Maxıme Gauin Türkiye Tarihi Uzmanı
Türk-Ermeni ihtilafına son vermek için, hem resmi olan
diplomatik düzeyde hem de resmi olmayan düzeyde, düzenli olarak samimi veya
samimiyetsiz birtakım girişimlerde bulunulmaktadır. Tüm bu girişimler hep
başarısızlıkla sonuçlanmıştır ve artık bu başarısızlığın nedenini anlamanın
zamanı gelmiştir. Bu başarısızlığın esas nedeni birkaç kelimeyle kolayca
özetlenebilir: Ermenistan’ı yönetenlerin ve kendilerini diyasporanın önderleri
ilan edenlerin baskın ideolojisi. Tabii ki Ermenistan’ın Vladimir Putin’in Rusya’sına
ve mollaların İran’ına olan bağımlılığı da dikkate alınmalıdır, ancak Erivan
hükümeti ideolojik sebeplerden dolayı sürekli olarak tercihini Batı yerine
Rusya ve mollalardan yana kullanmıştır.
***
Türk-Ermeni uzlaşmasındaki başarısızlığın esas nedeni
birkaç kelimeyle kolayca özetlenebilir. Ermenistan’ı yönetenlerin ve
kendilerini diyasporanın önderleri ilan edenlerin baskın ideolojisi
Türk-Ermeni ihtilafına son vermek için, hem resmi olan
diplomatik düzeyde hem de resmi olmayan düzeyde, düzenli olarak samimi veya
samimiyetsiz birtakım girişimlerde bulunulmaktadır. Tüm bu girişimler hep
başarısızlıkla sonuçlanmıştır ve artık bu başarısızlığın nedenini anlamanın
zamanı gelmiştir. Bu başarısızlığın esas nedeni birkaç kelimeyle kolayca
özetlenebilir: Ermenistan’ı yönetenlerin ve kendilerini diyasporanın önderleri
ilan edenlerin baskın ideolojisi. Tabii ki Ermenistan’ın Vladimir Putin’in Rusya’sına
ve mollaların İran’ına olan bağımlılığı da dikkate alınmalıdır, ancak Erivan
hükümeti ideolojik sebeplerden dolayı sürekli olarak tercihini Batı yerine
Rusya ve mollalardan yana kullanmıştır.
*
Ermenistan’da şu anda iktidarda olan parti hiçbir zaman
için ideolojisini gizlememiştir: İktidar partisinin ideolojisi Garegin
Nejdeh’in (1886-1955) yazılarına ve faaliyetlerine dayanmaktadır. 1918-1920
arası Ermenistan’daki Azerileri yok eden Nejdeh, daha sonra şu sözleri sarf
etmiştir: “Bugün Almanya ve İtalya, ırk temelinde varlığını sürdüren uluslar
oldukları için güçlüdürler.” (Hairenik Weekly, 10 Nisan 1936.) Henüz 1933
yılında, Nejdeh’in partisi Ermeni Devrimci Federasyonu (EDF, Taşnaklar),
kendisini Amerika’da partinin gençlik örgütünü kurmakla görevlendirmişti.
Nejdeh, gençlik örgütü için “ırkın dini” anlamına gelen “Tzeghagron” ismini
seçmiştir. Buna paralel olarak EDF’nin Boston’daki günlük gazetesi olan
“Hairenik”, 19 Ağustos 1936 kadar erken bir tarihte bile Hitler’i övmekle
kalmamış, aynı zamanda açıkça Yahudilerin yok edilmesi gerektiği fikrini
savunmuştur.
Nejdeh, İkinci Dünya Savaşı’nın başında Nazi üniforması
giymek için Almanya’ya gitmiştir. Kendisi, Hitler’in fethedilen doğu bölgeleri
bakanı Alfred Rosenberg’in onayıyla Aralık 1942’de kurulan Ermeni Ulusal
Konseyi’nin (1) bir mensubu olmuştur. Konseyin askeri muadili vardı: Wermacht
(2) ve Waffen-SS’de (3) 30.000 Ermeni yer almıştır.
Sovyetler tarafından tutuklanan Nejdeh hapishanede
ölmüştür. Buna rağmen kendisinin yazıları, Ermenistan’ın mevcut yöneticileri
tarafından saplantılı bir şekilde temel ilham kaynağı olarak kullanılmaktadır.
Nejdeh’in ismi birtakım halka açık mekânlar dışında, bir metro istasyonu ve
Erivan’daki bir meydana verilmiştir.
Amerika’daki Nazi-tarzı Tzeghagron, ismini 1933’te Ermeni
Gençlik Federasyonu (4) ile değiştirmiştir; ancak örgütün resmi internet sitesi
ve Kanada ve Avustralya branşları gururla örgütün Nejdeh’e olan ideolojik
vefasını beyan etmektedir.
*
Günümüzde Ermenistan’da kahraman olarak anılanlar sadece
Naziler değildir, teröristler de kahraman olarak anılmaktadır. Orly
Saldırısı’nın (8 ölümle sonuçlanmıştır) faili Waroujan Garbidjian 2001’de sınır
dışı edilerek Ermenistan’a gönderildiğinde, Ermenistan başbakanının bizzat
kendisi onu Erivan’ın havalimanında karşılamıştır. Bundan çok önce, 1970’lerin
ve 1980’lerin kilit öneme sahip terör liderlerinden Monte Melkonian, ölümünden
sonra “Ermenistan’ın kahramanı” haline gelmiştir. Melkonian bugün de bir
kahraman sayılmaktadır. Bu zihniyet diyasporada da mevcuttur. EDF’nin uzantısı
olan Amerika’nın Ermeni Ulusal Komitesi’nin (5) liderlerinden Murad Topalian,
2001’de kanuna aykırı bir şekilde patlayıcı ve silah depolamaktan dolayı mahkûm
edilmiş; Amerika’daki EDF’nin en üst düzey lideri olan Viken Hovsepian ise, 1986’da
bombalama yapmaya teşebbüsten mahkûm edilmiştir. Atlantik Okyanusu’nun diğer
tarafında ise; Fransa’nın Ermeni Dernekleri Koordinasyon Konseyi’nin (6) mevcut
eşbaşkanı Jean-Marc “Ara” Toranian geçmişte ASALA’nın siyasi kanadının
liderliğini yapmıştır - ki bu siyasi kanadın esasen bombaların ve silahların
depolanması ve teröristlerin saklanması görevini yerine getirmiş olduğu en az
dört dava sırasında ispatlanmıştır.
*
Bazıları, hükümetler arasındaki husumete rağmen
uzlaşmanın mümkün olduğunu iddia etmektedir. Peki, bu iddia ne kadar
gerçekçidir? Gelin güncel bir örneği ele alalım: Ankara’da 22-23 Kasım’da
gerçekleştirilen Hrant Dink Vakfı Konferansı. Konferanstaki oturum
başkanlarından birisi G.J. Libaridian’dı. Eski bir EDF aktivisti olan Sayın Libaridian,
bir EDF teröristi lehine tanıklık yapmak için 1982’de özel olarak Amerika’dan
Fransa’ya gitmiştir. Kendisine mevcut Ermeni hükümetinin ideolojisi ve bahsi
geçen tanıklık yapısıyla ilgili bir soru sorduğumda;
Sayın Libaridian bir mahkeme salonunda terörizmi
meşrulaştırmış olmaktan dolayı hiçbir bir pişmanlık belirtisi göstermedi ve
Nejdeh’le veya Orly’de yapılan bombalamayla ilgili yaptığım eleştiriye hiçbir
şekilde değinmedi. Buna paralel olarak, konferanstaki diğer Ermeni
katılımcıların hiçbirisi, bu konuda soru sorulmuş olmasına rağmen, Batı
Azerbaycan’a yapılan saldırı ve etnik temizliğe karşı bir duruş sergilemedi.
Böyle “ılımlılar” varken Ermenilerin “aşırılara” ihtiyacı yoktur. Sayın
Libaridian ve arkadaşları, her zaman için Türkiye’de onları çeşitli sebeplerden
dolayı “ılımlı muhataplar” olarak kabul eden insanlar bulacaktır. Ancak
pratikte bu tür bir “diyalog” özü itibarıyla başarısız olmaya mahkûmdur. 1915-
16’da Ermenilere karşı işlenen suçlar konusunda -Ülkü Ocakları mensupları
dahil- Türkiye’de üzüntü duymayan tek bir insan bile bulmak zordur. Ancak
görünüşe bakılırsa; Ermeni fanatizminin Müslüman, Yahudi ve diğer mağdurları
konusunda üzüntü duyduğunu belirtmeye hazır bir “ılımlı” Ermeni bulmak epeyce
zordur.
Durum bu şekilde devam ettiği sürece, Türk-Ermeni
diyaloğu kurma teşebbüsleri en iyi ihtimalle bile bir zaman kaybı olmaktan
öteye gidemeyecektir.
1- Armenian National Council.
2- Nazi Almanyası silahlı kuvvetleri.
3- Nazi Partisi’ne bağlı paramiliter Schutzstaffel
örgütünün silahlı kanadı.
4- Armenian Youth Federation.
5- Armenian National Committee of America.
6- Coordination Council of France’s Armenian
Associations.
MAXIME GAUIN Türkiye Tarihi Uzmanı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.