Aysel Kılıç Karslı, "Vartanuş'un Ali'si" adlı
eserinde babaannesi Vartanuş ile babası Ali'nin öyküsünü anlatıyor. Vartanuş,
Arapgir'in Zohrap köyünde yaşayan bir Ermeni ailesinin kızıdır. O gün düğün
günüdür, evlenecektir, gelin odasında çeyizlerine bakarken dışarıdan birtakım
sesler gelir, ansızın kapı tekmelenerek açılır, içeri dalan Osmanlı askerleri
Vartanuş'u kolundan tuttuğu gibi dışarı atar, çeyizleri parçalar. Düğün sona
ermiş, tehcir başlamıştır. Sonradan yapılacak olanlara ilham kaynağı olan bir
soykırımla sona erecek olan bir tehcirdir bu...
Türkiye tarihinin en korkunç, kanlı ve vicdansız
sayfalarından birini teşkil eden Ermeni soykırımı, Karslı'nın kitabında ete
kemiğe bürünerek karşımıza çıkıyor. Osmanlı'nın yönetimini filen elinde
bulunduran İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde örgütlenen Türk milliyetçileri,
kurmaya karar verdikleri Türk/Müslüman/Sünni ulus devlet projesinin hayata
geçirilmesi için düğmeye bastıklarında, geride her bakımdan çöküntüye uğramış
bir harabe bırakacaklarının pekâlâ bilincindeydiler. Ama bu onları kanlı kararlarını
uygulamaktan alıkoymadı.
Yüz binlerce insan sadece Ermeni oldukları için her
şeyden habersiz yaşadıkları şehirlerden, kasabalardan ve köylerden
dipçiklenerek çıkartıldı, yanlarına hiçbir şey alamadan yürümeye zorlandılar,
bu ölüm yolculuğu çok büyük kısmı için daha en başında son buldu. Nice aileler
paramparça oldu, bebekler, çocuklar annelerinin kollarından çekilip alındı,
evlatlar babalarının gözlerinin önünde katledildi, kadınlara tecavüz edildi,
pek çoğu zorla İslamlaştırıldı, evlerde hizmetçi, cariye, köle yapıldı, gerçek
kimliklerinden, hayatlarından vazgeçmeye zorlandı. Sahip oldukları her şeye,
katiller tarafından el konuldu.
Ardından yalanlar başladı. Ermeniler şeytanlaştırıldı,
lanetlendi, egemenlerin dilinde bir küfür haline getirildi. Gerçekler tersyüz
edildi, sanki Ermeniler bu topraklarda asla yaşamamış gibi davranıldı, bu
toprakların binlerce yıllık kadim halkı yok sayıldı.
Aysel Kılıç Karslı'nın kitabı "Vartanuş'un
Ali'si" aslında bir kabuğun kırılması, yalanlar çemberinin kırılmasıdır.
Soykırım esnasında hayatta kalma karşılığında zorla kimliğini, kültürünü,
inancını unutmaya zorlanan binlerce ve binlerce insanın, bunların çocuklarının,
torunlarının çıkardığı güçlü bir sestir. İnkârcılığın reddidir. Daha da
önemlisi, sırtında taşıdığı soykırım suçunun ağırlığı altında - kendi farkında
olmasa bile - ezilen toplum için bir çıkış yoludur. Görmeyen gözlerin görmesi,
kararan vicdanların aydınlanmasının imkânıdır. Topluma dayatılan ırkçılık
zehrinin panzehiridir.
Kısacası, "Vartanuş'un Ali'si" mutlaka okunması
gereken bir kitaptır.
Atilla Dirim
http://marksist.org/kultur/kitap/15058-vartanusun-alisi-1915-tehcirinde-bir-ermeni-gelin

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.