Agos gazetesinden Emre Ertani'nin haberine göre, Kadıköy
Modalı olan Prof. Yorgo İstefanopoulos, 1991’den beri Kadıköy Rum Vakfı’nın
başkanlığını yürütüyor.
30 yıl Boğaziçi Üniversitesi’nde görev yapan ve Elektrik
Elektronik Bölüm Başkanlığı da yapan İstefanopoulos, aynı üniversitenin
Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nün müdürlüğünü de üstlenmiş. Işık
Üniversitesi’nde Mühendislik Fakültesi’nin dekanlığını yapan İstefanopoulos,
halen aynı üniversitede rektör yardımcılığı görevini yürütüyor.
İstefanopoulos, belgesel yapma fikrinin nasıl oluştuğunu
şu sözlerle aktarıyor: “Kadıköyle ilgili sözlü-tarih gibi bir belgesel yapmak
istedik. Ailesi Darıcalı olan Yunanistanlı bir arkadaşımız ‘Unutulmayan Darıca’
isminde bir belgesel yaptı. Belgeler bulmuş, Yunanistan’a göçmüş olanları da
bulup konuştu. Aynısını biz de yapalım, en azından Kadıköy’deki Rum eserlerinin
bir belgeseli olsun istedik.”
İstanbullu Rumlar içerisinde Kadıköylülerin hangi
özelliğiyle öne çıktığını sormamız üzerine İstefanopoulos “Kadıköylü Rumlar
daha entelektüel olurdu. Kurtuluş, Samatya’da daha çok esnaf ve ticaretle
uğraşan Rumlar yaşardı. Biz Kadıköy’den Avrupa yakasına geçerken ‘Poli’ye’
(şehre) gidiyoruz derdik. Orası başka bir yerdi, Kadıköy başka. Eskiden
Levantenler de vardı o zamanlar, çok kozmopolitti Kadıköy. Biz de onlar
arasında kendimizi daha üstün sanıyorduk ama herhangi bir fark yoktu” yanıtını
veriyor gülümseyerek.
‘1964 öncesi Kadıköy’de 20 bin Rum yaşardı’
Geçen yıl Eylül ayında belgeselin çekimlerine
başlandığını ve Kasım’da bitirildiğini söyleyen İstefanopoulos, “Kadıköy’de
1964 sürgünü öncesi 20 bin Rum yaşardı, şu an 300 kişi ya var, ya yok.
Kiliselerimiz boş…” diyor.
“Belgeselde kimler konuştu?” sorumuza ise İstefanopoulos
şöyle yanıt verdi: “Bahçeşehir Üniversitesi’nden matematik profesörü İrini
Dimitriyadis bir konuşma yaptı. Kosta Yuanidis diye meşhur bir pinpon
şampiyonumuz vardı 1960’larda. Türkiye’ye birçok kupa kazındırmış kendisi, o
dönemleri anlattı belgeselde. Kadıköy metropoliti Athanasios Papas ve
İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu Başkanı Niko Uzunoğlu da konuştu.
Uzunoğlu, 6-7 Eylül’de babasının sevilen biri olduğu için korunduğunu anlattı.
Ekümenik Patrikhane’nin Basın Sözcüsü Peder Dositheos ise, Kadıköy’deki sosyal
hayatı anlattı.”
‘İnönü azınlıklardan kurtulmak istiyordu’
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın kendisine bir davette
“Gidenler neden dönmüyor?” diye sorduğunu dile getiren İstefanopoulos, Arınç’la
aralarında şu diyalogun geçtiğini söylüyor: “Gidenlerin çoğu yaşlandı artık’
diye yanıt vermem üzerine Bülent Bey ‘Çocukları gelsin o zaman’ dedi.”
Türkiye’den gitmek zorunda kalanların çocuklarının başka bir hayat kurduğunu
vurgulayan İstefanopoulos, “Ne diye geri dönsünler ki?” diye soruyor.
İstefanopoulos, 1964’ün 50. yılı olan 2014’te, gidenleri çağırmak yerine şu
öneride bulunuyor:
“1964’te 13 bin Yunanistan pasaportlu kişi sınır dışı
edildi. Bu sınır dışı olayı Kıbrıs’taki provokasyon sonrası oldu. Bir Noel
gecesi, bir Türk doktor eşi ve çocuklarıyla banyoda katledilmiş olarak bulundu.
O zaman Rauf Denktaş, ‘Bu EOKA’nın işidir’ dedi. Kıbrıs’taki rektör
arkadaşlarım bana bu olayın bir iç hesaplaşma olduğunu anlatıyor. İsmet İnönü,
eskiden beri azınlıklardan kurtulmak istiyordu ve bu olaylar üzerine Yunanistan
pasaportu olanları sınır dışı etti. 13 bin kişi gitti fakat onların aileleriyle
birlikte iki ayda gidenlerin sayısı 50 bini buldu. Sonrası zaten çorap söküğü…
Birçok Rum, ‘Bugün onların başına gelen yarın benim başıma gelir, ben bir an
önce başımın çaresine bakayım’ diye düşünüp ülkesinden gitti. Türk hükümeti
sebepsiz ve haksız yere sınır dışı ettiklerinin yerine 13 bin genç Yunan’a
oturma ve çalışma izni verirse ancak bu iş düzelecek. Gidenleri çağırmak yerine
halen ekonomik krizdeki Yunanistanlılara böyle bir şey teklif edilmesi bir
sonuç getirir.”
‘10 yıla neredeyse İstanbul’da hiç Rum kalmayacak’
“13 bin Yunanistanlıya vatandaşlık verilmesi önerisini
Bülent Arınç’a ilettiniz mi?” sorumuza İstefanopoulos, şu yanıtı verdi: “Bu
cemaat içinde çok konuşulan bir konu fakat Patrik Hazretleri’ne bile iletmedim.
Ben Kadıköy Vakfı’nın yanı sıra Ruhban Okulu Vakfı’nın da başkanıyım. Mesela o
okul açılsa, Yunanistan’dan okumaya gelenler olacak, onlarla birlikte ailesi de
gelecek, akrabaları da gelecek. Şu an nüfus açısından durum çok kötü, bir 10
yıla neredeyse İstanbul’da hiç Rum kalmayacak. Paşabahçe’de hiç Rum kalmadı, en
son bir yaşlı teyze vardı, o da vefat etti.”
http://www.internethaber.com/turkiye-13-bin-yunana-vatandaslik-versin-655502h.htm

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.