Her zaman söylüyoruz. AKP'nin varlığı bütün vatan millet
düşmanları için bulunmaz bir fırsat oluşturuyor. Fırsatı ganimet sayıyorlar ve
paylarına düşeni alabilmek için sıraya giriyorlar. Bu durum içeride de böyle,
dışarıda da böyle. Zaten yapılan bir teslimat, diğerleri için emsal
oluşturuyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Karadeniz Ekonomik İşbirliği
Örgütü (KEİ) toplantısı için Erivan'a gitmesi ve özellikle bu ziyaret sırasında
yaptığı konuşmalar, AKP'nin teslimat yapma siyasetinde sıranın yeniden
Ermenistan'a geldiği ortaya koyuyor. (Allah akıl fikir versin. HYETERT)
Kaldıkları yerden devam ediyorlar
Ermenistan'ı sevindirme yeni bir durum değil. Daha önce
de denediler ve bir hayli mesafe kat ettiler. Ermenistan bayrağında yer alan
kırmızı rengin Türk kanını akıtmayı temsil ettiği ibaresi ve Türkiye'ye yönelik
tehditler Anayasalarında aynen geçerliliğini korurken, Erivan'a gidip maç
seyretmenin karşılığı, iftiraları kabul eden ülke sayısının birkaç kez
katlanması oldu. İftiraların karşılık bulacağı ümidinin yükselmesiyle birlikte,
talepler de baskılar da arttı. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Ermeni
Dili ve Edebiyatı yarışması töreninde gençlere yönelik yaptığı konuşmada,
"biz, Karabağ bölgesini düşmanın elinden kurtardık. Ağrı Dağı bölgesinin
alınmasını ise size bıraktık" diyerek, asıl hedefin ne olduğunu kesin ve
net şekilde ortaya koydu. Sarkisyan'ı bu sözleri söylemeye iten ve bu kadar
ümitlendiren şey, hiç şüphe yok ki, AKP'nin varlığı ve yaptıklarıdır.
Vahamet
Ne bu sözler geri alındı, ne isteklerden vazgeçildi. Ama
bizim Dışişleri Bakanımız, KEİ toplantısını bahane ederek, hiçbir şey olmamış
gibi kalktı Erivan'a gitti. Ve şu vahamete bakınız ki, Türkiye Cumhuriyeti
devletinin Dışişleri Bakanı sanki bir suçluymuş gibi, kalacağı otelin arka
kapısından içeri alındı. Bu kadarla kalsa şükredeceğiz. Sayın bakanımız bu
durumu kabullenmekte hiçbir sakınca görmediği gibi, "biz Türkiye olarak
çevremizdeki tüm sorunların çözümü için bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra
da aktif çaba göstermeye devam edeceğiz." Dedi. Bu sözler, Ermenistan'a
yeni teslimatlar yapılacağı yönündeki endişelerimizi çok daha arttırdı.
Çözüm Türkiye'yi çözdü
Ne zaman bir AKP yetkilisi söze "çözüm" diye
başladıysa, çözülen ve kaybeden hep Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti devleti
oldu. PKK ile "çözüm" diyerek başlattıkları ortaklığın ağır ve acı
sonuçları ortadadır. Ülke fiili olarak bölünmüş, bütün hainler azmış
durumdadırlar. AKP'yi tam olarak kontrole alan ve her istediklerini yaptıran
PKK ve uzantıları, bu kadarını bile yeterli saymıyorlar ve daha hızlı hareket
edilmesini istiyorlar. Kan dilli katillerden yaşanan fiili durumun resmi ve
legal hale getirilip İmralı'daki bebek katilinin biran önce serbest
bırakılmaması halinde, kan akıtmaya yeniden başlayacakları tehditleri geliyor.
Barzani'de itibar arıyorlar
Dışarıda ki çözümün ve sıfır sorunun başımıza ne işler
açtığını bütün dünya hayretle ve ibretle izliyor. Etrafımızda savaşın eşiğine
gelmediğimiz bir tek komşumuz neredeyse kalmadı. Türkiye Cumhuriyeti'nin
saygınlığının, itibarının bu kadar yerlerde süründüğü bir dönem ne olmuştur, ne
de bundan sonra olacaktır. Yalnızlaşan ve her söylediğini yutmak zorunda kalan
AKP, itibarı ve çareyi, kendilerinin bile daha önce "postal
yalayıcısı" dedikleri Barzani'de arıyor. Bu peşmergeyi Diyarbakır'a davet
edip 4 varil petrolü kar sayarak ve yeni teslimatlar yaparak durumu kurtarmaya
çalışıyor. Ancak daha 24 saat geçmeden bunu bile başaramadılar. Irak merkezi
hükümeti ve ABD'den gelen ikazlar üzerine geri adım atıp, sessizliğe
büründüler.
AKP sicili uygun
Dışişleri Bakanının bütün bunların üzerine çıkıp,
"biz Türkiye olarak çevremizdeki tüm sorunların çözümü için bugüne kadar
olduğu gibi bundan sonra aktif çaba göstermeye devam edeceğiz." Demesi
karşısında, söyleyecek söz bulmakta güçlük çekiyoruz. İstisna cinsinden bir tek
sorun gösterin ki, Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda çözülmüş olsun.
Bırakın çözülmesini AKP öncesi durumdan daha iyi ve daha faydalı bir noktada
bulunsun. Ortada bir aktif çaba olduğu doğrudur. Ancak bu çabanın sonucu daha
büyük kayıplar, daha yeni belalar ve daha ileri dayatmalar olmuştur. Bu sicil
ve bu değerlendirme, Ermeni iftiraları konusunda yeni ve daha ağır kayıpların
sıraya girdiğini, başımıza yeni belaların açılacağını gösteriyor. Ermenistan
tarafından bugüne kadarki iftiralarından, Ağrı'ya göz dikme kalleşliğinden
zerre kadar geri adım gelmediği gibi, daha da ileri gitmişlerdir. Bu durumda
Ermenistan'la nasıl bir çözüm bulacaksınız? Bu olsa olsa Ermeni taleplerinin
karşılanması olabilir ki, bu durum AKP siciline de uygundur. Nitekim,
toprakları Ermenistan tarafından işgal edilmiş ve Dağlık Karabağ'da yüzyılın
soykırımını yaşamış olan Azerbaycan, bütün bu gelişmelerden son derece
tedirgindir. Bu tedirginliğini daha önce açık ve aleni olarak ortaya koymuştu.
Erivan'da yapılacak yeni teslimatlardan sonra bu kardeş ülkeden gelecek
rahatsızlık beyanları sürpriz olmayacaktır.
ORHAN KARATAŞ/ ORTADOĞU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.