Ders kitapları Türkiye’deki toplumsal değişimin gerisinde
ve toplumsal barışı, demokratik vatandaşlığı güçlendirme hedefinden uzak... İstanbul
Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma
Merkezi (SEÇBİR) ile birlikte 2012-2013 Eğitim ve Öğretim Yılında okutulan 245
ders kitabını insan hakları ölçütlerine göre tarayan ve raporlayan Tarih Vakfı,
“Ders Kitaplarında İnsan Hakları Projesi”nin üçüncüsüne ait tarama raporunu
kamuoyuyla paylaştı. 1 Aralık 2012 tarihinden bu yana Tarih Vakfı ve İstanbul
Bilgi Üniversitesi SEÇBİR tarafından yürütülen Ders Kitaplarında İnsan Hakları
III projesi kapsamında toplam 245 ders kitabı, 38 maddeden oluşan Niteliksel
Tarama Ölçütleri’ne göre incelendi. İnsan hakları ve yurttaşlık değerleri
bağlamında ilk ve orta öğretim ders kitaplarının biçim, içerik ve pedagojik
yeterliliğinin gözden geçirilmesi ve ders kitaplarından insan haklarını ihlal
eden kısımların kaldırılması hedefiyle yola çıkan proje, ders kitapları
aracılığıyla Türkiye’deki resmi bilginin sınırlarını ortaya koyuyor.
İnsan haklarına aykırı somut örnekler
Ders kitaplarında “biz ve ötekiler,” “doğrudan insan
haklarına aykırı öğeler,” “devlet, demokrasi ve laiklik kavramları,” “toplumsal
cinsiyet eşitliği” ve “eğitim felsefesi” gibi ölçütleri inceleyen proje
yürütücüleri, aynı zamanda raporda, ders kitaplarında “Türk kültürü” ile
“militarizm ve süregiden tehdit algısı” gibi başlıklara da yer verdi. Projede
bu başlıklar altında kitaplardaki insan hakları sözleşmelerine aykırı ifadeler
yanında iyi örnekler de incelendi. Araştırma kapsamında elde edilen bilgiler,
bulgular ve sonuçlara yönelik çözüm önerilerinin kamuoyuyla paylaşıldığı toplantıda,
dikkat çeken bazı bulgular şu şekilde sıralandı:
· Ders
kitaplarının güncel hali Türkiye’deki entelektüel seviyenin, siyasal ve
toplumsal gelişmelerin gerisindedir. Zira Türkiye’de etnik ve dinsel grupların
sorunları eskiye oranla daha çok konuşulmakta, farklı grupların sorunlarının
çözülmesi yönünde adımlar atılmaktadır. Örneğin; okullara seçmeli Kürtçe,
Abazaca, Lazca gibi dersler konulmasına rağmen, ders kitapları hala bu grupları
görmezden gelen tekdilli ve tekkültürlü bir anlayışla yazılmaktadır.
· Bazı iyi
örneklere rağmen kitaplarda insan hakları, demokrasi ve laiklik gibi kavramlar tarihsel ve sosyolojik bir bağlama
oturtulmak yerine, anakronik ve özcü bir biçimde aktarılmaktadır. Bu şekilde
kitaplar bu kavramları doğru bir şekilde aktarmaktan çok, tarihdışı ve Türklere
özgü bir dünya görüşünü vazetmektedir. Sonuçta, modern dönemin ürünü olan insan
haklarının asırlar önce Hz. Muhammed tarafından ilan edildiği, Türklerin
ezelden beri demokrat ve laik oldukları ileri sürülmektedir.
· Ders
kitaplarında günümüz Türkiyesine dair çizilen resim şöyledir: Türkiye Batı
ülkelerinden geride kalmış, çağdaşlaşması gereken bir ülkedir; “dilimiz”
yozlaşma tehlikesiyle yüz yüzedir; ülke iç ve dış tehdit altındadır. Özcü
kimlik kurgusu doğrultusunda kitaplarda “muhteşem bir geçmiş” vardır ama
Türkiye’nin bugününe dair olumlu içerikler yoktur. Dolayısıyla kitaplar hem
üstün bir kültüre sahip olma hem de tehdit altında olma gibi oldukça sorunlu ve
içe kapalı bir Türkiye imajını besleyen bilgi ve duygu aktarımında
bulunmaktadır.
· Bazı iyi
örneklere rağmen ders kitaplarındaki temel örüntünün kadınları ev içi rollerle
temsil eden, eşitsiz rol dağılımını destekleyen örneklerle şekillendiğini
söylemek mümkündür. Bu çerçevede mimarlar, doktorlar erkek varsayılmakta, Fen
Bilgisi ve Matematik kitaplarında dahi cinsiyetçi işbölümünü destekleyen
örneklere rastlanmaktadır.
Çözüm önerileri
·
Türkiye’deki son toplumsal gelişmelere, müfredata dahil edilen farklı
seçmeli dil derslerine rağmen, ders kitapları hala tek dilli, tek dinli bir
vatandaşlık anlayışına kuruludur. Kitaplarda sunulan “Biz anlayışı”
Türkiye’deki gelişmelerin gerisindedir. Ders kitapları yeni bir “Biz bilinci”
oluşturma, çoğulcu muhayyileyi ve barışı tesis etme yolunda önemli araçlar
olabilir. Ders kitaplarının bu açıdan yeniden yazılmaları gerekir. Kitaplarda
etno-kültürel kimliği temel alan bir milliyetçilik yerine vatandaşlık bağını
temel alan çoğulcu bir “Biz kurgusu” geliştirilmelidir.
· Ders kitaplarında
Türkiye’yi sürekli çağın gerisinde ve tehdit altında olan bir ülke olarak
sunulmaktan vazgeçilmelidir. Türkiye çağın içine oturtularak sunulmalı,
modernleşme sürecinin doğurduğu farklı yapılar eleştirel bir düşünme
perspektifiyle ele alınmalıdır.
· Ders
kitaplarında ateistlere, engellilere, gençlere, çocuklara karşı önyargı
oluşturacak genellemeler ve ifadeler çıkarılmalıdır. Farklı grupları hak
temelli ve çoğulcu bir perspektifle ele alan örneklere yer verilmelidir.
· Ders
kitaplarında cinsiyetçi kalıpyargıları ve işbölümünü destekleyen ifadeleri
çıkarılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen örneklerin sayısının
artırılması gereklidir.
· Bu
çerçevede militarist değerleri açıkça aşılamaya çalışması, misyonerlergibi
ifadelerle farklı grupları hedef göstermesi, Türklüğü “sarı ırk, beyaz ırk”
gibi arkaik kavramlarla tartışması bakımından diğer kitaplardan ayrı bir yerde
duran T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi kaldırılmalı, kapsadığı dönem
çağdaş bir Tarih dersinin içeriğine yedirilmelidir.
·
Türkiye’de bir yandan Türkiye’de Barış Süreci yürütülüyor, “artık
ölümler olmuyor” deniliyor ama kitaplar savaşı normalleştiren, ölümü yücelten,
çocuk askerleri rol modeli olarak gösteren ifade ve görsellerle doludur. Siyasal alanı daraltan, eleştirel düşünceyi
kapatan bu militarist içeriğin ivedilikle temizlenmesi gerekir.
DERS KİTAPLARINDA İNSAN HAKLARI III PROJESİ: TARAMA
SONUÇLARI GENEL BULGULAR VE ÖNERİLER
Tarih Vakfı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve
Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yürütülen Ders
Kitaplarında İnsan Hakları III projesinde toplam 245 ders kitabı 38 maddeden
oluşan Niteliksel Tarama Ölçütleri’ne göre incelendi. Bu ölçütler, şu alt
başlıkları içermekteydi: Ders kitaplarında “biz ve ötekiler,” “doğrudan insan
haklarına aykırı öğeler,” “devlet, demokrasi ve laiklik kavramları,” “toplumsal
cinsiyet eşitliği” ve “eğitim felsefesi.” Proje’de bu başlıklar altında,
kitaplardaki insan hakları sözleşmelerine aykırı ifadeler yanında iyi örnekler
de incelendi. Aşağıda ders kitaplarından somut örnekler eşliğinde raporun genel
bulguları sunulmuştur.
Ders kitaplarındaki “Biz” kavramı ve “ötekiler”
• Ders kitaplarının güncel hali Türkiye’deki
entelektüel seviyenin de siyasal ve toplumsal gelişmelerin de gerisindedir.
Zira Türkiye’de etnik ve dinsel grupların sorunları eskiye oranla daha çok
konuşuluyor. Farklı grupların sorunlarının çözülmesi yönünde adımlar da
atılmaya başlandı. Örneğin, okullara seçmeli Kürtçe, Abazaca, Lazca gibi
dersler konuldu. Ama ders kitapları hala bu grupları görmezden gelen tekdilli,
tekkültürlü bir anlayışla yazılıyor.
• Bu çerçevede; ders kitapları Türkiye’deki
toplumsal çeşitliliği yansıtmaktan çok uzak. Kitaplar kentli, eğitimli, orta
sınıf kültürüne dayanan metinler ve görseller üzerine kurulu. Kitaplarda
Kürtler, Ermeniler, Museviler, Rumlar, Abazalar, Lazlar, cinsel yönelim
grupları ve başörtülüler yer almıyor. Kitaplar etno-kültürel ve dışlayıcı bir
Türklük anlayışıyla yazılıyor.
• Ders kitaplarında “Biz” derken kastedilen
yalnızca kökleri Orta Asya’ya dayanan ve Müslüman olan Türkler kastediliyor.
Örneğin aşağıdaki İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında görüldüğü gibi
gayrimüslim azınlıklar Türklük tanımının dışında tutuluyor.
“Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ticaret işleri
yabancıların ve azınlıkların elindeydi. Türk vatanseverliği temelleri üzerine
kurulan bir devlette bu durum devam edemezdi. Cumhuriyet, en kısa zamanda Türk
milletini ticari ilişkilerde etkin bir hale getirmeliydi. Yeni Türk Devleti’nin
ve toplumun çıkarları ön plana alınmalıydı” (Ortaöğretim T.C. İnkılap Tarihi ve
Atatürkçülük, Netbil, 118).
• Ders kitaplarında Kürtler hala sadece
“zararlı cemiyetler” başlığı altında geçiyor. Ancak burada da bu cemiyetin
Türkler tarafından kurulduğu dile getiriliyor.
“Azınlıkların kurduğu cemiyetler dışında Türkler
tarafından Milli Mücadele’ye karşı kurulan cemiyetler de vardı. Bunlardan
bazıları şunlardır:
Kürt Teali Cemiyeti: İstanbul’da Mayıs 1919’da kurulan
cemiyetin amacı, doğu illerimizi kapsayacak şekilde ayrı bir devlet kurmaktı”
(T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 8, MEB, 39).
• Sonuçta, kitaplar Türkiye’de yaşayan
herkesi aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi Müslüman varsayan bir anlayışa
dayanmaktadır. Bu durum farklı olanı görmezden geldiği, farklı dinlere inanan
ya da inanmayan öğrencilerin kültürel sermayelerini yok saydığı için açık bir
hak ihlali içermektedir.
“Dini ve milli bayramlar öncesi evinizde hangi
hazırlıklar yapılır?” (Türkçe 3 Öğretmen Kılavuz Kitabı, Dörtel, 252)
“Dinimizde emredilen ibadetler doğru olarak samimiyetle
ve bilinçli bir şekilde yerine getirilirse insanları kötülüklerden
uzaklaştırır.” (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 11, Tutku, 39)
Yukarıdaki örnekte bir kültür dersi olduğu ileri sürülen
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında “dinimiz” yerine “Türkiye’deki
Müslümanlara göre…” ya da “İslamiyet’e göre…” denilse sorun bir nebze
halledilebilir. Herkesi inançlı sayan “dinimiz” türü ifadeler de müfredata yeni
dahil edilen seçmeli din derslerinde kullanılabilir.
• Bu çerçevede son yıllarda Din Kültürü ve
Ahlak Bilgisi kitaplarında (özellikle 12.sınıf programında) Yahudilikten,
Budizme, Alevilikten Nusayriliğe kadar farklı inanç ve mezheplerden bahsedilmeye
başlanması olumlu bir adım olarak görülebilir. Ancak 12. sınıfa gelinceye kadar
kitaplarda iletilen “tek doğru ve meşru yaşam biçimi Sünni İslam’a dayalı
Müslümanlıktır” mesajı, farklı inançların bu sınıfta ele alınmasını da sembolik
düzeye indirgemektedir. Ayrıca kitaplardaki Alevilik tanımı, Türkiye’deki
Alevilikle ilgili çeşitliliği yansıtmaktan uzaktır.
“Hz. Ali’yi seven, sayan ve ona taraftar olan kişiye
Alevi denir. Aleviler; Allah’ın birliğine inanan, Hz. Muhammed’i son peygamber
olarak kabul eden, kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim olan, Hz. Muhammed’i ve onun
ehl-i beytini seven Müslümanlardır”. (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 12, MEB, 55)
• Ders kitaplarında bazı gruplara karşı
önyargı ve kalıpyargı oluşturan ifadelere rastlanmaktadır. Aşağıdaki örneklerde
görüldüğü gibi ateistler topluma zarar vermekle, engelliler olumsuz sapma
kategorisi oluşturmakla, gençler ise toptan görgüsüzlükle suçlanmaktadır.
“Vahye dayanmayan birçok inanç türü vardır. Ateizm,
politeizm, satanizm bunlara örnek olarak verilebilir. Bunlar toplumda yanlış,
dayanaksız, hatta zaman zaman topluma zarar veren uygulama ve inanışların
ortaya çıkıp yaygınlaşmasına neden olmaktadır.” (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
9, Fem yayıncılık, 19)
“Fizik veya organik olarak sorunlu kişiler diğer bir
olumsuz sapma kategorisi oluştururlar. Bunlar da toplumdaki normal yaşam
görüntüsünü izleyemezler. Ancak psikolojik ve moral açıdan normal olanlardan
oldukça farklıdırlar. Sağır-dilsizler, kötürümler ve kronik hastaların normal
bireylerden beklenen davranışları yerine getirmeleri beklenemez.” (Sosyal
Bilimler Lisesi Sosyoloji 1, MEB, 144)
“Bugünün genç ve çocukları geçmişe göre daha çok
seçenekle karşı karşıyadır. Alternatiflerin çok olması onları daha çok
karmaşaya ve görgüsüzlüğe itmiştir. Bu karmaşıklık ve anlaşmazlık karşısında
öğrencilere yardım gereklidir” (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 5 Öğretmen Kılavuz
Kitabı, MEB, 25)
Ders kitaplarındaki Türk kültürü: Aşağılık kompleksini
besleyen “hem üstün hem zayıf olma” mesajı
• Ders kitaplarında bir yanda Türklerin, Türk
kültürünün ve Türkçenin üstünlüğü mesajı verilir. Öte yanda yazarlar Türkiye’yi
sürekli çağın gerisinde sunarlar; tek bir ağızdan Türkçenin yozlaşmakta
olduğunu dile getirirler. Ders kitaplarının bu haliyle öğrencilerde onurlu bir
kimlik algısı yaratmak mümkün değildir. Zira kitaplar tekperspektifli olarak
yozlaşmadan bahseder ama son yıllarda yazılan edebiyat eserlerinden, Nobel
ödülünden söz etmezler. Ayrıca aynı anda hem en güçlü ve en iyi olduğunu iddia
etme, hem de güçsüz ve tehdit altında olma hissi, kavramın sözlük anlamıyla
aşağılık kompleksine işaret eder. Çünkü aşağılık kompleksinde kendini bazı
açılardan aşağı gören bireyin, aynı anda kendini ispat etme arayışında olduğu
görülür. Bu çerçevede sürekli bu iki duyguyu aktaran ders kitaplarının
güvensiz, şüpheci ve aşağılık kompleksiyle malul bir vatandaşlık anlayışına yol
açabileceği öngörülebilir.
“[Türk ordusu]
dünyanın en mükemmel, disiplinli ve kahraman ordusu[dur]” (Coğrafya 11, MEB,
138).
“[Türkçe] Dünyada
kulağa en hoş gelen ve anlamayanları bile meftun ve hayran eden bir lisan(dır)”
(Dil ve Anlatım 10, MEB, 48).
“Türkçenin yozlaşması konusunda bir sunum hazırlayınız”
(Dil ve Anlatım 10, MEB, 22).
“Türk milleti tarihin çok eski devirlerinde büyük uygarlıklar
kurmasına, insanlığa büyük hizmetler yapmasına rağmen son asırlarda bazı siyasi
ve toplumsal etkenler, engeller sebebiyle –kendi kabahati olmaksızın—Batı’dan
geri kalmıştı. Oysaki bir zamanlar Batı, Türklerden geriydi.” (Türk Edebiyatı
11, MEB, 23).
• Özetle kitaplarda günümüz Türkiyesine dair
çizilen resim şöyledir: Türkiye Batıdan geride kalmış, çağdaşlaşması gereken
bir ülkedir; “dilimiz” yozlaşma tehlikesiyle yüz yüzedir; ülke iç ve dış tehdit
altındadır. Özcü kimlik kurgusu doğrultusunda kitaplarda “muhteşem bir geçmiş”
vardır ama Türkiye’nin bugününe dair olumlu bir şey yoktur. Günümüz Türkiyesi
hep “tehdit, yozlaşma” gibi olumsuz kavramlarla ele alınır. Dolayısıyla
kitaplar hem üstün bir kültüre sahip olma hem de tehdit altında olma gibi oldukça
sorunlu ve içe kapalı bir Türkiye imajını besleyen bilgi ve duygu aktarımında
bulunur.
• Sosyoloji ders kitaplarında da yazarlar
Türkiye’de toplumsal çözülme ve ahlaki çöküntü olduğundan emindirler.
Kitaplarda dikkat çeken bir nokta “Toplumsal düzen ve kontrol” ve “sosyal
sapma” gibi kavramların bilimsel ve çok boyutlu olarak ele alınmak yerine Çağın
Polisi Dergisi’ndeki yazılarla aktarılmasıdır. Örneğin aşağıdaki Gazi Acarsoy
imzalı “Nereye Gidiyoruz?” başlıklı bir
yazı polis odaklı bir toplumsal düzen perspektifini aktarmaktadır:
“Acı bir gerçek var ki belirtmeden geçemeyeceğim. Manevi
yaptırımların artık toplumun duyarsız kalması nedeniyle uygulanmadığını
görmekteyiz… Suç işleyen şahsın, kendini bilmez bir şekilde haklılığını savunur
olması ve çoğu zaman da görevi başındaki kamu görevi yapan memura kafa
tuttuğunu görmekteyiz. Bunu izleyenlerin yapılan davranışları ayıplayacakları
yerde, helal olsun nasıl da polise kafa tuttu diye suçluyu över hale geldiğine
üzülerek şahit oluyoruz. Karakolda hırsız, polise karşı gelmeyi ve yaptığı
hırsızlığı kameralara utanıp sıkılmadan anlatmayı marifet sayıyor. Böyle
suçluları izledikçe ne hallere düştük demekten kendimi alamıyorum. Bu örnekler
nasıl bir ahlak çöküntüsü yaşadığımızı gösteriyor” (Sosyal Bilimler Lisesi
Sosyoloji 1, MEB, 131).
Ders kitaplarında militarizm ve süregiden tehdit algısı
• Ders kitaplarında Türkiye sürekli tehdit
altında olan bir ülke olarak resmedilmektedir. Kitaplar çevremize ve
uluslararası düzene karşı sürekli şüpheciliği besleyen bir tavırla
yazılmaktadır. Mevcut durumda uluslararası düzenin ve hukukun eleştirilecek
birçok yönü olduğu söylenebilir. Ancak sorun, Avrupa ve dünya şüpheciliğinin
evrensel değerlerden kopuk içe kapalı bir Türkiyecilik, ulusalcılık ve tikelci
bakış açısını beslemesi ihtimalidir. Bu haliyle kitaplar, her ne kadar
uluslararası düzen ile ilişkileri artsa da, çevresine sürekli tehdit algısı ile
bakan, güvensizlik ve aşırı güven duyguları arasında salınan ve evrensel
değerlerin oluşturulma sürecine katkısı sınırlı bir vatandaşlık anlayışı
vazetmektedir.
“Genç ve dinamik bir nüfusa sahip olan Türkiye,
gelişmekte olan büyük bir ekonomik güce sahiptir. Türkiye’yi bazı devletler
kendileri için tehlikeli bulmaktadır. Bu ülkeler, kendi topraklarını genişletmek
ve denizlerde egemenlik elde etmek amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
zayıflaması için çaba harcamaktadır.” (Sosyal Bilgiler 5, 2. Kitap, MEB, 163).
“Özellikle bazı devletlerin ülkemizin güçlenmesinin
istenmediği üzerinde durunuz. (cümle düşüklüğü kitaba ait, KÇ). Ülkemize
yönelik iç ve dış tehdit unsurlarının olduğunu belirtiniz.” (Sosyal Bilgiler
7 Öğretmen Kılavuz Kitabı, Anıttepe,
222).
• Milli Güvenlik dersinin kaldırılması
eğitimde tehdit söyleminin ve militarist değerlerin aşılanmasının önüne
geçilmesi için önemli bir adımdı. Ancak araştırmamız, ölümü yücelten, savaşı
normalleştiren militarist değerlerin birçok derste aktarılmaya devam ettiğini
göstermektedir. Öğrencilere henüz birinci sınıfta okuma yazmaya başlarken asker
olmaları salık verilmekte, çocuk askerler rol modeli olarak sunulmakta,
İngilizce dersinde dahi kendilerini Yunan güçlerine karşı savaşan bir asker
olarak hayal etmeleri istenmektedir.
“Ata er ol.” (Türkçe 1, MEB, 52).
“Cemil büyüdüğün zaman ne olacaksın?
__ Asker olacağım.
___ Asker olup da ne yapacaksın?
___ Düşman, bu
topraklara olur da bir daha ayak basarsa onu buradan kovacağım.” (Türkçe 1,
Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı, Kartopu, 26-7).
“You are Hasan Çavuş. You are from a small village in
Adana. You are 100 years old. You were 13 years old when the war started… You
joined the army and fought against the Greek forces in Sakarya. You had a lot
of difficulties. For example, you couldn’t find food and clean water” (spot on
students book 8, meb, 193) [Siz Hasan çavuşsunuz. Adana’nın ufak bir
köyündensiniz. 100 yaşındasınız. 13 yaşınızdayken savaş başlamış… Orduya
katıldınız ve Yunan güçlerine karşı Sakarya’da savaştınız. Birçok zorluk
yaşadınız. Örneğin, temiz su ve yiyecek bulamadınız (K.Ç.)]
• Sonuçta vatan sevgisini anlatmak için
verilen kavramlar da “demokrasi, haklar, çoğulculuk” değil, aşağıda görüldüğü
gibi “asker, yabancı, korumak” olmaktadır:
“Aşağıda verilen kavramları da kullanarak ‘vatan sevgisi’
hakkında bir şiir yazınız: toprak, asker,
dünya, sınır, yabancı, fedakarlık, cesaret, sevgi, çalışmak, korumak.” (Türkçe
8, ÖÇK, Enderun, 77).
Ders kitaplarında insan hakları, devlet, demokrasi ve
laiklik kavramları
• Ders kitaplarında insan hakları kavramını
ve sözleşmelerini ele alan iyi örneklere rastlanmaktadır. Örneğin aşağıdaki
matematik kitabında hak temelli bir perspektif sunulmaktadır:
“Yeni aldığı kazağı eve getirdiğinde defolu olduğunu fark
eden ablam çok üzüldü. Fakat annem, üzülmemesi gerektiğini, Tüketici Hakları
Yasası’na göre 15 gün içerisinde iade hakkının olduğunu söyledi. Kazağı 19 Ekim
günü alan ablamın hangi tarihe kadar kazağı iade edebileceğini bulalım.”
(Matematik 4, 1. Kitap, MEB, 44).
• Bazı iyi örneklere rağmen kitaplarda insan
hakları, demokrasi ve laiklik gibi
kavramlar tarihsel ve sosyolojik bir bağlama oturtulmak yerine anakronik
ve özcü bir biçimde aktarılmaktadır. Bu şekilde kitaplar bu kavramları doğru
bir şekilde aktarmaktan çok tarihdışı ve Türklere özgü bir dünya görüşünü
vazetmektedir. Sonuçta, modern dönemin ürünü olan insan haklarının asırlar önce
Hz. Muhammed tarafından ilan edildiği, Türkleri ezelden beri demokrat ve laik
oldukları ileri sürülmektedir.
“İnsan hakları, Hz. Muhammed’in önemle üzerinde durduğu
bir konudur. Batıda kabul görmüş evrensel değerler, insan haklarına ilişkin
hükümler asırlar önce Hz. Muhammed tarafından dünyaya ilan edildi.” (Sosyal
Bilgiler 6, MEB, 161).
“Bizim milletimiz temelinden demokrattır. Kültürünün,
geleneklerinin en derin geçmişe ait dönemleri bunu doğrular. Türk milleti, en
eski tarihlerinde ünlü kurultaylarıyla, bu kurultaylarda devlet başkanlarını
seçmeleriyle demokrasi fikrine ne kadar bağlı olduklarını göstermişlerdi.” (Sosyal
Bilgiler 7, MEB, 149).
“Türk tarihinin en eski dönemlerine bakılırsa görülür ki
Türk milletli din ve inanç ile devlet ve siyaset işlerini birbirinden ayırmak
gereğini ve önemini çok erken anlamıştır. Bu bir fikri gelişme eseri idi. Orta
Asya’da, Çin’de ve başkaları… milattan binlerce yıl önce kurulan Türk
devletlerinde, herkes dininde, inancında serbest idi.” (Ortaöğretim TC İnkılap
Tarihi ve Atatürkçülük, Netbil, 197).
Ders kitaplarında toplumsal cinsiyet
• Kitaplarda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin
sorunlarına dikkat çeken, kadınları ev
dışı rollerde erkekleri ise ev içi rollerde gösteren, cinsiyetçi bir ifade
sayılan “bilim adamı” yerine “bilim insanı”
terimini kullanan birçok iyi örneğe rastlanmıştır.
“Evde, okulda, işte görev paylaşımı yapılırken toplumsal
cinsiyet eşitsizliğine neden olmamak için neler yapılmalıdır?” (Vatandaşlık ve
Demokrasi Eğitimi, MEB, 55).
“Uzun yıllar önce Hazerfan Ahmet Çelebi adında bir bilim
insanı yaşarmış.” (Türkçe 1 ÖKK, MEB,
133).
“Siz bilim insanı olsaydınız neleri araştırmak
isterdiniz?” (Türkçe 3 ÖKK, Dörtel, 221).
• Bazı iyi örneklere rağmen ders
kitaplarındaki temel görüntünün kadınları ev içi rollerle temsil eden, eşitsiz
rol dağılımını destekleyen örneklerle şekillendiğini söylemek mümkündür. Bu
çerçevede mimarlar, doktorlar erkek varsayılmakta, Fen Bilgisi ve Matematik
kitaplarında dahi cinsiyetçi işbölümünü destekleyen örneklere rastlanmaktadır.
“Sağlam temel, sağlam evler/Sözüm size mimar
beyler/Sağlam yapın her binayı/Yıkılmasın kentler, köyler” (Sosyal Bilgiler 5,
1. Kitap, MEB, 75).
“Geçen hafta
okulumuza doktor amcalar geldiler ve aşı olmamız gerektiğini söylediler.”
(Türkçe 4, MEB, 79).
“[Resim eşliğinde] Rafta 12 bardak vardı. Annem
bardakların bir kısmını masaya götürdü. Annem masaya kaç tane bardak
götürmüştür” (Matematik 1, 2. Kitap, 147).
“Emine, akşam yemeği için beş kişilik bir sofra
hazırladı. Tabak, çatal ve kaşıkları yerleştirdikten sonra sürahideki suyun
tamamını bardaklara paylaştırdı. Sürahideki su miktarını tahmin ediniz.”
(Matematik 3, 2. Kitap, 160).
“Fahriye hanım yaptığı kurabiyelerin ¾’ünü ilk gün…”
(Matematik 6, MEB, 28).
“İrem hanım bedenleri aynı 10 adet gömleği yıkamak üzere
çamaşır makinesine attı…” (Matematik 6, MEB, 249).
• Kitaplar öğretmenlerden, kadınlara karşı
şiddeti olumlayan, kadını “kocasına kurban olması gereken” bir role oturtan
geleneksel normların hiçbir eleştirel perspektife oturtmadan aktarmaları
istenmektedir.
“Kız öğrencilerinizden birine gelin rolü veriniz. Diğer
kız öğrencileriniz, bölgenize ait ya da ders kitabındaki (s.40) kına türküsünü
seslendirsinler. Öğrencilerinizden kına türküsünü söylenirken gelinin eline
kına yakılmasını canlandırmalarını isteyiniz… Öğrencilerinize, kınanın gelin
olacak kızın evine bağlı kalacağını sembolize etmek üzere yakıldığını, gelinin
evinin ve kocasının yoluna gerekirse kurban olacağının vurgulandığını
söyleyiniz.” (Sosyal Bilgiler 5, Öğretmen Kılavuz Kitabı, Pasifik Yayınları,
83).
Ders kitaplarında eğitim felsefesi
• Mevcut kitaplar, 2004 yılındaki kapsamlı
reform sonucu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın deyişiyle yapılandırmacı yaklaşıma
göre yazıldı. Bu yaklaşım, öğrencilerin bilgiyi kendilerinin yorumlamalarını ve
yapılandırmalarını hedefler; öğrencilerin bilgi inşa sürecinde aktif bir şekilde
yer almalarını öngörür. Ancak bulgular, yapılandırmacı felsefenin ders kitaplarına
yansıtılamadığını, eleştirel düşünmenin geliştirilmesi gibi hedeflerin kağıt
üzerinde kaldığını göstermektedir.Zira kitaplar, tekperspektiflidir; yani her
konuda sadece bir bakış açısına yer vermektedir. Ayrıca aslında değer bildiren,
yani normatif olan önermeler sıklıkla bilimsel önerme gibi sunulmaktadır.
Kitaplar, öğrencilerin bilgiyi inşa etmelerine alan açmamaktadır. Öğrencileri
aktif kılmaya çağıran etkinlikler de sıklıkla militarist içeriklidir.
“Öğrencilerinize, hürriyetimizi ve topraklarımızı
elimizden almak isteyenlere karşı neler yapacaklarını sorunuz. Onları
konuşturunuz.” (Türkçe 4 Öğretmen Kılavuz Kitabı, Bilim ve Kültür Yayınları,
200).
Münazara sorusu: “Savaşta cesaret önemlidir. Savaşta
silah önemlidir.” (Türkçe 4 Öğretmen Kılavuz Kitabı, Bilim ve Kültür Yayınları,
200).
“Batı Cephesi Komutanlığına siz atanmış olsaydınız ilk
olarak ne yapardınız?” (T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 8, MEB, 66).
• Ders kitaplarının niteliğini sorunlu hale
getiren unsulardan biri de konuların Atatürkçülükle ilişkilendirilme
zorunluluğudur. Bu durum yazarları sorunlu metinler üretmeye de itmektedir.
Örneğin Fen ve Teknoloji dersinde “canlı uyumu” konusunda birden Atatürk’ün
sözlerine atlanmakta, yazdığı Matematik kitabı dolayısıyla Atatürk bilim insanı
ilan edilmektedir.
“Canlı için söz konusu olan uyum, birlik ve beraberlik
toplumlar için de geçerlidir. Toplumları oluşturan sistem ve ögelerin
uyumsuzluğu toplumun huzurunu bozar. Bir toplumu yüz yüze geldiği engeller
karşısında dirençli ve muzaffer kılan, o toplumu oluşturan bireyler arasındaki
milli dayanışma ve birlik ruhudur. Bu birlik bağı Büyük Önder Atatürk
tarafından ‘Biz milli mevcudiyetimizin temelini, milli birlik ve beraberlikte
ve milli şuurda görmekteyiz’ sözüyle ifade edildiği gibi bir milletin varlığını
koruyan ve fertlerini bir arada tutan en güçlü bağdır.” (Fen ve Teknoloji 6,
MEB, 22).
“Sevgili öğrenciler, aşağıda bazı bilim insanlarının adları
verilmiştir. Bu bilim insanlarının yaptıkları çalışmaları ve insan hayatına
etkilerini araştırınız. Çalışmalarınızı raporlaştırınız.
Mustafa Kemal Atatürk
Blaise Pascal
Leonardo Fibonacci
Pisagor” (Matematik 8, ÖKK, MEB, 69).
• Sonuç olarak kitaplardaki eğitim
felsefesiyle ne demokratik vatandaşlık anlayışının, ne yapılandırmacı eğitimin
ve ne de programlarda sıkça vurgulandığı gibi eleştirel düşünme becerilerinin
geliştirilmesi mümkündür.
ÖNERİLER
• Türkiye’deki son toplumsal gelişmelere,
müfredata dahil edilen farklı seçmeli dil derslerine rağmen, ders kitapları
hala tek dilli, tek dinli bir vatandaşlık anlayışıyla kuruludur. Kitaplarda
sunulan “Biz anlayışı” Türkiye’deki gelişmelerin gerisindedir. Ders kitapları
yeni bir “Biz bilinci” oluşturma, çoğulcu muhayyileyi ve barışı tesis etme
yolunda önemli araçlar olabilir. Ders kitaplarının bu açıdan yeniden
yazılmaları gerekir. Kitaplarda etno-kültürel kimliği temel alan bir
milliyetçilik yerine vatandaşlık bağını temel alan çoğulcu bir “Biz kurgusu”
geliştirilmelidir.
• Bulgular, birçok alanda olduğu gibi
eğitimde de etnik kimlikleri inkar etmeyen, ancak kimlikleri her daim
hatırlatmayacak (etnik kör) bir anlayış geliştirmenin gerekliliğini
göstermektedir. Başka bir ifadeyle Türkiye’de kimlik politikalarının
sekterciliğine teslim olmayan, eşitlikçi ama farklılıklara açık bir kolektif
kimlik anlayışı geliştirilmelidir.
Ancak bu, siyasetten ve bilimsel gelişmelerden kopuk ve
kolay bir süreç değildir. Dolayısıyla bu konuda konferanslar, çalıştaylar
yapılması, akademik araştırmalar yürütülmesi ve bunların disiplinlerarası bir
anlayışla tartışılması gerekir.
• Ders kitaplarında Türkiye’yi sürekli çağın
gerisinde ve tehdit altında olan bir ülke olarak sunulmaktan vazgeçilmelidir.
Türkiye çağın içine oturtularak sunulmalı, modernleşme sürecinin doğurduğu
farklı yapılar eleştirel bir düşünme perspektifiyle ele alınmalıdır.
• Ders kitaplarında ateistlere, engellilere,
gençlere, çocuklara karşı önyargı oluşturacak genellemeler ve ifadeler
çıkarılmalıdır. Farklı grupları hak temelli ve çoğulcu bir perspektifle ele
alan örneklere yer verilmelidir.
• Türkiye’de bir yandan Türkiye’de Barış
Süreci yürütülüyor, “artık ölümler olmuyor” deniliyor ama kitaplar savaşı
normalleştiren, ölümü yücelten, çocuk askerleri rol modeli olarak gösteren
ifade ve görsellerle doludur. Siyasal
alanı daraltan, eleştirel düşünceyi kapatan bu militarist içeriğin ivedilikle
temizlenmesi gerekir.
• Bu çerçevede militarist değerleri açıkça
aşılamaya çalışması, misyonerler gibi ifadelerle farklı grupları hedef
göstermesi, Türklüğü “sarı ırk, beyaz ırk” gibi arkaik kavramlarla tartışması
bakımından diğer kitaplardan ayrı bir yerde duran T.C. İnkılap Tarihi ve
Atatürkçülük dersi kaldırılmalı, kapsadığı dönem çağdaş bir Tarih dersinin
içeriğine yedirilmelidir.
• Ders kitaplarındaki devlet, demokrasi,
cumhuriyet, insan hakları, laiklik gibi kavramlar tarihsel bir bağlama
oturtulmalıdır. Bu kavramlar, demokratik vatandaşlık anlayışını ve becerilerini
geliştirecek şekilde evrensel tanımlarıyla sunulmaları gerekir.
• Ders kitaplarında cinsiyetçi kalıp
yargıları ve işbölümünü destekleyen ifadeleri çıkarılması ve toplumsal cinsiyet
eşitliğini destekleyen örneklerin sayısının artırılması gereklidir.
• Kitaplarda kadınları yurda evlat vermek,
“kocasına ve evine kurban olmak,” “aile ve toplum arasında köprü işlevi görmek”
gibi rollere sıkıştıran anlayış terk edilmeli, toplumsal cinsiyet rolleri
çağdaş eşit yurttaşlık anlayışıyla sunulmalıdır.
• Mevcut ders kitaplarındaki eğitim
felsefesi, eleştirel düşünmeyi ve konulara çok perspektifli bakmayı sağlayacak
şekilde yeniden şekillendirilmelidir.
PROJE HAKKINDA GENEL BİLGİ
Projenin genel amacı
Türkiye'de insan hakları politikalarının yerel ve ulusal
düzeyde oluşturulmasında, uygulanmasında ve izlenmesinde sivil toplum
katılımının güçlendirilmesine katkıda bulunmak.
Projenin özel
amacı
Proje kapsamında, 2012-2013 Eğitim ve Öğretim yılında tüm
devlet ve özel okullarda okutulan ders kitaplarının uluslararası insan hakları
ölçütleri temelinde taranması, hak ihlallerinin izlenmesi ve raporlanması ile
Uygarlıklar Tarihi alanında öğretmen ve öğrenciler için kaynak niteliğinde
olacak 2 adet çalışma/etkinlik kitabının hazırlanması amaçlanmaktadır. Bu
çerçevede eğitimin ve eğitim araç gereçlerinin (ders kitaplarının) barışın ve
insan hakları kültürünün inşasındaki önemi toplumda öne çıkartılarak, Türkiye
ve dünya kamuoyunda farkındalık oluşturulması hedeflenmiştir.
Proje Ekibi:
Proje Koordinatörü: Gülay Kayacan; Eğitim Koordinatörü:
Melisa Soran
Proje Asistanları:Muhsine Önal, Melike Ergün, Ozan
Torun;Proje gönüllüsü: Sevinç Coşkun
Proje Danışma Kurulu: Deniz Tarba Ceylan; Feyza Ak Akyol;
Gamze Rezan Sarışen; Garo Paylan; Gülay Kayacan; Gürel Tüzün; Işık Tüzün; İpek
Gürkaynak; Kenan Çayır; Mutlu Öztürk; Melisa Soran, Neyyir Berktay; Sedat
Aslantaş; Sevim Çiçek; Silva Kuyumcuyan; Suat Kardaş; Turgut Tarhanlı; Zehra
Yaşayan, Nurcan Kaya, Yücel Kabapınar, Bülent Bilmez
Tarama ekibi: Bade Çayır, Büşra Boğazlıyan, Cansu Gürkan,
Dinçer Şirin, Ece İyibilek, Efe Baysal, Elif Avcı, Elif Sağır, Ezgi Dilekçi,
Fatma Demir, Fidan Eroğlu, Firdevs Nihal Çakır, Gonca Aşık, Gül Kübra Sabancı,
İlkem Kayıcan, Muazzez Pervan, Rabia Şeniz Erdoğan, Somer Gülgün, Tuğçe Karagöz
Tarama raporu araştıma/yazım: Kenan Çayır
Etkinlik kitaplarını hazırlayanlar: Dilara Kahyaoğlu,
Nilgün Yaman, Aydan Demirkuş, Özge Küçükosman, Elif Aköz, Hasan Sungur ve Işıl
Kandolu, Gülay Kayacan, Gülistan Özdemir (gönüllü)
Proje faaliyetleri
Ders kitaplarının incelenmesi ve izleme raporunun
yayımlanması Proje kapsamında 2012-2013 eğitim ve öğretim yılında Türkiye’de
ilk, orta ve lise seviyesinde okutulan toplam 245 ders kitabı, daha öncesinde
ders kitabı tarama deneyimi olan 20 kişilik bir ekiple tarandı. Tarama
çalışmasını, SEÇBİR’in ilk ve orta öğretim öğretmenleri için düzenlediği
seminerlere ve ders kitabı incelemeleri üzerine atölye çalışmalarına katılan
sosyal bilimciler, öğretmenler ve sosyoloji öğrencileri yaptı. Ders
Kitaplarında İnsan Hakları I ve II projelerinden farklı olarak, bu projede ders
kitaplarını inceleyenler yalnızca ihlalleri değil aynı zamanda iyi örnekleri de
saptadılar. Projenin 4. ayında başlayan ders kitapları taraması ve kabaca
raporlanması toplam 5 ayda tamamlandı. Tarama sürecini projenin eğitim
koordinatörü Melisa Soran (SEÇBİR) izledi ve yönetti.
17, 18, 20 ve 21 Haziran 2013’te ilk, orta ve lise
öğretmenlerine toplantılar düzenlenerek, tarama bulguları paylaşıldı ve geri
bildirimler alındı.
Ağustos ayından itibaren tarama sürecini yakından izleyen
Kenan Çayır (SEÇBİR) tarama sonuçlarını analiz ederek, raporu yazdı. Proje Danışma Kurulu üyelerince
değerlendirilen rapor yayına hazırlandı ve basıldı. Raporun İngilizce baskısı
hazırlanıyor.
Alternatif Çalışma Kitaplarının Hazırlanması: Projenin 4.
ayından itibaren Dilara Kahyaoğlu, Nilgün Yaman, Aydan Demirkuş, Özge
Küçükosman, Elif Aköz, Hasan Sungur ve Işıl Kandolu’dan oluşan Tarih
öğretmenleri grubu proje koordinatörü Gülay Kayacan’ın kolaylaştırıcılığında
uygarlık tarihi alanında etkinliklerden oluşan iki adet çalışma kitabı
hazırlamaya başladılar. Müfredatta yer almayan ya da eksik bırakılan konuların,
eleştirel düşünceyi destekleyecek biçimde işlenmesiyle oluşturulan etkinlik
kitaplarının hem öğretmenler hem de öğrenciler için birer kaynak kitap olması
hedefleniyor. Mart 2014 ayı sonunda
yazımı tamamlanan iki kitap edit edilerek yayına hazırlanıyor, Temmuz 2014’de
basılacak.
Öğretmen Atölyeleri: İstanbul eşzamanlı 2 ve
Diyarbakır’da 1 olmak üzere toplam 3 atölye düzenlendi. Tarih ve Sosyal
Bilgiler öğretmenlerinin katıldığı atölye çalışmalarında uygarlık tarihi
çalışma kitaplarında yer alan etkinliklerden örnekler sunuldu ve sınıf içi
uygulamalarda yaşanabilecek sorunlar ve öneriler konusunda geribildirim alındı.
İlgili Sivil Toplum Kuruluşlarıyla Yuvarlak Masa
Toplantıları Ders kitapları tarama raporu yayımlandıktan sonra ilgili sivil
toplum örgütü temsilcilerine yönelik düzenlenecek toplantıda tarama sonuçları
sunulacak ve tartışmaya açılacaktır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın İlgili Birimleriyle Yuvarlak
Masa Toplantıları Ders kitapları tarama
raporu yayımlandıktan sonra MEB’in ve TTK’nun farklı birimlerinden
temsilcilerle yuvarlak masa
toplantılarında bir araya gelinecek; tarama sonuçlarından
hareketle ders kitaplarının mevcut durumuna dikkat çekilecek; üretilen eğitim
materyalleri paylaşılacak ve öğretmen
eğitim atölyelerinin sonuçları hakkında bilgilendirme yapılacaktır.
Basın Toplantıları: Ders kitapları tarama/izleme raporu
ve üretilen alternatif çalışma
kitapları basın toplantıları
aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Beklenen Sonuçlar
İnsan hakları ve yurttaşlık değerleri bağlamında, ilk ve
orta öğretim ders kitaplarının biçim, içerik ve pedagojik yeterliliğinin gözden
geçirilmesi; Ders kitaplarından insan haklarını ihlal eden kısımların
kaldırılması; İlk ve orta öğretim kurumlarındaki öğrenci ve öğretmenlerin insan
hakları normlarına ilgilerinin ve farkındalıklarının arttırılması; Ders
kitaplarının, barışın ve insan haklarının tesisinde oynadığı rolün önemi
hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi ve bu yönde kamuoyunda ilgi
uyandırılması; Eğitim sisteminde daha ileri düzeylere ulaşabilmek için,
öğretmenler, öğrenciler, veliler ve ilgili kurumların karar mercileri,
yazarlar, yayıncılar, basın, sivil toplum kuruluşları gibi ders kitaplarıyla
ilgili çevrelerin dikkatlerinin ve görüşlerinin canlı tutulması;
Alternatif eğitim materyalleri üreterek Milli Eğitim
Bakanlığı’nın çalışmalarına destek olunması.
Çıktılar
Ders Kitapları Tarama ve İzleme Raporu: Baskı; 1000 adet
Türkçe, 500 adet İngilizce
Alternatif çalışma kitabı 2 adet: Baskı; Uygarlıklar
Tarihi I ve II (1000+1000 adet)
WEB sitesi: Etkinlik kitapları için hazırlanan tüm
malzemenin paylaşıldığı, güncel çalışmaların ekleneceği bir materyal havuzu
oluşturulacak.
MEB ve ilgili STK'larla yuvarlak masa toplantıları (2
defa), Öğretmen atölyeleri (2 defa), Basın toplantıları (2 defa)
Proje Süresi
20 ay (1 Aralık 2012- 31 Temmuz 2014)
Kitap ile ilgili görseller: http://www.marjinal.com.tr/download/tv-download-123.zip
http://www.egitimajansi.com/haber/ders-kitaplari-turkiyedeki-toplumsal-degisimin-gerisinde-haberi-29816h.html



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.