İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde düzenlenen 14. !f
İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, dün gece NuPera'da yapılan
ödül töreniyle sona erdi. !f İstanbul'un 2015 ödülleri belli oldu! Bu yıl
sekizincisi düzenlenen Keş!f Yarışması'nın kazananı Brezilya'dan "August
Winds/Ağustos Esintisi"yle Gabriel Mascaro olurken, Aşk ve Başka Bi' Dünya
Yarışması'nın birincisi Suriye ve Fransa ortak yapımı "Silvered Water,
Syria Self-Portrait/Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi" seçildi. Türkiye'den
Kısalar İzleyici Ödülü ise Orhan İnce'nin yönettiği Adem Başaran'ın oldu!
Selen Uçer'in sunuculuğunu yaptığı gecede Keş!f Yarışması
Ödülleri, Aşk & Başka Bi' Dünya ve Türkiye'den Kısalar İzleyici Ödülleri
sahiplerini buldu.
Keş!f Ödülü Brezilyalı yönetmenin
Sinema dünyasından usta isimlerin "sinemada cesur
hikâye anlatımı ve biçimsel arayış" kriterlerini gözeterek, en çok
"İlham Veren Yönetmen"i seçtikleri Uluslararası Keş!f Yarışması'nda
bu yıl ABD, Avustralya, Brezilya, Estonya, Fransa, Hollanda, Irak, İsrail,
Yunanistan, Türkiye ve Ukrayna'dan toplam 9 film, 15.000 dolar para ödüllü
Keş!f Ödülü için jüri karşısındaydı.
Mehmet Kurtuluş, Lila Yacoub, Matias Piñeiro, Grant Gee
ve Signe Byrge Sørense'den kurulu Keş!f Jürisi, Brezilya yapımı "August
Winds/Ağustos Esintisi"nin yönetmeni Gabriel Mascaro'yu "yılın ilham
veren yönetmeni" seçti. Jüri adına ödül gerekçesini okuyan Lila Yacoub ve
Mehmet Kurtuluş; "Keşif Ödülü'nü, derinliğinin kaynağını basitliğinde
bulan bir filme veriyoruz. Dünyanın ücra bir köşesinde günlük yaşamı gösteren
film, her şeyden önce, manyetik görüntüler ve punk sesler aracılığıyla nefes
alma hissi yaratmayı başarıyor. Filmin, durgunluk ve değişim üzerinde bir ritm
oluşturan kaşifliğinin, bizlerde yarattığı sürpriz hissi günlerdir yerini
koruyor. Bir başka ilham veren yönü ince tonu olan filmin en büyük gücü ise,
yaşayanlar ve ölüler arasındaki tansiyonu ve belirsizlikleri sıradışı bir
başarıyla yakalayan, o kara alt akıntıyı yaratmış olması. Bu yıl Keş!f Ödülü,
Gabriel Mascaro'nun Ağustos Esintisi filmine gidiyor" dedi.
SİYAD'ın seçimi Ghobadi'den yana oldu
Aslı Daldal, Esin Küçüktepepınar ve Metin Gönen'den
oluşan Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisinin seçimi ise Irak Kürdistanı
yapımı "Mardan"ın yönetmeni Batin Ghobadi'den yana oldu.
SİYAD jürisi adına gerekçeyi okuyan Esin Küçüktepepınar
ve Metin Gönen şunları söyledi: "SİYAD jürisi olarak, bir yandan
Kürdistan'ın coşku uyandıran coğrafyası ile epik bir kurgusal evren yaratıp,
diğer yandan geçmişin travmalarıyla şekillenen trajik bir yerel hikâye ile Kürt
halkının nezdinde tüm Orta Doğu halklarının acılı tarihini sinematografik bir
yaratıcılıkla anlatırken, sadece acı ve mağduriyet ifade etmek yerine bu çılgın
topraklarda öncelikle kendi aidiyetine, kendi geçmişine, kendi halkının var
oluşuna eleştirel ve yaratıcı bir sine-gözle bakarak içinde bulunduğumuz durumu
düşünerek öznel bir özgürleşmeye seyircinin kendisini de davet eden evrensel
bir sinematografik sesleniş olduğu için SİYAD Ödülü'nü Batin Ghobadi'nin
"Mardan" filmine veriyoruz."
Yılın en yaratıcı müdahalesi Suriye filmine
!f İstanbul'un geçen yıl başlattığı ve aktivist filmlerin
yarıştığı 10 bin dolar değerindeki Aşk & Başka Bi' Dünya Ödülü için ise
ABD, Danimarka, Fransa, Hindistan, İrlanda, Kanada, Kolombiya, Norveç, Polonya,
Rusya, Suriye ve Ukrayna'dan toplam 8 film yarıştı. Arsinée Khanjian, Marie
Olesen ve Pınar Selek'ten oluşan jüri, "yılın en yaratıcı müdahalesi"
olarak; Suriyeli yönetmen Ossama Mohammed'in, Suriye'de yaşayan Kürt yönetmen
Wiam Simav Bedirxan'ın internet yoluyla gizlice gönderdiği görüntülerle
birlikte yönettikleri, Suriye ve Fransa ortak yapımı "Silvered Water,
Syria Self-Portrait/Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi"ni seçti.
Jüri adına gerekçeyi okuyan Arsinée Khanjian, şunları
söyledi: "Festivalin yarışma için belirlediği misyonun ışığında, biz Aşk
ve Başka Bi' Dünya Yarışması jürisi olarak dünyanın acı çektiğini ve sivil
halkların olumlu değişime katkı sağlama sorumluluğunu taşıdığına inanıyoruz. Bu
film bizi baskı, işkence, şiddet, çaresizlik ve ölümle yüz yüze getirdi.
Cüretkâr ve yüksek sesli; ancak şiirsel, samimi; ve kişisel ancak kolektif.
Film, hem insanların özgürlük savaşının hem de devletlerin güç ve
zorbalıklarını koruma adına kendi halklarına hizmet etmeyi ve halklarını
korumayı ihmal etmelerinin zamandan bağımsız bir anlatımı. Film, biz jüri
üyelerini tam anlamıyla sersemletti. Filmin oluştuğu 1001 fotoğraf ve video
vahşilikleriyle, doğal olarak, bizi de can evimizden vurdu. Ama aynı zamanda
bize yıkımı nasıl algıladığımızı sorgulattı ve dünyada yaşanan acıyı ve umudu
nasıl aradığımızı bir kez daha hatırlattı. Görülen ve söylenen her şey ile bu
film gerçek bir sinema eseri; sinemanın tüm araç ve yöntemlerini en iyi ve
yaratıcı şekilde kullanıyor ve keşfediyor. Kullanılan her sözcük, ses ve
görüntü bu hünerli eserin bütünlüğünü tanımlamak için önemli parçalar. Ossama
Mohammed ve Wiam Simav Bedirxan'ın yönettiği Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi,
sürgün edilmenin ve kuşatılmanın perişanlığını yakalanabilecek en evrensel
dille anlatıyor."
Kısa izleyicisi Adem Başaran'ı seçti
Gecede ayrıca, 1890 sponsorluğunda düzenlenen Türkiye'den
Kısalar bölümü kapsamında verilen İzleyici Ödülleri'nin sahipleri de belli
oldu. 18 kısanın gösterildiği bölümde en iyi kısa Orhan İnce'nin yönettiği Adem
Başaran seçilirken, Nehir Tuna'nın kısası Basur ikinciliği, Muhammet
Beyazdağ'ın Çirok/Hikâye adlı kısa belgeseli de üçüncülüğü aldı. 2012'de
"Ali Ata Bak" adlı kısasıyla da aynı ödülü almış olan İnce, !f
İstanbul'un konuğu olarak yurt dışındaki bir festivale konuk olma hakkı
kazandı.
Şimdi sıra Ankara ve İzmir'de!
12-22 Şubat tarihlerinde gerçekleşen !f İstanbul bu sene
de dünyanın dört bir yanından ödüllü bağımsızlar ve ustaların son filmleri
Türkiye'de ilk kez seyirciyle buluşturdu. Bu yıl 42 ülkeden 115 filmin
gösterildiği festivali 80 bin kişi izledi. Festival, 26 Şubat'ta Ankara ve
İzmir'e doğru yola çıkacak ve 1 Mart'ta sona erecek.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.