"İnsanlar kısıtlı bilgiye sahipse oluşumların
doğruluğu ya da yanlışlığı konusunda emin olurlar. Bilgi artınca kuşku da
artar." Goethe. Kuşku bilimlerin anasıdır. Geri toplumlarda okula gidip bilgi, beceri kazanması,
yeteneklerini geliştirmesi gereken çocuklar savaşıyor, sokaklarda sürünüyor
veya çalışıyor. Bazı geri toplumlarda çocuklar bin yıl öncesinin örf ve
adetlerinin baskısı altında büyüyor.
***
Sokak çocuğu, 24 saat sokakta yaşamak zorunda olan,
ailesiyle ilişkileri kopuk olup zorunlu ihtiyaçlarını sokaktan sağlayan,
çoğunlukla suça bulaşıp, tiner bali gibi bağımlılık maddeleri kullanan, sonra
bunlara gereksinim duyan, sokağın zor ve acılı ortamını mekân edinen
çocuklardır. Bu çocukların aile, okul, çocuk kurumları gibi kendine karşı
sorumluluğu olan kişi ya da kurumlarla hemen hiç temasları bulunmamaktadır.
Çeşitli nedenlerle evden kaçmış, aile ve toplumla olan bağları tamamen kopmuş
olan bu çocuklar toplu halde, kendilerine özgü kurallarıyla zorunlu sokak
yaşamını sürdürürler.
Resimde bir küme sokak çocuğu gözüküyor.
Türkiye’de ilk defa 1970’li yıllarda İstanbul’da toplu
halde sokak çocukları gözükmeye başladı. Sonradan Ankara, İzmir, Adana, Bursa…
Gibi büyük şehirlerde ortaya çıktı. 12 Eylül Darbesi sonrası sokak çocuğu
sayısında patlama oldu.
Niçin?
1-Sosyal devlet, yerini, “İşini bilen” devlete terk etti.
Resmi kurumlarda rüşvet hızla arttı. Artan rüşvetle orantılı sokak çocuğu
sayısı çoğaldı. Toplumda, zengin ile yoksul arasında kocaman uçurum oluştu.
2-Mezra ve köyler yakıldı; şehre inen yoksul ailelerden
bazılarının çocukları sokak çocuğu oluverdi.
İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Azimet Köylüoğlu
Amerika’nın Sesi Radyosu'na, Türkiye’de 12 Eylül Darbesi sonrası, "600 köy
ve 800 mezranın yakıldığını" açıkladı. 13-10-1994
3-Ekonomik sıkıntılar, tüketim alışkanlığı, aşırı
tüketim… Sonucu anne-baba kavgası çoğaldı; bazı çocuklar sokağa terk edildi.
4-Açık toplum haline gelen, tüketimi artan, kapalılıktan
kurtulan ama uygun alt yapı koşullarını temin etmeyen, sosyal devlet olamayan
Türkiye’de sokak çocukları ortaya çıktı.
Günümüzde, sokak çocukları Türkiye’nin her ilinde
gözükür. Mersin, Diyarbakır, Van, Batman… Sokak çocuğu ile dolup taşmaktadır.
Günümüzde sokak çocuklarının artışına engel olmak,
olanları topluma kazandırmak için resmi plan veya program yoktur. Çocuklarla
ilgili bazı kurumlarda sayısız maaş alan memurlar vardır ama sokak çocukları
ile ilgilenmek bunların kapsam alanı dışındadır.
Ayrıca, bazı sokak çocuklarını topluma kazandırmak
oldukça yoğun bilgi, beceri, yaratıcılık ve yetenek ister. Yoğun çaba harcayan,
bilgili ve becerikli olan, yaratıcı ve yetenekli devlet memuru mu olur?
Türkiye’de, sokak çocuğu sayısı arttıkça, kalkınma ve
gelişmenin biçimi ciddi olarak gözden geçirilmelidir.
Savaşan çocuklar
Nepal’de savaşan çocuk.
İran’da, ABD’Yİ protesto eden silahlı çocuklar
Günümüzde Afrika ve Asya’da savaşan yüz binlerce çocuk
asker var. Bu çocuklar boğaz tokluğuna ölüme atılıyor. Çoğunluğu kiminle
savaştığını bilmiyor. Savaş baronları çocukları ölüme yolluyor. Birleşmiş
Milletler yetkililerinin tahminlerine göre, günümüzde, 300000 civarında savaşan
çocuk asker var.
Çalışan çocuklar
Yoksul, düzenli geliri olmayan aile çocuklarıdır. Bunlar,
çocuk yaşta çalışmaya başlar; çoğunluğu, çalıştığı iş kolunda uzmanlaşırlar.
Ama ayakkabı boyayan, simit gibi ufak-tefek nesneleri satan çocukların
işlerinde gelişmesi söz konusu değildir. Bunlar yaşamları boyunca sürünürler.
Bilgi, beceri, yetenek yoksunu olduklarından kendilerine düzenli gelir sağlayan
işleri olmaz. Böyleleri, yasa dışı işlere bulaşmaya yatkın olurlar.
Resimlerde tarlada çalışan ve bir ustanın yanında
çıraklık yapan çocuklar gözüküyor.
Afganistan’da eşeği ile çift süren çocuk.
Lastik değiştiren usta ve çırağı
Aç çocuklar.
Günümüz dünyasında çalışamayan, savaşamayan, oynayamayan
aç çocuklar var. Afrika, Asya, Latin Amerika aç çocuklarla dolup taşıyor. Her
yıl sayıları hızla artıyor. Örneğin, 1960’lı yıllarda dünyada 200 milyon aç
çocuk varken, 2000’li yıllarda bu sayı 600 milyona yükseldi.
1-Geri toplumların ilkel yöneticileri, toplumlarındaki
açlarla ilgilenmiyorlar. Baskıcı ve eli kanlı yöneticiler gelişmiş ülkelerden
lüks nesneler ile silah ithal edip, rezalet içinde yaşıyorlar. Açlığın yaygın
olduğu toplumlarda, çoğunlukla iç savaş vardır.
2-Gelişmiş ülkelerin bazı insani kuruluşları açlarla
ilgileniyorlar. “Taşıma su ile değirmen dönmez” misali, dış yardımlarla açların
sayısı azalmıyor; aksine, artıyor. Ayrıca, şiddetli iklim değişimleri doğal
yollardan ürün elde etmeye çalışan yoksulları bazı yıllar perişan ediyor.
Kuraklık, doğal felaketler yoksulları açlar düzeyine düşürüyor. Örneğin,
Afrika’daki kuraklık açların sayısını katlıyor.
Açlık çeken
çocuklar
Yapılan araştırmalara göre dünya üzerinde 900 milyondan
fazla insan, zorunlu besin ihtiyacını karşılayamıyor, yani açlık çekiyor. Açlık
sorunuyla karşı karşıya kalanlar arasında en zor durumdakiler ise çocuklar ve
kadınlardır.
122 ülkeyi kapsayan bir araştırmaya göre, dünya üzerinde
29 ülkede açlık sorunu alarm veriyor. Yoksul Afrika toplumlarıyla bazı Güney
Asya toplumları, listede ağırlıklı olarak yer alıyor. Kongo, Burundi, Eritre,
Çad, Sierra Leone ve Haiti… Açlık sorununun ciddi boyutta olduğu toplumlardan
bazılarıdır. Listede Afrika ülkesi Kongo başı çekiyor. Açlık sorununun ortaya
çıkmasında doğadan yeteri kadar yararlanmayı bilmemek, yani üretememek ilk
etkendir. Yeterli üretimin olmadığı toplumlarda çatışmalar kaçınılmazdır. Çatışmalar
yoksulluğu katmerleştiriyor.
Oynayan çocuklar.
Oyun zorunlu ihtiyaçtır.
Oyun çocuğun gelişmesinin temel gıdasıdır. Zorunlu
ihtiyaçlarını karşılayan çocuklar oyun ile büyüdüklerinde sağlıklı gelişirler.
Hayal kurar, düşünür, yaratıcı ve ölçülü olur, sağlıklı yargıya varırlar.
A-Yoksul toplumlarda, zorunlu ihtiyaçlarını temin
edemeyen çocuklar göze çarpıyor.
B-Bazı gelişmekte olan ülkelerde, çocuklar, oyunlardan
mahrum büyüyor.
Zerdüşt anıtlarına dokunan çocuklar
Türkiye’nin resmi çocuk politikası
Çocuk Esirgeme Kurumu (Himaye Etfal Cemiyeti) kuruldu. 25
Nisan 1983'te lağvedilen kurum, 24 Mayıs 1983'te Sağlık Bakanlığına bağlı
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu adıyla yeniden oluşturuldu. 30–6–1921
Karne ile dağıtılan kişi başına ekmek miktarı 300 gram
oldu. 3-6-1942
6 ve daha fazla çocuğu olan ailelere ikramiye verilmesi
kararlaştırıldı. 23–6–1942
MHP'nin yan örgütü Ülkü Ocakları Birliğine bağlı
"komandolar" Hacettepe Üniversitesi'nde düzenlenen uluslararası doğum
kontrol seminerini bastı. 6–4–1970
Türkiye’de yıllarca nüfus artışı resmi kanallarla teşvik
edildi. Bilindiği gibi, nüfus artışı yoksul kesimlerde olur. Dolayısıyla,
yoksul nüfus sayısı hızla arttı.
“En az üç çocuk yapın!” Tayyip Erdoğan
Türkiye’nin sayımlara göre nüfusu:
20.10.1927
13.648.270
20.10.1935
16.158.018
20.10.1940
17.820.950
21.10.1945
18.790.174
22.10.1950
20.947.188
23.10.1955
24.064.763
23.10.1960
27.754.820
24.10.1965
31.391.421
25.10.1970
35.605.176
26.10.1975
40.347.719
12.10.1980
44.736.957
20.10.1985
50.664.458
21.10.1990
56.473.035
30.11.1997
62.865.574
22.10.2000
67.803.927
2008
73.914.260
İnsanların gücü bellek ve bedenlerinden ileri gelir.
1-Belleği zayıf, gelişmemiş, bilgi ve beceriden yoksun
insan doğanın nimetlerine uzaktan bakar. Açlık çeker, bir avuç yiyecek için
gönüllü kul-köle olur.
2-Bedeni zayıf veya özürlü insan, bedenini ve araç-gereç
kullanımında hemcinsinden geride kalır. Bedenini ve araç-gereç kullanamayan
insan güçsüz olur.
Belleği ve bedeni güçlü insanlar, gelişmiş toplumları;
belleği ve bedeni zayıf insanlar, gelişmemiş toplumları oluşturur.
Kapalı toplumlarda kavgalar ve savaşlar bitmez. Bu
nedenle, aileler, kabileler, liderler… Çok sayıda insana ihtiyaç duyar. Ayrıca,
yüksek ölüm oranı, doğum oranının yüksek olmasını zorunlu kılar.
Açık toplumlarda bilgi, beceri, araç-gereç artışı,
çalışıp üretmenin yaygınlaşması ile sermaye birikimi hızlanır. Yöneticiler,
toplumlarında bilgi, beceri artışına yatırım yaparlar. Böylece, gelişmiş
ülkeler ortaya çıkar.
Gelişmiş ülkelerde:
1-Bilgili, becerikli, yaratıcı, yetenekli insan sayısı
fazladır.
2-İnsanlar liderin değil, yasaların emrinde yaşar.
Bilgili insanlar, yasaların ortaya çıkardığı kurumlarla yönetilir. Bilgili ve
becerikli insanlar ayrıcalığa tepki gösterir, ayrıntılı yasalara ve evrensel
ölçülere ihtiyaç duyar. İnsani değerlere ihtiyaç oluşur.
3-İnsan değerlidir. Topluma korku değil, sevgi egemen
olur.
4-Her aile eğitebileceği, kendinden ileriye
taşıyabileceği kadar çocuk yapar ve onların her türlü sorumluluğunu üstlenir.
5-Her aile ortalama iki çocuğa sahip olur.
Geri toplumlarda durum nasıldır?
A-Bilgi, beceri, araç-gereç yoksunu insanlar toplumu
oluşturur.
B-İnsanlar liderin peşinde sürüklenir. Ayrıcalık ve korku
yönetim aracıdır. Ayrıcalığın kocamanını lider kapar.
C-İnsan değersizdir. Başlar öte dünyaya dönüktür.
D-Her aile 8-10 çocuğa sahip olur. Bunların çoğunluğu 14
yaşına varmadan evden ayrılır. Çoğunluğu yasadışı olaylara bulaşır. Ailenin
çocuklarının eğitmesi sorunu olmaz. Aileler, “Çocukları Allah verir, Allah
alır.” Derler.
E- Yöneticiler ve yönetilenler, “Yoksulluk da zenginlik
de Allah’tandır” diye, öterler.
Bütün nimetler doğadan temin edilir.
Doğadan uzaklaşan gerçeklerden, insanlıktan, erdem ve
onurdan uzaklaşır.
Yoksullar çoğunlukla doğaya uzak yaşam sürerler. Onlar,
başlarını doğaya döndürecek bilgelerden yoksundurlar.
degirmencinurettin@gmail.com
Nurettin
Değirmenci
Elk. Yük. Müh.







1 yorum:
sirf Koylugoglu'nun bir cumlesi ile yetinilmis..oysa butun bu cocuk draminin araksinda buyuk cogunlukla kurt halkinin tehciri var, evet tehcir! Zor kosullarda yasayn cocuklar diye genelleme yapilip gecistirilemez..sormak gerekir hangi cocuklar diye! Nadya Uygun
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.