Millete rağmen kurgulanan rejimimizle; bir avuç zorba ve
hoyrat seçkinciye karşılık, milyonlara baliğ olan bütün bir millete, âdeta esir
hayatı yaşattık... Kendilerine; ‘kurucu’, ‘kollayıcı’ ve ‘kurtarıcı’ süsü veren
o bir avuç ‘Beyaz Türk’; devamlı idareci pozisyonunda kalıp, ellerinde
kırbaçlarla sürekli olarak milletin ensesinde boza pişirdiler... ‘Varlık
Vergisi’ adı altında gayr-i Müslim tebaanın (Yahudiler, Ermeniler, Rumlar) malları
müsadere ediliyor; kesilen fahiş vergileri veremeyen (öyle ki, malının tamamını
satsa, yine o vergiyi karşılamıyor) bu
vatandaşlar, evlerinden barklarından alınarak, memleketin öbür ucundaki
Aşkale’ye taş kırmak için gönderiliyor ve orada esir muamelesine tabi
tutuluyor.Yetmiyor; kiliselerinin vakıf malları, ellerinden alınarak, devlete
irat kaydediliyor! ( Medyakrasinin önderlerine Beyaz Ermeni denebilir mi?
HYETERT)
***
Millete rağmen kurgulanan rejimimizle; bir avuç zorba ve
hoyrat seçkinciye karşılık, milyonlara baliğ olan bütün bir millete, âdeta esir
hayatı yaşattık. Aklımız sıra, devletimizi kutsayıp ve kollayıp; böylece,
tutulduğumuz parçalanma ve bölünme illetinden ve de her şeyden önemlisi,
rejimimizi ‘Şeriat’ tehlikesinden korumuştuk!
Devletimizi ‘koruma’ ve ‘kurtarma’ adına; utanmadan,
sıkılmadan her on yılda bir darbe yapıp; zaten ‘açık hava hapishanesi’
konumunda olan memleketimizi ‘zindan’a dönüştürdük.
Kendilerine; ‘kurucu’, ‘kollayıcı’ ve ‘kurtarıcı’ süsü
veren o bir avuç ‘Beyaz Türk’; devamlı idareci pozisyonunda kalıp, ellerinde
kırbaçlarla sürekli olarak milletin ensesinde boza pişirdiler.
Zorba takımı, asla milletin arasına karışmayıp; hep
‘fildişi kulelerinde’ yaşadılar. Millete devamlı tepeden bakıp, sürekli
horlayıp aşağıladılar. Başta milletin kutsalları olmak üzere, bütün
değerleriyle alay ettiler ve onları yasakladılar.
Tatbik mevkiine koydukları bu sistem; şayet, bizden başka
herhangi bir millete reva görülüp uygulansaydı; bir, bilemediniz iki nesil
sonra o milletin esamisi okunamazdı! Nitekim, bizde de hedeflenen; 1960’a
gelindiğinde Türkiye’de ‘Allah’ diyen kalmayacaktı!
Bir yandan; Cumhurreisi makamından ‘köylü milletin
efendisidir!’ denilirken; aynı anda Başvekalet (başbakanlık) makamından da
köylünün şehre inmesi ve sahip olduğu o pejmürde kılık kıyafetiyle gözüküp,
Türkiye’yi el âleme rezil etmesi yasaklanıyordu!
Bir imparatorluk bakiyesi olan vatan üzerinde yaşayan ve
çeşitli etnisiteye mensup vatan evlatları, mensubiyetlerini dillendirip; ben
Kürt'üm, Çerkez’im; Lazım, Boşnak’ım, Gürcü'yüm vb. dediklerinde, üzerlerinden
silindir gibi geçiliyor ve kendileri aşağılanırcasına dağa taşa; ‘Ne mutlu
Türk’üm diyene!’ yazılıyordu. Yetmiyor, okullarda okutulan marşlarla; ‘Türk
olmak en büyük şeref ve şan sayılıyor’ ve ‘varlıklar, Türk varlığına emanet
ediliyordu’…
Daha ilk mektepte Kürtçe ve Çerkezce konuştu diye; o mini
mini yavrular sopalarla dövülüp, kulakları yarılarına kadar yırtılıp, kan revan
içerisinde evlerine yollanıyordu. Bu işkenceler, bizzat öğretmenleri tarafından
uygulanıyordu. Yani, yeni neslin hamurunu yoğuracak ve onları istikbale
taşıyacak öğretmenler!..
‘Varlık Vergisi’ adı altında gayr-i Müslim tebaanın
(Yahudiler, Ermeniler, Rumlar) malları müsadere ediliyor; kesilen fahiş
vergileri veremeyen (öyle ki, malının tamamını satsa, yine o vergiyi karşılamıyor) bu vatandaşlar, evlerinden
barklarından alınarak, memleketin öbür ucundaki Aşkale’ye taş kırmak için
gönderiliyor ve orada esir muamelesine tabi tutuluyor.
Yetmiyor; kiliselerinin vakıf malları, ellerinden
alınarak, devlete irat kaydediliyor!
Usulen demokrasiye geçtiğimiz 1950 senesinden beri,
millet; bu hapishaneden kurtulmak için sandığa gidiyor ve kendisine bu
muameleleri reva gören zihniyetin karşısındaki partilere oy verip onları
iktidara taşıyor ama...
Hapishanenin duvarları o kadar kalın ve içeride uygulanan
kurallar o denli katı ve zorba ki; aradan ‘sittin’ (altmış) sene geçmiş
olmasına rağmen, henüz bir arpa boyu yol alabildik!..
03.11.2013
1 yorum:
Tum bunlar gunyuzundeyken hala mesriyetini ve mevcudiyetini ayni sekilde devam ettiren bir Devletin ne yapmasi gerekir,zorla gasp ettigi bunca servetin ustunde yatmaya devam ne kadar edecek israrla ve hicbir sekilde hak sahiplerine haklarinin iadesi dusunulmeyecek?
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.