Filorita
Uluk Benli
21
Mart 2013 Newroz’unda Öcalan‘ın İslam birliğine vurgu yapan barış
çağrısı, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı
Bese Hozat‘ın Türkiye‘de paralel ve derin devlet olarak gösterdiği, Ermeni ve Rum lobileri söylemi üzerine, “
Tarih tekerrürden ibaret” diyen Ermeniler için artık HDK umut olmaktan çıktı.
Tesadüf olmadığını düşündüğüm olaylar neticesinde, kaybedenin başta Ermeni‘ler ve HDK olan bu
sürecin kazananı, geçtiğimiz günlerde 1915’e dair kuru bir ‘Taziye‘ kandırması ile durumu lehine çeviren AKP oldu... Ezilenleri ve
halkları, haklarda eşitleme iddiasında olan HDP; Makulesinin de zanlısının da Ermeni olduğu
öne sürülen Samatya nefret suçlarının, 'şaibeli cinayet davasını' böylesine
adaletsiz bir adaletin vicdanına terk edip sessizliğe gömülerek mi halklara
umut olacak ? (Zaten bizim aslanlar Ekmeleddin'e gider. Yakışır. HYETERT)
***
Yüz
yıllık inkarla devamı getirilen ne çok acılar ve soykırımlar gerçekleşti
Anadolu topraklarında. Egemen Türk ulusunun varlığına, varlığını armağan edip,
100 yıldır belini doğrultamayan Ermeni ve
Süryani kılıç artıkları, günümüzde hala inanılmaz emek, enerji ve para
harcayarak, canlarını kurtarmak için perişanlıklar yaşıyor. Suriye‘de durum
böyle iken, Türkiye‘de ‘Aba altından sopa gösterildiğini ‘ bilen Hıristiyan’lar
için görünen o ki; Egemen Türk ulusunun varlığına, varlığını armağan etmeyen,
diğer tüm halklarla birlikte, haklarda eşitlenip, kendilerini kabul ettirmeye
çalışan Kürtlerin içinde yer aldığı HDP(Halkların Demokratik Partisi) ile
hareket etmedikçe sürgünlerden sürgün, ölümlerden ölüm beğenmek zorunda kalacaklar?
Bu
gerçek; 2011 yılı genel seçimlerinde BDP’nin içinde yer aldığı ‘Emek Özgürlük
ve Demokrasi ’ blokundan Sırrı Süreyya Önder‘in vekil adaylığı ile, özellikle
Samatya’da çok ses getiren başarılı seçim çalışmaları sonucunda, halkları aynı
çatı altında toplamakla kalmayıp seçimlerden büyük bir zaferle çıktı. 15-16
Ekim 2012’de, içinde tüm ezilenlerin ve halkların eşit haklarla yer aldığı
‘Halkların Demokratik Kongresi ‘nin kurulması coşku ile karşılanırken, AKP içinde ciddi bir rahatsızlık yarattı.
Kürt
siyasi tutsakların 12 Eylül 2012’de başlayıp, 18 Kasım 2012 de Öcalan’ın
çağrısı ile biten açlık grevleri sırasında HDK içinde yer alan Erneni’ler basın
açıklaması yaparken, diğer yandan Samatya‘da
yalnız yaşayan yaşlı, Ermeni kadınlara yönelik sistematik saldırılar
gerçekleşiyordu. 28 Aralık 2012 günü
Maritsa Küçük‘ün ölümü ile
sonuçlanan olaydan sonra, HDK yeni
başlayan müzakere sürecinin yoğunluğu sebebiyle, Samatya‘da bir sokak eylemi yapmakla yetinerek bir
bakıma Ermeni’leri kaderine terk ettiğini fark edemedi. Böyle kritik bir
dönemde, Samatya’da önü alınamayan saldırılar Kürt Özgürlük Hareketi’ne
yakınlaşan Ermenilere gözdağı verip yalnız bırakarak HDK çatısı altında
birleşmenin önünü kesmek olabilir miydi ?
Biri
nefret cinayeti ile sonuçlanan, ikisi kör edilerek darp edilen kadınların
ailesinin yanında, sadece İHD Irkçılık
ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu ile Küçük ailesinin avukatlığını üstlenen Eren
Keskin yer aldı. Garip bir şekilde, darp
edilenlerin şikayetlerini geri almaları üzerine, faili belli olmayan davalar
karanlıkta kaldı. 4 Mart 2013 günü, zanlı olarak yakalanan Murat Nazaryan’ın
‘Ermeni’ olması HDK’ye davaya
ilgisizliğinde haklı gerekçe yaratıp, Ermenilerle kurduğu bağı zayıflatırken
Ermenilerin iyice içe kapanmasına neden oldu.
21
Mart 2013 Newroz’unda Öcalan‘ın İslam birliğine vurgu yapan barış
çağrısı, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı
Bese Hozat‘ın Türkiye‘de paralel ve derin devlet olarak gösterdiği, Ermeni ve Rum lobileri söylemi üzerine, “
Tarih tekerrürden ibaret” diyen Ermeni ‘ler için artık HDK umut olmaktan çıktı.
Tesadüf olmadığını düşündüğüm olaylar neticesinde, kaybedenin başta Ermeni‘ler ve HDK olan bu
sürecin kazananı, geçtiğimiz günlerde 1915’e dair kuru bir ‘Taziye‘ kandırması ile durumu lehine çeviren AKP oldu.
3
Temmuz 2014 saat 10.00 da Çağlayan Adliyesi’nde belki de son duruşması olacak
olan dava dosyasının otopsi raporunda; Cesedi çırılçıplak soyulmuş bulunan
Küçük’ün boğazının kesildiği, 12 yerinden bıçaklandığı, yüz kemiklerinin
kırıldığı ve beyin kanaması geçirdiğinin anlaşıldığı belirtiliyor. Nazaryan’ın
‘Canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürmek ‘suçundan
ağrılaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyor. Ezilenleri ve
halkları, haklarda eşitleme iddiasında olan HDP; Makulesinin de zanlısının da Ermeni olduğu
öne sürülen Samatya nefret suçlarının, 'şaibeli cinayet davasını' böylesine
adaletsiz bir adaletin vicdanına terk edip sessizliğe gömülerek mi halklara
umut olacak ?
http://basnews.com/tr/Article/Details/Ne-olacak-bu--Kilic-artiklari-nin-hali--/947
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.