Hadi
Uluengin
Resmi tarihin yalancılığını vurgularken haksız ve mesnetsiz bir iftira atmıyoruz. Nitekim
de aşağıda bunun çok somut ve çok hayati bir örneğini vereceğim. 1908
Reval’indeki Rus- İngiliz teması lise tarih kitaplarında hâlen şöyle
özetleniyor: “2.
Meşrutiyet’in ilânındaki temel etkendir. Çünkü Londra ve Petersburg Boğazlar’ın
Çarlık kontrolüne girmesine ve Osmanlı Avrupa’sının parçalanmasına karar
verdiler.” Yalan!
Bir mazeret olan ilk nokta hariç koskoca ve kuyruklu bir resmî tarih yalanı! (Doğru söze ne denir? HYETERT)
***
ÖYLE,
zira o vakit Reval denen Estonya başkenti Tallin’de Britanya İmparatoru VII.
Edward ve Rus Çarı II. Nikola 9 Haziran 1908’de buluştular ama Makedonya’daki
ıslahata şöyle bir değinmek dışında ne Boğazlar’ın, ne de Türkiye’nin adını
bile telaffuz ettiler.
Fakat
doğru, hem yarı-münevver cahil takımından oldukları, hem de Berlin ve Viyana
istihbaratının gazına geldikleri için Balkan’daki ve sürgündeki İttihatçıların
etekleri tutuştu.
Düvel-i
Muazzama bizim derimizi yüzmeye karar vermişken 2. Abdülhamit uyuyor
yaygarasıyla dağa çıktılar ki, 2. Meşrutiyet’in 28 Temmuz’daki ilânı bu
zorlamaya bağlıdır.
***
PEKİ de
bre komitacı, bilmiyor musun ki refakatine dışişleri müsteşarını bile almamış o
Kral’ın İngiltere gibi bir parlamenter monarşide, değil Devlet-i Âliye’yi
paylaşmak, kendisini Tallin’e götüren yatın palamarından hâtıra kopartmak hakkı
ve yetkisi dahi yoktur!
Daha
önemlisi, gerek statüko dengesini sürdürmek, gerekse Rusya’yı sıcak denizlere
indirmemek için daima Türkiye’yi kollamak siyaseti gütmüş bir Büyük
Britanya’nın Boğazlar’ı ve Balkanlar’ı Moskofya’ya altın tepsi içinde
sunacağını nasıl düşünebiliyorsun?
Ve de
ahmak mısın ki Alman ve Avusturyalı diplomatların temastan hemen sonra sana
fısıldadığı “Reval’de sizi yoldular” üfürmesinin dezenformasyon olduğunu
anlamıyorsun?
***
NİTEKİM
bütün arşivler yukarıdaki cinsten bir anlaşma olmadığını kesinkes ispatladı.
Bırakın
onu, Bolşeviklerin açıkladığı gizli Rus yazışmalarında Dersaadet’teki Çarlık
elçisi Zinoviev’in 13 Kasım 1908 tarihinde merkeze gönderdiği şu şifreli
telgraf yer alır:
“V.E.
(Bab-ı Âli’deki ajan kastediliyor) İstanbul’daki İngiliz sefirinin Boğazlar’ın
bize karşı tahkim edilmesi için Kâmil Paşa’yı defalarca uyardığını öğrendi.
Sadrazam bu tedbiri Padişah’a iletti ama Sultan Rusya’yı gocundurmamak için
projeye sıcak bakmadı.”
Yani
Boğazlar’ı ve İmparatorluğu Rusya’ya ikram ettiği varsayılan Londra diplomasisi
Reval’den henüz beş, Meşrutiyet’ten ise üç ay sonra o Boğazlar’ın korunması
için o İmparatorluğu dikkatli olmaya çağırmaktadır ki, bu ne perhiz, bu ne
lahana turşusu!
***
İMDİİ,
bütün bunlara rağmen nasıl oluyor da gerçekleri ters yüz eden resmî tarih hâlâ
ve hâlâ Reval’i daha ortaokuldan itibaren “Türkiye’nin paylaşım planı” (!)
olarak öğretiyor?
Nasıl
oluyor da dün belirttiğim gibi İttihatçıların 1. Savaş’a balıklama dalması
hâlâ, “mecburduk, zira emperyalist arbede bizi paylaşmak için başladı”
efsanesiyle açıklanıyor?
Çünkü
cehalet aynı cehalet, tahrifat aynı tahrifat ve bilhassa da nefret hep aynı
nefret!
Öyle bir
nefret ki suçluyu daima ötekinde keşfeden otomatik refleksleri üretiyor.
Daha
beteri, ister laik, ister dinci olsun bugün esas olarak ulusalcılıkla
özdeşleşen ideolojik ve ruhi payandalar üzerinde resmî tarih yazmaya devam
ediyor.
Ve tüm
bunların kökeni de bilinçaltında yatan derin ve travmatik korkulara uzanıyor.
Oysa o
korkularla hesaplaşmadıkça, tıpkı temel etken 1908 Reval’i gibi, ne artık hep
yüzüncü yıldönümleriyle anacağımız 1914 Cihan Harbi’ni; ne 1915 Ermeni Büyük
Felâketi’ni; ne de sonraki gelişmeleri resmî tarihin yalancılığından arınmış
biçimde öğrenebileceğiz.
hadiuluengin@taraf.com.tr
http://www.taraf.com.tr/hadi-uluengin/makale-1908-yalani.htm
1 yorum:
Burada hic bir yenilik yok. Turk tarihinin fabrikasyon oldugunu az bucuk okumasisni bilen herkes anlamistir.Zannediyormusunuz ki hic yoktan bir tarih yazmak o kadar kolay? Eh ..iste...106 sene milleti uyuttular...
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.