Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'de azınlıklara
yönelik atılan adımların karşılıklılık prensibine göre değil, evrensel değerler
gözönüne alınarak atıldığını söyledi. Türkiye'de nasıl Rum Ortodoks
Patrikhanesi'nde bizim vatandaşlarımız olan ve yurtdışında da tabileri olan Rum
Ortodoks dostlarımızın kendi patriklerini, kendi kurumları içinde seçme hakkı
nasıl bir evrensel değerse, Yunanistan'daki veya başka yerdeki Müslümanların
kendi müftülerini seçmesi de evrensel bir değerdir. Bunu karşılıklılık esası
üzerinden düşünmüş olsaydık, St. Sinot Meclisi'nde gerekli düzenlemeleri yapıp,
ki bu talebi yerine getirmek bizim dini kurumlara olan saygımızın bir
gereğidir, bunu yapmazdık, karşılıklılık esası gözetmedik. Eğer karşılıklılık
esası gözetmiş olsaydık vakıflara mal transferi konusunda da adımlar atılmasını
beklerdik.
***
- Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'de
azınlıklara yönelik atılan adımların karşılıklılık prensibine göre değil,
evrensel değerler gözönüne alınarak atıldığını söyledi.
Bakan Davutoğlu, Yunan meslektaşı Evangelos Venizelos'la
yaptığı ikili görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında bir
Yunan gazetecinin Türkiye'deki azınlıkların durumuna ilişkin sorusuna,
"Vatandaşlarımızın hakları sözkonusu olduğu, vatandaşlarımızın dini
kimliği, etnik kimliği ne olursa olsun, bizim için vatandaşlık hukuku ve
evrensel değerler geçerlidir. Bu anlamdada son yıllarda yaptığımız büyük
reformları herhalde herkes yakından takip ediyor. Gayri müslim vakıflara
mülkiyet transferi konusnuda hiçbir ülkenin yapmayacağı ölçüde geniş bir
reformla 1 milyar doları aşan bir mülkün bu vakıflara iadesi sağlandı"
cevabını verdi.
"HİÇBİR ÜLKEDE ESKİ OSMANLI TÜRK VAKIFLARI İLE
İLGİLİ BENZER BİR UYGULAMA OLMADI"
Davutoğlu cevabının devamında, "Şunu çok açık
söylüyorum, başka hiçbir ülkede eski Osmanlı, Türk, Müslüman vakıfları ile
ilgili benzer bir evrensel hukuk uygulaması olmadı. Buna rağmen biz bu adımı
atmakta hiçbir beis görmedik. Yine benzer şeklide St. Sinot meclisinin
oluşumunda Rum Ortodoks Patrikhanesi içinde Türkiye'den ne talep edilmişse, var
olan anlaşmaları da bazen gerektiğinde revize ederek, by-pass ederek de
evrensel hukukun gereği neyse onu yaptık. Türkiye Cumhuriyeti devleti sözkonusu
olduğunda,bütün dini kurumlar aynı ölçüde değere layıktır ve hepsine bu değeri
göstermek bizim devlet olarak vazifemizdir ve bu anlamda da evrensel hukuku
uyguluyoruz" dedi.
"TÜRKİYE'DE RUMLAR KENDİ PATRİKLERİNİ SEÇİYORYA,
MÜSLÜMANAR DA KENDİ MÜFTÜLERİNİ SEÇEBİLMELİ"
Bakan Davutoğlu, "Bunu uygularken eğer şu dile
getiriliyorsa, yani her Müslüman azınlığın kendi müftüsünü seçme hakkı vardır
deniyorsa, bu sadece bir karşılıklılık ilkesinden değil, evrensel bir prensibi
hatırlatmak için... Türkiye'de nasıl Rum Ortodoks Patrikhanesi'nde bizim
vatandaşlarımız olan ve yurtdışında da tabileri olan Rum Ortodoks dostlarımızın
kendi patriklerini, kendi kurumları içinde seçme hakkı nasıl bir evrensel
değerse, Yunanistan'daki veya başka yerdeki Müslümanların kendi müftülerini
seçmesi de evrensel bir değerdir. Bunu karşılıklılık esası üzerinden düşünmüş
olsaydık, St. Sinot Meclisi'nde gerekli düzenlemeleri yapıp, ki bu talebi yerine
getirmek bizim dini kurumlara olan saygımızın bir gereğidir, bunu yapmazdık,
karşılıklılık esası gözetmedik. Eğer karşılıklılık esası gözetmiş olsaydık
vakıflara mal transferi konusunda da adımlar atılmasını beklerdik. Geçmişte
yapılan bazı hukuk olarak da doğru bulmadığımız adımları telafi edecek şekilde
bugün Yunanistan'daki İstanbul Başkonsolosluğu'nun içinde bulunduğu mülkü de
Aya Yorgi Vakfı'na iade edildi. Bütün bunlar yapıldı. Ve bunları yaparken de
bir karşılılık beklemedik" dedi.
"AZINLIK REFORMLARINA DÜNYA ŞAHİT, AB RAPORLARI
ŞAHİT"
Davutoğlu konuşmasına şöyle devame etti:
"Biz Binans ve Osmanlı geleneklerini birlikte miras
edinmiş iki ülkeyiz. Bunlar bizim ortak miraslarımız. Birçok Osmanlı kurumu
Bizans'tan etkilendiği gibi birçok Yunan veya Türk kurumu da Osmanlı'dan
etkilenmiştir. Bu bir tarihi vakıa. Burada yapılması gereken bu kültürel ortak
geçmişi, bir karşıtlık meselesi olarakdeğil aksine büyük bir ortak miras olarak
değerlendirmek ve örnek bir tavır sergilemek. Bu tavır içinde Türkiye'nin
hiçbir zaman terk etmeyeceği prensip kendi vatandaşlarına hangi etnik mezhep ve
kökenden olursa olsun, bütün özgürlük alanlarını genişletmek ve bunu yapıyoruz,
dünya buna şahittir, Avrupa Birliği raporları buna şahittir."
"SELANİK İMARET CAMİİ'NDEKİ EROTİK SERGİ TÜRK
KAMUOYUNU RAHATSIZ ETTİ"
"İkinci mesele de, ortak kültürel mirası her zaman
korumak ve dini konular sözkonusu olduğunda saygıyı, kurumlara saygıyı ele
almak.
Dini kurumlara saygı sözkonusu olduğunda, Selanik'teki
İmaret Camii'nde dini mekanlara yakışmayacak şekilde erotik sergi açılması da
Türk kamuoyunu rahatsız etti. Veya daha önce yine Selanik'te başka bir camide,
şimdi durduruldu, pornografik film oynatılması da rahatsız etti."
"Türkiye'de her zaman 500 yıllık bir gelenek içinde
bütün kiliseler, bütün camiler, sinogoglar aynı ölçüde saygı görür. Bundan
sonra da görecekler. Bu konuda Yunan hükümeti ile çok yakın bir temasımız var,
bazı rahatsız olduğumuz hususları onlar bize, biz onlara aktarırız."
"Ve dediğim gibi teşekkür ediyorum, bazı camilerdeki
dini mekanlara uygun olmayan uygulamaları dile getirdiğimizde son derece olumlu
tepkiler aldık. Ve gerekli adımları da karşılıklı olarak atıyoruz. Hiç merak
etmeyin, Türkiye'de de, Yunanistan'da da bütün bu konuları açık yüreklilikle konuşabilecek
hükümetler var ve biz her zaman bu kültürel mirası koruduk ve bu kültürel
mirasın intikalinde Ayasofya 16. yüzyılda büyük mimar Mimar Sinan'ın yaptığı
eklemeler dahil olmak üzere, bu mirası nasıl gözümüzün bebeği gibi sahip
çıktığımızı da herkes bilir."
İHA
Kaynak :
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.