Dr. Alper
Hasanoğlu - Radikal
"türk halkı, ne 1915'te katledilen Ermeniler ne de
Güneydoğu'da öldürülen Kürtler için ses çıkarmıştır. Türk insanının hep haklı
gerekçesi olmuştur susmak ve göz yummak için... Gezi olaylarında ve daha
sonraki süreçte hayatını kaybedenler, özellikle 15 yaşındaki Berkin Elvan için
kitlelerin sokağa dökülmesi kadar normal bir şey yoktur. Cenaze töreninde
ortaya çıkan olaylar sırasında can veren Burakcan Karamanoğlu'nun ölümü de en
az Berkin Elvan'ınki kadar acı veren, insanı ülkenin geleceği açısından
kaygılandıran ölümlerdir. Ama Türk halkı, ne 1915'te katledilen Ermeniler ne de
Güneydoğu'da öldürülen Kürtler için ses çıkarmıştır.
***
"türk halkı, ne 1915'te katledilen Ermeniler ne de
Güneydoğu'da öldürülen Kürtler için ses çıkarmıştır. Türk insanının hep haklı
gerekçesi olmuştur susmak ve göz yummak için.
Karl Jaspers, Alman felsefesinin en önemli
düşünürlerinden biridir. Fransız Varoluşçular Sartre ve Camus gibi, aslında çok
iyi olmayan romanlar üzerinden değil ('Yabancı'yı bir istisna olarak kenara
koyuyorum), doğrudan yazdığı felsefe kitaplarıyla Varoluşçu felsefenin
Heidegger'le birlikte ana metinlerini yazmıştır.
Jaspers bir hekim olup Heidelberg'de tıp fakültesini
bitirdikten sonra psikiyatri konusunda uzmanlaşmaya karar vermiş ve bitirme
tezini psikopatoloji alanında yazmıştır. İlk baskısı 1913 yılında yapılan Genel
Psikopatoloji kitabı psikopatolojik fenomen ve sendromların ilk kez bu kadar
sistematik olarak tanımlandığı bir eser olarak bugüne kadar önemini korumuştur.
Psikiyatri ihtisası bittikten sonra psikiyatri kliniğinde
yer bulamamasından ve bu arada güzel bir Yahudi kızıyla evlenmiş olmasından
dolayı acil para kazanma ihtiyacı doğmuş, o da kendisine teklif edilen
üniversitenin felsefe bölümündeki psikoloji kürsüsünde çalışmayı kabul etmiş ve
eserlerini felsefe alanında vermiştir.
Ari bir Alman olarak bir Yahudiyle evlenmiş olması,
Hitler'in iktidara gelmesiyle birlikte Jaspers'ın hayatını allak bullak
etmiştir. önce ders vermesi engellenmiş, sonra yeni kitap yayımlayamaz olmuş,
kitaplarının yeni baskılarına izin verilmemiş ve en sonunda işinden de olarak
karısıyla birlikte karnını bile doyuramayacak kadar kötü şartlarda yaşar hale
gelmiştir. Yahudi katliamıyla ilgili bütün işaretler ortada olmasına ve
kayınbiraderi onu devamlı uyarmasına rağmen, o bütün bu olacaklara inanmamış,
Alman ulusunun böyle bir şeyi yapmayacağını düşünerek, yaşadığı şehirde kalmaya
devam etmiştir.
Karısı, Jaspers'ın başına gelenlerden kendisini sorumlu
tuttuğu için ona defalarca boşanmayı teklif etmiş, Jaspers bunu şiddetle
reddetmiştir. Ama ne kendisini kurtarmak için bir şey yapmış ne de olan bitene
muhalif bir tavır sergileme cesareti gösterebilmiştir. Birlikte intihar etmeyi
bile düşünmüşler ve öldürücü dozda uyku ilacını dahi ayarlamışlardır.
Bertolt Brecht'in bir şiiri vardır:
"Naziler önce komünistleri tutukladılar;
Komünist değilim diye ses çıkarmadım.
Sonra Yahudileri tutukladılar,
Yahudi değilim dedim, sesimi çıkarmadım.
Sosyal demokratları tutukladılar,
Savunmak bana mı kaldı dedim, sesimi çıkarmadım.
Sıra bana geldiğinde...
Etrafta tutuklanmama ses çıkaracak kimse kalmamıştı!"
Karl Jaspers ve karısını ölümden Amerikan birliklerinin
Heidelberg'e girmesi kurtarmıştır. Jaspers da bir konuşmasında "Bir Alman
olarak Almanlar tarafından öldürülmekten Amerikalılar tarafından kurtarılmış
olmanın hicap" duygusundan bahseder.
Savaştan sonra üniversitelerde reform yapması için onu
görevlendirirler. üniversitede kalıp da Nazizme bulaşmamış tek bir kimse bile
kalmadığını fark edip hayal kırıklığı içinde istifa eder ve İsviçre'nin Basel
şehrine yerleşir. Bir süre sonra Alman tabiyetinden de çıkar.
Sonraki çalışmalarının odak noktası toplumsal suç
kavramıdır: "Bir şeyin yanlış olduğunu bildiğiniz halde size ucu
dokunmadığı için ses çıkarmıyor ve susuyorsanız, siz de bu suça iştirak
ediyorsunuz demektir. Bu nedenle Alman ulusu suçludur!" diye yazar bir
eserinde. Gezi olaylarında ve daha sonraki süreçte hayatını kaybedenler,
özellikle 15 yaşındaki Berkin Elvan için kitlelerin sokağa dökülmesi kadar
normal bir şey yoktur. Cenaze töreninde ortaya çıkan olaylar sırasında can
veren Burakcan Karamanoğlu'nun ölümü de en az Berkin Elvan'ınki kadar acı
veren, insanı ülkenin geleceği açısından kaygılandıran ölümlerdir. Ama Türk
halkı, ne 1915'te katledilen Ermeniler ne de Güneydoğu'da öldürülen Kürtler
için ses çıkarmıştır.
Ayşe Kulin canlı yayında "Bizim Ermenileri kesmek
için haklı nedenlerimiz vardı" diyebilmiş, Kürtlerse ülkeyi bölmek
istedikleri için zaten ölümü hak etmişlerdir. Türk insanının hep haklı
gerekçesi olmuştur susmak ve göz yummak için.
Bu nedenle şu an sokaklarda olmakta ne kadar haklı olsa
da Türk ulusu suçludur!
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/dr_alper_hasanoglu/turk_ulusu_sucludur-1181479
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.