***
ABD’de Başkanlık seçimine sayılı günler kala
Demokratların adayı Barack Hüseyin Obama ile Cumhuriyetçilerin adayı Mitt
Romney arasındaki çekişme gitgide kızışmaktadır. Tüm dünya kamuoyunun
odaklandığı başkanlık seçiminde iki farklı cephede yer alan adayların göreve
gelmesi halinde, bunun Amerika’nın iç ve dış politikasını hangi yönde
etkileyeceği sorusu gündemde yer almaktadır. Ya Amerika’nın ilk siyahi başkanı
ve müzakereci yüzü Obama bir dönem daha görevde kalacak, ya da ABD’nin
“şahinler” kanadını temsil eden Romney koltuğu devralarak ülkenin politik
vizyonunu daha kuvvete ve yaptırıma dayanan hale getirecektir.
Türkiye’de Obama’nın destekçileri % 94′e ulaşmış durumda
Başkan Obama ve Romney’in karşı karşıya geldiği
oturumlarda adeta kılıçlar çekilerek adaylar birbirlerinin zayıf yönlerini ön
plana tutarak acımasızca eleştirmektedir. Söz konusu oturumlarda başkan adayı
Romney’in daha baskın çıkışları ve Obama’yı köşeye sıkıştıran ithamlarına
karşılık, Obama soğukkanlı tavırlarıyla Romney’in gaflarından faydalanmaya
çalışmaktadır.
Dünya genelinde yapılan “ABD başkanı kim olsun?” adlı
anketlerde Obama’nın ismi ön plana çıkarken, Türkiye’de Obama’ya olan desteğin
% 94 seviyelerine geldiği görülmektedir.
ABD seçimleri öncesi veya sonrası İran’a müdahale
düşünülemez.
Amerikalı uluslararası ilişkiler uzmanı ve aynı zamanda
Foreign Policy dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan David Rothkoph’a
göre, başkanlık seçimleri yaklaşırken Obama, İran’ın nükleer başlık üretmesine
çok az süre kala İran’a operasyon yapabileceğini iddia etmiştir. Elbette
Rothkoph’un bu öngörüsü son derece ütopiktir. Aksine ABD halkı genelinde savaş
karşıtlığının arttığı bir dönemde Obama’nın Irak ve Afganistan’dan sonra ülkeyi
İran bataklığına saplaması Obama’nın Amerikan halkı gözündeki prestijine
oldukça zarar verecektir.
Bunun yanı sıra Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Romney’in
düzenlenen bir toplantıda başkanlık görevine gelmesi halinde Suriye’deki
muhaliflerin silahlandırılabileceğini, bununda Türkiye ve Suudi Arabistan
eliyle yapılabileceğini belirtmiştir. Demek oluyor ki Romney ekini tarafından,
Türkiye’yi Esad güçleri ile karşı karşıya bırakmanın ve savaşın içine birebir
çekmenin planları yapılmaktadır.
Romney için Yahudi Lobisi çok önemli
Dikkat dilmesi gereken bir başka önemli husus, başkan
adayı Romney’in konuşmalarında İsrail üzerinde sürekli vurgu yapmasıdır.
Bilhassa, başkan olması halinde İsrail’e kayıtsız şartsız destek mesajları
vermesi, seçim zamanı yaklaştıkça ABD’nin en güçlü baskı grubu olan Yahudi
Lobisinin desteğini almaya yönelik olduğunu ortaya koymaktadır.
Başkan adayı Romney’in seçimden galibiyetle ayrılması durumunda
“Neo-con’lar” olarak tabir edilen şahinlerden bayrağı devralmış olacaktır.
Nitekim Obama’nın Irak’tan Amerikan askerlerini çekmesini eleştiren Romney,
George W. Bush zamanında bölgede edinilen kazanımların, Obama’nın yanlış
politik aklı sonucu zarar gördüğünü iddia etmiştir.
ABD’nin dış politikasını sert bir zemine oturtma
niyetinde olan Romney için İran’a yaptırımlar çok daha sertleşmeliyken, İsrail
ile bağlar da bir o kadar güçlenmeliydi. Ayrıca ABD’de düzenlenen gizli bir
toplantıdan medyaya düşen ses kaydında Romney, İsrail ile Filistin arasında iki
devletli çözümün mümkün olmadığını ve Filistinlilerin kendilerini İsrail’in
yıkımına odakladığını belirtmiştir.
“Değişim” adı Barack Hüseyin Obama’ydı.
2008 yılında “değişim” sloganıyla ABD’nin 44. Başkanı
olarak göreve gelen Barak Hüseyin Obama, ilk dönemi boyunca çoğunlukla Amerikan
ekonomisini düzlüğe çıkartabilmekle meşgul oldu. İkinci isminin Hüseyin olması
ve ABD’deki ilk siyahi başkan olarak koltuğa oturması, George W. Bush döneminde
yerle bir olan Amerikan imajının yeniden tesis edilmesi yolunda önem teşkil
ediyordu.
Dış politikaya olduğu kadar iç meselelere de önem veren
Obama sağlık sektöründe önemli reformlara imza atmıştır. Ayrıca yaklaşık 800
milyar dolan ekonomi paketiyle ABD’nin önde gelen otomotiv şirketlerini kurtardı.
Başkan Obama Türkiye için büyük önem arz eden ermeni soykırım iddialarının
alevlendiği her 24 Nisan’da yaptığı ilk konuşmasında “Büyük Felaket” anlamına
gelen “Meds Yeghern” terimini kullanması ve iki taraf için de ortak tatmin
edici tabiri bulmaya çalışması, kendisinin hem ABD’deki, hem de Türkiye’deki
prestiji açısından önemliydi.
Obama’nın ilk göreve geldiği hafta yazmış olduğum gibi,
devlet başkanları göreve geldiklerinde, ülkesinin devlet politikasını kendileri
belirlemezler. Ülke politikaları konjonktüre göre şekillenmesinin ardından, bu
politikaya uygun aday belirlenir ve iktidara getirilmektedir.
Haftanın Sözü:
“Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir.” -
Blaise PASCAL
Furkan KAYA
1 yorum:
Obamaya Turkiyedeki %94luk destek mi yoksa ABDde yasayan birMilyonu askin ABDli Ermenilerin oylarinin mi gerek secimlerden evvel gerekse secimlerden sonraki donemde onem sahibi oldugu ortaya cikacakdir bu sekilde tum soylenen sozlerin vede icra edilen Siyasetin farklariyla daha fazla su yuzune cikacagi belli olur elbette boylece politikada Siyasetcilerin sozlerine ne kadar da itibar edilecegi daha fazla anlasilacakdir bunu da sanirim ABD vatandaslari degerlendireceklerdir.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.