Türkiye'deki değişime bağlı olarak, ülkenin dört bir
yanındaki 'Müslümanlaştırılmış Ermeniler'in bir kısmı, şimdi kendi
kimlikleriyle ortaya çıkıyorlar.1915 Ermeni Tehciri sırasında annesi gözünün
önünde öldürülürken Zabel’i bir Müslüman ailesi teslim almıştı. Annesi ağır
yaralar içinde ölüme gitmeden önce, kızına “Ermeni olduğunu unutma” demişti. Zabel
bu sözü hiç unutmadı. Ne zaman sığındığı aile namaz kılarsa, kendisi de bir
kenara çekilip duvara haç işareti yapıyordu. Böylece kimliğini koruduğunu
düşünüyordu.
Hrant Dink Vakfı’nın düzenlediği üç günlük
‘Müslümanlaştırılmış Ermeni Konferansı’nda, birçok tarihsel ve güncel gerçek
gündeme getirildi. Birçok insanın bireysel öyküleri aktarıldı.
‘1915 Soykırımı’nın yol açtığı birçok acının yanı sıra
üzerinde fazla durulmayan bir konu ele alındı Boğaziçi Üniversitesi’ndeki
konferans sırasında...
Anadolu’nun dört bir yanında, 1915 ve devamındaki katliamlar
sırasında öldürülenlere ilave olarak birçok Ermeni topluca canını kurtarabilmek
amacıyla din değiştirdi. Bir kısım kız ve erkek çocuklarına yağmanın bir
parçası olarak el konulurken, bir kesimi de canlarını kurtarmak amacıyla
aileleri tarafından başka ailelere verildi.
Bugüne kadar üzerinde pek konuşulmayan nokta ise bu din
değiştiren ailelere neler olduğu. Müslüman ailelere verilen çocuklar ve onların
çocukları nasıl bir duygu içindeler?
İşte bunlar konferansta konuşuldu, konuşulabildi. Belki ilk
kez insanlar, geçmiş kimlikleriyle, bugünkü kimlikleri arasında bağlar
kurdular.
Hovannes de bu çocuklardan birisiydi. Canını kurtarmak
amacıyla din değiştirmişti. 16 yaşındaydı, her şeyi anlayıp bilecek yaştaydı.
Din değiştirirken ‘Şahadet’ getirmişti, yani Allah’ın birliğine ve Muhammed’in
onun peygamberi olduğuna iman etmişti.
Buna rağmen geceleri uyumadan önce haç çıkarıp annesinin
kendisine öğrettiği Ermenice duaları okuyordu.
Sara’nın öyküsü ise daha acı. Kürt beyi Eyüpağa, Sara’nın
Ermeni ailesini ganimet olarak almış, köylerine, mallarına, mülklerine el
koymuş. Sara, anlatılanlara göre güzel bir genç kızdı. Ağa ona üçüncü karısı
yapabilmek için göz koymuş. Ağanın evlenme isteğine karşı koyunca, ağa gözünün
önünde annesini ve babasını öldürmüş. Sıra Sara’nın erkek kardeşine gelince,
kardeşinin ağıtlarına dayanamayan Sara, ağanın isteğini kabul etmiş.
Ancak Sara’nın ağanın karılığını kabul etmesi bile erkek
kardeşinin ölümüne engel olamamış. Sara, Eyüpağa’nın bütün baskılarına rağmen
din değiştirmeyi kabul etmemiş. Ağayla aynı yatakta da kendi isteğiyle
yatmamış. Uğradığı tecavüzler sonrası 15 çocuk doğurmuş, bunların hiçbiri
yaşamamış, bir garip şekilde hayatlarını kaybetmişler.
Ağa ölünce bütün mallar Sara’ya kalmış. Sara hepsini hayır
kurumlarına dağıtmış. Onun ölünceye kadar Müslümanlığı kabul etmeyişi,
Eyüpağa’nın ailesinin bir dramı olarak aile içinde anlatılmaya devam etmiş.
Soykırımın 100. yılı
2015’e bir yıl kaldı. 1915 Ermeni Soykırımı’nın yüzüncü yılı
yaklaşırken Türkiye’nin bazı adımlar atması, İttihat Terakki kliğinin
gerçekleştirdiği bu büyük cinayeti nasıl değerlendirdiğini netleştirmesi
gerekiyor.
“Onlar bize yaptı, biz de onlara yaptık” gibi genelgeçer
sözlerle bu konunun geçiştirilmesinin mümkün olmadığını herkes biliyor.
Üç gün süren Müslümanlaştırılmış Ermeniler Konferansı’nda,
bir kez daha yüz yıl öncesinin acı öyküleri gündeme geldi. Belgeler, yazılı ve
sözlü anlatılar birbiri ardından sıralandı.
Türkiye’deki değişime bağlı olarak, ülkenin dört bir
yanındaki ‘Müslümanlaştırılmış Ermeniler’in bir kısmı, şimdi kendi
kimlikleriyle ortaya çıkıyorlar. Bir kısım Ermeni, Müslüman olmasına karşın
Ermenilik vurgusunu geçmişten farklı olarak öne çıkarıyor, bu kimliğiyle yaşamayı
tercih ediyor. Bir kısmı, Hıristiyan kimliğini de yeniden ediniyor.
‘Ermeni kimliği’ meselesi, Türkiye’deki diğer kimlik
talepleri gibi dikkat çekici bir hale geliyor.
2015 gelmeden yapılabilecek olan çok şeyler var. Soykırımda
yok olanlar bu ülkenin insanlarıydı, bizim komşularımızdı, bir kısmımızın ise
anneannesi, babaannesi ya da aile büyüğüydü.
Yüzleşmek demokratikleşmek için önemli bir imkândır.
Yapabilirsek...
3 yorum:
Kurdler her zaman hiristiyanlara kan kusturmuslar - maalesef! Dogu ve Guneydogu'da kime sorarsaniz, size ayni seyleri söyler. Kurdler, hiristiyanlari öldurup, kadinlarina, kizlarina ve mallarina el koymus.
Bir elin parmaklarini asmayacak kadar kurdu cikarirsaniz, degisen bir sey yok. Kurdlerin buyuk bir bölumu hala hiristiyanlara ayni muameleyi yapiyor. Dogu ve Guneydogu'da zaten hiristiyan kalmadi. Fakat Kuzey Irak'taki hiristiyanlara sorun, size anlatirlar, kurdlerden neler cektiklerini.
Bir önceki yazima eklemeyi unuttum - Oral Calislar gibileri de Soykirim'a hala Tehcir diyor - yaziklar olsun!
Kurtlerin soykirimi inkar edislerine son vermeleri ve bunu resmi agizlardan aciklamalari bu konuda atilmis ileri bir adim ne kadar sayilir bilemem ,kanimca degidir de zaten.
Bu gibi itiraflari yapmakla eger vicdanlarinin temizlendigini saniyorlarsa zaten cok yanilirlar.
Ayrica itiraf edenler eger hala pekcok zengin Ermeninin dedeleri tarafindan oldurulup ,karilarini haremlerine aldikdan sonra tum mallari ve mulklerinin ustune cullanip buyuk zenginlik sahibi olduklarini da bildikleri halde eger o mirasi da oldugu gibi red etmeyip Ermenilere iade etmiyorlarsa hala boyle cinayetlerle gasp edilmis bir mala ortakliklarini surdurenler olarak hic kimsenin affina maruz degildirler olamazlar da.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.