Fikret İLKİZ ilkiz@mail.koc.net
İstanbul - BİA Haber Merkezi 26 Ağustos 2013, Pazartesi
00:00
İç savaş sırasında “kimyasal silah” kullanıldığı
iddialarını araştırmak üzere 18 Ağustos 2013 Pazar günü İsveçli uzman Ake
Sellstrom başkanlığındaki 20 kişilik Birleşmiş Milletler Araştırma Komisyonu
Suriye’ye gitmişti. Heyet daha incelemelerine başlamadan, 21 Ağustos sabahı
erken saatlerde Şam’ın Doğu Guta bölgesindeki saldırılarda kimyasal gaz
atıldığı iddiaları dünyayı sarstı.
1100 kişinin öldüğü ileri sürüldü. Hammuriye’de 300,
Arbin’de 78, Sepka’da 67, Keffar ile Batna’da 140, Muaddamiye’de 50 kişi ölmüş,
3600 kişi ise yaralanmıştı. (Radikal 22.08.2013) Ölenlerden çoğu kadın ve çocuk
olan sivillerin gözbebeklerinin küçüldüğü, dudaklarının soğuk olduğu,
ağızlarında köpük bulunduğu ve yaralılarda nefes darlığı, kusma ve bilinç kaybı
görüldüğü haberleri fotoğraflarla, videolarla dünyaya yayıldı.
Kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığı, kimin
kullandığı ve ölü sayısı konusunda çelişkili bilgiler gelmesine rağmen iç
savaşın tek hakikati; inanılmaz ve dehşet verici ölümler, yaralılar.
Haberlerden anlaşıldığı kadarıyla, kimyasal silah, zehirli gaz ya da kitle imha
silahları kullanıldığı iddialarını doğrularcasına ölümün acı fotoğrafları
insanların boğularak zehirli gazdan öldüklerini gösteriyor.
Şimdi büyük devletler ayakta ve herkes birbirine
devletler seviyesinde kızıp bağırıyor. Savaşın propagandası sadece kişilere
değil, devletlere de yasaktır. Olup bitenler 2003 yılını anımsatıyor. ABD ve
İngiltere Irak işgali öncesinde Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip
olduğu iddialarıyla Irak işgaline giden süreci hatırlatıyor. 16 Mart 1988 deki
Halepçe katliamında kadın, çocuk, bebek beş bin kişinin hayatını kaybettiği,
yedi bin kişinin yaralandığı anımsatılıyor. Saddam Hüseyin, 1986-1989 yılları arasında
yürüttüğü Enfal Hareketi’nin sonucunda 180 bin Kürt’ün ölümüne neden olması
unutulmadı. Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) Halepçe’deki isyanını
bastırmak için Saddam; Kuzey Cephesi Komutanı Korgeneral Ali Hasan el-Mecid el
Tikri’ye (Kimyasal Ali lakaplı) kimyasal gaz bombaları kullanma emrini
vermişti. Saddam insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle yargılandı ve
hakkında verilen ölüm cezası Aralık 2006’da infaz edildi. Kimyasal Ali, General
El Tikri’de Halepçe katliamından dolayı Ocak 2010’da idam edildi.
Yüzyılın en karmaşık sorunları artık “savaş” yoluyla
çözülüyor. Kanla yıkanmış, insan derisiyle kaplı uluslararası Sözleşmeler ise
artık katliamları önleyemiyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 5 Aralık 1966
tarihli ve 2162 (XXI) sayılı “Genel ve
tam silahsızlanma meselesi” başlıkla kararının (A) bölümündeki (bent 1)’de BM
Genel Sekreterinden bir rapor hazırlaması istenmişti. Konu, silahsızlanma ve
nükleer silahlar ile ilgili olarak bu silahları Devletlerin edinmesi,
geliştirilmesi ve nükleer silahların olası kullanımından doğan etkiler ve
ekonomik sonuçlarıydı. (Geniş Bilgi için. M Semih Gemalmaz. Ulusal üstü İnsan
Hakları Hukukunun Genel Teorisine Giriş Legal.7.Bası İst. 2010. Sayfa 1451ve
Ulusalüstü İnsan Hakları Belgeleri II. cilt Sayfa 1587)
5 Aralık kararının (B) bölümü (bent 1)’de bütün
devletlerden, 17 Haziran 1925 tarihinde Cenevre’de imzalanan Boğucu,
Zehirleyici ya da Diğer Gazların ve Bakteriyolojik Savaş Araçlarının Savaşta
Kullanılmasının Yasaklanması Protokolüne sıkı sıkıya uymaları ve 1925 tarihli
Cenevre protokolüne katılmaları isteniyordu.
Biyolojik Silahlar Sözleşmesine 1974 yılında taraf olan
Türkiye, 1979 yılında “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması”
ile 2000 yılında “Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması” tarafı
olmuştur.
Kimyasal Silahlar Sözleşmesi (CWC / Kimyasal Silahların
Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve
Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme) kimyasal silahların üretimini,
stoklanmasını ve kullanımını yasaklayan bir silah kontrol antlaşmasıdır. Antlaşma, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü
(OPCW) tarafından yönetilir. Bu örgüt bağımsız bir oluşumdur ve BM’e bünyesinde
bir kuruluş değildir.Türkiye Kimyasal Silahlar Sözleşmesine 1997 yılından beri
taraftır.
Türkiye’nin de imzacısı olduğu Paris’te 13 Ocak 1993
tarihinde imzalanan bu Sözleşme 4 Nisan 1997 tarihli 4238 sayılı onama kanunu
ile ülkemizde yürürlüğe girmiştir (RG 10.4.1997 tarih 22960 sayı). Kimyasal
Silahlar Sözleşmesinin Başlangıç bölümünde 17 Haziran 1925 tarihinde Cenevre’de
imzalanan Protokole ve Biyolojik Silahlar Sözleşmesine atıf yapılmaktadır.
Yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1970
tarihli 2674 (XXV) sayılı kararıyla kabul edilen “Silahlı Çatışmalarda İnsan
Haklarına Saygı Gösterilmesi” kararının 5. maddesinde; “ Sivil nüfusa/(halka)
yönelik hava bombardımanlarının ve boğucu, zehirleyici ya da diğer gazların ve
tüm benzeri sıvıların, materyalin ve araçların ve bunların yanı sıra
bakteriyolojik (biyolojik) silahların kullanılmasının, 1907 tarihli Hauge
Sözleşmesinin, 1925 tarihli Cenevre Protokolünün ve 1949 tarihli Cenevre
Sözleşmelerinin ağır ihlallerini oluşturduğu görüşündedir;”
Savaşın
önlenmesinde ve kalıcı barışın sağlanmasında hukuk ne işe yarar? Bu gün
yaşanlar gösteriyor ki, insanların ölümlerine ve toplu katliamlarına neden olan
kitle imha silahlarının denetimi ve yasaklanması hakkındaki mekanizmaların
iflas ettiği bir zamana sürükleniyoruz.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni oluşturan
devletler dünya silah ticaretini elinde tutan devletlerdir. Bu devletlerin
silah tacirlerinin geçmiş savaşlarda, İran-Irak savaşında, Halepçe katliamında
kullanılan kimyasal silahların üreticisi ve satıcısı olduğu gerçeğini akılda
tutarsak; acaba dünya üzerinde savaşla ilgili kararlar vermeye yetkili organın
BM Güvenlik Konseyi olması nasıl bir tesadüftür?
Devletlerin insanların yaşam hakkını korumak için ölüm
cezalarını kaldırmış olmaları yetmiyor. 1907, Birinci Dünya Savaşındaki
ölümler, 1925 Cenevre Protokolü, II Dünya savaşındaki faşizm yüzünden
Devletlerin kitle imha silahlarıyla insanları katletmesinin önlenmesi için
yaşam hakkının korunması hakkında çözüm üretmek ve insanlığa karşı işlenen
suçların cezasızlığının önlenmesine kafa yormak zamanıdır.
Çünkü bugün, yarındır.
http://www.bianet.org/bianet/insan-haklari/149420-insanlarin-kitlesel-imhasi-ve-hukuk?bia_source=rss
Müslüman Kardeşleri kızdıran ilan !
Vatan'daki habere göre Gezi Parkı protestoları şu an için
durulmuş olsa da Ortadoğu'da Mısır ve Suriye kaynıyor. Mısır'da Müslüman
Kardeşler karşıtı bir grup Amerikan New York Times gazetesine verdiği tam sayfa
ilanda Kardeşler'i suçlayarak 'onlar sadece barışçıl protestocular mı?'
sorusunu soruyor. İlanda Mursi yanlısı göstericilerin meydana getirdiği iddia
edilen yıkım görüntüleri bulunuyor. İlanda Müslüman Kardeşler'in El Kaide
bağlantılı olduğu iddia ediliyor ve Mısır'da 90 kadar kiliseyi ateşe verdikleri
ifade ediliyor.
***
Gezi Parkı'nda olduğu gibi Mısır olayları için de yabancı
gazetelere ilanlar verilmeye başlandı.
Taksim'deki Gezi Parkı protestoları sırasında ünlü Times
gazetesinde yayınlanan 'Gezi' ilanı çok konuşulmuştu. Dünyaca ünlü sanatçıların
imzasıyla yayınlanan ilanda AK Parti hükümeti eleştirilerek şiddete son çağrısı
yapılmıştı. İlan AK Parti cephesinden büyük tepki çekmiş Başbakan Erdoğan ise
Times'a dava açacağını belirtip gazeteyi 'düşüncelerini kiraya vermekle'
suçlamıştı.
Vatan'daki habere göre Gezi Parkı protestoları şu an için
durulmuş olsa da Ortadoğu'da Mısır ve Suriye kaynıyor. Mısır'da Müslüman
Kardeşler karşıtı bir grup Amerikan New York Times gazetesine verdiği tam sayfa
ilanda Kardeşler'i suçlayarak 'onlar sadece barışçıl protestocular mı?'
sorusunu soruyor. İlanda Mursi yanlısı göstericilerin meydana getirdiği iddia
edilen yıkım görüntüleri bulunuyor. İlanda Müslüman Kardeşler'in El Kaide
bağlantılı olduğu iddia ediliyor ve Mısır'da 90 kadar kiliseyi ateşe verdikleri
ifade ediliyor.
SERT YALANLAMA
Müslüman Kardeşler'in siyasi kanadının sözcülerinden
Tarık Mursi ise New York Times'ta çıkan tam sayfa ilana büyük tepki gösterdi.
İlan için 'basit yalanlar' ifadesini kullanan sözcü, kullanılan görüntülerin
'25 Ocak Devrimi'nden olduğunu ve Müslüman Kardeşler'in geçmişini herkesin
bildiğini söyledi.
New York Times'ta tam sayfa renkli bir ilanın maliyeti
170 bin ile 205 bin dolar arasında değişiyor...
Vatan
Kaynak:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.