Siirt'in Pervari ilçesinin Ekindüzü köyünde sadece 4
kişinin konuşabildiği Süryanicenin bir lehçesi olan Hervetince “son derece
tehlike altında” bulunan diller içinde bulunuyor.
5 bin yıldan beri Mezopatomya topraklarında yaşayan
Asuri-Süryani Halkının büyük bir kısımı soykırımdan geçirildi, zorunlu göçe
zorlandı. Süryaniler sadece fiziki değil, kendi ana dillerinde eğitim veren
kurumları da yasaklanarak kültürel soykırımına tabi tutuldu.
Stockholm'de yaşamını sürdüren “Nsibin Yayınları”
sorumlusu Araştırmacı-Yazar Jan-Beth Şaweco'yla Aramca ve Süryanicenin tarihsel
gelişim içerisinde geçirdiği evreleri ve günümüzdeki sorunlarını konu alan bir
söyleşi yaptık.
Aramca ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?
Sami kökenli bir halk olan Aramlar İsa'dan Önce (İÖ)
1200–1000 yılları arasında Suriye ve Yukarı Mezopotamya´da yerleştikten sonra
bir kaç krallık kurdu. Bunlar Şam, Hama, Halep ve Gozana (Ceylanpınar) olarak
sıralayabiliriz.. O sıralar Aramlar kullandıkları dillerini Fenike alfabesinden
ödünç aldıkları harflerle yazıya dökmeye başlıyorlar.
Aramca´nın elimizdeki en eski yazıtları İÖ 10. yy’a
uzanmakta. Bu dönemden kalma yazıtlar Zincirli ve Tël-Fexeriyye kökenli.
Bunların yanı sıra yine Orta Asurca çivi yazılarında Aramca deyimler
bulunmakta. Bu zamandan sonra dil sürekli yazılı kullanıla geldi.
Aramlar gibi Asurlar ve Kildaniler de Sami kökenli, Yakın
ve Ortadoǧu´da İÖ imparatorluklar kurdu.
Aramca´nın yaygınlaşmasının nedenleri nelerdir?
Yeni Asur İmparatorluğunun egemenliǧi döneminde, güvenlik
politikası nedeniyle İÖ 8. ve 7. yy’da uygulanan zorla yer deǧiştirme, Aramları
Ninova, Kalxu, Aşur,… gibi merkezi kentlere ulaştırdı. Bu yöntemle Aramca, Asur
İmparatorluğunun çeşitli kentlerinde kendine yer edindi ve yayıldı.
Aramca´nın 22 harfle yazıya dökülmesi, yazımda diǧer bir
çok dile de aynı zamanda kolaylık getirdi.
Asurların yükselme devirleri sırasında, uluslararası
diplomatik yazışmalar, Aramca kaleme alındı.
Yine Farslar, Ahamenidler döneminde İÖ 500 yıllarından
itibaren Aramca´yı resmi devlet dili olarak kullandı. Aramca bu önemini,
Makedonyalı Büyük İskender´in Doǧu Seferi dönemine kadar sürdürdü.
Aramca neden uzun ömürlü olmadı?
Asur İmparatorluǧunun, İÖ 612´de önce Ninova ve daha
sonra 539´da Babil´in düşürülmesi ile, yıkılmasından sonra, Aramca egemen bir
politik dil olmaktan uzaklaşıyordu. Daha sonra yine Asuristan, Kildanistan,
Aramistan ve Mezopotamya toprakları üzerinden eksilmeyen, çeşitli
istilacı-işgalci güçlerin egemenlik savaşı, dile büyük darbeler vurdu. Bu olgu
baş aşaǧı iniş sürecini hızlandırdı.
Uzun süren Doǧu-Batı savaşlarının etkisinden sonra, İÖ
330´dan itibaren, Helenlerin Ortadoğu´da kurduǧu egemen politik mekanizma
nedeniyle, Aramca yerini Yunanca´ya bırakıyor.
Aramca etkinliǧini yerel bazda, halk dili olarak
sürdürmeye devam etti. Helen politik egemenliǧinin gerilemeye başlamasıyla
birlikte de, yerel halk yeniden toparlanıp kendi krallıklarını kurmaya koyuldu.
Bu krallıkların en önemlileri Urhoy (Urfa), Asur (Ḫatra), Ḫaḏyab (Arbil),
Tadmur (Palmyra) ve Petra (Nebatiler)´dır.
Süryanice ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?
Urfa´nın Süryanice adı Urhoy. Batı dillerinde de Edessa
kullanıla geldi. Urhoy´daki Osrohone kırallığını İÖ 132´de Abgarlar sülalesi
kurdu. Urhoy´da konuşulan Aramca yazıya dökülüyor. Urfa´nın kendi dili.
Günümüzde bu dile bilim dünyasında Klasik Süryanice
deǧimi kullanılmakta. Kentte bulunan üniversitede eǧitim dili olarak İÖ
kullanıla gelmiş.
İsa´nın öǧretisi yıl 37´de Urfa´da kabul edildikten
sonra, Klasik Süryanice üzerinden Hıristiyanlık Anadolu, Mezopotamya, Yakın ve
Ortadoǧu, Kuzey Afrika ve Asya´da alabildiǧine bir hızla yayıldı. Bunun baş
aktörlüǧünü de Urfa Üniversitesi yapıyordu.
Hem İÖ ve hem de İS, Urfa Üniversitesinden çeşitli
ülkelerden öǧrenci eǧitimini aldı. Bu yüzden de birçok halk dilini mezun olan
bu öǧrenciler üzerinden yazıya dökme olanaǧı elde etti.
Sekiz ayrı harfle yazılan Klasik Süryanice´nin en son
kullanılan harf stilleri Esţrangelo, yani köşeli yazım. Bu stil uzun bir süre
kullanıldı. Daha sonraları kilisenin bölünmesinden sonra aynı dile ayrı harf
stiller üretildi. Bunlardan Madënẖoyo, yani Doǧu stili, ya da Nasturice alfabe
ve Serţo, Batı stili ya da Yakubice stili.
Urfa dilini, kentin dışında, hem Doǧu hemde Batı
Süryaniler arasında bilen sadece eǧitim almış insanlardı. Eǧitim almışların
dışında kalanlar ise kendi ayrı yerel Süryanicelerini konuşurlardı. Ne yazık ki
bu diller üzerinde elimizde bugün bilgi yok denecek kadardır.
Bu dillerden biri Turabdin´de konuşuluyor, (Batı
Süryaniler) halkı ona Şurayt [Surayt] diyor. Bu dil ilk defa İsveç´te Latince
harflerle düzenli yazıya döküldü. Şu an bu dilde çeşitli ürünler üretiliyor. Bu
dile bilim dünyası, Süryanice´nin coǧrafik Turabdin sözcüǧüne karşılık gelen
Ţuro sözcüǧünden, Ţuroyo adını aldı. Bazen ona Çaǧdaş Yeni Batı Süryanice de
deniliyor.
Çaǧdaş Süryanice ile Klasik Süryanice arasındaki ayrılık,
aynen Osmanlıca ve Türkçe dilleri arasındaki ayrılık gibidir.
Süryanice´nin kaç diyalekti vardır ve nerelerde
konuşulur?
Çaǧdaş Süryanice´yi ele alıp konuyu anlatmaya devam
edersek bunlar iki tanedir. Biri yine Doǧu Süryanice, ona Sureṯ [Sureth]
deniliyor ve onu Doǧu Süryani Kilisesine bağlı üyeler konuşur. Yani Nasturi ve
Kildani kiliselerine baǧlı ve bu kiliselerden geçmişte kopmuş Protestanlar
kullanıyor. Bu çaǧdaş dil, ilk defa İran´ın kuzeybatısında kalan Urmi´de
[Rezaiye] yazıya döküldü. Bu yüzden bazen bilim dünyasında ona Urmice de
deniliyor. Bu dil Amerikan misyonerlerinin yardımıyla 1840´ta Nasturice alfabe
ile yazıya döküldü.
Aynı modeli, Amerikan misyonerleri Turabdin´de Yakubice
harflerle Şurayt için 1870´li yıllarında denedi. Bazı ürünler yaratılmasına
karşın dilde pek bir ilerleme olamamış. Bunun yanı sıra yine Alman
doǧudilbilimcileri Latince harflerle 1880´lerden itibaren, bu dilde sözlü
çalışmalar yayınladılar.
Süryanilerin geçmişte yoǧun olarak yaşadıkları
Mezopotamya´da Süryani dilinin durumu nedir?
Doǧal olarak Sayfo´dan sonra, dil alabildiǧine gerileme
kaydetti. Yakın ve Ortadoǧu´da da haritanın deǧişmesiyle, Süryaniler ayrı
ülkelerde yaşamak zorunda kaldı. Politik olarak dayatılan yasal engeller
nedeniyle dil kendine hiç yaşam bulamamış. Bu olgu dile büyük bir darbe
indirdi. Halk gitgide dilini yitirdi ve yerine günlük yaşamda resmi ya da komşu
dilleri kullanmaya başladı.
Irak, İran, Türkiye ve Suriye´de eǧitim dili olarak
kullanılıyor mu? Kullanılıyorsa nerelerde kullanılıyor?
Hayır bu ülkelerin hiç birinde eǧitim dili olarak
kullanılmıyor. Arap ülkelerinde sınırlı bir şekilde Klasik Süryanice eski bir
dil gibi ilahiyat bölümlerinde öǧretiliyor.
İrak Kürdistan´da 1991´den bu yana, öğrenim dili olarak
çaǧdaş Doǧu Süryanice Süryani okullarında kullanılıyor.
Bu ülkelerde Süryanice üzerinde baskı var mı?
Bu ülkelerde politik statüsü olmayan Süryaniler, dini bir
topluluk olarak görülüyor. Türkiye´de cumhuriyet tarihi boyunca tamamen
yasaklanmış olmasına karşın, diǧer ülkeler dili kilise duvarları arasında bir din
dili olarak kaderine terketmişler. Özellikle Arap ülkelerinde yaşayan
Süryaniler, bir yanda merkezi hükümetlerin ırkçı-şoven politikası, diǧer bir
yanda da kilisenin teslimiyetçi-kuyrukçu politikası yüzünden, günlük yaşamda
dilleri yerine Arapça´yı kullanagelmişler.
Süryanilerin çoǧunluǧu topraklarını terketmek zorunda
kaldı. Başka ülkelere göç eden Süryaniler dillerini konuşmayı sürdürüyorlar mı?
Bu ülkelere ulaşan ilk kuşak, doǧal olarak yerleştiǧi
yeni ülkeye adepte olamama sorununu yaşadıǧı için Süryanice konuşmayı
sürdürebiliyor. İkinci kuşak bu dilde eǧitim-öǧretim görmezse ve bu dille
ürünler yaratılmazsa Süryanicenin geleceği karanlık olur.
BM´nin tehlike altında gördüǧü dillerden biri de
Süryanice. Süryani aydınları dilin korunması ve gelişmesi için neler yapıyor?
Dil nedir? İşlevi nedir? Neye yarar? vb gibi düşüncelerle
ilk defa diasporada tanıştık. Geçmişte, bu görev kilisenin tekelinde hep
kaldıǧı için, dilin bir halk ve bu halkın geleceǧi için etmen ve edilmenleri
üzerine, ne yazık ki hiç bir zaman tarafımızdan bu konu öǧrenilemedi.
Buna merkezi hükümetlerin politik baskı ve zulmü de
eklenince durumun geleceǧi kendiliǧinden belli oluyor.
Bizde, politik anlamda aydın, parmakla sayılmayacak
kadardır. Bu yüzden dil konusu genelde tutucular tarafından tartışıldı. Özgür
düşünceye karşı duran bu tutucular, özellikle çaǧdaş dilin, yazıya dökülmesine
hep karşı durdu. Bunun yerine Klasik Süryanice´nin kutsallıǧı, İsa´nın kendi
dili vb deyimli jargon üzerinden hepimizi uyutmaya çalıştı. Bunda başarılı da
oldular. Bu biçimde uzun bir süre, diasporada tutucular, kilise ile birlikte,
bunun tekelini ellerinde bulundurdu.
Buna raǧmen dil yazıya döküldü. Şu an geçmişe kıyasla
halk daha fazla bilgi sahibi. Burada en büyük rolü elektronik ortam oynadı.
Özellikle yeni kuşak elektronik iletişimini çaǧdaş dil üzerinden başlattı ve
ilerleyen zamanla tutucular gerilemeye başladı.
Bugün bazı kiliseler artık ayinlerini çaǧdaş dille
yapıyor ve dil tartışması hala devam ediyor. Son birkaç yılda Nsibin
Yayınevi´nin katkılarıyla çaǧdaş dille ürünler yayınlandı. Bunlar arasında
sözlük, dil grameri, çocuklara yönelik çevrilmiş ve yazılmış ürünler üretildi.
Bu olgu devam ediyor.
Süryanice´nin bugün karşı karşıya kaldıǧı sorunlar
nelerdir? Bu sorunlar nasıl aşılır?
Günümüzde Çaǧdaş Süryanice´nin karşılaştıǧı sorunların
başında ilk elde bilinçsizlik, apolitiklik, tutuculuk, gericilik ve cehalet
geliyor. Bunu aşmanın olanaklarını medyamız yaratabilirdi. Bunu şu ana kadar ne
yazık ki yaratamamış. Başlıca neden de, politik olarak, tutucu-feodal ve özgür
düşünceye kapalı olması.
Çaǧdaş Süryanice dili ve yazınsalını yaratmanın
arayışları içindeyiz, konu ciddi. Bazı dilbilimciler bir araya geldi, konuyu
tartıştı, hala tartışmaya devam ediyor. Burda başta elektronik ortam olmak üzere,
hangi kanallardan dil yararlanabilir projeleri üzerinde duruyor. Gelecekte bu
projelerle ilgili bilgiler halkla paylaşılacak.
Hertevince nedir? Bu dil Süryanice´nin bir lehçesi midir?
Kimler ve nerede bu dili konuşuyor? Hertevince´ye benzer başka lehçeler var
mıdır?
Hertevin Siirt´e baǧlı Doǧu Süryani ya da Kildani bir
köy. Sayfo´dan önce bu köye benzer 30-40 kadar köy bu alanda yine böyle vardı.
Bu köylerin halkı kıyıldı. Kıyılmıyanları zorla islamlaşıp Kürt, Türk ve Arap
oldu. Dil de doǧal olarak kayboldu. Bu köylerin adları hala içinde yaşıyan
Kürt, Arap ve islamlaşmış Kildaniler tarafından eski adlarıyla anılıyorlar.
Hertevince Doğu Süryanice ailesine baǧlı bir dil. Onu
şimdi Paris´te kalan küçük bir diyaspora hala konuşuyor.
Almanya´dan Prof. Otto Jastrow, Der neuaramaische
Dialekt von Hertevin (Provinz Siirt), 1988, adı ile ilk defa bu dili yayınladı.
Yine bunun dışında Prof. Otto Jastrow, Der neuaramaische
Dialekt von Mlaẖso (Provinz Diyarbekir), 1994, adı ile bir başka Süryanice
dilini derleyen kitabı yayınlandı. Bu da çaǧdaş bir dil, Lice´ye baǧlı Mlaẖso
köyü ve çevresinde kalan onlarca köy tarafından kullanılıyordu.
Sayfo´da halkın tamamına yakını kıyıldı. Yaşamda
kalanları da göç ile zorla islamlaştırma arasında kaldı. Bunlardan bir aile,
Suriye´nin Kamışlı kentinde Prof. Otto Jastrow´la karşılaşıyor ve dil böyle
tanınıyor.
Mlaẖso Batı Süryanice ailesine baǧlı bir dil. Onun en son
kullananı 1998´de Suriye´nin Kamışlı kentinde bu dünyadan ayrıldı. Bu dil de
ortadan böyle kayboldu.ANF-MURAT KUSEYRI - STOCKHOLM10.05.2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.