***
Devletler de canlı organizmadır ve büyük ölçüde insana
benzemektedir. Sağlıklı ve hastalıklı, aç ve tok, güçlü ve zayıf, genç ve yaşlı
dönemleri vardır.
Ama insan bu durumlardan hangisini yaşarsa yaşasın,
zihinsel olarak bunların farkında olmasa da, fiziksel olarak kendisinin haberi
bile olmadan organizması belli bir direnç gösterme kabiliyetine sahiptir ve
sonuna kadar mücadele etmektedir. Elbette bu zaman durumunun farkında olan
insan bu dirence ek olarak tedavi görürse daha iyi sonuçlar alabilir.
Devletlerin bu duruma düşmemelerini ise genelde
Hükümet’ler önler. Hükümet’ler yetersiz kalırsa muhalefet devreye girer,
muhalefet de Hükümet gibi yetersiz kalınca aydınlar bu işi üstlenir, aydınlarda
‘kış uykusuna’ dalmışsa halk kendine lider seçer onun peşinden giderek
karşılaştıkları sorunları hallederler. Halk kendisi felçli duruma düşmüşse bu
işte ciddi bir terslik vardır demek ki.
Abdullah Öcalan 16 Şubat 1999’da Türkiye’ye
getirildiğinde ülkede sanki bayram yaşandı. Ne de olsa azılı terörist
yakalanmış ve Türkiye’ye getirilmişti. Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen şartlarda
yargılanması ve idam edilmesi gerekirdi. Ama idam edilmedi. MHP’nin de
koalisyon ortağı olduğu Hükümet ABD ve Avrupa’nın baskılarına dayanamadı ve
Öcalan’ın idam edilmemesi için idam kanununu müebbet hapis cezası ile
değiştirdi. Evet, ilk mağlubiyet yaşandı böylece. Öcalan’dan yararlanılarak
terörün önleneceği düşünüldü ve birileri tarafından bu fikir hem devlet
adamlarına hem de kamuoyuna empoze edildi. Oysa Öcalan bitmişti, sorguda gerekli
bilgiler alınmıştı ve idam edilmesi ABD ve Avrupa karşısında Türkiye
Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ve gücünün göstergesi olmalıydı. O dönemde
Öcalan idam edilseydi, yakalanmasından sonra kaos yaşayan örgüte yönelik askeri
operasyonlar örgütü tamamen zayıflatılır veya örgüt bir kaç eylem düzenler,
sonra da yeni bir lider arayışı örgüt içinde ciddi bir bölünmeye neden
olabilirdi. AKP iktidara geldikten sonra ise ulusal değerler, güvenlik, terörle
mücadele konularında ciddi gedikler açılmaya başlandı. Zamanla Öcalan’ın terörü
çözmek konusunda tek çıkış yolu olduğu konusunda fikir birliğine varıldı.
Öcalan İmralı’dan PKK’yı yeniden örgütleme sürecini başlattı ve haylı başarılı
oldu. AKP Oslo’da PKK terör örgütü ile gizli görüşmelere başladı. Bunu gah
inkar etti gah onayladı.
Sonra birden bire Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Hükümete
karşı darbe yapacağı konusunda haberler ortaya çıktı. Çuvallar dolusu belgeler
basına yansıdı. Ergenekon operasyonları adı altında Balyoz tutuklamaları
başladı. Aslında tüm bu yaşananlar Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iddia edildiği
ve görünürde olduğu kadar disiplinli olmadığını gösterdi. Genel Kurmay’ın
Kozmik Oda’sına girdi sivil insanlar. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kirli
çarşafları gözler önüne serildi, temiz çarşaflar da bilerek kirletildi. Türk
Silahlı Kuvvetleri’nde yaşanan yolsuzluklar gündeme getirildi. Kısacası ordunun
imajını zedeleyecek her şey ortaya çıkarıldı. Aslında Türk Silahlı
Kuvvetlerinin en yüksek kademelerde bile profesyonel olmayan subayların olduğu
ortaya çıktı. Ülke genelindeki irtica ile mücadele eden ordu, içindeki irticayı
görmedi, değerlendiremedi ve önlemler alamadı. Tutuklananların sorguları sabah
gazetelerde yayımlandı. Gizlilik ve devlet ciddiyeti diye bir şey kalmadı.
Sorgu tutanaklarını gazetelere yansıtanlar hakkında basında bir kelime bile
yazılmadı, kimse bu işten sorumlu tutulmadı ve cezalandırılmadı.
Sonra Türk dış politikasında açılımlar başladı. Hükümet
bütün komşuları ile ‘sıfır problem’ doktrini uygulamaya koydu. Bu ‘ver kurtul’
anlayışının daha ustaca kamuoyuna sunulmasından başka bir şey değildi.
Komşularla sorunlar karşılıklı çıkarların gözetilmesi ile
değil, karşılıksız taviz vermekle çözülmeye çalışıldı. Ermeni açılımı, Kürt
açılımı ve bir dizi açılımlar ortaya atıldı. Ermenistan Türkiye’ye karşı
propagandaya son hızla devam ederken bu ülke ile iki protokol imzalandı. Bunun
sonucunda Türkiye Azerbaycan ilişkileri ciddi şekilde zedelendi. Türkiye’nin
karşılaştığı bütün zor durumlarda ona desteğini bildiren Azerbaycan halkı
protokollere tepkisini bildirmek için Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliğine yumurta
atmak zorunda kaldı. Ermenistan-Türkiye milli futbol takımlarının karşılaşması
zamanı Azerbaycan bayrağına yapılan saygısızlık ciddi sorunlara neden oldu.
Orta Doğu’da ‘Arap Baharı’ olarak anılan olaylardan
görünen odur ki AKP Hükümeti daha çok mutlu olmuştur. Lübnan’da Kaddafi
devrildi ve linç edildi, Suriye’de gerçek anlamda iç savaş yaşanıyor ve Devlet
Başkanı Beşar Asad’ın da Kaddafi ile aynı kaderi paylaşması için uğraşılıyor.
Türkiye iç politikada yaşanan sorunlardan ve terörle mücadeleden
uzaklaştırılarak Orta Doğu’da savaşa sürüklenmektedir. Türk Silahlı
Kuvvetlerine karşı yapılan operasyonlar orduyu felç durumuna düşürmüştür.
Şehidine ‘kelle’, ‘üç Mehmet öldü diye Meclisi toplayamayız’, ‘teröristler
akıllı davrandı’ diyen bir Hükümet işbaşında. Terör kırsallardan megapolislere
doğru hızlı bir büyüme dönemine girdi.
Ermenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra sözde
Ermeni soykırımı konusu her yıl Türkiye’nin karşısına çıktı. Aslında bu güne
kadar yaşanan gelişmeler değerlendirildiği zaman Türk Hükümeti’nin Ermeni
sorunu hakkında belli başlı stratejisinin olmadığı ortaya çıktı. Yaklaşık 40
yıldır Dışişleri Bakanlığı bu sorunun çözülmesi için temel siyaset belirlemek
yerine tepkisel davrandı. İstanbul’da ‘Hepimiz Ermeniyiz’ sloganları ile miting
ve gösteriler düzenlendi. Sözde Ermeni soykırımının Türk Hükümeti tarafından
tanınması için ‘aydınlar’ kampanya başlattı. Üniversitelerde sözde Ermeni
soykırımı iddialarını destekleyen sempozyum ve konferanslar düzenlendi. ABD
eyaletlerinin neredeyse tamamı ve bir çok Avrupa devletlerinin merkezi ve yerel
meclisleri sözde Ermeni soykırımını tanıyan kararlar alarak Türkiye’nin
faaliyet alanını daralttılar. 19 Eylül 2012’de Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin
Schulz, Türkiye’nin AB’ye tam üye olması için sözde Ermeni soykırımının kabul
etmesinin şart olduğunu bildirdi.
Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji
Araştırmalar Merkezi Başkanı
28 Eylül 2012
F.V
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.