Kars'ta birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı için
"dünya kenti" olarak nitelendirilen Ani Ören Yeri'ndeki 21 eserin
hazırlanan yeni projelerle turizme kazandırılması hedefleniyor. Kültür ve
Turizm Müdürlüğü, Kars ile Ermenistan sınırında yer alan Ani Ören Yeri'nin
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınması için çalışmalarını sürdürüyor.
(Aman tarihi Ermeni şehri olduğunu söylemeyin, herkesi sersem sanın. Bilim
adamlarına bak hizaya gel. HYETERT)
Kurulduğu tarihten bu yana birçok medeniyete ev sahipliği
yapan ve mimari özelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken ören
yeri, müdürlüğün hazırladığı yeni projelerle daha ihtişamlı hale getirilecek.
Kafkaslardan Anadolu'ya giriş kapısı olarak
nitelendirilen ve milattan önce 5000'li yıllardan günümüze kadar gelen antik
kentteki tarihi yapıların gelecek nesillere ulaştırılması ve farklı
medeniyetlere ait tarihi izlerin yaşatılması için restorasyon çalışmaları bu
yıl da devam edecek.
Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, kent merkezine 40 kilometre uzaklıktaki Ani Ören Yeri'nin,
Kars ve bölge turizmi için önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Bu yıl içinde ören yerindeki kurtarma kazılarının
Pamukkale Üniversitesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Fahriye Bayram başkanlığında yürütüleceğini belirten Doğanay, birçok
medeniyetin bir araya geldiği Ani'de çok kültürlülüğün eşsiz örneklerini
görmenin mümkün olduğunu vurguladı.
Antik kent surlarının restorasyonuyla ilgili projelerin
tamamlandığını anlatan Doğanay, şunları kaydetti:
"Antik kentimiz UNESCO Dünya Kültür Mirası
Listesi'ne aday oldu. 2016 yılında Oslo'da yapılacak toplantıda listeye
girebilmek için aday olabilir. 2015-2016 yılı Kars ve Ani Antik kentinin yılı
olacak. Kültür ve Turizm Bakanlığımız da bu konuda bize büyük destek veriyor.
Bu kapsamda ören yerinde yeni karşılama merkezleri, yürüyüş yolları gibi önemli
projeleri de hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca antik kentteki farklı
kültürlere ait 21 yeni eseri de turizme kazandıracağız. Böylece kentimiz için
çok önemli olan tarihi değerimizden üst düzeyde yararlanabileceğiz. Ani, bizim
için dünya mirasları listesine girmesi gereken bir hazinedir."
Doğanay, eserin korunması, yaşatılması ve gelecek
nesillere aktarılmasının bütün insanlığın görevi olduğunu ifade ederek,
Almanya, Ermenistan, Gürcistan, Japonya'dan gelen çok sayıda turistin antik
kenti ziyaret ettiğini sözlerine ekledi.
“Türk Akımı projesi” başlamadan tarihe mi gömülüyor
21
26.02.2015 21:38
Karakter boyutu :
Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) bugün dış güvenlik
önlemleri, Suriye ve Irak'taki gelişmeler, Şah Fırat operasyonu, terörle
mücadele, çözüm sürecinde gelinen noktanın yanı sıra Türk Akımı projesi de
masaya yatırıldı. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız MGK
toplantısından önce projeyle ilgili görüşmelerin uzamasının "normal"
olduğunu söyledi.
Yıldız'a göre, anlaşmalarda imza aşamasına gelinmesi için
2-3 aylık müzakere yapılması gerekiyor. Sputnik Haber Ajansı'na göre, Bakan
Yıldız, fiyat konusunun boru hattına karşı bir pazarlık unsuru olarak
kullanıldığı yorumlarının anımsatılması üzerine, bu iddiayı şu şekilde itiraf
etti:
“Açıkçası bizim bütün görüşmelerimiz bir paket. Yani o
ona bağlımdır değil midir diye yorumlar yapılıyor olabilir, bütün bir ülkenin
diğer bir ülkeyle görüşmesi bir pakettir. Fiyat konusunda bizim pazarlık
yaptığımız yanlış bir bilgi değil”.
Yıldız, görüşmelerin uzun sürdüğüne ilişkin
değerlendirmelerin anımsatılması üzerine, “Bunlar çok normal şeyler. Rusya
Federasyonu hem Karma Ekonomik Eş Başkanı olarak da söylüyorum; Rusya ile
müzakerelerde bunlar çok normal. Biz kendileriyle çok iyi anlaşabilecek
zeminleri de buluyoruz. Hep beraber konuşacağız, önümüzdeki haftalarda da olur
görüşme devam ederiz” diyerek konuyu yatıştırmaya çalıştı.
RUSYA PAZARLIK GÜCÜNÜ ARTIRIYOR
Rusya'nın Güney Akım Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nden
vazgeçmesinden sonra büyük bir fırsatı yakaladığını sanan Yıldız'ın Rusya'ya
karşı tavırları hiç de şaşırtıcı değil. Onun, Rusya gibi büyük bir ülkenin
köylü kurnazlığı pazarlıklarla küçümsenemeyeceğini, “paket görüşmeler”le köşeye
sıkıştırılamayacağını kavrama kapasitesine sahip olmadığı aşikar.
O, Rusya'yı böylesine ucuz yöntemlerle
kazıklayabileceğini düşünürken, Rusya da elbette Türkiye'ye karşı kendi pazarlık
gücünü artırma çabasındadır.
Resmi Rus haber ajansı Sputnik Türkiye’nin son günlerde
yayımaladığı haber ve makalelere bakıldığında, Rusya'nın bu konuda çok boyutlu
ve yoğun bir çalışma yürüttüğü görülüyorz.
Mısır'dan başlayarak Rusya'nın hamlelerini irdeleyelim:
RUSYA'NIN MISIR AÇILIMI
AKP hükümetinin düşmanca politikalarından rahatsız olan
Mısır, her geçen gün Türkiye’ye karşı sert kararlara imza atıyor. Mısır, son
olarak örneğin Türkiye’yle deniz ve karayolu transit taşımacılığı anlaşmasını
(Ro-Ro) yenilemeyeceklerini açıkladı.
Rusya ise Mısır ile “gümrük ihlallerini önlemek ve idari
engelleri kaldırmak” için işbirliğini öngören 4 anlaşma imzaladı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 9-10 Şubat'ta
gerçekleştirdiği Kahire ziyaretinde de iki ülke arasında Mısır'da nükleer
santral kurulmasını öngören mutabakat zaptı imzalandığı açıklanmıştı. Sputnik
Türkiye'ye göre, anlaşmayla, Mısırlı üreticiler, Rus pazarına daha çok ürün
ihraç etme fırsatı yakalayacak. Daha önce iki ülke arasında Mısır'da nükleer
santral kurulmasını öngören mutabakat zaptı imzalanmıştı.
Rusya'nın Mısır politikası tabiki Türkiye politikasına
endeksli değildir. Ama böyle gergin bir ortamda Rusya'nın Mısır'a doğru attığı
her adım Türkiye'nin pazarlık yapma gücünü ister istemez azaltmaktadır. Rusya
bu durumun bilincindedir ve Türkiye ile pazarlık yaparken durumun getirdiği
özgüvenle hareket etmektedir.
Mısır'ı bir yana bırakarak yönümüzü Güney Kıbrıs'a
çevirelim.
GÜNEY KIBRIS'TAKİ RUS DONANMASI
Sputnik Türkiye'ye göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir
Putin ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis Moskovo'da
yatırım, eğitim, askeri gibi 9 farklı alanda iş birliği konusunda anlaştı.
Askeri anlaşmayı ima eden Putin “İki ülke arasındaki
askeri iş birliği ve Rus donanmasına ait gemilerin Kıbrıs limanlarına girmesi
kimseye karşı bir hareket değil” dese de Kıbrıs ile yapılan her anlaşma
Rusya'nın hem AB'ye hem de Türkiye'ye karşı elini güçlendirmektedir. Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis'in aynı solukta, Rusya'nın Kıbrıs
sorununun çözümünde önemli rol üstlenebileceğini söylemesi, bu doğrultuda
değerlendirilmelidir.
TÜRKİYE'YE KİM DÜŞMANSA RUSYA'YLA ORTAK OLUYOR
Sputnik Türkiye'de yayımlanan başka bir haber ise, Rusya,
Belarus ve Kazakistan'ın oluşturduğu Avrasya Ekonomik Birliği'ne,
Ermenistan'nın da üye olduğu. Habere göre, Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği
çerçevesinde üye ülkeler ile ortak gümrük tarifesi uygulayacak. Birlik üyeleri
arasında mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı sağlanacak.
Oysa Sputnik Türkiye'deki değerlendirmeye göre, “Erivan
yönetimi, 2013 sonuna kadar Avrupa Birliği'nin Doğu Ortaklığı programı
çerçevesinde Brüksel ile ortaklık ve serbest ticaret anlaşması imzalamayı
hedefliyordu. Ancak Ermenistan yıl sonuna doğru bu politikasını terk ederek,
eski Sovyet ülkelerini bir araya getiren Avrasya Ekonomik Birliği ile
bütünleşmeyi tercih etti.”
RUSYA ERMENİSTAN'IN GÜVENLİK GARANTÖRÜ
Değerlendirmeye göre; Ermenistan'nı AB Doğu Ortaklığı ile
işbirliğinden vazgeçip Avrasya Ekonomik Birliği'ne üye olmaya iten en önemli
unsur, Rusya ile yürüttüğü güvenlik işbirliği.
Sputnik'e konuşan Ermeni gazeteci Harout Ekmenian bunu
şöyle ifade ediyor:
“Rusya ile imzalanan ortak güvenlik anlaşmaları
Ermenistan'ın tercihini etkileyen önemli bir unsur. Bu anlaşmaların en önemlisi
1996 yılında imzalandı. Hala yürürlükte olan anlaşma uyarınca Ermenistan'da Rus
Silahlı Kuvvetleri'nin üssü bulunuyor ve Ermenistan'ın Türkiye ve İran ile
sınırlarını Rus askerleri koruyor”.
Ermenistan'ın Rusya yönündeki tercihinden şu anlaşılıyor
ki, Batı, Ermenistan'ın Türkiye sınırlarını korumaya halen hazır değil.
Ermenistan'ın güvenlik konusunda hassas olduğunu bilen Rusya, Batı'nın bu
kararsız tutumundan faydalanarak, Ermenistan'ı zor durumda bırakmıştır. Zira;
Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği üyeliğini reddetseydi, Rusya Ermenistan
sınırlarını korumaktan vazgeçecekti.
Sputnik Türkiye'nin yer verdiği, Erivan merkezli Avrasya
Ortaklığı Vakfı'nda görev yapan ve aynı zamanda AB Doğu Ortaklığı Sivil Toplum
Forumu'nun Ermenistan koordinatörlüğünü üstlenen Mikayel Hovhannisyan görüşleri
aynı yönde. Hovhannisyan, Ermenistan'ın Avrasya Ekonomik Birliği'ne üyeliğinin
Rusya'nın bu konu üzerindeki “ültimatomvari tutumu”ndan kaynaklandığı
kanaatinde.
Hovhannisyan'a göre, “Erivan yönetimi bu zorunlu adımla
hiçbir şey kazanmadı. (...) Ama illa bir kayıptan bahsetmek gerekiyorsa,
Ermenistan post-Sovyet coğrafyası formatına dayalı olmayan bir bütünleşme
sürecine dahil olma imkanını kaybetti”.
Bu ne anlama geliyor?
BATI ERMENİ KARTINI RUSYA’YA UZATTI
Her fırsatta Türkiye'ye karşı “Ermeni kartını” gösteren
Batı, elindeki kartı şu an Rusya'ya uzatmıştır. Kart şimdilik Rusya'nın
elindedir. "Paket görüşmelerde" Rusya bu kartı Türkiye'ye karşı
istediği gibi kullanacaktır.
Böyle bakıldığında, Batı'nın olup bitenleri, halen AB
üyeliğine göz diken, NATO üyesi olan ama bunlara rağmen Rusya'yla dans eden
Türkiye'nin tutarsız tavırlarına tepkisiz kalarak rehavetle izlemesi çok da
şaşırtıcı değil.
Tam tersine...
TÜRK AKIMI PROJESİ BAŞLAMADAN TARİH OLACAK
Batı Ermenistan'a istediği zaman güvenlik garantörlüğü
sözü verip, Rusya'ya verdiği kartı geri alabilir.
Ve...
Batı, bir yandan Rusya'ya karşı Ukrayna için savaşırken,
keyf için mi gidip Almanya Başbakanı Merkel'i Rusya'ya yollar ve ona
"Avrupa Rusya'yı ticari partner olarak dışlayamaz, aksine enerji
sektöründe güvenilir bir ilişki istiyor" dedirtir?
Sözümüz Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'a:
Nabucco gerçekleşmeden tarihe karıştı.
Güney Akım Doğalgaz Boru Hattı Projesi gerçekleşmeden
tarihe karıştı.
Seni gidi köylü kurnazı seni!
Bu alemde senden akıllısı yok mu sanarsın?
“Türk Akımı projesini” de ille de tarihe gömmek
istiyorsan, eyvallah, al sana “Paket görüşme”!
Atilla Coşkun
Odatv.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.