Geçmişini bilmeyen insanlar geleceklerini sağlam temeller
üzerine kuramazlar. Göçebe toplumlarda, “Geçmiş” olmaz. Göçebe toplum, vahşi
hayvanlara yakın olarak, her gün yeniden yaşama başlar. Kabile yaşlısının
anlattığı olaylar, geçmiş hakkında bilgi verir. Bu koşullarda, 500 yıl önceki
göçebe toplum yaşantısı, güncel göçebe toplumun yaşantısına benzer olur.
Toplumlar toprağa yerleştikçe ekip-biçer, eserler
yaratır; ekip-biçme, eser ortaya çıkarma miktarı ile orantılı vahşi yaşamdan
uzaklaşırlar.
Toplumların ilk toplu yapı etkinlikleri,
tanrı-tanrıçalarına teşekkür etme yerleri yapmaktır. Ortaya çıkarılan kutsal mekânlarda:
1-Göreceli olarak, bilgili-yaratıcı-düşünenler doğaüstü
güçlere teşekkür eder.
2-Boyun eğenler, tapınır. Böyleleri, başka tanrılara
adanan kutsal yapılara düşman olurlar.
Toprağa yerleşen kabileler, süre içinde köprüler,
kaleler, surlar… İnşa ederler. Böylece sanat etkinlikleri gelişir.
Sanat etkinlikleri iki kümeye ayrılır:
I-Yaşam için zorunlu nesneleri üreten sanatkârlar;
II-Yaşama renk-desen-süs katan nesneleri yaratanlar.
Ayrım kesin değildir ve çoğunlukla iç içe olur.
Büyük dahiler, yaşama renk-süs-desen katan, insanın
gelişmesine katkıda bulunan eserleri ortaya çıkarırlar.
Büyük dâhilerin ortaya çıkardıkları ölümsüz eserler
insanlığa ait kabul edilir.
Göçebeler, evsiz yaşadıklarından, doğaüstü güçlere kutsal
mekân yapma eylemine kalkışmazlar. Zaten, sürekli hareket halinde
olduklarından, nerede kutsal mekân yapacaklar?
Göçebeler kutsal mekân yapmadıkları gibi; tarih boyunca,
gördükleri kutsal mekânları tahrip ederler.
Savaşlarda kutsal mekânlarla beraber diğer görkemli
yapılar yerle bir edilir. Özellikle, gelişmiş savaş araç-gereçlerinin
kullanıldığı günümüzde, şehirler harabeye döndürülür.
Tarihi yapılar, yoğunlaşmış verimli insan emeğinin güçlü
ve etkili şahitleridir.
Tarihi yapıların düşmanları:
A-İnsanlar;
B-Doğal etkiler; rüzgâr, yağmur, depremler, seller…
Sayılabilir.
Kars'ta 937 yılında Bargatlı Krallığı tarafından 12
Havariler adına yaptırılan kilise, ayakta durduğu 1076 yılda 4 kez cami 4 kez
kilise 1 kez de müze olarak kullanıldı. Eser son 14 yıldır cami olarak
kullanılıyor. 18-1-2013
İnsanların tarihi yapılara verdikleri zararlar şöyle
özetlenebilir:
_Yağma, talan amacı ile yapılara saldıranlar kıymetli
nesneleri alırken yapıları acımasızca tahrip ederler. Tarih boyunca sayısız
kutsal mekân bu şekilde tahrip ve yok edilir.
_Dini çatışmalar sonucu, kazanan tarafın kutsal mekânları
yağmalaması, tahrip etmesi ya da yapının kimliğini değiştirmesi yapılara,
özellikle süslemelere zarar verir. Savaşlar sonucunda, çoğunlukla, kutsal
mekânlar farklı tanrılara inananlara ev sahipliği yapar.
_Mezhep çatışmaları sonucu kutsal yapılar yakılır,
yıkılır.
_İnanışları gereği, tarihi yapıları yakıp yıkan dindarlar
olur.
_Liderler arasındaki savaşlarda görkemli yapılar yerle
bir edilir.
_Ulusal ya da evrensel savaşlarda, tarihi yapılar,
yıkımdan nasibini alır.
_Etnik savaşlarda pek çok tarihi yapı yerle bir edilir.
İşin ilginç yanı, ilkel milliyetçilik doğması gereği, kazanan taraf yenilen
tarafın eserlerini yok etmekle kendini görevli sayar. Resim 11 ve resim 12 örnek
olarak verilebilir.
Aşağıdaki resimlerde insanlığa ait tahrip edilen tarihi
yapılardan bazıları gözükmektedir.
Resim: 1 11. Asır Emevi Cami ve minaresi Suriye’deki iç
savaş sırasında tahrip edildi.
Resim: 2 Emevi Cami ve minaresinin yıkımdan önceki ve
sonraki hali. 24-4-2013
Resim 3: 16. Asırdan kalan Mostar Köprüsü 1993’te tahrip
edildi. 2004’te köprü yeniden yapıldı.
Resim 4: Taliban yönetimi tarafından 2002’de tahrip
edilen 53 metre yüksekliğindeki Bamiyan Budist Tapınağı.
Yoksulluk arttıkça, insanlar vahşileşir. Yoksulluğun
yoğun olarak yaşandığı bölgelerde her türlü vahşi davranışlara rastlanır.
Örneğin, Arap Yarımadasında tarih boyunca vahşi davranışlara şahit olunur.
Karmatlar Kâbe’ye saldırıp, kutsal taşı alıp götürürler. Vahabiler, bütün
kutsal yapıları yerle bir ederler. Taliban yönetimi ise tarihi Budist
tapınağını hedef seçti.
Resim 5: İçinde barınan Sih militanlara yapılan saldırı
sırasında Hindistan güçleri tarafından 1984’de tahrip edilen Altın Tapınak.
Tapınak yeniden yapıldı.
Resim 6: II. Dünya Savaşında Alman Hava Kuvvetleri
tarafından yerle bir edilen Coventry Katedrali.
Resim 7: Şii-Suni çatışmaları sonucu 2006’da bomba ile
tahrip edilen Samara’daki (Irak) El-Askeri Cami. Cami, Şii âleminin en kutsal
yapılarından biri kabul ediliyor.
Resim 8: Çin İmparatoru Qianlong tarafından yaptırılan
Yaz Sarayı. 1860’da Afyon Savaşı
sırasında İngiliz ve Fransız güçleri tarafından yıkıldı. 1992’de yeniden inşa
edildi.
Resim 9: 1943’de tahrip edilen Kayser Wilhelm Kilisesi.
Kilise harap halde duruyor. Yanı başında modern yapılar yükseliyor.
Resim 10: İslami militanlar tarafından, “Tapınak” diye
yıkılan Tümbuktu anıtı. Yapı, İslam
dünyasının önemli eserlerinden biri, “333 Aziz şehri” kabul ediliyor.
Vahabiler ile benzer kavramlara sahip İslami militanlar,
Mali’deki (Afrika) tarihi İslam eserini hedef seçtiler. Benzer kavramlara sahip insanlar, farklı
mekân ve sürede, benzer davranışları sergiler.
İnsanlar kavramlarla görür, işitir, koklar… Yargıya
varır; vardıkları yargıları kavramların yardımıyla uygulamaya koyarlar.
Resim 11: Ani harabeleri
Resim 12: Kilikya Komanası-Tufanbeyli-Adana
Anadolu’da Osmanlı döneminde Kürtler, Türkler, Araplar,
çoğunlukla göçebe; Rumlar, Ermeniler,
yerleşik toplumlardı. Yerleşik toplumların binlerce kutsal mekânı ve görkemli
yapıları vardı. Göçebe olanlar ise her türlü bilgi, beceri, araç-gereç ve
görkemli yapıdan mahrumdu.
Anadolu’da Osmanlı’dan miras kalan İslami eser,
Selçuklulardan kalanlardan azdır.
1915 Ermeni Tehcirinden sonra Rum ve Ermenilere ait
binlerce kutsal yapı yakıldı, yıkıldı ve yok edildi. Binlercesi Müslüman
tapınaklarına dönüştürüldü (1). Cumhuriyet döneminde yakma-yıkma gizli biçime
büründü. Günümüzde, Ermeni ve Rum eserlerinden çok azı harap halde varlığını
sürdürüyor.
İnsanlar, yıkıp yok ettikleri ile değil, yarattıkları ve
korudukları eserlerle övünmelidir.
--
(1) Doğaüstü güçler, böylesi tapınaklarda yapılan
ibadetleri nasıl değerlendiriyor, insan emeğini hiç dikkate almıyorlar mı
acaba?
degirmencinurettin@gmail.com
Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.












Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.