2013 Hak İhlalleri İzleme Raporu
Hazırlayan Protestan Kiliseler Derneği
Protestan Kiliseler Derneği,1 ulusal ve uluslararası
yasalarda, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer verilen en temel insan haklarından
olan inanç ve fikir özgürlüğünün herkes için ve her yerde hayata geçmesini
temenni etmekte ve bunun için çaba sarf etmektedir. Ülkemizde din ve inanç
özgürlüğü, genel olarak uluslararası insan hakları ve anayasal güvence
altındadır. Son yıllarda bu konuda önemli ve bazı alanlarda olumlu gelişmeler
yaşanmakla birlikte, bazı temel sorunlar varlığını sürdürmektedir.
Türkiye’de
inanç özgürlüğünün gelişmesine katkı sağlaması amacıyla, Protestan toplumunun
2013 yılında din ve inanç özgürlüğü açısından yaşamış olduğu bazı deneyimleri,
sorunları ve olumlu gelişmeleri ortaya koyan bir rapor hazırlanmıştır.2 2013
yılındaki durum kısaca şöyle özetlenebilir: Hristiyanlara yönelik nefret
suçları 2013 yılında da devam etmiş, Protestanlara ve kiliselerine yönelik
fiziksel saldırılar görülmüştür. İbadet yeri kurma ve ibadet için kullanılan
mekânların kullanımını sürdürme konusunda sorunlar devam
etmektedir. Dernekleşme, toplulukların tüzel kişilik kazanmasına kısmi bir
yarar sağlamış olsa da tam bir çözüm getirememiştir. Bazı olumlu gelişmeler
olmakla birlikte, okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersleri ve
müfredata yeni koyulan seçmeli dersler çerçevesinde bazı sorunlar yaşanmaya
devam etmektedir. Ayrıca, 2013 yılında da, Hristiyan din görevlisi yetiştirme
hakkının korunması yönünde herhangi bir ilerleme olmamıştır. Bazı yabancı
uyruklu din adamları ve cemaat üyeleri vize alamamaları veya sınır dışı
edilmeleri nedeni ile Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakılmıştır. Kimliklerde
bulunan din hanesi 2013 yılında da varlığını sürdürmeye ve ayrımcılık açısından
risk oluşturmaya devam etmektedir.
Malatya’da üç Hristiyan'ın 2007 yılında öldürülmesi ile
ilgili dava devam etmektedir.
Öte yandan umut verici bazı olumlu gelişmelere dikkat
çekmek gerekir. Önceki yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı’nın okulları konuyla
ilgili bilgilendirmesinin neticesinde, 2013 yılında zorunlu DKAB dersine
Protestan öğrencilerin katılımının zorlanması ile ilgili şikâyetler azalmıştır.
Ayrıca, 2012 yılında okullarda Hristiyan öğrencilere Hristiyanlık dersi verilmesi
ile ilgili çalışmalar başlamış ve cemaatlerin katılımı ile ders kitabı ve
müfredatı hazırlanmaya başlanmıştır. Ancak 2013 yılında kitap hazırlanmakla
birlikte bu konuda henüz bir ilerleme olmamıştır. Protestan toplumu, diğer dini
liderler ile birlikte Başbakanlığa davet edilmiş, Başbakan’a sorunlarını ve
görüşlerini doğrudan ifade etme fırsatı bulmuştur. 2013 yılında, ibadet amaçlı
kullanılan yerlere yönelik kapatılma girişimi olmamıştır. 2013 yılında bazı
Doğuş Bayramı (Noel) kutlamalarının kamuya açık alanda ve toplum içinde
yapılması talebine karşılık izin konusunda sorun yaşanmamıştır.
Kutlamalar sırasında herhangi bir taciz veya engelleme
ile karşılaşılmamış olması ve
bayram kutlamalarının halkla iç içe gerçekleştirilmiş
olması son derece sevindiricidir.
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren, 1989'da kurulan 'Türkiye
Protestan Kiliseler Birliği', bir dernek olarak 'Protestan Kiliseler Derneği'
adı altında faaliyetini sürdürmektedir.
Raporun Protestan toplumu ile sınırlı olmasının nedeni,
kaynaklarımızın kısıtlı oluşu ve en iyi bu toplumu tanımamızdır. Toplumumuz,
herkes için inanç özgürlüğünü savunmaktadır. Bu hak inanmama özgürlüğünü de
içermektedir.
Protestan Kiliseler Derneği - 2013 Hak İhlalleri İzleme
Raporu 28.01.2014
Nefret Suçları Kapsamında Sözlü ve Fiziksel Saldırılar
- 14 Ocak 2013 tarihinde, İstanbul Protestan Kilisesi
Vakfı’na bağlı İzmit Protestan Kilisesi önderine yönelik bir suikast
hazırlandığı gerekçesiyle, İzmit’te, bir kısmı kilise toplantılarına devam eden
9 kişi gözaltına alınmıştır. Daha sonra bu şüphelilerden biri tutuklanmış,
ikisi adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmış, diğer şüpheliler
de serbest bırakılmıştır. Olayın üstünden bir yıl geçmiş olmasına rağmen
iddianame hazırlanmamış ve dosyaya gizlilik kararı verilmiştir. Dosyanın durumu
hakkında bilgi alınamamakla birlikte dosyanın görevsizlik kararları ile
İstanbul, İzmit savcılıkları arasında gidip geldiği, anlaşmazlığın giderilmesi
için dosyanın Yargıtay’a gönderildiği belirtilmiştir. Kilise önderine koruma
tahsis edilmemiştir. Bu bilinmezlik ve gizlilik kararı toplulukta tedirginlik
yaratmaya devam ettirmektedir.
- 27 Nisan 2013 tarihinde, Kurtuluş Kiliseleri
Derneği’nin İstanbul Ataşehir temsilciliğine 30-40 kişilik bir grup taşlar ve
yumurtalar ile saldırmıştır. İçeriye girmeye çalışmalarına rağmen kapı kapalı
olduğu için içeri giremeyen grup, kilise tabelası, cam ve temsilcilik girişine
zarar vererek uzaklaşmıştır. İçerde dernek gönüllüsü bir bayan yalnız
olduğundan dolayı büyük korku ve panik yaşamıştır. Dernek temsilciliği onarım
yaparak çalışmalarına devam etmekle birlikte saldırganlardan kimse
yakalanmamıştır. Koruma tahsis edilmemiştir.
- 05 Kasım 2013 tarihinde, Samsun Agape Kilisesi önderi,
geçmişte kilise toplantılarına katılan bir genç tarafından telefon ile tehdit
edilmiştir. Daha sonra bu kişinin silah teminine çalıştığı ve kilise önderine
yönelik saldırı planladığı polis tarafından tespit edilmiş ve kişi gözaltına
alınmıştır. Bu durum üzerine kilise önderi şikâyette bulunmuş ama yapılan
aramalarda herhangi bir suç aleti bulunamadığından kişi serbest bırakılmıştır.
Kişinin eposta yolu ile tacize devam etmesi üzerine şikâyet yenilenmiştir.
Ancak henüz bir gelişme olmamıştır. Kilise önderinin koruması devam etmektedir.
- 28 Kasım 2013 tarihinde, geçmişte Malatya Zirve
katliamının tanıklarından ve
mağdurlarından olan Protestan toplumu üyesi bir kişiye
yönelik tehdit ve taciz telefonları üzerine suç duyurusunda bulunulmuş,
numaralar gizli ve ankesörlü telefonlardan yapıldığı için henüz şüpheliler
tespit edilememiştir. Savcılığın soruşturması devam etmektedir.
- 28 Kasım 2013 tarihinde, Ankara Kurtuluş Kilisesi
önünde bir kişi bağırıp küfür ederek kiliseye girmeye çalışmış, polise haber
verilmiş, ancak polisin geç gelmesi nedeni ile kişi yakalanamamıştır. Suç duyurusunda
bulunulmuştur.
- 15 Aralık 2013 tarihinde, Ankara Kurtuluş Kilisesi’ne
hırsız girmiş ve güvenlik kayıtlarının tutulduğu bilgisayar çalınmıştır. Suç
duyurusunda bulunulmuş, ancak şüpheliler henüz yakalanamamıştır.
- 29 Aralık 2013 tarihinde, Mardin’de Hristiyanlığı seçen
24 yaşındaki bir genç erkek,
akrabaları ve Suriye uyruklu bir kişi tarafından
kaçırılarak ıssız bir yere götürülmüştür.
Burada darp edilmiş ve boğazına bıçak dayanarak kelime-i
şahadet getirip Müslümanlığa dönmemesi durumunda öldürüleceği belirtilmiştir.
Korkuya kapılan genç kelimeyi şahadet getirip tekrar Müslüman olduğunu beyan
ettikten sonra ailesine teslim edilmiştir. Hristiyan olduğu bilgisi
akrabalarına ailesi tarafından bildirdiği için genç ailesine tepki göstermiş ve
evden ayrılmak istemiş ve Mardin’de Protestan toplumuna önderlik eden E.P.’yi
aramış, durumu anlatması üzerine kilise önderi genci almak için gencin yanına
gitmiştir. Genci arabaya aldıktan sonra iki araba etraflarını sarmış ve kilise
önderi polisi aramıştır. Polis gelene kadar kilise önderi darp edilmiş ve darp
edilirken defalarca ölümle tehdit edilmiştir.
Darp eden kişiler çevredeki insanları tahrik etmeye
çalışmış ve bir linç ortamı oluşturulmak istenmiştir. Polisin gelmesi üzerine
kilise önderi ve genç kurtarılmış ve darp olayına karışan bazı şahıslar
gözaltına alınmıştır. Kilise önderi tehditler üzerine koruma talebinde
bulunmuştur. Ancak henüz bir cevap verilmemiştir.
- Protestan topluluğunun 3 önderinin olası saldırılara
karşı polis koruması 2013 yılında da
devam etmiştir.
- Yargıya yansımış yukarıdaki ihlaller dışında Ankara,
İstanbul, Şanlıurfa ve Gaziantep’te tehdit, taciz ve saldırı haberleri
tarafımıza iletilmiş, adli birimlere ve kolluk güçlerine resmi olarak
yansıtılmadığından rapor içinde ayrıntısına yer verilmemiştir.
İbadet Yeri Kurma Hakkına İlişkin Sorunlar3
İnanç özgürlüğünün önemli bir parçası olan yasal olarak
ibadet yeri kurma konusunda sorunlar 2013 yılında da Protestanlar için devam
etmiştir. 2003 yılında Avrupa Birliği 6. Uyum Paketi çerçevesinde, 3194 sayılı
İmar Kanunu'nda yapılan değişikliklerde, 'cami' kelimesi yerine kullanılan
'ibadet yeri' sözcüğü ile gayrimüslim vatandaşlarımızın ibadet yeri
ihtiyaçlarının karşılanabilmesi hedeflenmiştir. Ancak, Türkiye’deki Protestan
toplumunun ibadet yeri edinmedeki olumsuz
tecrübeleri, bu olumlu yasal gelişmelerin yorum ve
uygulanmasında Protestan toplumunun ciddi engeller ve hak ihlalleri ile
karşılaştığını ve yasal haklarını kullanamadığını ortaya koymaktadır.
Konu ile ilgili önemli sorunlardan biri de, belediyelerin
oy kaybetme korkusu ve idarecilerin ‘kilise yapılmasını onaylayan kişi’ olmak
istememesi nedeniyle, ibadet yeri başvurularının reddedilmesi veya bürokratik
süreç içinde sonuçsuzluğa terk edilmesidir. Geçmiş yıllarda yapılan başvuruların
olumsuzlukla sonuçlanması veya hala sonuçlanmaması bu durumun belirgin
kanıtıdır. Ayrıca kilise kurulması veya onaylanması taleplerinin, başvurunun
yapıldığı kurumlar tarafından, sadece İslam
inancının temsilcisi olduğunu belirten ve bu konuda çalışmalar
yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönlendirilmesi veya Başkanlıktan görüş
istenmesi de dikkat çekmektedir. Tüm bunların yanında, resmi kuruluşların
tasarrufunda bulunan ve amacı dışında kullanılan tarihi kilise binalarından
pazar günleri ve/veya bayram günlerinde dahi Hristiyan toplulukların
yararlanması engellenmektedir.
Protestan toplumunun önemli bir kısmı bu sorunu dernekler
kurarak veya var olan derneklerin veya vakfın temsilciliğini alarak aşmaya
çalışmaktadır. Ancak bu durumda bu mekânlar ibadet yeri olarak tanınmamakta,
dernek yeri olarak kabul edilmektedirler. İbadet yeri statüsüne sahip mekânlar
için sağlanan kolaylık ve avantajları kullanamamaktadırlar.
- 2013 yılı başında, Diyarbakır Protestan Kilisesi ve
Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi, Diyarbakır’da restore edilen Ermeni
Protestan Kilisesi’ni (Surp Pirgiç) kullanmak için başvurmuş, ancak
başvurularına sözlü olarak olumsuz cevap verilmiştir. Kilise, kadınların el
becerilerinin geliştirilmesi için Sur ilçesi kaymakamlığına kiraya verilmiştir.
- 29 Kasım 2013 tarihinde, Kayseri Büyükşehir Belediyesi
kullanımında olan ve geçmişte spor salonu olarak kullanılan tarihi Meryem Ana
Kilisesi’nin, Kayseri’de yaşayan Hristiyan vatandaşların ibadet yeri
ihtiyaçlarının karşılanması için kullanım tahsisi konusunda İstanbul Protestan
Kilisesi Vakfı’nın başvurusuna henüz bir yanıt verilmemiştir. Ancak basında
çıkan haberlere göre yanıt olumsuz olacaktır.4
- Kurtuluş Kiliseleri Derneği’nin uzun yıllardır Ankara
Çankaya Belediyesi’ne yaptığı
başvurular, bu yıl farklı bir mecraya doğru ilerlemiştir.
Belediye, ilçe sınırları içinde ibadet için ayrılmış yerlerin listesini şifahen
Kurtuluş Kiliseleri Derneği ile paylaşmıştır. Kurtuluş Kilisesi Derneği kendi
ulaşım imkanlarına ve cemaatin dağılımına uygun olabilecek iki yer
belirlemiştir. İlki için başvuruda bulunarak yerin tahsis edilmesini talep
etmiştir, ancak daha sonra söz konusu arsanın daha önceden başka bir cami
vakfına verildiği açıklaması Protestan cemaatinin ibadet yeri sorununa ilişkin
olarak Kasım 2008 tarihli ayrıntılı raporumuza web sitemizden ulaşılabilir.
Maalesef bu rapordaki sorunlar güncelliğini korumaktadır.
http://protestankiliseler.org/index.php/raporlar/6-turkiye-deki-protestan-cemaati-nin-ibadet-yeri-sorunu
4 http://emlakkulisi.com/kayseri-kilisesine-protestanlar-talip/213848
yapılmıştır. Kurtuluş Kiliseleri Derneği bunun üzerine
ikinci yer için ada parsel bilgisi vererek yeniden başvuruda bulunmuştur. Ancak
ikinci yerin hazineye ait olmadığı yanıtı verilmiştir.
Bunun üzerine başta Çankaya Belediyesi, Diyanet İşleri
Başkanlığı, çeşitli bürokrat ve
milletvekilleri ile birçok görüşmeler yapılmış,
Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri ile yapılan görüşmede konu dile getirilmiştir. Ne
var ki tüm bu görüşmelerden de bir sonuç alınamamıştır.
- 08 Ağustos 2012 tarihinde, İstanbul Güngören Protestan
Kilisesi, ibadet yeri için Güngören Belediyesi’ne yazılı başvuruda bulunmuştur.
Dilekçeyi işleme koymak istemeyen yetkililer, belediyenin siyasi bir kuruluş
olduğunu ve böyle bir şeyin mümkün olamayacağını sözlü olarak kilise önderine
iletmişlerdir. Kilise önderinin ısrarı üzerine dilekçe bir gün sonra işleme
konmuş ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na görüş alınması için yönlendirilmiştir.
2013 yılı Mart ayında talebe olumsuz yanıt verilmiştir.
Uzun yıllardır yaşanan benzer tecrübeler, Protestan
toplumunda, hukuki prosedürü izleyerek kilise kurma veya inşa etme hakkının
pratikte mümkün olmadığı, bu hakkın sadece kağıt üzerinde kaldığı inancını
kökleştirmiştir.
Dini Yayma Hakkı 2013 yılı içerisinde bu hakkın yasal olarak
kullanılmasında geçmiş yıllara göre olumlu gelişmeler olmakla birlikte,
çoğunluğun inancı dışındaki grupların inançlarını yayma girişimleri tehdit
olarak algılanmaya devam edilmektedir. Bazı durumlarda bu tehdit devlet eli ile
inşa edilmektedir. Bu durumu gösteren en belirgin örneklerden biri, İlköğretim
8. Sınıf 'İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük'
kitabının5, Ulusal Tehditler kısmında yer alan
‘Misyonerlik Faaliyetleri’ başlığı altındadır. Burada misyonerlik faaliyetleri
ulusal tehdit olarak yer almaya devam etmektedir. Bu bölümün kaldırılması ile
ilgili 2010 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile yazışmalar yapılmıştır. Bu ve
benzeri bölümlerin toplumda Hristiyanlara karşı hoşgörüsüzlüğü arttırdığının,
çeşitli saldırılara yol açtığının ifade
edilmesine rağmen talebimizle ilgili olumsuz yanıt
alınmıştır.
- 28 Mart tarihinde, Yalova Işık Kilisesi, Diriliş
Bayramı (Paskalya) öncesi halkı Hristiyanlık hakkında bilgilendirmek ve tanıtım
yapmak için izin alarak üç günlük stant açmıştır. İlk gün sorunsuz geçmesine
rağmen, ikinci gün bazı kişilerin tepki göstermesi üzerine dernek yetkilileri
emniyete çağrılmış ve 30 Mart’ta Başbakan’ın Yalova’yı ziyaret edeceği ifade edilerek,
provokasyonlar yaşanmaması için standın kaldırılması istenmiştir. Bu istek
üzerine stant, yasal izine sahip olmasına rağmen dernek yetkilileri tarafından
kaldırılmıştır.
- 12 Nisan tarihinde, Diyarbakır Protestan Kilisesi
Hristiyanlık hakkında halkın bilinçaltına yerleşmiş olan önyargıları ve yanlış
anlamaları gidermek için Diyarbakır, Ofis semti, Sanat Sokağı olarak bilinen
yerde belediyeden izin alarak stant açmıştır. Ancak bazı kişiler tekbir getirerek
orada kilise görevlilerinin üzerlerine yürüyerek, “Sizin ibadetlerinize
tahammül ediyoruz ama fazla ileri gitmeyin. Size burada stant açtırtmayız. Kan
dökülecek, çabuk kaldırın” gibi tehditler savurmuşlardır. Zabıtanın standın
yanında duran Diyarbakır Kilisesi görevlilerine ricada bulunarak, “Evet, izin
aldınız ama lütfen masanızı kaldırın, gerçekten çok kötü şeyler olacak” ifadesi
üzerine standı kaldırmışlardır. Daha sonraki izin talepleri uygun
görülmemiştir.
5 MEB İlköğretim 8. sınıf “Türkiye Cumhuriyeti İnkılap
Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitabı, sayfa 205, Devlet Kitapları Yayınları.
Bu konu ile ilgili
yazışmaları İnternet sitemizde yer alan Duyurular kısmında bulabilirsiniz.
www.protestankiliseler.org
- 05 Mayıs 2013 tarihinde, Samsun Agape Kilisesi
Derneği’nin önünde duran kitap standı 10 kişilik bir gençlik grubu tarafından
dağıtılmış, İnciller yırtılarak kiliseye fırlatılmıştır. Güvenlik kameraları
olayı tespit etmiş ve olay adli makamlara bildirilmiştir.
2013 yılında kiliselerin gerekli izinleri alarak birçok
tanıtım faaliyeti yaptıkları bildirilmiştir. İzin verme konusunda bazı olumsuz
yaklaşımlara rağmen kamu görevlilerinin 2013 yılında daha açık olduğu
görülmüştür. Bunun yanında birçok kilise ve bireyin inancını paylaşma ve yayma
hakkını kullanımında kendilerine oto sansür uyguladıkları, izin verilmeyeceğini
düşündükleri ve çevrenin baskı yapmasından, bir olay çıkmasından endişe ettikleri
belirtilmiştir.
Zorunlu Din Dersi
2013 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi (DKAB)
ile ilgili muafiyet hakkını kullanma konusunda bildirilen şikâyetler
azalmıştır.
Ortaöğretim ve Yükseköğretim giriş sınavlarında DKAB
dersi içeriğinden soru geleceği ve muafiyet hakkını kullanan öğrencilerin bu
durumdan olumsuz etkileneceği endişeleri aileler tarafından sıklıkla
bildirilmektedir.
Okullarda 5-6 ve 9-10. sınıf Hristiyan öğrencilerin,
kendi inançlarını öğrenebileceği seçmeli ders çalışmalarının başlaması ve
dersin, müfredatın ve materyallerin hazırlanmasında cemaat temsilcilerinin
görev alması önemli ve olumlu bir gelişme olarak görülmektedir. 5. ve 6.
sınıflar için ders kitabı hazırlanmış olup Milli Eğitim Bakanlığı onayına
sunulmuştur. Ancak bu konuda henüz bir ilerleme sağlanmamıştır. Bu projenin en
kısa zamanda uygulamaya geçirilmesi beklenmektedir.
Din Görevlisi Yetiştirememe Sorunu 2013 yılında da,
Türkiye’deki mevcut yasalar, Hristiyan din görevlisi yetiştirilmesine veya
herhangi bir şekilde dini topluluk üyelerinin eğitilmesi amacıyla dinsel eğitim
verecek okullar açılmasına
olanak vermemektedir. Oysa din görevlisi yetiştirme
hakkı, din ve inanç özgürlüğünün temel taşlarından biridir. Protestan toplumu
bu sorunu şimdilik usta çırak yöntemi, yurt içinde verilen seminerler ve yurt
dışına öğrenci gönderme gibi yöntemlerle çözmeye çalışmaktadır.
Tüzel Kişilik / Örgütlenme Hakkı Protestan toplumu
ağırlıklı olarak bu sorunu dernekler kurarak veya kurulu bir derneğin temsilciliğini
alarak çözmeye çalışmaktadır. 2013 yılı itibariyle, Protestan toplumu
üyelerinin kurduğu 1 vakıf 26 kilise derneği ve bunlara bağlı 12 temsilcilik
bulunmaktadır. Dernekleşme süreci
devam etmektedir. Dernekler ‘kilise’ veya ‘ibadet yeri’
olarak kabul edilmemektedir. Ancak kilise kurmak için tüzel kişiliğe sahip olma
zorunluluğunun olduğu, 2004 yılında dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek
tarafından belirtilmiştir.7 Dini toplulukların tüzel kişilik kazanma sorunu tam
olarak çözüme kavuşturulamamıştır ve mevcut yasal yol, toplulukların ‘topluluk’
olarak yasal bir kimliği olmasına fırsat vermemektedir. Buna ek olarak, mevcut
‘dernekleşme’ yolu, pek çok küçük kilise
için karmaşık ve uygulaması zor görünmekte ve küçük
topluluklar dernekleşme yolu ile yasal bir kimlik edinme konusunda çaresizlik
yaşamaya devam etmektedirler. Protestanlar dışındaki diğer gayrimüslim
grupların da tüzel kişilik kazanmak için dernekleşme eğiliminde oldukları
dikkat çekmektedir.
7 Çiçek: “Kilise için dernek kurun.” 22.06.2004
http://www.milliyet.com.tr/2004/06/22/siyaset/siy05.html
İnancı Açıklama Zorunluluğu
2013 yılında da kimliklerdeki din hanesi varlığını
sürdürmüştür. Kimliklerdeki din hanesi, kişileri inançlarını açıklamaya
zorlamakta ve yaşamın her alanında ayrımcılıkla karşılaşma riskini artırmaktadır.
İnancın kaydettirilmesinin seçmeli olması da sorunu çözmemektedir. Örneğin, din
derslerinden muafiyet hakkını kullanmak isteyenler bu haneyi boş bırakma
olanağına sahip değildir, çünkü bu kişiler çocuklarının din derslerinden muaf
olması için Hristiyan olduklarını kanıtlamak zorundadırlar. Yeni oluşturulacak
kimliklerde din hanesinin olmamasını beklemekte ve talep etmekteyiz.
Ayrımcılık Hristiyanlara yönelik ayrımcılık, hem bireysel
hem de topluluk düzeyinde devam etmektedir.
Kimliklerde bulunan din hanesi, gündelik yaşamda
ayrımcılık riskini artıran bir unsur olmaya devam etmektedir. Ayrımcılığın
Protestan toplumu tarafından içselleştirilmiş olması, kanıtlamaya dair zorluklar,
bu konuda mevzuat ve uygulamanın zayıf olması, ayrımcılık konusunda şikayet ve davaların
yokluğunu açıklamaktadır. Ayrımcılık ile Mücadele ve Eşitlik Kanun Tasarısı
olumlu bir
gelişme olarak görülmektedir. Bir an önce yasalaşması
beklenmektedir.
- 2013 yılında da Türkiye’deki birçok yabancı uyruklu
Protestan toplumu üyesi birey ve aile, oturum vizesini yenilememe veya sınır
dışı etme yöntemiyle ülkeden çıkmaya zorlanmıştır.
Bu kişiler yıllardır ülkemizde yaşamakta ve çoğunun
burada evleri ve yatırımları
bulunmaktadır. Birçoğunun çocukları eğitim hayatlarına
devam ederken bu uygulamalara maruz kalmışlardır. Bu durumdaki bazı ailelerin,
din görevlisi vizesi başvurularının ve vatandaşlık başvurularının reddedilmesi
ve sebep gösterilmeksizin oturum izinlerinin yenilenmemesi düşünüldüğünde, bu
uygulamaya sadece inançlarından dolayı maruz kaldıkları sonucu ortaya
çıkmaktadır.
Medya Ulusal medyada Hristiyanlara yönelik karalayıcı ve
yanlış bilgiler içeren, objektiflikten uzak yayınların 2013 yılında yaygın
olmaması olumlu karşılanmaktadır. Ancak 2013 yılında yerel medyada ve İnternet
haberlerinde kışkırtıcı ve karalayıcı haberlerde artış gözlemlenmekte ve endişe
ile takip edilmektedir.
Malatya Davası
2007 yılında Malatya’da üç Hristiyanın acımasızca
katledilişinin üzerinden neredeyse 7 yıl, davanın başlamasının üzerinden 6 yıl
geçmiştir. 2012 yılında mahkemeye sunulan yeni iddianame ve süren dava, olayı
azmettirmekle suçlanan kişiler, gayrimüslimlere karşı nefret ortamının nasıl oluşturulduğunu,
bu süreçte kamu görevlilerinin, medyanın ve sivil toplumun rolünün ortaya çıkarılması
açısından detaylı bilgiler vermektedir. Süren davanın maddi gerçeği ortaya
çıkararak
kısa sürede sonuçlanmasını, gerek aileler, gerekse
Protestan toplumu beklemektedir.
Diyalog
Protestan toplumunu temsilen Protestan Kiliseler
Derneği’nin diğer dini liderler ile birlikte Başbakan ile doğrudan görüşmesi ve
sorunlarını birinci elden iletme fırsatı bulması, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
ile görüşme, önemli ve olumlu gelişmeler olarak görülmektedir. Yine, 2013
yılında, yurt genelinde ve bazıları açık havada kamuya açık olarak yapılan
Doğuş Bayramı (Noel) kutlamalarında artış yaşanmıştır. İzin konusunda bir
problem yaşanmaması ve etkinliklerin çoğunun sorunsuz geçmesi önemli ve olumlu
bir gelişmedir.
Yeni Anayasa çalışmalarının durdurulması hayal kırıklığı
yaratmıştır.
Tavsiyeler
Hükümet veya kamu kuruluşlarının Protestan toplumunu
ilgilendiren konulardaki
çalışmalarında toplumumuz ile diyalog halinde olması,
önyargıların aşılmasına ve
sorunların çözülmesine katkı sunacaktır.
Hristiyanlara karşı hoşgörüsüzlük ve nefret suçlarının
2013 yılında da devam etmiş olması üzücüdür. Nefret suçlarının (hangi
topluluklara yönelik olduğu da dahil olacak şekilde) Adalet Bakanlığı’nca etkin
bir şekilde kaydedilmesi ve her şeyden önce bu suçların işlenmesine zemin
hazırlayan nedenlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Nefret Suçları Yasası çıkartılmalı, etkin soruşturma
yapılmalı ve nefret suçlarında cezasızlık yaygın hale gelmemelidir.
Ayrımcılığa karşı geniş kapsamlı ve etkili bir yasa
çıkarılmalıdır.
Türkiye’de tarihsel olarak kilise binaları bulunmayan
Protestan toplumu için ibadet yeri kurma sorunu, yıllardır devam eden ve bir
türlü çözüme kavuşturulamamış, dini dışa vurma hakkının temel bir unsuru
olarak, güncelliğini korumaktadır. Bu konuda acil olarak merkezi ve yerel
yetkililerin gereken adımları atmaları gerekmektedir. Hristiyanların da mescit benzeri
küçük ibadet yeri kurulabilmesinin önü açılmalıdır. Belediyeler, Kültür
Bakanlığı ve diğer resmi kuruluşlar, ellerinde bulunan ve amacı dışında
kullanılan kilise binalarını en azından pazar günleri ve/veya dini bayramlarda
kilise cemaatlerinin kullanımına açmalıdır.
Her zaman ayrımcılık riski oluşturan, kimlik
kartlarındaki ve kayıtlardaki din hanesi
kaldırılmalıdır.
Güvenlik kuvvetleri, inanç yayma hakkı ve Müslüman
olmayan vatandaşların hakları konusunda bilgilendirilmeye devam edilmeli, temel
hak ve özgürlüklerin “misyonerlik yapılıyor” gerekçesiyle kamu görevlileri veya
başka kişiler tarafından gasp edilmesine izin verilmemelidir.
Yabancı uyruklu kilise üyelerine yönelik, “misyonerlik
yapıyor” gerekçesiyle, vize
yenilememe ve sınır dışı etme uygulamalarına son
verilmelidir.
İnsan Hakları eğitimi çerçevesinde, ilgili kamu
görevlilerine din ve vicdan özgürlüğü hakkının içeriği konusunda eğitim
verilmelidir.
Okul kitaplarında, özellikle “misyonerlik” başlıkları
altında yer alan ayrımcı ifadelerle dolu, Hristiyanlara karşı nefret ve önyargı
oluşturan bütün veri ve açıklamalar kaldırılmalı, bir Protestan Kiliseler
Derneği - 2013 Hak İhlalleri İzleme
arada yaşamaya ve inançlara saygıya dayalı kültürün
gelişmesi konusunda temenninin
ötesinde adımlar atılmalı ve uygulama denetlenmelidir.
Milli Eğitimin Bakanlığı’nın, Hristiyan ailelerin ve
çocukların maruz kaldıkları ve maruz kalma riskleri bulunan sosyal baskıyı ve
damgalanmayı göz önünde bulundurarak, şikayet edilmesini beklemeden, okullarda
ve sınıflarda gayrimüslim öğrencilerin haklarını gözetmesi ve okulları muafiyet
konusunda düzenli olarak bilgilendirmesi beklenmektedir.
Seçmeli derslerle ilgili düzenlemeler yapılırken,
okullardaki gayrimüslim öğrenciler de dikkate alınarak, İslam dini içerikli
olmayan seçmeli derslere mutlaka yer verilmelidir.
Toplum içinde farklı dinlere mensup kişilere karşı
anlayış ve bu kişilerin de Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı olarak eşit haklara sahip olduğu
fikri ve bir arada yaşama kültürü, başta Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla
olmak üzere, merkezi ve yerel yönetimlerce aktif olarak gündeme getirilmeli ve
teşvik edilmelidir.
İfade özgürlüğü sınırları içerisinde, medyada yer alan
hoşgörüsüzlüğe ve ayrımcılığa neden olabilecek yazılı ve görsel yayınlar
hakkında, hızlı ve etkin bir şekilde denetim mekanizması kurulması ve medyanın
kendi içinde bir ‘etik yayıncılık kodu’ oluşturması gerekmektedir.
Saygılarımızla,
Protestan Kiliseler Derneği
Avrupa Birliği’nin Demokrasi ve İnsan Hakları Avrupa
Aracı
(DİHAA) tarafından mali olarak desteklenmektedir.
Kitapçıktaki
görüşler herhangi bir şekilde Avrupa Birliği’nin
görüşlerini
yansıtmamaktadır.
“Protestan Kiliseler Derneği”, 1989’da kilise
önderlerinin 'Temsilciler
Kurulu' olarak bir araya gelmesi ile başlayıp 'Türkiye
Protestan
Kiliseler Birliği'ne dönüşmesi ve nihayet 23.01.2009
tarihinde
dernekleşmesi ile oluşmuştur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.