ile birlikte
binlerce kilise sahipsiz kaldı.
Geçen hafta Taraf gazetesinde Van’daki Yedi Kilise’nin
Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’ya ait olduğuna yönelik haberin
çıkması üzerine “Şahsa ait kilise nasıl olur? Başka hangi kilise özel mülkte?”
sorularından hareketle bir araştırma yaptık. Anadolu’da 1915’te Ermenilerin yok edilmesi ve mübadele sonucu
Anadolu’daki Rumların gönderilmesi ile birlikte binlerce kilise sahipsiz kaldı.
Bu kiliselerden kimisi bakımsızlıktan kimisi de definecilerin saldırıları
sonucunda yıkıldı. Bütün trajik örneklerin gösterdiği somut gerçek, el konulan
ve tescil edilmeyen kiliselerin ev olarak dahi kullanılıp üçüncü kişilere
satılabildiği. Bugün halen asıl sahibi olan cemaatlere doğrudan devredilmeyen
bu yapıların, devletin mülksüzleştirme siyasetine dair anlatacağı ibretlik bir
hikâye var.
Kilisen mi var, derdin var!
Giresun’un Şebinkarahisar ilçesi Şaplıca köyünde Demir
Ailesi’nin tapulu arazisi üzerinde bulunan tarihi Licese Kilisesi ailenin
başına dert olmuş. 1874-1887 yılları arasında inşa edildiği tahmin edilen iki
katlı, üç apsisli kilise bugün harap halde. Kiliseyi Devlet’in satın almasını
isteyen arazinin hissedarlarından Şefik Demir, “Yıllardan beri burayı korumak
için adeta bekçilik yapıyoruz. Bölgede gözünü bu kiliseye dikmiş çok sayıda
defineci var. Devlet kiliseyi takas yoluyla almak istiyor. Biz ise maddi bedeli
neyse onu istiyoruz. Gelsin bilirkişi değerini belirlesin, devlet de alsın”
diyor. Geçen yıl Yunanistan’dan gelen bir grubun kiliseyi ziyareti sırasında
restorasyonu üstlenmek istediklerini ifade eden Demir, “Biz ‘Mahzuru yok’
dedik, ama yasaların buna izin vermediği bize bildirildi. Bu nedenle bu isteği
geri çevirmek zorunda kaldık. Yani ne dokunduruyorlar, ne de alıyorlar. Ne
yapacağımızı şaşırdık kaldık” diye sözlerine ekliyor.
Trabzon’daki Kaymaklı Manastırı
Trabzon’da 1424’te yapılmış, bugün harabe durumdaki
Kaymaklı Ermeni Kilisesi ile yanındaki şapel ve manastırın tapusu ise aynı
arazi üzerine sonradan inşa ettiği evde yaşayan 78 yaşındaki Haşim Kantekin’e
ait. Kaymaklı Kilisesi, Trabzon’un üç kilometre güneydoğusunda, Çukurçayır
beldesi Mısırlı Mahallesi Manastır Caddesi’nde bulunuyor. Değirmendere vadisine
bakan yakada 1424’te inşa edilmiş, tek apsisli kilise; kuzey batıda çan kulesi,
güney doğuda ise küçük bir şapel ve manastırın yer aldığı yapılar topluluğundan
oluşuyor. Kilisenin içerisindeki freskler 18. yüzyıla ait. Tapu sahibi
Kantekin, kilisenin de üzerinde bulunduğu arazinin babasından kaldığını
belirterek, “Araziyi kardeşler arasında pay ettik. Kaymaklı Kilisesi’nin ve
kiliseye ait bazı bölümlerin bulunduğu 2.5 dönümlük arazi bana düştü” diyor.
Kantekin, kilisenin içerisine bir şey koymadıklarını belirterek, “Kiliseyi
elimden geldiği kadar korudum. Gelen öyle giremiyor, bize geliyorlar, anahtarı
veriyoruz, ziyaret edip gidiyorlar” diye anlatıyor.
Bursa’dan butik otel kilise
Mülkiyeti el değiştiren bir diğer tarihi yapı ise
Dündarevi(Yuannes Kilisesi) oldu. Bursa’nın Mudanya ilçesi Tirilye beldesi
Enverpaşa Mahallesi Kaptan Sokak’ta bulunan Dündarevi, İstanbullu iş adamı Ömer
Elal’a satılmış. Halen içerisinde 3 ailenin oturduğu 3 katlı Yuanes
Kilisesi’nin ise, butik otel olacağı açıklandı. Tirilye Belediye Başkanı Ali
Turan, Dündarevi’nin tamamen turizm amaçlı kullanılacağınısöyledi. Satın alan
işadamının burasını Butik Otel’e dönüştüreceğini açıklayan Turan, ‘Yapılacak
otel sayesinde beldemize gelecek ve konaklayacak turist sayısı artacak ve
beldemize ekonomik kazanç sağlayacaktır’ dedi.
Konya’da prefabrik kilise
Konya’nın Ereğli İlçesi’nde bir çiftçinin, Bizans
döneminden kalma bir kiliseyi, köyünden ilçeye taşıdığı ve içinde oturmak için
yeniden inşa ettiği ortaya çıktı. Oymalı köyü sakini Sadık Altınöz, yaklaşık 30
yıl önce köyden kente göç sırasında ortaya çıkan konut sorununu, köydeki
kiliseyi‘taşıma ev’ haline getirerek çözmüş. Edinilen bilgiye göre, kilisenin
hikâyesi şöyle: Ereğli’de Mithat Paşa Mahallesi’ne yerleşmek isteyen Sadık
Altınöz, köyündeki tarihi bir kilisenin taşlarını sökerek, birer birer
numaralandırdı. Numaralandırılmış taşları, traktörle 35 kilometre uzaktaki
satın aldığı arsaya getiren Altınöz, bu taşları sırasıyla dizerek, kiliseyi
aslına uygun olarak yeniden inşa etti. Kilisenin içini ev şeklinde düzenleyen
Altınöz, vefat edince ailesi ‘kilise evden’ taşınarak, başka bir semte
yerleşmiş. Sadık Altınöz’ün eşi Türkan Altınöz, bu ‘ev’i ise kiraya vermiş.
Kiracı Mahir Mıh ucuz olduğu için tercih ettiği evi, hiç tarihi bir yapı olarak
hiç düşünmediklerini söylüyor.
Kilise konut olunca
Altındağ ilçesindeki Ankara Kalesi’nin sınırları içinde
yer alan bir Rum kilisesi bir dönem Mehmet Yıldız’a aitmiş. Burayı bir süre ev
olarak kullanan Yıldız, binanın 1980’li yıllarda kayınpederi tarafından
alındığını, onlardan kendilerine kaldığını anlatıyor. Evin bahçesinde mezar
taşları olduğunu, fakat akrabaları rahatsız olduğu için üzerini beton dökerek
kapattığını söyleyen Yıldız şöyle devam ediyor: “O zaman bahçenin içerisinde
bir mezar taşı varmış. Kilisenin ana bölümü surların içindeymiş. Çan odası hâlâ
mevcut. Alt taraflarda mermerden odalar var. Bir mezar taşının üzerindeki
betonu kırıp fotoğrafını çektim. İnsanlar buranın kilise olduğuna
inanmıyorlardı. Kültür Bakanlığı’na tescil durumu nedir, diye sordum.
Bakanlıktan gelen yazıda ‘Tescili yok ama değerlendirilecek yapılar arasında’
diye yanıt aldım. ‘Amacından çok uzun yıllar önce çıktığı için kimse haberdar
olmayabilir’ de denmiş. Geçen yıl Ocak ayında 345 bin liraya da evi sattık.”
‘Atalarımızın kilisesini satın aldım’
Öte yandan Bursa ruhani önderi Metropolit Elpidophoros
Lambriniadis, özel mülkiyette bulunan iki kiliseyi Ekümenik Patrikhane adına
satın aldı. Metropolit Lambrianidis,
Bursa’ya gittiğinde civarda bulunan kiliseleri ziyaret ettiğini
belirterek kiliseleri alma öyküsünü şöyle anlattı: “Anadolu’dan Avrupa ve
ABD’ye göç eden Rumların torunlarından para toplayarak Tirilye’deki Kemerli
Kilise ve Kumyaka’daki Baş Melekler Kilisesi’ni satın aldık. Kiliselerin özel
mülkiyette olması Allah’ın verdiği bir fırsattır, olumlu olarak görüyorum. Eğer
bu kiliseler devlete geçmiş olsaydı, cami ya da müze yapılırdı. O zaman sadece
ziyaretçi olarak gezebilecektim. Bu kiliseler atalarımızın yaptığı ve
mübadeleye kadar ibadet yapılan kiliselerdi. Kültürel ve dini bir mirastır
bunlar. Kiliselere kapı yaptırdım, birinin anahtarını Tirilye Belediyesi’ne,
Kumyaka’daki kilisenin anahtarının birini de muhtara verdim isteyenler
gezebilsin diye...”
Mülkler nasıl el
değiştirdi?
Osmanlı devletinde kilise, okul gibi tüzel kişilerin mal
edinme hakkı 1913 yılında çıkan kanun hükmünde kararnameye kadar yoktu. Bu
tarihe kadar, kiliselerin ve sahip oldukları akarların tapuda kaydedilmesi için
ya Meryem Ana, İsa Mesih gibi kutsal kişiler adına (namı mevhum) ya da
kilisenin papazı, hademesi, yönetici üzerine (namı müstear) kaydediliyordu.
Kararname sonrası bu kurumlar mal edinmek için bir cetvel hazırlayarak tapu
dairesine sundu. Ancak süre kısıtlaması ve savaşın patlak vermesi üzerine işlem
tam olarak gerçekleşmedi. Cumhuriyet döneminde, soykırım ve sürgün politikaları
dolayısıyla cemaatsiz kalan dini kurumlar yasal olarak hazinenin ve vakıflar
genel müdürlüğünün mülkü haline geldi. Bunların bir kısmının şahıslar
tarafından edinilmesi iki şekilde olabilir. Birincisi, tapu kaydında görülen
ismin devlet tarafından kayıp ya da kaçak olarak görülmesi ile bu mülkler önce
hazine adına kaydedilmiş daha sonra üçüncü kişilere satılmış ya da tahsis
edilmiş olabilir. İkincisi, savaş ve sonraki süreçte kişiler kilise, manastır
gibi kurumları ve onların arazilerine işgal ederek işleme başlarlar ve
1940’lardan itibaren kadastro geçmeye başladığında yasal öncelik Osmanlı tapu
kaydında olmasına karşın kendi adlarına yazdırmış olabilir. (Agos)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.