BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, Meclis'te düzenlediği
basın toplantısında, din dersinden muaf olan azınlık okullarındaki öğrencilere
geçen kasım ayında yapılan Ortaöğretime Geçiş Sınavı'nda bu dersten sorular
sorulduğunu ve hak kaybına neden olunduğunu söyledi. Sınavın ikincisinin Nisan ayında yapılacağını anlatan
Dora, uygulamanın devam etmesi halinde öğrencilerin 30-35 puan kayba
uğrayacağını ifade etti.Din dersinden muaf olanlara negatif ayrımcılık
yapılmasının, öğrencilerde dışlanmışlık ve haksızlık gibi olumsuz psikolojik
etkileri olacağını dile getiren Dora, "Din dersinden muaf öğrenciler adeta
cezalandırılmak istenmektedir. Hiçbirimiz geleceğimiz olan çocuklarımızın,
inançları yüzünden avantajlı ya da dezavantajlı hale getirilmesine sessiz kalamayız"
diye konuştu.
Dora, bu haksızlığın devlete olan güvensizliği
artırmaktan başka işe yaramayacağını savunarak, Milli Eğitim Bakanlığı'nın din
dersinden muaf olan öğrencilerin mağduriyetini gidermesi gerektiğini belirtti.
BDP Mardin Milletvekili Erol Dora’nın açıklamasının
tamamı şöyle:
Bugün, Azınlık okullarında okuyan öğrenciler ile, Resmi
Devlet Okullarında okuyup, “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersinden” muaf olan
öğrencilerin yaşadıkları mağduriyeti tekrar gündeme getirmek istiyoruz.
Bilindiği üzere Milli Eğitim Bakanlığı’nın 28-29 Kasım
2013 tarihlerinde yaptığı “Ortaöğretime Geçiş Sınavları”, İlköğretim
Okullarında zorunlu olarak okutulan Türkçe, Matematik, Din Kültürü ve Ahlâk
Bilgisi, Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılap Tarihi ve Yabancı Dil derslerinden
hazırlanmış sorularla yapılmıştır.
İlgili soruların öğrenciler tarafından cevaplanması
sureti ile sınav sonuçlarına ilişkin puanlar hesaplanmıştır.
Bu sınav neticesinde; Azınlık okullarında okuyan
öğrenciler ile, Resmi Devlet Okullarında okuyup, “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi
Dersinden” muaf olan öğrencilerin, mevcut; sınav puanı hesaplama yöntemleriyle,
sınava eşit fırsatlarda girme hakları engellenmiş, kısa ve uzun dönemli hak
kayıpları yaşamalarının önü açılmış ve mağduriyetlere sebebiyet verilmiştir.
Söz konusu öğrenciler Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
dersinden muaf olmalarına rağmen, bu durum puan hesaplanırken dikkate
alınmamakta ve bu öğrencilerin puanları eksik hesaplanmaktadır.
Bu konuda görüş bildiren eğitim uzmanları, hak
kayıplarının yaklaşık 30-35 puana kadar çıkabildiğini belirtmektedirler.
Söz konusu sınav henüz yapılmadan önce, mevcut puan
hesaplama yöntemleri neticesinde ortaya çıkabilecek mağduriyetleri öngörerek,
Milli Eğitim Bakanlığı’na, konuyla ilgili vermiş olduğumuz yazılı soru
önergesine, üzerinden yaklaşık 3 ay geçmiş olmasına rağmen, henüz bir yanıt
alabilmiş değiliz.
Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerimizin genelinin
kariyerini etkileyecek bir sınavda, farklı inançlara mensup öğrencilere yönelik
sistematik olarak eşitsiz sonuçlara yol açacak,bürokratik, politik ve pratik
uygulamalar gerçekleştirebilmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı, mevcut Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının hangi maddesini referans alarak bu haksız uygulamayı devam
ettirebilmektedir? Bunu derhal açıklamalıdır.
Söz konusu sınava dair Bakanlığın uygulaması, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. Maddesinde belirtilen; “hak ve özgürlüklerden
yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal
veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak
üzere, herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin
sağlanmalıdır” ifadesiyle, açıkça çelişmektedir.
Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersinden muaf olan
öğrencilere negatif ayrımcılık yapılmasına müsaade eden yöntemlerin, bu
öğrencilerde yaratacağı dışlanmışlık, güvensizlik, haksızlığa uğramışlık
duygularına bağlı olarak ortaya çıkacak psiko-sosyal travmalar konusunda; Milli
Eğitim Bakanlığı, dolaysız biçimde sorumludur. Ve sorumluluğunun gereğini bir
an önce yerine getirmelidir.
Bir yandan, çarpıklığı giderilmemiş bir eğitim sisteminde
öğrencilerin geneli mağdur edilmekte iken, diğer taraftan, haksızlıklara yol
açan sınav sistemleri ve puan hesaplama yöntemleriyle, Din Kültürü ve Ahlâk
Bilgisi Dersinden muaf olan öğrenciler, adeta cezalandırılmak istenmektedir.
Hiçbirimiz, ortak geleceğimiz olan çocuklarımızı,
inançları üzerinden haksız biçimde, avantajlı ya da dezavantajlı konuma
getirecek uygulamalar konusunda sessiz kalamayız, kalmamalıyız.
Anayasa`nın 10. Maddesinde; Herkes, dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Devlet organları ve idare
makamları bütün işlemlerinde, kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak
hareket etmek zorundadırlar” denilmektedir.
Peki bu Anayasa maddesinde sayılan durumlarla Milli
Eğitim Bakanlığı’nın söz konusu sınava dair uygulaması bağdaşmakta mıdır?
Hayır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Anayasa’ya aykırı olan bu
sınav puanlama sistemini düzeltmesi olmazsa olmaz, acil bir zorunluluktur.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, “açık hak ihlallerinin
yaşandığı” bu tablo karşısında; duymazdan gelme, görmezden gelme tavrı, devlet
kurumlarına olan güvensizliği arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Anayasa ve Evrensel Hukuk normları çerçevesinde, konunun
takipçisi olacağımızı belirtiyor ve buradan Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi
Avcı’ya bu mağduriyetin giderilmesi hususunda çağrımızı yineliyoruz.
http://www.demokrathaber.net/genclik-egitim/din-dersinden-muaf-ogrenciler-
magduriyet-yasiyor-h28983.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.