Cephe ile alakası olmayan bu bölgeden gayretli bir
şekilde asker toplanır ve tekâlifi harbiye marifetiyle de Hıristiyanların
ekonomik gücü kırılmaya ve tüketilmeye çalışılır. Bu sırada idari görevlerde
bulunan gayrimüslimler görevlerinden azledilirler. Bu gelişmeler Hıristiyanları
derin endişelere sevk eder. Hıristiyan ahalinin endişelerini gidermek ve
olağanüstü bir durumun olmadığını göstermek amacıyla İttihat bir hileye
başvurur. Sultandan, Ermeni Başpiskopos İğnatiyos Maloyan’ı liyakat nişanı ile
onurlandırmaya karar verir. 20 Nisanda madalya teslim töreni düzenlenir. Ancak
bu uygulama Hıristiyanların endişelerini gidermez.
Bu arada Müslümanlar arasında gizli toplantılar
düzenlenmektedir. Başpiskopos Maloyan’da kendisinin alet edildiği bu liyakat
madalyası hilesine aldanmaz, gelecekte olanları sezmektedir ve 1 Mayıs’ta
vasiyetini hazırlar. Bu da idari makamların ona gösterdiği itibara
aldanmadığının ve daha kötüsünü beklediğini anlatır. Maloyan’ın endişelerinin
boş olmadığı görülecek ve Ermenilere karşı olayların ve tutuklamaların
başlangıcında 3 Haziran günü tutuklanacaktır.
Mardin’deki Soykırım Dr. Reşit tarafından [planlanmış]
inceden inceye düşünülmüş bir operasyondur. Dr. Reşit, Mardin sancağında
katliamları garantiye almak için Mardin mutasarrıfı Hilmi Bey’i 25 Mayıs’ta
azleder, yerine gelen Şefik Bey’de bir ay içinde azledilecek ve yerine Dr.
Reşit güvenli adamı olan İbrahim Bedreddin’i geçici olarak tayin edecektir.
Tasfiye planını garantiye almak için Adana’dan Diyarbekîr’e tekrar getirdiği Gevranizade
Memduh’u da Bedri Bey’le birlikte Mardin’e gönderir.
Dr. Reşit’in bu atamalarının yanında Mebus Prinççizade
Feyzi de katliamın altyapısını hazırlamaktadır. 15 Mayıs’ta Mardin İttihat
ileri gelenleriyle gizli bir toplantı yaparak ayrıntılar kararlaştırılır.
İttihat’ın Mardin murahhası ağır ceza reisi Halil Edip katliam müfrezelerinin
(El-Xamsin / ellilik milis) oluşturulması ile görevlendirilerek, katliamın alt
yapısı hazırlanarak Teşkilat-ı Mahsusa çetelerine bağlı müfrezeler oluşturulur.
Bu teşkilatın en önemli yerel üyeleri:
Kasap Abdülrahman
Abdülrezzak Çelebi
Abdullah Hıdır
Şeyh Muhammed Ali Ensari
Şeyh Tahir Ensari (Mardin hapishane müdürü)
Şeyh Nuri Ensari
İnfaz Komitesi ayrıca;
Jandarma Komutanı Abdülkadir Bey ve yardımcıları Faik Bey
ve Harun Bey Necip Çelebi – vergi tahsildarı Hıdır Çelebi (Kömürlüzade) –
Mardin Belediye Başkanı Abdülkerim Bey: Tehcir Komitesi Müdürü ve Memduh Bey’in
yardımcısı Mardin müftüsü Hüseyin Osman Bey
Bitlisli Nuri ve onun oğlu Yusuf Çavuş
Muhammed Ali
Muhammed Raci
Abdullah Asad Efendi
Hacci Asad Efendi
Hacci Kermo
Aşiret reisleri:
Abdülrahman Kavvas
Abdülrezzak Şahtana
Davut Şahtana
Musa Şahtana
Faris Çelebi,
Daşi aşireti reisi Ahmet Ağa
Katliam için alt yapının hazırlanması ve görev
dağılımından sonra sıra Ermenilerin suçlanabileceği kanıtların bulunması ve
eyleme geçilmesine sıra gelmiştir. İttihat ve Terakki ve yerel işbirlikçileri
tarafından Ermenileri suçlayacak kanıtlar yaratabilmek için Haziran ayı boyunca
Hıristiyan evlerinde olmayan silahlar aranır. Hıristiyanları suçlayacak
senaryolar hazırlanır. Bunlardan birinde Milisler kilisenin yakınına silah
gömüyorlardı diyebilmek için kazarken suçüstü yakalandılar. Muhammed Farah
isimli bir Kürt’iin arazisinde aranan silahlar bulunarak fotoğraflanır. Ancak
bütün bunlar senaryonun bir parçasıdır.
Arkasından din adamları ve ileri gelenlerin
tutuklanabilmesi için Ermeni Katolik Kilisesi’nde saklanmış 25 tüfek ve 5 bomba
bulunduğu sahte nakil kâğıdı düzenlenerek iddia edilir. Fotoğraflanan tüm
silahlara dikkatli bakıldığında bunların birkaç av tüfeği ve sadece ordunun
elinde olan silahlar olduğu görülmesine rağmen, Ermenileri suçlayacak kanıtlar
elde edilmiştir. Bu iki kanıt Ermenileri mahvetmeye yeterlidir. Gerisi çorap
söküğü gibi gelecektir.
Artık Ermeniler için sonun başlangıcı gelmektedir.
Mardin’den çıkış yasaklanır. Önce din görevlileri, arkasından toplumun
önderleri tutuklanarak Ermeni halkı başsız bırakılacak, önderlerin yok edilmesinin
ardından kalanların soyularak yok edilmesi kolaydır. Memduh Bey tarafından
kalan kadınlar tek tek soyulacak, elinde avucundaki her şey alınacak, ellerinde
alınacak şey kalmayınca Mardin’de esir pazarı kurularak satışa çıkarılacaklar,
diğerleri ise ölüme yollanacaklardır.
Mardin’de İttihat ve Terakki’nin yerel işbirlikçileriyle
birlikte yaptıkları Ermenilerin soykırıma uğratılması operasyonu, aynı zamanda
bir rejimin yarattığı psikolojik ortamın, dini önyargılar ve cehalete dayanarak
toplumun yönlendirilmesiyle, yüzyıllardır birlikte yaşadığı komşularını tümden
nasıl yok edebildiğinin eşsiz örneğidir.
Bu yok edilişin tanığı olarak Hyac Simon, tuttuğu
günlükle tarihe tanıklık ederek, mazlum bir halkın feryadını günümüze
taşımaktadır.
I) M Kemal, 1917 yılında Mardin’den geçerken Belediye
başkanı Hıdır Çelebi’ye misafir Olacaktır
2) Abdülrahman Kavvas; M.Kemal 1917 yılında Mardin’e
geldiğinde Belediye Başkanı Hıdır Çelebi’nin evinde karşılayanlar arasındadır.
M. Kemal’e Samur derisinden bir kürk hediye etmiştir. Bu armağan halen
Konya’daki Atatürk Müzesi’nde bulunmaktadır.
Akunq.net
http://akunq.net/tr/?p=20816
1 yorum:
Bu katliamin anlatildigi yer keske sadece Mardinle kalsaydi fakat malesef Anadolunun her sehrinde 1915'e kadar yasamini surdurmus biz Ermenilerin ortak izdirabidir bu anlatilan ve buna da hala asil ismi olan sozun onune Sozde lafini Mecburi olarak kulladirmaga devam ediliyor icinde yasadigimiz bu Memleketteki Hakim Zihniyet.
Ne mutlu ki Ayni Hakim Zihniyete Katilmayanlarin Sayisi Gunden Gune cogalmakda ve gunun birinde Bu Zihniyete Dur diyecek Medeni Cesarete erismis Olacaklardir.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.