Hilal Kaplan / hilal.kaplan@yenisafak.com.tr
6 Eylül 1955 gecesi, yağmacılar tarafından tahrip edilen
yerlerden birisi de Embros (İleri) gazetesinin matbaasıydı. Aldığı zarardan
ötürü sekiz gün yayın yapamayan gazetenin, tekrar yayına başladığı 15 Eylül
1955 günü yayımlanan başyazısı şöyleydi: 'Burada, yerimizde kalacağız. Kiliselerimizi yeniden
yapmak, ölülerimizi gömmek, okullarımızı, iş yerlerimizi, evlerimizi toparlamak
için düştüğümüz yerden doğrulacak ve yerimizde kalacağız. Doğduğumuz,
büyüdüğümüz, dedelerimizin ve babalarımızın şimdi kırık dökük de olsa
mezarlarının bulunduğu bu ülkede kalacağız, kırık mezarlardan, harabeye dönmüş
kilise, okul, dükkân ve evlerimizden yeni bir dünya yaratacağız. Sebat ve
cesaretle o harabelerin arasında yine yaşantımızı düzene koyacağız... 'Burada,
yerimizde kalacağız' demişlerdi ama olmadı. Bugün Türkiye'de toplam 80.000
azınlık vatandaşımızın yaşadığı tahmin ediliyor. Rum nüfussa, bunun en küçük
olan kısmına, yaklaşık 2.000 kişiye tekebül ediyor.
***
6 Eylül 1955 gecesi, yağmacılar tarafından tahrip edilen
yerlerden birisi de Embros (İleri) gazetesinin matbaasıydı. Aldığı zarardan
ötürü sekiz gün yayın yapamayan gazetenin, tekrar yayına başladığı 15 Eylül
1955 günü yayımlanan başyazısı şöyleydi:
'Burada, yerimizde kalacağız. Kiliselerimizi yeniden
yapmak, ölülerimizi gömmek, okullarımızı, işyerlerimizi, evlerimizi toparlamak
için düştüğümüz yerden doğrulacak ve yerimizde kalacağız.
Doğduğumuz, büyüdüğümüz, dedelerimizin ve babalarımızın
şimdi kırık dökük de olsa mezarlarının bulunduğu bu ülkede kalacağız, kırık
mezarlardan, harabeye dönmüş kilise, okul, dükkân ve evlerimizden yeni bir
dünya yaratacağız. Sebat ve cesaretle o harabelerin arasında yine yaşantımızı
düzene koyacağız.
Sesimizi yükselteceğiz ve başımıza gelen bu felâketin
gelmemiş olması gerektiğini haykıracağız. Üzerinde yaşamakta olduğumuz ve bizim
de vatanımız olan bu ülkede rehine ya da esir olmadığımızı ve bazıları bizi
kovmak istiyor diye gitmek zorunda olmadığımızı haykıracağız. Burada kalacağız.
Büyük bir çınarın toprağı kökleri ile sarması gibi, bu ülkede köklerimiz
olduğunu devamlı söyleyeceğiz. Dallarımızı budayabilirler ama yaşlı ağacımızın
köklerine kimse ulaşamaz.
Bizler bu ülkede lütuf ve keyfi kararlarla kalmıyoruz.
Kalmaya hakkımız olduğu için buradayız. Devletin bizi korumasını istemiyoruz.
Ancak bu ülkenin vatandaşları olarak devlet kavramının korunmasını istiyoruz.
Güvenlik olmayan bir ülkede devlet kavramından söz
edilemez. Türk devleti var oldukça onun içinde bizler de olacağız.
Yaşadıklarımızı unutacağız ve burada kalacağız. Ancak
yarınımız için garanti istiyoruz. Tanrı'nın manevi desteği ve devletin koruması
ile Rumlar kısa zamanda kendilerini toparlamayı başaracaklardır.'
'Burada, yerimizde kalacağız' demişlerdi ama olmadı.
Bugün Türkiye'de toplam 80.000 azınlık vatandaşımızın yaşadığı tahmin ediliyor.
Rum nüfussa, bunun en küçük olan kısmına, yaklaşık 2.000 kişiye tekebül ediyor.
'Laik' cumhuriyet ve azınlıklar
Azınlıklara 'laik'lerin yönetiminde 'laik cumhutiyet'in
yaptığı eziyet eşi benzerine az rastlanır cinstendir. 1934 Trakya pogromuyla
başlayan 'azınlıkları elimine etme' sürecinde, iki yılda yaklaşık 1.200 Yahudi
vatandaşımız Filistin'e göç etti.
Azınlıklara en ağır darbelerden birisi 1942-44 arasında
uygulanan 'Varlık Vergisi'ydi. 'Laik cumhuriyet', vergi düzenlemesini (M)
Müslüman, (G) gayrimüslim, (E) ecnebi ve (D) dönme olarak sınıflandırdı. Ve pek
çok azınlık mensubundan haksız oranlarda vergi toplandı. En vahimi, varlık
vergisi uygulamasına karşı çıkan 1229 kişinin Erzurum Aşkale'deki bir 'çalışma
kampı'na zorla yollanmasıydı.
Yine girişte bahsettiğimiz ve iki günlük bir yağma ve
terör süreci olan 6-7 Eylül, âdeta azınlıklara verilmiş bir gözdağıydı.
1964'teki nüfus mübadelesi sayesindeyse, Rum nüfus gittikçe artan oranda eridi.
Ermenilerin 'icabına' ise zaten 1915'te bakılmıştı. 1960 darbesinden birkaç yıl
sonra, Türkiye artık azınlıkların kayda değer bir nüfusunun kalmadığı,
dolayısıyla devletin asimilasyoncu ve baskıcı politikalarının 'meyve'sini
verdiği yeni bir döneme girecekti.
Demokrat Parti ve azınlıklar
Bu bağlamda Demokrat Parti (DP) dönemi ve Ak Parti
dönemi, tüm hata ve eksiklerine rağmen, bakış açısı müsbet iki istisnadır.
Hatta DP'nin karnesi, bu bağlamda Ak Parti'den daha parlaktır. Sıralamak
gerekirse:
Azınlık okulları ile ilgili düzenlemeler Lozan Barış
Antlaşması'nın azınlıklar komisyonundaki 37–45. madde hükümlerine uygun olarak
yapıldı. Yangın ve işgaller dolayısıyla hizmet kayıtları kaybolan azınlık
okulları öğretmen ve yöneticilerine Haziran 1950'de belgeleri tanzim edildi.
27 Mayıs 1955 tarihinde azınlık okullarında görevli
öğretmenlerine maaş iyileştirilmesi yapıldı. Böylelikle, o zamana dek, Türk
okullarında çalışan meslektaşlarından daha az maaş alan azınlık okulu
öğretmenleri aynı özlük haklarına kavuştu.
DP iktidarı döneminde Heybeliada Ruhban Okulu yüksek okul
statüsüne dönüştürülerek iyileştirme yapıldı.
Langa Özel Rum Azınlık İlkokulu DP'nin izniyle 1952'de
açıldı.
DP döneminde, Fener Rum Patrikhanesi, Ermeni Patrikhanesi
ve Yahudi Hahambaşı ile ilişkiler önemli bir mesafe katedildi.
6 Haziran 1952'de, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak
Adnan Menderes, Patrikhane'yi ziyaret eden ilk ve tek başbakan oldu.
DP döneminde Ermeni, Rum, Yahudi dini liderlerin
seçimleri konusunda Lozan Antlaşması çerçevesinde hakları verildi.
Azınlık cemaatlerinden 12 milletvekili, DP çatısı altında
Meclis'te hizmet etti, hatta Menderes'le Yassıada'nın yolunu tutan bile oldu.
DP İstanbul milletvekili Zakar Tarver, Yassıada'da gördüğü işkencelerden ötürü
vefat etti.
On yıllık DP iktidarındaki diğer azınlık vekillerini
saymak gerekirse: Salamon Adato, Andre Vahram Bayer, Ahilya Moshos, Aleksandros
Hacopolos, Henri Soryano, İzak Altabef, Yusuf Salman, Mıgırdıç Şellefyan,
Hırıstaki Yoannidis, Danyal Akbel, Pertev Arat.
Bunları neden mi hatırlattım? Merhum Menderes'i hayırla
yâd eden herkes, bu geçmişi ve burada, yerinde kalamayanları da anımsamalı diye
düşündüm.
*Ahmet Yaşar Akkaya'nın 'Menderes ve Azınlıklar'
kitabından istifade edilmiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.