Diyanet
İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, ABD Uluslararası Din Özgürlüğü
Komisyonu Başkan Yardımcısı Dr. Katrina Lantos Sweet ve komisyon üyelerini
makamında kabul etti... Görmez, “Ben azınlık ve çoğunluk tabirlerini kullanmayı
dahi ahlaki bulmuyorum. Türkiye’de yaşayan Müslümanlar kendi inançlarını
gönlünce yaşama konusunda hangi haklara sahiplerse gayrimüslim topluluklar da
aynı haklara sahip olmalıdır. Zaten bizim 4-5 asır birlikte yaşama tarihimizde
de bunun bütün dünyaya örnek gösterilebilecek tabloları vardır. Dünya henüz çok
kültürlülüğü tanımazken, bilmezken biz İstanbul’da camiyi, kiliseyi ve sinagogu
yan yana kurmuş ve barış içinde birlikte yaşatmış bir geleneğe, bir tarihe
sahibiz. Ben geçen yıl Fener Rum Patrikhanesi'ni bizzat ziyaret ettim. Orada
açıkça şunu ifade ettim; ‘Siyaset, uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet
esasını kabul edebilir ancak inanç özgürlükleri alanında mütekabiliyet esası
ahlaki değildir.’ Türkiye’de yaşayan ve asırlarca birlikte yaşadığımız dini
topluluklar kendi din adamlarını yetiştirmek için her türlü hakka sahip
olmalıdır.” diye sözlerini tamamladı.
***
Diyanet
İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, ABD Uluslararası Din Özgürlüğü
Komisyonu Başkan Yardımcısı Dr. Katrina Lantos Sweet ve komisyon üyelerini
makamında kabul etti. Başkan Görmez, dini özgürlükler ve Diyanet’in yapısı
konusunda muhataplarıyla bilgi alış verişinde bulundu, sorularını cevapladı.
Ziyaret
sırasında konuşan Görmez, “Özgürlük, insanoğlunun var oluşunun anlamıdır. Bütün
özgürlükler insan için çok önemlidir. Ancak üzülerek belirteyim ki son asırda,
son yıllarda özgürlük bilinci arttıkça, özgürlük söylemi arttıkça özgürlük
ihlalleri de artmaya başladı. Bütün özgürlükler önemlidir ama din özgürlüğünün
farklı bir anlamı vardır. Çünkü din insanoğlunun hayatının anlam haritasıdır.”
dedi.
“DİN
ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SINIRLARI BU DÜNYA HAYATI İLE SINIRLI DEĞİL”
Genelde
bütün özgürlükleri, özelde din özgürlüğünü takip etmenin, özgürlük ihlallerini
tespit etmenin son derece insani, ahlaki ve mukaddes bir görev olduğunu
kaydeden Başkan Görmez, “Din, insanın en derunundaki vicdanını ilgilendirir. Bu
yüzden din özgürlüğü ile vicdan özgürlüğü hep birlikte zikredilir. Din
özgürlüğünün diğer özgürlüklerden bir farkı da sadece dünya hayatıyla ilgili
değil ebedi hayatı ilgilendiren boyutları vardır. Çünkü bütün ilahi dinlerde
bir ahiret inancı vardır. Genelde bütün özgürlükleri, özelde din özgürlüğünü
takip etmek, özgürlük ihlallerini tespit etmek son derece insani, ahlaki ve
mukaddes bir görevdir.“ ifadelerini kullandı.
Ancak bu
çalışmaların kutsiyetine, insaniliğine ve ahlakiliğine gölge düşmemesi için
hazırlanan raporların üç şartı taşıması gerektiğine işaret eden Görmez, şöyle
dedi: “Birincisi, bu çalışmaları siyasi, politik ve ideolojik gayeler
gölgelememeli. İkincisi, objektif, doğru bilgiye dayanmalı. Üçüncüsü de gerek
genelde bütün özgürlükleri gerekse din özgürlüklerini ele alırken, dinler ve
inançlar arasında bir ayrım yapmamak gerekir.
“HAZIRLADIĞINIZ
RAPORLARIN YANLIŞ VE TEK TARAFLI YÖNLERİ VAR”
ABD
Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu’nun 2012 ve 2013 raporları yanlış, tek
taraflı ve şartları taşımayan yönleri var. 2012 raporu, Türkiye’yi özel kaygı
duyulan ülkeler kategorisine kaydeden bir rapor oldu. Raporu hazırlayan
komisyon üyeleri arasında muhalefet olsa da neticede bu rapor, Türkiye’yi özel
kaygı duyulan ülkeler listesine aldı. Raporda yer alan laiklik uygulamalarındaki
bazı yanlışlıklara biz de zaman zaman işaret ediyoruz. Ancak hem 2012 raporunda
hem de 2013 raporunda şahsen şu anda içinde bulunduğunuz kurumla ilgili yapılan
değerlendirmeler yeniden yapılması gereken değerlendirmelerdir.”
“DİYANET,
DİNİ BASKI ALTINDA TUTMUYOR”
Her iki
raporda da Diyanet ile ilgili önemli yanlışlar olduğunu belirten Görmez,
“Birincisi, devletin, İslam dinini bu kurum marifetiyle baskı altında tuttuğu
anlayışıdır. Doğrusu ben ve tüm diğer arkadaşlarım, hiçbirimiz İslam dinini baskı
altında tutmak için kurulan bir kurumda çalışmayız. Bu, Diyanet’in yapısı
hakkında yeterince bilgi sahibi olmamanızdan kaynaklanıyor. Din hizmetleri ve
din eğitimi boyutuyla Diyanet’in tarihini değerlendirecek olursak, bu kurumun
ruhu ve manası itibarıyla 6 asırlık bir geçmişi vardır. Eğer çağdaş modern
versiyonuyla dikkate alırsak 90 yıllık bir geçmişi vardır. Toplumun yüzde
doksanından fazlasının yüksek bir hüsnü kabulü vardır. Sadece Türkiye’de değil
Orta Asya’da, Balkanlar'da, Afrika’da, Avrupa’da kurumları, müesseseleri,
çalışanları vardır.“ değerlendirmesini yaptı.
“TÜRKİYE’DE
BULUNAN DİNİ AZINLIKLAR MESELESİ”
Görmez,
“Ben azınlık ve çoğunluk tabirlerini kullanmayı dahi ahlaki bulmuyorum.
Türkiye’de yaşayan Müslümanlar kendi inançlarını gönlünce yaşama konusunda
hangi haklara sahiplerse gayrimüslim topluluklar da aynı haklara sahip
olmalıdır. Zaten bizim 4-5 asır birlikte yaşama tarihimizde de bunun bütün
dünyaya örnek gösterilebilecek tabloları vardır. Dünya henüz çok kültürlülüğü
tanımazken, bilmezken biz İstanbul’da camiyi, kiliseyi ve sinagogu yan yana
kurmuş ve barış içinde birlikte yaşatmış bir geleneğe, bir tarihe sahibiz. Ben
geçen yıl Fener Rum Patrikhanesi'ni bizzat ziyaret ettim. Orada açıkça şunu
ifade ettim; ‘Siyaset, uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet esasını kabul
edebilir ancak inanç özgürlükleri alanında mütekabiliyet esası ahlaki
değildir.’ Türkiye’de yaşayan ve asırlarca birlikte yaşadığımız dini
topluluklar kendi din adamlarını yetiştirmek için her türlü hakka sahip olmalıdır.”
diye sözlerini tamamladı.
“BİZ
BURADA YENİ BİR BAŞLANGIÇ İÇİN BULUNUYORUZ”
ABD
Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu Üyesi Glendon da Başkan Görmez’e, verdiği
bilgilerden dolayı teşekkür etti. Glendon, “Sayın Başkan, bizi bugün buraya
getiren endişelerin tam kalbinde yer alan konulara doğrudan değindiğiniz için
size minnettarım. Özellikle din özgürlüğünün bizatihi önemine atıfta bulunan
sözleriniz için teşekkür ederim. Komisyonumuzun önemli rolü hakkında
söylediğiniz nazik sözlerinize de teşekkür ederim. Bu komisyonun geçmişte neler
yaptığına çok aşina olduğunuzu görüyoruz. Sizin siyaseti, ideolojiyi bir kenara
bırakma konusundaki tavsiyelerinizi ve somut bilgilere dayanan bir rapor ele
almamız konusundaki önerinizi duyduk. Komisyonumuz hakkında bir hususu daha
ifade etmek isterim. 2012 raporunu yazan komisyon üyelerinin hepsi değişti,
artık o komisyon mevcut değil. Biz burada yeni bir başlangıç, beyaz bir sayfa,
yeni bir girişim başlatmak üzere bulunuyoruz. Bugün buraya politika dışı ve
objektif olmak üzere, bize anlatacaklarınızı dinlemeye geldik.” şeklinde
konuştu.
“DİYANET’İN
DİNİ CEMAATLERLE İLİŞKİSİNİ ANLAMA”
ABD
Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu Başkan Yardımcısı Lantos Sweet ise kısa
açıklamasında, “Özellikle din özgürlüğü konusuna verdiğiniz destek ve
komitemizin çalışmalarını takdir etmeniz bizim için çok önemlidir. Geçmiş
raporlarda neyi atladık, nereyi anlamadık konusunda açık yüreklilikle ifade
ettiğiniz sözlere de minnettarız. Sormak istediğimiz sorular, gerçekten mevcut
durumu anlayabilme amacını taşımakta ve Diyanet’in dini cemaatlerle ilişkisini
anlamaya yöneliktir.” görüşünü belirtti.
http://www.bugun.com.tr/son-dakika/abd-uluslararasi-din-ozgurlugu--haberi/964724
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.