Türkiye, Avrupalılara göre Ortadoğu ülkesidir. Fakat
Ortadoğululara göre “Avrupa ülkesidir” diye telkinde bulunamayız. Çünkü
Türkiye; Ortadoğu’daki kimi devletlere göre batılı, kimi devletlere göre
doğuludur… Kesin olarak söyleyebildiğimiz bir şey var ki oda şu; Avrupa
Türkiye’ ye Avrupalı gözüyle bakmadıkça, biz toplum yapısı olarak istediğimiz
kadar Batılılaşalım, istediğimiz kadar özümüzü terk edelim, istediğimiz kadar
yozlaşalım, onlar istemediği sürece hiçbir zaman Avrupa ülkesi olamayacağız.
Her ne kadar bugün Türkiye uluslararası platformlarda Avrupa ülkesi
çerçevesinde gösterilse de, AB’de olmamamız ve 55 yıldır kapıda beklememiz
Türkiye’nin Avrupa ülkesi olmadığına büyük bir kanıttır. Sonuç olarak özetlemek
gerekirse, Türkiye bugün ne Avrupa ülkesi ne de Ortadoğu ülkesidir. Avrupa
ülkesi olmak için 200 yıldır kabuklarını kırmaya çalışan bir geçiş ülkesidir.
***
Bu makalede, Türkiye Avrupa mı? Yoksa Ortadoğu ülkesi mi?
Bunun analizini yapmaya çalıştık. Günümüzden verdiğimiz örneklerle ana
başlığımızı somutlaştırmaya çalıştık.
Türkiye, Avrupalılara göre Ortadoğu ülkesidir. Fakat
Ortadoğululara göre “Avrupa ülkesidir” diye telkinde bulunamayız. Çünkü
Türkiye; Ortadoğu’daki kimi devletlere göre batılı, kimi devletlere göre
doğuludur.
Avrupa’yı “batılı”, Ortadoğu’yu da “doğulu” diye
değerlendirebiliriz. Türkiye, bugün ne Avrupa ülkesidir ne de Ortadoğu
ülkesidir. Türkiye, bugün doğulu kabuklarını kırmaya çalışıp batılılaşma
yolunda ilerlemek isteyen bir geçiş ülkesidir. Türkiye’nin batılılaşma süreci
sadece 55 yıllık bir serüven değildir. Lale devri ile başlayan 200 küsür yıllık
bir süreçtir. Türkiye Avrupa Birliğine girip Avrupa ülkesi olabilmek için
öngörülen hayat şartlarını ve toplum kurallarını yerine getirmek için
çabalamaktadır. Fakat Türklerin 1000 yılı aşkın bir doğu gelenek ve görenek
kökleri var. Tabi ki Türkiye de sadece Türkler yaşamıyor, birçok ırka mensup
insanlarda mevcut fakat burada salt çoğunluğu değerlendirmeliyiz. Bu 1000 küsür
yıllık yaşayış biçimi, gelenek ve görenekler, toplum yapısı vs. gibi unsurlar
Türkiye sınırları içinde yaşayan insanların bu kalıpta sert ve uzun köklere
sahip olmasına yol açmıştır. Yani Türkiye’nin doğuya bağlı sert kökleri vardır
ve bu kökleri kaldırıp Avrupa ya kök salması uzun ve meşakkatli bir iştir. Ama
imkansız değildir.
Peki bugün Türkiye ne kadar Ortadoğu’ya bağlı ,yada ne
kadar Avrupa’ ya bağlı ? Bu sorunun cevabı 2010 yılında imzalanan Türkiye,
Ürdün, Suriye ve Lübnan arasındaki ortak deklarasyonda cevap bulur gibi oldu.
Akıllara, başta Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu adıyla kurulan ve daha sonra AB
adını alan oluşum geldi. Acaba bu deklarasyonda, AB’ye karşı Ortadoğu
Birliği’nin ilk tomurcukları olabilir miydi ? Bu tezin cevabı aslında hemen
verildi. Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile bir gazeteci arasında
geçen konuşma aynen şu şekildedir. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bir gazetecinin,
”Bu oluşum bana AB’nin kuruluş dönemini hatırlattı. Acaba Türkiye AB’ye karşı
alternatif bir oluşuma mı gidiyor” sorusu üzerine, ”Bu dörtlü serbest ticaret,
serbest vize bölgesi hiçbir şekilde AB’ye alternatif değildir. Onu ikame etmez.
Türkiye açısından AB’ye yönelik taahhütler geçerlidir ve AB’ye tam üyelik
konusunda da Türkiye kararlıdır” diye konuştu. Ahmet Davutoğlu’nun bu yanıtı
Türkiye’nin Avrupa ülkesi olmaya niyetinin kesin olduğunu, Ortadoğu ülkesi
olmadığını ve olmayacağını işaret ediyordu.
Türkiye hiçbir zaman bu soruya net bir cevap
vermemelidir. Çünkü Türkiye bugün jeopolitik konumu sebebiyle çok stratejik bir
bölgededir. Hem Dünya hakkında önemli kararlar verebilen Avrupa’ ya, hem de
dünyanın yaramaz çocuğu olan Ortadoğu’ya bağlı kalmak zorundadır. Yani bir kolu
Avrupa’da diğer bir kolu da Ortadoğu’da olmak zorundadır ve bu kollara eşit
yaklaşmalıdır. Çünkü dengesiz bir yaklaşım büyük sorunları beraberinde
getirecektir. Örnek vermek gerekirse, güncel olarak bugün Ortadoğu’da IŞİD
denilen bir problem vardır ve tüm Avrupa Türkiye’nin bu işe el koymasını
beklemekte ve baskı yapmaktadır. Peki bugün Türkiye bir Avrupa ülkesi olsa idi
bu baskı ve beklenti olur muydu? Buradan da görülebileceği üzere Avrupa,
Türkiye’yi Ortadoğu ülkesi olarak görmektedir. Peki, Türkiye Ortadoğu ülkesi
olsaydı ve IŞİD’i el altından destekleyip Uluslararası toplantılarda da bunu
savunsaydı yine Avrupalıların görüşleri ne olurdu?
Bugün Türkiye pragmatist bir politika izlemelidir, kısmen
izliyor da. Yeri geldiğinde Avrupalı, yeri geldiğinde de Ortadoğulu oluyor.
Fakat bugün Türkiye bölgeye yakınlığı münasebetiyle Ortadoğu da Avrupa’ ya
nazaran biraz daha fazla söz sahibidir. Fakat Türk hükümeti bu hakkı tam
anlamıyla kullanmıyor. Aslında iyide ediyor.Bazen “Biz Ortadoğu ülkesi değiliz
bizi doğrudan ilgilendiren bir durum değildir” , yeri geldiğinde de “ Biz
bölgede Avrupalı devletleri görmek istemiyoruz” gibi mesajları doğrudan olmasa
da dolaylı yoldan ima ederek bu konuda pragmatizmi iyi uyguluyorlar
diyebiliriz.
Avrupalı devletlerin Türkiye’yi Avrupa ülkesi olarak
görmek istemediği bariz ortadadır, kanıt olarak da 55 yıllık müzakereyi
gösterebiliriz. Ve bu baskı bir şekilde bizi Ortadoğu’ya daha da yaklaştırıp,
kollardan birine daha da yaklaşmamıza ve sorunlar getirmesine sebep olmaktadır.
Siyasi olarak belirtmek istersek Avrupalı devletlerin sayesinde bugün Türkiye,
Dünya gözünde Ortadoğu ülkesi olarak görülmektedir. Fakat yine kesin olarak
“Türkiye Ortadoğu ülkesidir” diyemiyoruz.
Peki, toplum yapısını inceleyip bu soruya cevap vermeye
çalışalım. Türkiye sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlar Avrupa ya mı yakın?
Yoksa Ortadoğu’ ya mı? Burada karşımıza yine kalın ve uzun köklerimiz çıkıyor.
Türk anayasasında laik yazmasına rağmen Türkiye’nin %98 i İslam dinine
mensuptur. Yani İslam’dan dolayı yine doğuya bir bağlılık söz konusu, gelenek
ve göreneklerden dolayı bir bağlılık söz konusu. Yaşayışa baktığımız zaman ise
yine doğunun yaşayış biçimini görüyoruz. Yazımın başında da bahsettiğim gibi
Türkiye bir geçiş ülkesi olduğu için, doğunun bazı gelenekleri batıya
uydurulmaya çalışılıyor. Yani Türkiye gün geçtikçe batıya kayıyor. Bugün
batılılaşma en temelden, aileden başlıyor. Aile yapısından başlayıp, devletin
en yüksek mercilerine kadar batılılaşma çabası mevcut. Ancak bugün
Batılılaşmaya destek veren olduğu gibi, kendi öz kültürüne sıkı sıkıya bağlı
olup buna karşı çıkanda var. Fakat devlet politikası batılılaşma yolunda ilerlemek
istiyor. Nitekim bunu yapıyor da. Birçok konuda Avrupa örnek alınarak
ilerlenmek isteniliyor. Devletin bu politikası ister istemez halkı da
etkiliyor, en küçük yapı taşı olan ailelerde bundan etkileniyor ve bu süreç
yavaş yada hızlı bir şekilde ilerliyor. Yani toplumda da bir batılılaşma söz
konusu. Ama Türkiye Avrupa ülkesi mi yoksa Ortadoğu ülkesi mi diye sorduğumuz
zaman, toplum tarafından baktığımızda yine kesin bir cevap veremiyoruz.
Söyleyebildiğimiz tek şey toplumun da bir batılılaşma süreci içerisinde
olduğudur.
Peki Türklerin batılılaşma süreci neden bu kadar ağır ve
kararsızca ilerliyor? Bu sorunun cevabı aslında bizim konumuzun başlığı,
Türkiye’nin hangi tarafta olduğunun belli olmaması. Fakat şunu söyleyebiliyoruz
ki, gün geçtikçe Türk halkının doğuya olan sert ve uzun kökenleri giderek
kısaltılıyor. Avrupa’ya ise yeni yeni kök atmaya başlıyoruz. Bu aslında ciddi
bir ilerleme, çünkü batının üstünlüğünü uzunca bir süre kabul etmeyen ve
batılılaşma gibi bir terime inanmayan insanların torunlarıyız biz. Yıllar önce
batılılaşmanın ne olduğunu bilmeyen atalarımızın torunları yani biz, bugün
Avrupa’ya bir kök attık ve bundan sonrası bu kökün uzayıp gitmesidir. Ama şöyle
bir durumda var ki bizim doğudaki köklerimiz hala erimiş, yok olmuş değil. Belki
böyle bir şeyin olması bir 200 yıl daha alabilir.
Belki bu kökler belli bir yere kadar kısalacak ve oradan
sonra kısalma duracak. Belki de yeni gelen jenerasyon, batılılaşma ile büyüdüğü
için çok hızlı reaksiyon gösterecek ve bu süreç daha kısa sürede tamamlanacak.
Bunun gibi birçok olasılık olabilir. Fakat kesin olarak söyleyebildiğimiz bir
şey var ki oda şu; Avrupa Türkiye’ ye Avrupalı gözüyle bakmadıkça, biz toplum
yapısı olarak istediğimiz kadar Batılılaşalım, istediğimiz kadar özümüzü terk
edelim, istediğimiz kadar yozlaşalım, onlar istemediği sürece hiçbir zaman
Avrupa ülkesi olamayacağız. Her ne kadar bugün Türkiye uluslararası
platformlarda Avrupa ülkesi çerçevesinde gösterilse de, AB’de olmamamız ve 55
yıldır kapıda beklememiz Türkiye’nin Avrupa ülkesi olmadığına büyük bir
kanıttır. Sonuç olarak özetlemek gerekirse, Türkiye bugün ne Avrupa ülkesi ne
de Ortadoğu ülkesidir. Avrupa ülkesi olmak için 200 yıldır kabuklarını kırmaya
çalışan bir geçiş ülkesidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.