Osmanlı
Devleti tarihinde idam edilen üçüncü ve son patrik ise Moralı Gregorius’dur.
Sultan II. Mahmut devrinde patlak veren Mora İsyan’ını (1821) desteklemek ve
Rus Çarı Alexander ile işbirliği yapmak gibi suçlamalar nedeniyle bizzat
Sadrazam Benderli Ali Paşa’nın yaptırdığı tahkikat sonucu suçlu bulanan Patrik
Gregorius, 22 Nisan 1821 yılında Patrikhanenin orta kapısında kurulan
darağacında idam edildi. Gregorius’un bedeni önce Odesa’da gömülmüş sonra da
Atina’ya nakledilmiştir. Bu olaydan sonra Patrikhane yönetimi “Kin Kapısı”
olarak anılan bu kapıyı kapalı tutma kararı almış ve kapı bugün de halen kapalı
durumdadır. (Patrikhane ‘Kin Kapısı’ gibi bir adlandırmayı asla kabullenmiyor
sadece saygıdan dolayı kapalı tuttuklarını belirtiyor) Güveni bir hayli
sarsılan Osmanlı bürokrasisi de yaşanan bu tatsız hadiselerin sonunda bir daha
Divan-ı Hümayun tercümanlarını Fenerli beylerden seçmemiştir. (Ekümenik Patriklik kin
kapısının yalan olduğunu defalarca
açıkladı ama dinleyen yok http://www.hurriyet.com.tr/gundem/21160706.asp
HYETERT).
***
Osmanlı
Tarihi’nde çeşitli nedenlerle idamına karar verilen üç patrik bulunmaktadır:
1612 yılında I. Kiril, 1657’de III. Parthenius ve 1821’de Moralı Gregorius.
O
kapı tam iki asırdır neden kapalı?
Fatih
Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra şehirde yaşayan Ortodokslar’a
serbestlik tanımakla kalmamış, Patrikhaneye, Türk ve İslam hukuku çerçevesinde
bazı ayrıcalıklar veren bir ferman da çıkarmıştı. Bu tarihten itibaren Osmanlı
bürokrasisi ile Patrikhane arasında karşılıklı çıkar çerçevesinde yürüyen
ilişkiler, devletin yıkılmaya yüz tuttuğu döneme kadar devam etti. Yıllarca sürdürülen
bu denge siyasetine zarar veren tek şey, farklı zamanlarda idamına karar
verilen üç patrik oldu... Osmanlı Tarihi’nde muhtelif sebeplerden dolayı
idamına karar verilen üç patrik bulunmaktadır. İlki IV.Murat’ın saltanatı
döneminde görevde olan Patrik I. Kiril’dir. 1612 yılında patrik olan Kiril tam
dört kez azledilse de beşinci kez bu makama gelebilmeyi başarmış bir din
adamıdır. Avrupa’da mezhep savaşlarının dorukta olduğu yıllarda Cizvitler,
Kiril’in Kalvenist olduğu ve Hıristiyanlığa bağlı samimi Rum vatandaşların
arasına nifak soktuğu iddiasında bulunarak onu koltuğundan azletmeyi
hedeflemişlerdi. Cizvitlerin etkisinde hareket eden Fransız ve Avusturya
elçileri İstanbul’da Osmanlı bürokrasisinin Patrik Kiril’in aleyhine karar
almasını sağlamakla kalmamış, idamına kadar varacak bir neticeye ulaşmayı da
başarmışlardı. Ve sonunda Patrik I. Kiril, 26 Haziran 1638 tarihinde
Rumelihisarı’nda idam edildi ve cansız bedeni denize atıldı.
PATRİKHANEDEKİ
YENİÇERİ KIYAFETLERİ
İkinci
idam vakası 1657 yılında gerçekleşti. Patrik III. Parthenius, IV. Mehmet
döneminde Ortodoks Kilisesi’ne bağlı Eflak ve Boğdan Voyvodalarını isyana
teşvik ettiği suçlaması ile karşı karşıya kaldı. Parthenius’un, Eflak Voyvodası
Constantin’e gönderdiği destek mektuplarının ortaya çıkması, Patriğin bizzat
Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından saraya çağırılmasına neden oldu. Burada
sorguya çekilen ve kendisi ile ilgili suçlamalara özellikle de yazdığı
mektuplar konusunda dişe dokunur bir açıklama yapamayan Patrik, Köprülü Mehmet
Paşa’nın emriyle 24 Mart 1657 yılında Parmakkapı’da idam edildi ve cesedi
denize atıldı. Daha sonra Rumlar tarafından bulunan bedeni Heybeliada’daki
Panaiya (Çam) Manastırına gömüldü. İdamından sonra sadrazamın emriyle
Patrikhane’de yapılan aramalarda muhtemelen halkın galeyana getirilmesi için
kullanılması düşünülen kırk-elli kat yeniçeri kıyafeti bulundu. Bu olaydan
sonra Fatih Sultan Mehmet döneminden beri devam eden “Yeni seçilen patriğin
Sultanın huzuruna çıkması geleneği” terk edilmiş, sadece sadrazamların huzuruna
kabul edilmeleri kararı alınmıştı.
Osmanlı
Devleti tarihinde idam edilen üçüncü ve son patrik ise Moralı Gregorius’dur.
Sultan II. Mahmut devrinde patlak veren Mora İsyan’ını (1821) desteklemek ve
Rus Çarı Alexander ile işbirliği yapmak gibi suçlamalar nedeniyle bizzat
Sadrazam Benderli Ali Paşa’nın yaptırdığı tahkikat sonucu suçlu bulanan Patrik
Gregorius, 22 Nisan 1821 yılında Patrikhanenin orta kapısında kurulan
darağacında idam edildi. Gregorius’un bedeni önce Odesa’da gömülmüş sonra da
Atina’ya nakledilmiştir. Bu olaydan sonra Patrikhane yönetimi “Kin Kapısı”
olarak anılan bu kapıyı kapalı tutma kararı almış ve kapı bugün de halen kapalı
durumdadır. (Patrikhane ‘Kin Kapısı’ gibi bir adlandırmayı asla kabullenmiyor
sadece saygıdan dolayı kapalı tuttuklarını belirtiyor) Güveni bir hayli
sarsılan Osmanlı bürokrasisi de yaşanan bu tatsız hadiselerin sonunda bir daha
Divan-ı Hümayun tercümanlarını Fenerli beylerden seçmemiştir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.