Sait Çetinoğlu
Pontos’un Zenginliğine dair Genel Bilgiler (1)
Pontos Osmanlı coğrafyasının en gelişmiş bölgelerinden
biridir gerek nüfusunun artısı, gerek kalkınmasından ve zenginliği açısından
son derece önemli ve Pazar için üretim yapılan kapitalizme eklemlenmiş bir
bölgedir. Bu nedenle aynı zamanda Pontos’taki canlı Helenizmin de kaynağıdır.
Emmanuil Emmanuilidis bu canlılığın Ege sahilindeki Hellenizmle
kıyaslandırılabileceğini söyler. Bu canlılık aynı zamanda Osmanlı için endişe
kaynağıdır. Canlılığın endişe kaynağı olarak algılanması bölgede türlü türlü
bahaneler bulunarak Hükümet tarafından alınan ağır ve özellikle askerî
tedbirler eksik olmaz. Bu bahaneler arasında Karadeniz’de dolaşan Çarlık
Donanması birinci sırada olup, bu donanmanın harekat potansiyelinden dolayı da
buralar askerî bölge olarak değerlendiriliyordu.
pontos-haritaBölge çevresindeki dağlar da, yalnız
Hıristiyanların değil, büyük miktarda Türk olan asker kaçağı silahlı kişilerin
barınağı olmasına da elverişlidir. Samsun hem bir liman kenti hem de iç
Anadolu’ya açılan bir kapı olması bakımından korunması için nüfus bileşiminin
homojenize edilmesine uygun zaman ve zeminin oluştuğuna kani olan İttihat ve
Terakki Cemiyetinin (İTC) etnik temizlik politikasını rahatça uygulayabileceği
bir yer olduğu düşünülür. Aynı zamanda iç talan bakımından zenginliği de iştahı
kabartan bir nedendir.
Pontos’taki zulümlerin ve katliamların hatta otokton
halkının mübadele adı altında kadim topraklarından sökülmelerinin nedeni bu
zenginlikten kaynaklanmaktadır.
1915 öncesi Samsun Ekonomisinden aşağıda sunduğumuz kısa
özet ne söylediğimizin net ifadesidir:
İşletmeler ve milliyetler (2)
Pontosluların Kadim Topraklarından Sürülmesinin ve
sökülmesinin sürekliliği: Tehcirler
Bu zenginliğe el koymak için askeri bahanelerle Pontos
nüfusu ölüm yolculuğuna çıkarılır. Ölüm yolculuğuna çıkarılmalıdır ki savaş
sonunda geri dönüp hak iddiasında bulunmasın. Pontostaki ve diğer bölgelerde
Hıristiyanların Soykırıma uğratılmalarının temel sebebi budur.
rum-amela-taburu
Rum Amale Taburu
Vehip Paşa 1916 Kasımında Alman danışmanları ile
birlikte, “masum” bir askeri güvenlik plânı hazırlar Plan, güvenlik nedeniyle,
Rus cephesi üzerinde bulunan tüm Hıristiyanların, cepheden 50 kilometre kadar
geriye aktarılması gerektiğini ileri sürmektedir.. Plana göre, Ruslar Ortodoks
Hıristiyan olduğu için, cephe hattında Hı¬ristiyanların varlığı bir güvenlik
sorunu yaratıyordu. Plan, Tirebolu’dan Bafra, Samsun ve Sinop’a kadar tüm
bölgeyi kapsıyordu. Bu sözde geçici bir plandı, mantıklı ve de masum nedenlerle
hazırlanmıştı. Evet, bu belki mantıklı ve amaca uygun bir plandı, ama asla
masumane değildi. (3) Pontoslular bu plan dahilinde ölüm yürüyüşlerine
çıkarıldılar.
Hüküm süren kış, yok edilme planı için çok imkânlar
veriyordu, günler bunun için çok müsaitti. Nitekim 27 Aralık 1916 Pazar günü,
yani Noel bayramının üçüncü günü (4), Samsun’da, sehrin ileri gelen Rumları
tutuklandı. Tutuklananların başkalarıyla irtibat kurmalarına ve erzak
almalarına izin verilmedigi gibi, ertesi günün şafağında Anadolu’nun içlerine
gönderildiler. Aynı gün, Samsun’un Kadıköy semti ordu tarafından kuşatıldı.
Genelde halk tabakasının bulunduğu semtte, güya Paşa’nın ilanlarını öğrenmek
için çağrıldıkları semtin meydanında, toplananların tümü tutuklanarak, ihtiyar,
çocuk ve kadınlar, toplamda 4.000 kişi, refakatçiler eşliğinde iç kesimlere
gönderildi. Karakışın içinde yayan, susuz ve yiyeceksiz, istirahat etmelerine
müsaade edilmeden, vadi ve dağları astılar. Oniki saatlik devamlı yürüyüşten
sonra uyku molası verilerek, ertesi gün gene 12 saatlik yürüyüş yaptırılarak,
sonunda, 4. Gün Havza’ya vardılar. Çorum’a yönlendirilen zavallı kervan, yol
boyunca, Amasya, Bafra ve Çarşamba bölgelerinden boşaltılan başka kervanlarla
birleşip yollarına devam ettiler. Şehirlerde tutuklamalar devam ediyordu.
Geceleri çevredeki dağlar, yakılan köylerin alevin ışıkları arasında
parıldıyordu. Genel sürgün mıntıkaları ilan edilmeyen yerlerden yalnız erkekler
sürgün ediliyor, yakılmayan köyler Kafkasya’dan gelen mültecilere veriliyordu.
(5)
Bu insanların kadın, çocuk ve ihtiyarlardan oluştuğunun
altının çizilmesi gerekir. Dolayısıyla korumadan uzaktırlar. savaş dolayısıyla
genel seferberlik ilan edilmiştir. Askerlik çağında olanlar (15-65), orduya
alındıktan sonra, amele taburlarına nakledilerek orduda yük hayvanı olarak
kullanılmak üzere Van, Erzurum ve Diyarbakır’a çıplak ve erzaksız bir şekilde
gönderildiler. Kaçmayanlar buralarda öldürülmüşlerdi.
“ 9 Mart 1916 tarihinde Giresun Rumları, 16 Kasım 1916’da
Tirebolu Rumları Şebinkarahisar ve Suşehri arasında bulunan Birk köyüne, 30
Aralık 1916 tarihinde de Melet Vadisinin doğusunda bulunan sahil bölgesi
Rumları ise Sivas ve Tokat vilayetlerine sevk edilmişlerdir. Savaş sırasında
Giresun’dan sevk ve tehcir edilen Rumların sayısı bazı arşiv belgelerine konu
olmuştur. Buna göre Giresun’dan Ankara’ya 54 hanede 179 (içlerinde Samsunlu ve
Gümüşhaneli Rumlar dahil olmak üzere), (6) Kayseri’ye 15 hanede 60, (7)
Kastamonu’ya 84, (8) Sivas’a 60, Tokat’a 610, Amasya’ya 327, Şebinkarahisar’a
ise 29 kişi sevk ve tehcir edilmiştir. (9) Sevk edilen Rumların daha sonra 15
Mayıs 1918 tarihinde memleketlerine dönmelerine izin verilmiştir.” (10)
Tabiidir ki geri dönebilenler mucize eseri sağ kalabilmiş olanlardır. Ancak bu
konuda Ankara ve İstanbul hükümetlerinin aynı yönde hareket ettiklerini
görüyoruz: Geri dönmelere büyük güçlükler çıkartırlar; 15 Temmuz 1919′da Vakit
Gazetesi ile bir mülakat yapan İstanbul hükümeti Nafıa Nazırı Ferid Bey, (11)
Anadolu’dan [bunu yurtlarından diye okumak gerek] ne maksatla çıktıkları (12)
bilinen Rumların tekrar geri dönmelerine engel olacaklarını, bu konuda Trabzon
ve Samsun’daki yetkililerin, daha önce Ali Kemal Bey zamanında böyle kesin
emirler aldıklarını da belirterek; bu konuda İtilaf Devletleri temsilcilerinin
de aydınlatıldığını ifade etmesini bu zorluklardan biri olarak anlamanın yanı
sıra İtilaf devletlerinin de bu konuda bir çabalarının olmaması olarak da
okumak mümkündür.
Zaten Birinci Dünya Savaşının sonlarına doğru geri
dönmelerine izin verilen Giresun Rumları 1921 yılında yeniden tehcire tabi tutuldu.
Merkez Ordusu Komutanlığı, 9 Haziran 1921 tarihinde Rumların iç bölgelere
sürülmesini istedi.
Ankara hükümeti, 16 Haziran 1921’de aldığı bir kararla
15-50 yaş arasındaki eli silah tutan bütün Rumları bölge dışına çıkardı.
Giresun’dan Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum, Şarki Karahisar, Elaziz, Ergani,
Malatya ve Maraş’a gerçekleştirilen sürgünlerde 8500 Rum tehcir edildi. (13)
Sermayenin El değiştirmesi ve Zenginleşme
Giresun Belediye Başkanı Kaptan Yorgi Konstantinidi Paşa
Fotiadis, Tehcir adı altında ölüm yollarına çıkarılar
Pontos’un Hıristiyan Halkının geride bıraktıkları değerlerin Müslümanlar için
bir zenginlik kaynağı olduğunun altını çizer: Ermenilerin ve Rumların
servetleri, katillerinin ve zorbaların eline geçti. Caniler ve sonradan olma
yeni zenginler tarafından Ermeni ve Rumların imha edilmesiyle Pontos’ta o
zamana kadar bulunmayan bir Müslüman burjuvazi oluştu. (14)
Ölüm yürüyüşüne çıkarılanların geride bıraktıkları
değerlerin korunmasına (!) dair yönetmelikler çıkarılmıştır. Ancak bu değerler
gasplara ve yolsuzluklara konu olacaktır. Bölgenin egemeni Topal Osman Ağa tüm
zenginliği bu gasplardan oluşmuş diğer egemenler de ondan aşağı kalmamıştır.
Osmanlı ve Cumhuriyet arşivleri bu yolsuzluk belgeleriyle doludur:
14 Ağustos 1335 (1919) tarihli bir belgede Giresun
kazasından dahile nakledilen Rumlara ait fındıklık bahçeleri hasılatını
hod-be-hod [kendi başına] almış olan Kafkas kolordusundan bir binbaşıdan söz
edilir. (15)
5 Haziran 335 tarihli bir belgede listesiz makbuzsuz
tutanaksız askeriyece şarki karahisar’dan alınan Rum emval-i metrukesinden söz
eder. (16)
4 / 8 / 34 (1918) tarihli Aşair ve Muhacirin Müdiriyetine
ait belgede Rusyaya giden Pontoslulardan kalan mallardan savaş ganimeti olarak
söz edilir. (17)
23 Ekim 334 (1918) tarihli belgede Küçükköy’ündeki Rum
emval-i metrukesinden Yorgi Fedan’a ait yağhane alat ve edevatını söküp aşıran
ihtiyat zabitinden söz eder. (18)
14 Kasım) 334 (1918) tarihli belge merbut Yeniköy
Rumlarının mahal-i ahara hin-i nakillerinde orada metruk eşya ve hayvanatça
vukua getirilen su-i isti’malat [yolsuzluk] hakkındadır. (19)
20 Haziran 334 / 918 tarihli maliye bakanlığına ait
belgede, Canik Tasfiye Komisyonu muamelatının incelenmesine görevlendirilmiş
edilmiş olan Amasya Sancağı muhasebecisi İbrahim bey inceleme raporunu yazmış
ve inceleme evrakına göre yolsuzluk durumu anlaşılan söz konusu komisyonun
maliye üyesi … bey azledilmiş olduğuna ilişkindir. (20)
Temmuz 334 tarihli belgede Rumlardan metruk zeytinlikler
ile fındık bahçelerinde ve diğer arazilerde yetişmekte olan mahsulatın bazı
mahallerde gerçek değerlerinin fevkalade aşağı bir fiatla ve kısa müddetli
müzayede ihale edilmekte olduğu istihbar kılınmıştır. (21)
Rum malları ile ilgili yolsuzluklar her bölgede yapılmaktadır.
Bunlara dair bir çok belge bulunmaktadır. Bunlara dair bir örnek de verelim:
4 Haziran 332 (1916)tarihli belge Bergama eşraf ve yerel
memurlardan bazılarının emval-i metrukeden aldıkları zeytin ağaçları
hakkındadır. Belge ekinde yolsuzluk yapanlar ve yaptıkları yolsuzluk miktarları
listelenir. (22)
6 Nisan 336 (1920) tarihli belge Rum Emval-i Metrukesi
eski muhasebecisi… efendi tarafından Ziraat Bankası’ndan alınıp kaydı icra
edilmeyen (3560) üçbinbeşyüzaltmış kuruşun adıgeçen tarafından çalınmasıyla
ilgilidir. (23)
Zenginleşmenin bir diğer mekanizması el konulan
yetimlerden dolayı edinilen Hıristiyanlara ait mülklerdir. Yetimlere ve
kadınlara el koyanlar bunların ailelerinden gelen mülklere de el koyma hakkı
elde etmektedirler: Din değiştiren [değiştirilen demek gerekir] veyâ evlenen
[el konan demek gerekir], eğitim [asimilasyon demek gerekir] maksadıyla
güvenilir kimselere, teslim edilen çocukların malları korunacak ve bu malları
bırakanlar ölmüş ise [öldürülmüş demek gerekir] bunlara ait hisseler [bu
ailelere] verilecektir. İç işleri bakanlığının çeşitli vilayetlere gönderdiği
11 Ağustos 1915 tarihli belge yetimlerden ve el konulan çocuk ve kadınlar
vasıtasıyla edinilecek zenginliklere ilişkindir. (24)
Fotiadis çocuklara el koyma ve Müslümanlaştırılmasının
altını çizer: Çocuklara el koyma, sadece zorla kaçırma biçiminde
gerçekleşmiyordu. Bilakis, çocuklar artık kendi Hıristiyan kökenlerini
söylemeye cesaret edemiyecekleri duruma gelene kadar yapılan terör ve işkenceyi
de kapsıyordu. (25) El koyma ve Müslümanlaştırılmaya ilişkin raporlara yer
vererek bu konunun önemsenmediğini vurgular: Küçük Asya Rumlarının çocuklarının
20. yy.’da zor yoluyla çalınması ve zorla Müslümanlaştırılması Küçük Asya’dan
kaçan birçok yazarın dikkat çekmesine rağmen, Yunan Devleti tarafından bilinçli
olarak araştırılmadı. (26)
İmparatorluk dönemindeki gasplardan arta kalan mülkler
Kemalist dönemde hazineye gelir sağlamak ve Kemalist kadroların zenginleşerek
Müslüman-Türk burjuvaziye dönüşmesi için bunlara devredilir.
Pontosluların geride bıraktıkları mülkler iki kategoride
sınıflandırılmaktadır. Mübadele ile bıraktırılan; mübadil mülkler. Diğeri de
öldürülen veya kaçırılan kişilerin geride bıraktıkları; Gayri mübadil mülkler:
Bu gün Trabzon’da Atatürk Köşkü olarak kullanılan Kabayannis’in Konağı,
Kabayannis’in Mübadil olmamasına rağmen el konulmuştur. Kabayannis Rus
vatandaşıdır ve mübadeleye tabi bir Pontoslu değildir. Bu gibi örnekler
çoğunluktadır. Kemalistler lozan’ın yürürlüğe girdiği 4 Ağustos 1924 tarihinde malının
başında olmayan bütün Gayrimüslimlerin müklerinin sahibi olduklarını ilan
etmişler ve bunlara el koymuşlardır.
Rus tebasından Kiryako oğlu Bavli, Panayotoğlu Nikola,
Kakuloğlu yorgo kızı Lambada ve Kakuloğlu Haralambo kızı Tabada’ın mülkleri 24
Aralık 1928 günü (27) haraç mezat satılmak üzere 4 Aralık 1928 günü satışa
çıkarılmıştır. 21 Temmuz 1932 günlü Yeşil Gireson Gazetesinde 5 parça
Gayrimübadil mülk Ziraat Bankasınca mezata çıkarılmıştır.
Giresun aralıksız en uzun (1885-1904) Belediye Başkanlığı
yapmış olan Kaptan Yorgo Konstantinis Paşa’da Mübadil olmamasına rağmen,
Paşa’nın mülkleri21 Temmuz 1932 günü haraç mezat satılmıştır. (28)
Amasya Mahkemesince idam edilen Bafralı Haralambo’nun, ve
Deliyaroğlu (Deligavuroğlu) Yorgo’nun mülkleri 27 Temmuz 1932 tarihinde
satılmak üzere mezata çıkarılmıştır. (29)
Dönemin yerel gazetelerinde bir çok başka örnekler de
bulunmaktadır
İyileştirme ve öneriler
Pontos halkı 1908- 1923 yılları arasında çok acı çekmiş
ve 1924 tarihinde tarihsel topraklarından sökülmüştür. İnsanlığın bugün
eriştiği uygarlık seviyesinde Pontos halkının uğradığı bu zulümlere yönelik
iyileştirmeler yapılabilir.
1. Tarihsel topraklarından kovulan Pontos Halkından
isteyenlere vatandaşlık hakkının geri verilmesi.
2. Müslümanlaştırılan yetimlerin ve el konulan kadın ve
kızların nüfus kayıtlarının çıkarılması ve bunlardan dolayı edinilen mülklerin
bir envanterinin çıkarılması.
3. Osmanlı dönemi tapu kayıtlarının şeffaflaştırılması ve
araştırmacılara açılması.
4. Mübadele öncesi mülk değişiminin envanterinin
çıkarılarak el koymaların tespiti.
5. Zilyetlik iddiasıyla ve şahitlerle edinilen mülklerin
envanterinin çıkarılarak el koymaların tesbiti.
Gibi çalışmalar acıların giderilmesinde ön adımlar
olabilir.
Ekler
Ek 1
El konulan Hristiyan yetimlerin mallarının gaspına dair
Osmanlı belgesi
Başbakanlık Osmanlı Arşivi/ DH.ŞFR., nr. 54-A/382
Bâb-ı Âlî Dâhiliye Nezâreti [içişleri Bakanlığı]
İskân-ı Aşâyir ve Muhâcirîn Müdîriyyeti
[ Aşiretlerin iskanı ve muhacirler müdürlüğü]
İstatistik Şu‘besi Umûmî: 451 Şifre
Adana, Ankara, Erzurum, Bitlis, Haleb, Hiidâvendigâr,
Diyârbekir, Suriye, Sivas,
Ma‘mûretü’l-azîz, Musul, Trabzon, Van Vilâyâtıyla, İzmit,
Urfa, Eskişehir, Zor, Canik, Kayseri, Mar ‘aş, Karesi, Kal ‘a-i Sultâniyye,
Niğde, Karahisâr-ı Sâhib Mutasarrıflıklarına Adana, Haleb, Mar ‘aş, Ma ‘mûretü
’l-azîz, Diyârbekir, Trabzon, Sivas, Canik, İzmit Emvâl-
Metrûke Komisyon Riyâseti’ne
İhtidâ eden /din değiştiren veyâhûd{yada izdivâc
edenlerle/evlenen, eğitim [asimilasyon] maksadıyla teslim edilerek bırakılan
güvenilir kimselere bu çocukların malları korunacak ve bu malları bırakanlar
ölmüş ise bunlara ait hisseler verilecektir.
Fi 29 Temmuz sene [1]331 [11 Ağustos 1915]
Nâzır [Bakan]
Dipnotlar
1) Pontos antik çağ’ın da en zengin bölgelerinden
biridir. Özellikle İmparator Büyük Mithradates (VI) (Mithradates aynı zamanda
İskender olarak anılır. Antik çağın en çok okunan el yazması ve dillerde
dolaşan efsanesi, İskender Menkibesi/ Efsanesi’nin konusu Mithradates’tir )
döneminde gücünün doruğuna ulaşmış, Roma İmparatorluğunun egemenliğini kabul
etmemiş, uzun yıllar Roma ile savaşmıştır. Bu uzun savaş döneminde Mithradates
savaşını sınırsızmış gibi görünen altın stokları ile finanse eder. Büyük
Mithradates Roma ile olan uzun savaşlar boyun¬ca hiçbir zaman parasız
kalmamıştır. Kral kısa süre içinde ordu toplayabildiği gibi aynı zamanda her
zaman askerlerine iyi ücretler ödeyecek kadar çok paraya sahipti. Pontos hem
bölge ticaretinin hem de uzak yol ticaretinin çekim merkezidir. Pontos’un
refahının, ticaretten ve altın, gümüş, demir, değerli mineraller gibi doğal
kaynaklardan geldiğini biliyoruz. Mithradates vergilerden ve Karadeniz’deki
tahıl, tuzlanmış balık, şarap, zeytinyağı, balmumu, altın, demir, mineral, boya
özleri, kumaş boyası, deri, kürk, yün, keten ve diğer mallarla yapılan
ticaretin kontro¬lünden önemli gelir elde ediyordu. Mithradates’in İskit
müttefikleri zengin altın bölgelerini ellerinde tut¬maktaydı. Ayrıca göçer
kavimler Azak Denizi ve Karadeniz çevresindeki steplere dağılmış zengin mezar
höyüklerini yağmalı¬yorlardı. Modern arkeologlar bu zarif mezarlardan
birçoğunun Antik Çağ’da soyulduğunu keşfetmiştir. Bu altınların bir kısmı vergi
ya da ticaret anlaşmaları aracılığıyla Pontos İmparatorluğuna gelmekteydi.
Bunlara ilaveten Mithradates, Hindistan ve Çin’le yapılan kara tica¬retinden de
gelir elde ediyordu. İpek Yolu, Mithradates’in çocukluğunda açılmıştır. Pontos
antik ipek yolunun güzergahı üzerindedir. Ayrıca denizlerdeki korsanlık
faaliyetlerinden gelen ganimetler de Pontos’a akmaktadır. Bunlar aynı zamanda
büyük Mithratades’in gölge donanmasını teşkil ederler.
2) Savvas Kalenderidis, Batı Pontos, Infogomon 2005 s.
262
3) Yorgo Andreadis, Tamama Pontos’un Yitik kızı, ç.R.
Zarakolu, Belge,2003, s 61-61
4) Hıristiyanlara karsı alınan üzücü tedbirler, genelde
Hıristiyanlıgın dinî bayramlarında alınıp, sebebi de kendi Tanrılarının hakiki
olmayıp, kurtulusu baska yerde aramaları içindi.
5) Emmanuil Emmanuilidis, Osmanlı İmparatorluğunun Son
Yılları,Çev. Niko Çanakçıoğlu, Belge Y. 2014 158-159
6) BOA, DH. ŞFR, No: 602/51.
7) BOA, DH. ŞFR, No: 599/133.
8) BOA, DH. ŞFR, No: 587/69.
9) BOA, DH. ŞFR, No: 586/48.
10) Sezai Balcı, Giresun Rumları ve Gayrimüslim bir
Belediye Başkanı: Kaptan Yorgi Konstantinidi Paşa, Libra, 2012, s 23
11) Ahmed Ferid Tek, Türk milliyetçiliğinin
ideologlarındandır.
12) Sadece canını kurtarmak için Yurt dışına gidenler
değil. Hıristiyanların dolaşımları yasaklandığından yurt içinde herhangi bir yerde
olan dahi yerinden kıpırdayamamaktadır.
13) Sezai Balcı, Giresun Rumları… s 23-24
14) Takibat, Tehcir ve İmha, çev. Suzan Zengin Der. T.
Hofmann, Belge Y. 2013, s 265.
15) Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi/ BCA – 272 / 10 / 1 /
54
16) BCA – 272 – 10 / 1 / 44
17) BCA – 272 – 10 / 1 / 2 / 17
18) BCA – 272 / 10 / 1 / 2 / 37
19) BCA – 272 / 10 / 1 / 2 / 42
20) BCA – 272 – 10 – 1 – 2 – 15 (maliye üyesinin adını …
gösterdim)
21) BCA – 272 – 10 – 1 – 2 – 14
22) BCA – 272 – 11 – 8 – 8 – 4
23) BCA – 272 – 10 – 2 – 11 – 6 (muhasebecinin adını …
olarak gösterdim)
24) Başbakanlık Osmanlı Arşivi/ BOA, DH.ŞFR., nr.
54-A/382
25) Takibat, Tehcir ve İmha… s 286
26) Takibat, Tehcir ve İmha… s 287-288
27) 13 aralık 1928 Yeşil Gireson s 4
28) 21 Temmuz 1932 Yeşil Gireson s 4
29) 21 Temmuz 1932 Yeşil Gireson s 5
http://ermenistan.de/sait-cetinoglu-yazi-pontosun-zenginligi-ve-pontos-soykirimi/#more-428




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.