Nilay Vardar
100LEŞME / Nazlı Esina Anlatıyor.
1915 Soykırımı’nda Müslümanlaştırılmış yüzbinlerce Ermeniden biri olan Nazlı Esina, 13 yaşında “kesin” olarak Ermeni olduğunu öğrendi, 35 yaşında vaftiz oldu. Şimdi 7 yaşındaki oğlundan Ermenice öğreniyor. Nazlı Esina, 1915 Soykırımı’nda Müslümanlaştırılmış yüzbinlerce Ermeniden biri. 13 yaşında “kesin” olarak Ermeni olduğunu öğrendi, 35 yaşında ise vaftiz oldu.Şimdi 38 yaşındaki Nazlı Esina, çocukken kendini Dersimli Alevi zannediyordu. Her ne kadar çocuklar köyde arkasından “fille” diye bağırsa da ailesi hiçbir şey anlatmamıştı.
1915 Soykırımı’nda Müslümanlaştırılmış yüzbinlerce Ermeniden biri olan Nazlı Esina, 13 yaşında “kesin” olarak Ermeni olduğunu öğrendi, 35 yaşında vaftiz oldu. Şimdi 7 yaşındaki oğlundan Ermenice öğreniyor. Nazlı Esina, 1915 Soykırımı’nda Müslümanlaştırılmış yüzbinlerce Ermeniden biri. 13 yaşında “kesin” olarak Ermeni olduğunu öğrendi, 35 yaşında ise vaftiz oldu.Şimdi 38 yaşındaki Nazlı Esina, çocukken kendini Dersimli Alevi zannediyordu. Her ne kadar çocuklar köyde arkasından “fille” diye bağırsa da ailesi hiçbir şey anlatmamıştı.
Kılıç artığıydık, ne kadar saklanırsan o kadar iyi
“Bir gün okulda çocuklarla kavga edince pis Ermeni,
Kürtçe 'fille' dediler. Anlamadım ne demek istediklerini ama demek Ermeni kötü
bir şey ki, küfür gibi söylediler. Annem 'yok öyle bir şey' dedi. Babama sormadım
bile. Kılıç artığıydık. Ne kadar kendini saklarsan o kadar hayatta kalma şansın
vardı.”
1990’larda Dersim’de yaşamak zorlaşıp okullar kapanınca
Esina'nın ailesi İstanbul’a göçüyor. Bu esnada Ermeniliğinin iki kanıtından
birisi olan babası ölüyor, geriye sadece amcası kalıyor.
“Benim hep en merak ettiğim şuydu niye herkesin kalabalık
ailesi var. Bizde sadece babam ve amcam vardı. Niye öncesi yoktu. Babam
öldükten sonra amcam bir gün kuzenleri topladı ve Ermeni olduğumuzu anlattı.
Büyük katliamda ailenin büyük çoğunluğu öldürülüyor, tek tük şans eseri
kurtuluyor. Dedem de kurtulanlardan. İki ay dağda, ormanda yaşamış.
"Sonra bir Alevi olan Hasan Ağa’nın yanına maraba
olmuş. İşte evin işleri, hayvanlarına bakıyormuş. Adı da Hasan olmuş. Sonra
akrabası olan babanemi bulmuş, yabancı olmasın diye onunla evlenmiş. Ben
doğduğumda ölmüşlerdi. Köyde tek Ermeni aile bizdik. Yani açık açık söylenmez
ama bilinirmiş. Sonradan başka aileler olduğunu da öğrendik ama demek ki onlar
daha iyi saklamış kendilerini.”
Her gördüğüm Hay'a mutlulukla söylerim
Ermeni olduğunu “kesin” olarak öğrendikten sonra
Esina’nın hayatı değişmeye başlıyor. Ama yine de kimliğini açıkça yaşaması
zaman alıyor.
“En başlarda aslımızda Ermenilik var, asimile olmuşuz
gibi cümleler kurardım. Sonra sonra başladım, artık sadece Ermeniyim diyorum.
Her gördüğüm Hay’a (Ermeni) öyle mutlulukla, gururla söylüyorum ki. Ben de
aslında Ermeniyim diye. Tabii diğerleri için farklı. Hep bir nabız ölçersin
önce. Hayata bakışına bakarsın, sana insan olduğun için mi değer veriyor, yoksa
kendinden olduğu için mi.
"Mesela ilk iş ararken döviz bürosunda Aleviyim diye
işe alınmadım. Anneme diyorum, babamlar iyi bir şey mi yapmış. Ermenilikten
Aleviliğe geçmişler. İki şekilde de tuh kakasın. Yani öyle de kötü, böyle de
kötüyüz. Benim Türkiye'de tek istediğim insanların korkmadan kimliğini
saklamadan yaşayabilecekleri bir ortamın oluşması."
Dedemin ninemin mirasını devam ettiriyorum
Nazlı Esina, yıllar geçtikçe Ermeni kimliğini daha açık
yaşamaya karar veriyor ve sekiz aylık zorunlu eğitimin ardından vaftiz oluyor.
“Babam Alevi inancına çok düşkündü. Annem de Alevi, ben
de Aleviydim. Şu anda eşim de Alevi. Onun ailesi de 1915’te Sivas’ta Ermeni bir
kız çocuğunu korumuş sonra ailesi gelip onu kurtarmış. Yani eşim kimliğimi açık
yaşamam konusunda destek oldu. O sayede vaftiz olmaya karar verdim.
“Babamın, dede ve ninelerimin bıraktığı mirası ben
üstlenmişim, onu devam ettiriyormuşum gibi bakıyorum. Ben hem dinim hem de
kimliğim için savaş veriyordum. Yani sadece inancım için vaftiz oldum diyemem.
İçimde yaşadığımdı, nasıl hissediyorsam önemli olan oydu ama yerine getirmem
gerekiyordu. Kilisede bana ille de cemaat üyeliği vermeleri şart değildi.
"Kendimi kilisede huzurlu hissediyorum. Ben babamın
hikayesini babamdan dinleyemedim. Kiliseye gidince etrafı seyrederim, babamın
görmesini çok isterdim buraları..."
Mahkemeden tescilli Ermeni oldum
Nazlı Esina, yıllardır sakladığı kimliğini bir anlamda vaftiz
olarak açık yaşamaya başlıyor ama devleti de ikna etmesi gerekiyor buna. Çünkü
4 yaşındaki oğlunu Ermeni okuluna yazdırmak istiyor. Ama önce Ermeniliğini
kanıtlaması gerekiyor.
“Azınlıkların azınlık okulunda okuması için Ermeni
olduğuna dair yazılı belge lazım. Ağızla söylemek yetmiyordu. Bizim de
Ermeniliğimize dair kayıt yoktu ki elimizde, dilden dile gelmiş. İşte mahkemeye
gittik, nüfus kayıtlarına bakıldı. Kazandık. Tescilli Ermeni oldum. Yıllarca
Ermeni olduğumuzu saklamışız, şimdi de Ermeniliğimizi ispatladık.
“Tabii benim durumumda çok mağdur var. Ama onlar
vazgeçiyorlar. İnsanlar devletle uğraşmaktan korkuyor. Sonuçta yıllardır
sakladığını yani kendini ifşa etmiş oluyorsun.”
Oğlu okula kabul edilince Nazlı Esina da oğlundan baba
dilini Ermenice’yi öğrenmeye başlamış.
“Oğlum dört yaşındaydı. Tek kelime Ermenice de
bilmiyordu. Okula bıraktım onu, sanki anneme emanet edermiş gibi. Hiç gözüm
arkada kalmadı. Harfleri, yazmayı, okumayı ondan öğreniyorum. Alfabesi çok zor.
Oğluma bazen tekrar ettiriyorum. 'Mama sen de hiç anlamıyorsun, sen bu yaşına
kadar öğrenememişsin ben mi sana öğreteceğim' diyor. Ama aslında çok zevk
alıyor bana öğretmekten."
Nazlı Esina her gün yeni bir kelime öğreniyor oğlundan,
günaydınla başlamışlar, yani pariluys... (NV)
100leşme yazı dizisinin diğer yazıları

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.